تخطٍ إلى المحتوى

ZİNHAR

الفصل 13 · قراءة 11 دقيقة

ZİNHAR

الفصل 13

13

•••

Uzun zamandır normal seyrinde giden arabanın içinde sessizdik. Yorulmuş başımı omzuma doğru düşürmüş yolu izliyordum.

Demirhan'ın ara ara beni izlediğini biliyordum. Durdukça aldığımız soluklar ikimizin ciğerini de tıkıyordu biliyordum.

Ne yapıyorduk böyle?

Sessizliğimizi mi dinliyorduk?

-"Uykum geldi." dedim mırıldanarak.

En sonunda arabanın durduğunu hissettiğimde başımı kaldırdım. Bir tepeye gelmiştik. Şehirin ışıkları bütünüyle ayaklarımızın altında kalmıştı.

Büyüleyici

-"Üşüyeceksin." Aramızdan arka koltuğa uzanıp gömleğini aldı. Sanırım partiye girmeden çıkarmıştı.

-"Giyin." dedi ve kolumdan geçirdi. Gerisini halledip arabanın kapısını açmıştım ki çıplak ayaklarım aklıma geldi.

Bağcıklı topuklularım çantanın içindeydi. Ama çok üşeniyordum.

Demirhan arabanın önünden dolaşıp açtığım kapıya geldi. Boş boş bakıştığım ayaklarımı görünce nefesini üfleyerek beni tek hamlede kucağına aldı.

-"Ya dur bırak." diye formalite icabı itiraz ettim.

Kollarında olmak çok güzel.

Eski bir huzuru tekrar tatmanın hissini bilir misiniz?

Kalçamı arabanın ön kaputuna oturttu. Esen rüzgar beni bırakmasıyla kendini hissettirmişti. Gerçekten serindi.

Ona baktım. Bir sigara daha yakıp elinde telefonuyla tepenin ucuna ilerledi. Geniş sırtı eşliğinde bu manzarayı fotoğraflamak istedim.

Bakmaya doyamazdım.

-"Anahtarı koy bir yere beklemeyin." dediğini duydum.

Boğazım kurudu. Resmen baş başayız.

-"İyi tamam." dedi kapattı ve cebine sıkıştırdı.

Bacaklarımı karnıma doğru çektiğimde aşağıdan bir yerlerim görünür düşüncesiyle ellerimle pareoyu tuttum.

-"Neden buraya geldik?" diye sordum. Rüzgarda uçuşan saçlarımdan dolayı diğer elimle onları düzelttim.

Yavaş yavaş yanıma geldi. Belimden çektiği gibi bedenim bedenime denk geldi. Nasıl oldu bilmiyorum ama aralanan bacaklarımın arasında heybetli bedeniyle durmuştu.

-"Canım öyle istedi." derken dikkati bende değildi. Gözleri bedenimi okşar gibi üstümde geziniyordu.

Canın canımı çok yaktı.

Aldığım solukla kendime gerçekleri tekrar ettim.

Senden çok kolay vazgeçti

Unutma Peri

Göğsünden itekleyerek oturduğum arabadan indim. Bir şey söylemeye fırsatı olmadan ayağımı acıtan çakıl taşlarına basa basa arabanın içine oturdum.

Bu tepkimi anlamadığı için öylece kalmıştı. Sonra çok geçmeden gelip oturdu.

-"Geçmişimiz seni ele geçirmek istiyor. Bunu aşmadıkça-"

-"Sen suçluluk duygunla geçmişi alt edebiliyorsun. Ama benim hiçbir suçum yoktu. Ne vicdan azabım var...ne de tutunabileceğim başka bir his. Boşlukta bıraktın beni. Uçsuz bucaksız bir boşluk Demirhan." diyip ona döndüm. İleri doğru bakıyordu.

-"Sen şimdi bana ışık tutuyorsun diye,ben o yıllarca hapsolduğum boşluktan nasıl sıyrılabilirim?"

Aralık kalan dudaklarımı kapatıp ağrı saplanan göğsümü hissettim. Önüme döndüm.

-"Peri...eğer gerçekten senin çevrende olmamı istemiyorsan olmam. Bu benim için zor ama imkânsız değil. Yıllarımız böyle geçti. Eğer varlığım seni hırpalıyorsa yaklaşmam."

