•••
Üst katta bulunan televizyon odamızda koltuğa uzanan Demirhan'a baktım. Eve az önce gelmiş üstümüzü değiştirmiştik.
Gecelik giymek yerine iddialı ve cesur bir iç çamaşır takımıyla odaya adım attım. Televizyonu açtığı için henüz beni görmemişti. L koltuğun köşesine koyduğum hasır sepetten gri bir battaniye alıp yanına yürüdüm.
Kenarda kalmış boşluğa oturup battaniyeyi açtım. Kendini geri çekerek elini karnıma sardı ve beni önüne yatırdı.
Gülümseyerek göğsüne sokuldum. Çıplak üst gövdesi fırın gibiydi. Boynuna dudaklarımı değdirdiğim gibi derin bir nefes almıştı.
Birbirimize dokunmamızla bile vücudumdan akım geçiyordu.
-"Sevgilim."dedim ona sokulmaya devam ederken.
Elini bel boşluğuma kaydırıp oradan kalçama indirdi.
-"Efendim çiçeğim."Sesi saçlarımın arasında dağılmış bana uyku hissi vermişti.
-"Bu akşam biraz keyifsiz gibisin sanki?" dedim sorarcasına.
Başımı kaldırıp dudaklarımı dudağının kenarına bastırdım. Yumuşak dudaklarını dudaklarımla buluşturunca iç çekerek elimi ensesine koydum.
Refleks olarak beline sarılan bacağımı tutup elini kalçama doğru kaydırdı. Okşayarak dudaklarımı yemeyi sürdürdü. Alt dudağını emerek dilimi gezdirdiğimde inleyip kasıklarını ittirdi. Pozisyondan dolayı aramızda boşluk vardı ve kasıklarıma denk gelmemişti.
Beni bir hamlede üstüne çekti.
Ne konuştuğumuz aklıma dank edince bedenimi ele geçiren şehveti bir çırpıda uzaklaştırdım. Adam beni bir saniyede ne hale getiriyor.
Dudaklarından ayrılıp ellerimi göğsüne koydum ve kasıklarının üstüne oturdum.
-"Cevabımı alamadım." dediğimde homurdandı.
-"Sonra veririm. Önce sen bana ver."diyince yanaklarım ısındı.
-"Pislik."Gülerek göğsüne vurdum.
Dudağı yukarı kıvrılırken okşayan elleri kalçamı kasıklarına bastırdı. Şortunun altından bile kendini belli eden sertliğine dayanamayıp sürtündüm.
Dudaklarımdan titrek bir inleme kaçarken göğsüm havalandı.
-"Odamıza gidelim mi ne dersin?" Yattığı yerden doğrulurken bana sarılınca boynuna uzandım.
-"Ya aklımı bulandırma. Konuşuyoruz."
Boynuma ilişip sıcak bir öpücük bıraktı.
-"Tamam bebeğim yatakta konuşuruz."
Televizyonu ve ışıkları kapatıp yatak odamıza yol aldı. Beni yatağa bırakıp şortunu çıkarttı ve boxer ile yanıma girdi.
Yatağın ilk soğuğuyla karşılaşıp Demirhan'a yapışınca gülerek bana sarıldı.
-"Demirhan?"
Yanağıma değen dudaklarını kıpırdattı.
-"Hımm?"
Ensesini okşarken başını çekip aşağı kaydı ve göğüslerimin üstüne yattı.
-"Yoksa sen bir...bir bebek mi istiyorsun?" İfadesiz yüzümle bunu sorduğumda ikimiz de bir an soluksuz kaldık.
Çünkü o konuyu konuştuktan sonra durgunlaşmıştı.
Kıpırdanıp belime kolunu doladı.
-"Yok...yani...senin de dediğin gibi zor olur."
Yutkunup ferah kokulu saçlarından öptüm. Kocaman bedeniyle koynuma girmiş yatıyordu. Gülümsedim.
-"Bebekleri çok seviyorum. Ama bir bebeğin daima annesine ihtiyacı olur. Anlıyorsun beni değil mi?"diye usulca sordum.
Başını salladı.
-"Haklısın. Gel uyuyalım." Geri çekilip kolunu açtı. Yaklaşıp göğsüne başımı koydum.
'
Geçtiğimiz günlerde Nesli ve Soner abinin evlenmesiyle , bizim de iş hayatına dönmemizle hayat sıradanlığına girmiştik.