Tekrar kaçtığım konuya dönmesiyle avuç içlerim terledi.

-"Konuşmak istemiyorum eve gidelim." dedim sadece.

-"Cevabını vermeden gitmeyeceğiz."

Göğsümü havayla doldurup dudaklarımı ısırdım. Sıkıştırılınca geriliyordum.

-"Sen olsan...seni yarım bırakmış birini affedebilir miydin?" diye direkt sordum.

Ona dönük duran yüzüme büyük avucunu yerleştirdi. Yanağım tam olarak avucuna oturdu. Usulca parmağıyla gözümün altını okşadı.

Bu şekilde beni yaktığını bilse yapmazdı.

-"Eğer ondan başka yola çıkamıyorsam affederdim. Eğer karşımdaki beni hala ilk gün ki gibi seviyorsa evet affederdim. Peri benim senden başka sığınacak bir evim yok. Olmadığın yerde durasım gelmiyor. Geriye ne kadar ömrüm kaldı bilmiyorum ama tek bildiğim kalan ömrüm bir günse bile onu seninle geçirmek istediğim."

Söylediklerini hiç düşünmeden tekrar edebilirdim. Nasıl olur da aynı hissedebilirdik?

Dolu dolu bakan gözlerimi izlerken yüzünü biraz daha yaklaştırdı. Şimdi soluğu soluğum olmuştu.

Karnım yanıyordu.

-"Eğer içindeki savaşa son veremiyorsan sadece kalbini dinlemeye çalış. Ama...orada bana dair hiçbir iz kalmadığını düşünüyorsan söyle olur mu? Yemin ediyorum gözümü gözüne değdirmem." derken boğuk erkeksi sesine yüreğim dayanamadı. Gözlerimden iki damla yaş süzüldü.

Parmak uçlarıyla yaşları silip alnını alnıma dayadı.

Allah'ım bu hasrete dayanma gücünü veren sensin yalvarırım doğru yolu da göster.

-"Ağlama. Seni yeterince ağlattım."diye fısıldadı.

Gözlerimi usulca kapattım. Ona onu istemediğimi söylersem,yıllar önce yaşadığım acının iki katını yaşardım.

Peki ya kalbimi dinlersem?

Ne olurdu ki? Tekrar eskisi gibi mi olurduk?

Yılların büyüttüğü kalplerimiz yedi yıl önceki gibi birbirini okşar mıydı?

Peki ya biz aynı insanlar mıydık?

-"Bilmiyorum. Her şey çok üst üste geldi. Ne düşüneceğimi...yada ne istediğimi bilmiyorum Demirhan." dedim zar zor.

Ona bu şekilde açık kapı bıraktığımın farkındayım. Olması gereken buydu. Demirhan'a suç yüklemiyordum. Kızmıyordum. Benim için neler yapabileceğini biliyordum.

-"Haklısın...üzerine geliyorum biliyorum ama...seninle konuşmak istiyorum. Sürekli sesini duymak istiyorum. Gökyüzü gibi nefes veren gözlerin sadece beni görsün istiyorum." diye sözlerini sürdürdü.

Aynı zamanda yanağımı okşadığı için ve yıllar sonra var olan yakınlığımızdan dolayı sözlerini çok zor duyuyordum.

Kokusunu doya doya içime çektikten sonra kendime gelebilmek için başımı geri çektim. Ama fazla uzaklaşmadım.

-"Yıllar geçti. Neden hayatına bakmadın? İstesen yapardın." diye sordum bilerek.

Aramızda cansız şekilde duran elimi ellerinin arasına alıp dudaklarına doğru yükseltti.

-"Kalbime senden başkası girmemişken...ellerim de değmesin istedim."

Dedi ve gönülleri fethetti.

Sanırım ben buradan ayrılıyor ve öteki tarafa geçiyorum.

-"Beni böyle mi kandıracaksın?" dedim hafifçe kıvrılan dudağımla birlikte.

Dalga geçtiğimi anlamış minicik gülümsemişti.

-"Hayır seni kandırmayacağım. Gerçekleri söylediğimi biliyor ve inanıyorsun."