İlk iş gününde akşam yemeğini dışarıda yemiştik. Nesli şimdilik Soner abilerin evinde kalıyordu. Yılbaşında birlikte olalım diye İngiltere'ye gitmemişlerdi.
Yani bir hafta sonra gideceklerdi. Ayrılmak zor olacaktı.
-"Aşkım şunu da oraya koy."
Uzattığım ışıltılı küreyi işaret ettiğim yere astı.
Sırıtarak yılbaşı ağacımıza baktım. Günlerdir istediğim büyüklükte ağaç bulamadığım için bir türlü yapamamıştık.
Ama şimdi hazırdı!
-"Bebeğim keşke biraz da başkalarına bıraksaydın."dediğinde gözlerimi devirdim.
Evimizin merdiven trabzanlarını ve farklı köşelerini yine yılbaşı süsleriyle donatmıştım.
Fakat ağacımız ayrı bir göz alıcıydı.
-"Şimdi buraları toplayalım."dedim ve çantaları iç içe geçirmeye başladım.
Yılbaşı gecesini dışarıda geçirmeyi planlarken Demirhan evde olalım diyince itiraz etmedim. Herkesi bizim eve davet etmiştik.
Evliliğimiz hala taze bile olsa biz sanki yıllardır evliymişiz gibi buna ayak uydurmuştuk.
-"Ben acıktım sanki ya. Yemek kaldı mı diyeceğim ama yiyemediğimiz aklıma geldi."
Salondan mutfağa yönelen Demirhan bana dönüp sırıtınca ona ters ters baktım.
-"Çok biliyorsan git annenin evinde ye delirtme beni! Öğreniyoruz işte. Herkes anasının karnından aşçı olarak doğmadı!"diye bağırdım.
Alt tarafı yemek çeşitleri deniyordum ve başarısız oluyordum. Ne var bunda canım?
-"Tamam karıcım kızma özür dilerim." Süt dökmüş kedi misali bana sokulmaya başlayınca elimle ittirip merdiven altındaki kilere ilerledim.
Dağınık kutuları çantaları oraya koyduktan sonra hala peşimde dolaşan Demirhan'a kaşlarım çatık halde baktım.
Pijamasının cebinde duran telefonunu aldım ve eline koyduktan sonra geri adım attım.
-"Dışarıdan yemek söyle. Ne de olsa benimkiler pek yenmeyecek halde değil mi?"
Attığım trip sonrası üst kata çıktım. Giysi odasında beni bekleyen ütüleri gördüğümde oflayıp omuzlarımı düşürdüm.
Ev hanımlığı ne zor işmiş.
Evimde bir hizmetli yada yardımcı istemediğim için her şeye yetişmeye çalışıyordum. Bir yandan şirkette yorulup evde çalışmaya devam etmek bir miktar beni düşürüyordu.
-"Sevgilim...Peri kızım." Arkamdan sarılıp ellerini karnımda birleştirdi. Benim izin vermemle tabii.
-"Özür dilerim."
Başımı salladım.
-"Sorun değil. Kötüydü zaten haklısın."
Saçlarımı topladığım için açıkta kalan boynuma kolayca ulaşıp uzun uzun öptü. Kokladı tekrar öpücüklere boğdu.
-"Senin elinden zehir olsa yerim güzelim kötü ne kelime? Sadece şaka yapıyordum."
Ağzımı açıp konuşacaktım ki alt kattan buraya kapının zil sesi ulaştı.
-"Kim geldi ki?"diye mırıldanarak merdivenlere ulaştık. Birlikte kapıyı açtığımızda karşımda gözleri kıpkırmızı halde Nesli duruyordu. Bakışları Demirhan'a kayınca başını eğdi.
-"Ne oldu ne bu halin? Birisi bir şey mi yaptı?"
Ben şoktan çıkamadan Demirhan Nesli'nin kolundan tutup içeri çekti. Ayakkabılarını çıkartırken ağlamaya başlamıştı.
-"İyi misin niye ağlıyorsun? Soner abi mi bir şey yaptı yoksa?"diye telaşla sorup yüzünü tuttum.
-"Hayır."dedi titrek sesiyle.
-"Güzelim korkutma bizi kötü bir şey mi oldu?" diye sordu Demirhan.
Nesli gözlerini gözlerime dikince farklı bir şeyler olduğunu anladım.
-"Şey...Demirhan biz biraz konuşalım. Endişelenme sen."dedim ve Nesli'nin koluna elimi koydum.
-"Ne demek endişelenme? Kocan olacak herif nerede?"dedi bağırarak.
-"Demirhan abi...lütfen...Peri'yle konuşmam gerek. Soner'i arama."dedi. Başını sallarken göz yaşları birer birer süzülüyordu.
Demirhan onun bu sözleriyle şişmiş göğsünü indirdi ve nefesini üfledi. Başını sallayınca Nesli'yi üst kata televizyon odasına soktum. Kapıyı kapattıktan sonra yanına oturduğumda elleriyle yüzünü kapatmış ağlıyordu.
-"Ay Nesli gerçekten endişeleniyorum! Soner abiyle mi ilgili? Neden böyle harap oldun sen?"
Saçlarını geri itip yanaklarını sildi.
-"Hamileyim ben."
Yüz mimiklerime kadar dondun. Kirpikleri dahi oynamıyordu.
Beni tutup dürtene kadar şoka girdim öylece kaldım.
-"Çüş!! Hamile mi?!!" Elini ağzıma bastırıp gözlerini büyüttü.
-"Bağırmasana!"
Elini çektiğinde aralık kalan dudaklarımla ona bakmayı sürdürdüm. Şaka mıydı bu?
-"Kızım hangi ara sevişip hamile kaldın?! Daha evleneli kaç gün oldu?" Ellerimi yanaklarıma bastırıp koltukta geriye yaslandım.
Fenalık geçirmelik bir durum.
-"Yeni değil."diye mırıldandı.
Hızlanan soluklarımla tekrar ona yaklaştım.
-"Ne zaman oldu? Yani...ne kadarlık?"
Dudağını ısırıp hıçkırdı.
-"Tamamen benim aptallığım. İlk kez geçen ay birlikte olduk. Filmde miyiz ilk sevişmeyle hamile mi kalınır dedim hap falan almadım. Daha bir kere oldu zaten. Annesiyle babasıyla aynı evi paylaşırken onunla asla sevişemezdim. Ama olmuş. Telaştan geciktiğimi fark etmedim.İki buçuk haftalık. Ne yapacağım ben Peri?" derken çok çaresizdi.
Onunla birlikte dolan gözlerime engel olamadım. İçi parçalanır gibi ağlıyordu.
Uzanıp sarıldım. Sözlerimin faydası yoktu. Ağlamasının dinmesini bekledim.
-"Soner abi bilmiyor değil mi?" Sorumu başıyla olumsuz anlamda yanıtladı.
Dakikalardır göz yaşı döktüğü omzumdan çekildi.
-"İşi vardı sabah çıktı hala gelmedi. Bende tedirgin olduğum için bu sabah o gittikten sonra gidip test yaptırdım."Sonlara doğru sesi titreyince omzunu okşadım.
-"Ağlama. Olan olmuş. Hem...o size verilmiş bir mucize. Ağlayıp üzülme."İstemsizce gözümden yaş süzülürken gülümseyip sildim.
Başını salladı.
-"Bilmiyorum. Anne olmaya hazır değilim. Bir bebeğe bakmaya hazır değilim. Beynim patlıyor sanki."
Ağlayarak yüzünü kapattığında derin bir soluk aldım.
-"Elini yüzünü yıkayalım. Önce bir sakinleş." Birlikte banyoya geçip yüzüne soğuk su vurmasına yardımcı oldum.
Rengi iyice beyazlarken endişe ediyordum.
-"Bir şey yemedin değil mi?" Gözleri bile halsiz bakarken ayakta zor durduğunu yeni fark ediyordum.
-"Yemeyeceğim. Eve gitmek istemiyorum. Halimi gördüklerinde ne diyeceğim? Soner de gelmek üzeredir. Of Allah'ım!" Banyo tezgahına tutup ağlamaya başlayınca belini tutarak ona destek oldum.
-"Tamam gitmezsin olur biter. Şimdi bunu dert etme. Ama tabiki Soner abiye söyleyeceksin. Onu buraya çağırırız. Yalnız konuşursunuz. Önce bir şeyler ye düşüp bayılman hiç iyi olmaz. Hadi."