Usul usul başımla onayladım. Neydik ne hale geldik.

-"Artık gidelim mi?" Bakışlarım ellerinde olan ellerimdeydi.

Ellerimi tekrar öptüğünde göğüs kafesim sıkıştı.

-"Gidelim." dedi ve ellerimi bırakıp arabayı çalıştırdı.

Yazlığa geri geldiğimizde bahçeden bizimkilerin sesleri geliyordu. Hala yatıp uykuya düşmemiş olmaları şaşırtıcıydı.

Kapının önünde zile bastığımız sırada üzerimde Demirhan'a ait olan gömleği çıkartıp ona uzattım.

Verdiği nefesten yaptığımdan hoşlanmadığı belli olsa bile sesini çıkartmadı.

Kapıyı açan Kumru'yu gördüğümde gülümsedim.

-"Selam." diyerek içeri adım attım.

-"Selamlar selamlar." derken imalı süzmeleri ikimizde dolaşıyordu.

-"Ne yapıyorsunuz?" dedim içeri doğru yürüdüğümüz sırada.

-"Bahçeye yerleştik. Okey oynuyoruz." diyip güldü.

-"Bensiz?" dediğim sırada bahçe kapısından onlara bakmıştım.

-"Hoşgeldiniz kaçaklar." dedi Soner abi.

-"Üzerimi değiştirip geliyorum." Arkaya döndüğümde Demirhan'a çarpmama az bir mesafe kalmıştı.

Önden geçmem için kenara kaydı. Ardından peşimden geldi. Birlikte üst kata çıktığımızda ister istemez başımı çevirmiştim. Gelip yakınımda durdu.

Göğsünden yayılan enerjiyi hissedip kocaman kaslı gövdesine bakmak insana ateş veriyordu. Şöyle dursam izlesem diyordunuz.

-"Ne oldu?" diye sordum kahvelerine bakarak.

Dudaklarını aralayıp geri kapattı. Baktığı yer yangın yeri oluyordu. Yutkunmaya çalıştım. Dilim damağım kurudu.

-"Baktıkça bakasım geliyor. Sen var ya..."dedi elini yanağıma koyup bir iki saniye kadar sustu.

-"Nasıl bir şeysin bilmiyorum.Sevdikçe sevesim geliyor."

Utançtan al al olan yanaklarımla başımı eğdim. Hafif bir basınçla geri kaldırdı ve biraz daha yaklaştı.

-"Çok güzelsin. Ne bakmaya ne de sevmeye doyamıyorum." diyip sıcak dudaklarını alnıma bastırdı.

Baştan ayağa titrediğimi hissettim.

Böyle şeyler söylemesin! Dayanamıyorum.

-"Beni utandırıp durma." diye mırıldandım. Sıcaklığı yükselmiş yanağımı avuç içiyle okşadı.

-"Eskiden seni sevmemi isterdin. Sevgimi dinlemeyi severdin."

Seven Demirhan olunca nasıl istemem ki?

Masal gibi rüya gibi anlatır ruhumu havalara çıkartırdı. Bende küçük bir çocuk misali sürekli hadi beni sevsene diye onu bıktırırdım.

Ama çok güzel anlatırdı.

Bunu unutmamış.

-"Evet...şey...dediğin gibi eskidendi." diye toparlanmaya çalıştım. Bütün bedenim ona tepki verdiği için dağılmam hatta ona erimem hiç uzun sürmüyordu.

-"Hala aynı olduğunu görmekte zorlanmıyorum." Alay eden sesiyle kaşlarımı çattım.

Ona olan zaafım dışardan çok mu belli oluyor ya?

-"Sana çok yüz verdim." Göğsüne vurduğum ellerimi kolayca kavradı. Bir yandan güldüğü için sinirim kalıcı olamıyordu.

-"Şaka yaptım kızma." Bir eliyle ellerimi tutarken diğer elini bel oyuntuma kaydırdı.

Aldığım solukla bakışları göğüslerime düştü. Göğsünden çıkan hırıltıyı işittim.

-"Sapık mısın?" Ellerimi kurtaramadığım için kapatamadım.