Merdivenlerden indiğimizi gören Demirhan koltuktan kalkıp yaklaştı. Dikkatli bakışları ilk bana sonra Nesli'ye kaydı.
-"Sorun yok."dedim rahatlaması için.
Mutfağa yönelip onu masaya oturttum. Ardından paketten ekmek dilimleri çıkartıp buzdolabından malzemeler alarak ona hızlıca sandviç hazırladım. Meyve suyu verdikten sonra yanına oturduğumda Demirhan da gelmişti.
-"İyi misin? Soner'le ilgiliyse...konuşabilirim." dedi ve elini omzuna koydu.
Nesli başını iki yana salladı.
-"Değil."dedi yalnızca.
-"Yesin de konuşuruz."diyip kaş göz işareti yaptım.
Nesli ufak ufak zorla yedi. Ardından Soner abiye bizde olduğuna dair mesaj attı.
Salona birlikte döndük. Diken üstünde otururken gözleri dolup duruyordu.
Demirhan da daha fazla meraklanmaya başlamıştı. Ben ise hala sindirememiştim.
Hepimize kahve yapmış içeri geçerken kapı çaldı. Açtığımda Soner abi gülümsedi.
-"Naber yenge?"
Gergin olsam bile hafifçe gülümsemiştim. Elimdeki tepsiye dikkat ederek kapıyı kapattım.
-"İyiyim hoşgeldin Soner abi."
Ayakkabılarını çıkartmış kabanını asarken gözleri salonda oturan Nesli'yi buldu. Kaşları yavaşça çatıldı.
Yutkunup ilerledim. Pufların üstüne tepsiyi koyup usulca oturdum.
-"Canım ne oldu? Ağladın mı sen?" Yanına çöküp ellerini ellerinin içine aldı.
Nesli bir anda hıçkırınca yüzüm düştü.
-"Biz mutfağa geçelim mi?" dedim Demirhan'a.
İki kupayı alıp onunla mutfağa girdim.
Ben mutfakta durumu bir çırpıda söylerken şimdi öğrendiğine mutlu olmuş iki adam ve ağlamaya devam eden Nesli'nin yanındaydım.
Dakikalar üstüne sevinen adam sayısı bire düşmüştü.
Elbette Demirhan hamile olmasına mutlu olmuşken Nesli'nin buna ağlıyor olması Soner abiyi üzmüştü.
-"Bu gece burada kalın olur mu?"dedim.
Aklı karışmış dalgın halde oturan Soner abi başını belli belirsiz salladı. Yarım saat önce ki sevinç nidası sönmüş yok olmaya yüz tutmuştu.
-"Gel bir bahçeye çıkalım."
Demirhan sigara paketini alıp Soner abiyle birlikte bahçeye çıktı. Kapanan kapıyla Nesli'nin yanına oturdum.
-"İstersen odaya geç uyu dinlen. Sabah sakin kafayla düşünürsün."dedim.
Onaylayınca üst kata çıktık. Koridorun sonunda bulunan misafir odasının kapısını açtım. Hızlıca odamdan pijama takımı getirmiş vermiştim. Biraz daha konuştuktan sonra onu yalnız bırakmak için kalktım.
-"Sabahtan beri düşünüyorum."Pürüzlü sesini duyunca kapıdan çıkmadan ona baktım.
-"Galiba aldırmak en doğru karar. Daha önce hiç gitmediğim bir yere taşınacağım. Bu süreçte bir bebeğe bakamam. Çok erken...çok çok zor."dedi ağlayarak.
-"Sen bilirsin. Ama bu büyük bir sorumluluk. Eğer pişman olmayacaksan..." Devamını getirmedim. Düşen omuzlarım ve yüzümle arkamı döndüm. Kapıyı kapatacakken koridorda Soner abiyle yüz yüze geldik.
Gözlerimi kaçırdım.
Duymuştu. Gözlerinin dolu dolu fakat biraz da sinirle baktığını anlayınca yaklaşıp ona sarıldım.
Sırtını sıvazlarken göğsü titremişti.
-"Ona anlayışla yaklaş olur mu?"diye rica ettim.
Soner abi de Nesli de benim için çok değerliydi. İkisinin üzülmesi benim de üzülmem demekti.