Değişen mimikleri ve nefesiyle ellerimi serbest bıraktı. Boğazını temizledikten sonra arkasını döndü odasına girdi.

Bende vakit kaybetmeden girmiş üzerimi çıkartmıştım. İnce askılı uçlarından fırfırlar geçen pijama üstünü giyindim. Takımı olan fırfırlı şortu da giydikten sonra makyajımı banyoda güzelce temizledim.

Tatilimizin sonuna gelmeden boş anlarımızın tadını çıkarmak için bahçeye kuruldum. Neredeyse sabaha kadar okey oynamıştık.

Ertesi gün yine en son uyanan ben olmuştum. Artık bavul toplama günümüzdü.

-"İstifa edip güneye yerleşsem...kenara koyduğum paramla sanırım üç gün yaşayabilirim." diye tahminde bulundum.

Nesli kıkırdayarak bana sırtını döndü. Saatler önce uyandığını söylemesine rağmen yanımdan kalkmamış telefonuyla oynuyordu.

-"Ben gittikten sonra özellikle Soner abiyi uzun süre görmek istemiyorum." dedi.

Yan dönüp dirseğimi yatağa dayadım ve yanağımı tuttum. Saçım başım dağılmış değişik ruh halime rağmen en zevklisi yatakta yaptığımız muhabbetti.

-"İlk kez bu kadar imalı durumlarla karşılaştınız. Ama merak ediyorum. İçindeki ses ne diyor?" diye sordum.

Telefonunu kilitleyip karnına bıraktı.

-"Bilmiyorum. Çok saçma. Yani...Soner abi bu." diyip kaşlarını çattı. En azından düşünüyordu.

-"Belki bir elektrik...kıpırdanma vardır." dedim sırt üstü döndüm.

-"Titreşim de olabilir." diyince aynı anda kahkaha attık.

-"Bunu düşünmek istemiyorum. Hadi kalk son günümüzü yatarak geçirmeyelim." dedi. Sanki uyandığından beri yatan o değilmiş gibi.

Doğrulup gözlerimi ovuşturdum. Ardından biraz sosyal medyada dolaştım.

Nesli duş alıp geri geldiğinde ancak kalkmıştım. Saat öğleden sonra 3'ü gösteriyordu. Baya günün yarısını uyuyarak geçirmişim.

Acaba Demirhan uyanmış mıdır?

Of Peri of.

Banyoya girip çıkmam 20 dakika sürdü. Saçlarımı klima altında düzleştirmiş çıplak bedenime elbise geçirmiştim. İç çamaşırı giymediğimin farkındayım. Yalnızca duruma göre giyineceğim.

Merdivenleri inerek neredeler diye baktım.

Salonda Sedat,Soner abi ve Nesli vardı. Geri kalanımız bizden önce kalkmış ve bizim uykumuzu bölmek istemedikleri için kahvaltıya gitmişlerdi.

-"Siz çok aç değilseniz gevrekle falan geçiştirelim. Akşam yemeğine erken gideriz." diye fikrimi söyledim.

Gece yola çıkacaktık.

Herkese geniş kaselerde Nesli ile hazırlarken hala uyumakta olan Demirhan'ın uyandırılması gerekiyordu.

-"Ben gitmem dedim."

-"Ya Peri sanki can attığını bilmiyorum. Git işte uyandır. Öperek uyandır demiyorum seslen gel." diyip beni mutfaktan dışarı attı.

Nesli'ye söylenerek üst kata çıktım.

Az önce giyinmiş olduğum şortlu pijama takımıma terleyen avuçlarımı silerek odaya yaklaştım. Kapı aralık duruyordu.

Önce bir kaç kez tıklattım. Ses gelmedi. Haliyle ismini seslendim.

Kış uykusuna mı yattı ne yaptı diyerek başımı içeri doğru uzattım.

Deli yatmak buna deniliyor.

Yatakta yüz üstü yatmış başının üstüne yastığını koymuştu. Bir insan nasıl böyle uyuyabilir?

Üzerinde sadece şortu vardı ve örtüsü yerdeydi. Yatakta böylece uzanmış yatıyorken bedeninin seksi görünmesi hiç adil değil.

Uğraşsız bir karizması var.