-"Baba olacağım diye sevinemeden...onu kaybetmek zorunda olacağımı öğrendim. Buna nasıl anlayışlı olunur?" Yıllardır yan yana olduğum abi diye büyüdüğüm adamın sesi titrerken dudağımı ısırdım.
Gözlerimden damlayan yaşlarla merdivenden bizi izleyen kocamı gördüm. Galiba en az Soner abi kadar üzülmüştü.
-"Haklısın. İkiniz de haklısınız. Ona yanında olduğunu hissettir. Kendini çaresiz hissediyor. Eminim ki canına kıymak onun için de kolay bir karar olmaz. Konuş ikna etmeye çalışma. Zorla demiyorum sadece sakince düşünmesini sağla." dedim kısık tonda.
Başını salladı.
Kollarımı bedeninden ayırdığımda hafifçe tebessüm edip kolumu okşadı.
-"Sağ ol iyi ki varsın."
Gülümsedim. Islanmış yanaklarımı silip koridora döndüm. Arkamdan odaya girdiğinde ikisi için iyi dilekler diliyordum.
Bir kaç adım sonra sevdiğim adamın kolları arasına girdim. Başımı öpüp sıkıca sarıldı ve ardından kucaklayıp ayaklarımı yerden kesti.
Yatak odamıza girip kapıyı kapattı. Yatağa yatmamı sağlarken karanlık odada yüzümü kavradı ve dudaklarımı nazikçe öptü.
-"Gözlerinden yaşlar akınca dayanamıyorum." Her bir kelimesinde gözlerimden ayrı ayrı öpünce ister istemez güldüm ve boynuna sarıldım.
-"Üzülsem mi sevinsem mi bilemedim."dedim gülümsemem kaybolurken.
Burnumun ucunu öpüp boynuma sokuldu.
-"İkisinin hayatı. Biz karışamayız. Kararlarına göre ancak saygı duyabiliriz bebeğim."
Tenime ıslak dudaklarını bastırıp iç çekince her zaman olduğu gibi kasıklarımda yine akımlar oluştu.
-"Ya ileride pişman olursa?"diye soru yöneltirken saçlarıyla oynuyordum.
Boynumdan çıkıp göğüs arama gelene dek öpücüklerini eksik etmedi.
-"Ya iyi bir anne olamazsa?" diyince dudağımı büktüm. Düşündürücü.
-"Olabilir ama...of zor bir karar."dedim kaşlarımı çatarak.
İçim kararmıştı. Nesli'nin yerinde olmak istemezdim.
Göğüs oluğumu öpüp üstümden kalktı. İlk önce gecelik giyindim. Demirhan zaten hep boxer ile yatıyordu. Ben gelene kadar yatağı açmıştı.
Yorganın altına girer girmez göğsüne sokuldum. Açtığım saçlarımın arasını öptü ve bacağımı okşayarak karnına doğru çekti.
-"Aynı durumda olsaydık ne yapardık?" dedim sessizliği bozarak.
Tavana diktiği bakışlarını kıpırdatmadı.
Elimi yavaşça göğsünü saran tüylerde gezdirdim. Oradan şekilli karnına indim kaslarında parmaklarımı dolaştırdım.
-"Aylarca senin içinde büyüyecek. Bu durumda önce senin sağlığın önemli. Ruhsal açıdan yani. Bir diğer husus çocuk yapmak kolay. Zor ve hassas olan onu büyütmek. Bunlara göre karar verirdik. Seni hiçbir şeye zorlamam güzelim. Ama bana sorarsan...tabiki doğmasını isterdim."
Döndü ve alnıma dudaklarını bastırdı. Sıcak bedenine yapışıp gözlerimi kapattım.
Konuşacağımı anlayınca dudağımı okşayıp dudaklarıyla kapattı. Kısa ama hat safhada tutkuyla sonlandırdığımız öpücük başımı döndürmüştü.
Ateş basan yüzümü yeniden göğsüne yasladı.
-"Şimdi bunları düşünmeyelim boşver Peri kızım. Küçükler için uyku vakti geldi kapat gözlerini."
Kıkırdayıp karnını çimdikledim.
-"Öküz." demeyi ihmal etmedim.
Yorgun hissettiğimden uykuya dalmam zor olmadı. Düşünceli aynı zamanda huzurlu bir uykuydu.
•••
Günaydın ❤
Bölümü nasıl buldunuz?