-"Demirhan? Uyansana." Uzaktan uzağa omzunu dürttüm.

Kalıbımı basıyorum ki şuan uyanık. Onu uyandıranın ben olduğumu duyduğu için gıkını çıkartmıyor.

-"Demirhan abi kahvaltı yapacağız. Yatakta açlıktan bayılmak istemiyorsan kalk." dedim ve arkamı döndüm.

Daha bir adım atmadan belimden çekildiğim gibi kendimi sırt üstü yatakta buldum. Sanırım çığlığım alt kata ulaşmıştır.

-"Başlatma abine de sana da." diye homurdandı.

-"Ay deli misin?! Aklım çıktı." İnsan öyle çekilir mi ya?

Ellerim karnımda put gibi yattığımı fark edince kalkmaya yeltendim ama izin vermedi. Yan dönüp belime kolunu sardı.

Nefes almıyorum desem?

-"Rüyaymış gibi yapsak olmaz mı?" Uykulu mırıldanışıyla ona baktım. Gözleri yarı açık dururken başını omzuma bıraktı.

Ağzım açık kaldım.

Sesindeki tınının güzelliğine mi düşsem yoksa şuan neredeyse göğsümde yatıyor oluşuna mı?

İradem.

İradem neredesin?

-"Kalkar mısın?" derken zorlukla yutkundum. Bedenim kaskatı kesilmişti.

Beni böyle yaparak zora sokuyordu. Ondan sonra aklımı toparlayamıyordum.

Kolunu göğüslerimin altından geçirip biraz daha sıkı sarıldı.

-"İki dakika." dedi neredeyse uyuyordu.

Hareket etmeyen ifademle gözlerimi yumdum. Hiçbir şey hissedemeyecek kadar gerilmiştim.

Ben yıllar boyunca çektiğim acıyı şimdi yenilmek için çekmemiştim ki.

İstediği zaman git istediği zaman gel mi olacağım?

-"Bırak dedim." Buz gibi sesimi duyduğunda kolunu bollaştırmıştı. İttirerek yataktan fırladım.

İlk iş yüzüme soğuk su çarpmak oldu. Elim yüzünü yasladığı omuz kenarımda kaldı.

Hızlanan soluklarımı aklımdan silmeye çalıştım. Onunla karşılaşmamak için hızlıca alt kata dönmüş yemeye koyulmuştum.

Bir yandan Erdem'le mesajlaşmış dün geceden kalan olayı halletmiştim. Açıkçası Erdem pek durumu umursamayınca benim de içim rahat etmişti.

Sonrasında standart süslenme zamanımız gelip çatmadan önceki saatler pılımızı pırtımızı toplamıştık. Herkes evdeyken evi toparlamak kısa sürünce ilk duşa giren ben oldum.

Saçlarımı hafif dalgalarla şekillendirip sade bir makyaj yaptım. En sona kalan kombinimi üzerime giyindiğimde hazırdım.

Altına elbiseye uygun kısa topuklu bir sandalet giyinmiş çantamı hazırlamıştım.

Dışarıda yediğimiz son akşam yemeğinde gözlerinden sinir saçılan Demirhan'la hiç ilgilenmedim. Hatta yokmuş gibi davrandım. Haliyle bu onu iyice deliye çevirmişti. Her şeye söylenip küfür saydırmıştı.

Yazlığa geri döndüğümüzde saat gece yarısına gelmek üzereydi.

Bavulları erkekler yerleştirirken biz üzerimize rahat kıyafetler giymek için odamıza çıkmıştık. Kenara ayırdığım fazlaca pembe kombini giyinmeden iç çamaşırlarımı değiştirdim.

Ardından takımı giyindim.

Şortun takımı olan sweati elime alarak çıkarttığım kıyafetleri çantama sıkıştırdım. Ayakkabıları da diğer elime aldım ve evden çıktım.

Görünen o ki yine bana komplo kurulmuş. Bavulum Demirhan'ın arabasındaydı.

İçimden söylene söylene bagaja eşyalarımı sıkıştırdım.

-"Gel koyun koyuna uyuyalım." Nesli gelirken olduğu gibi arka koltuğa yayılma aşamasındaydı.

İtiraz etmeden yanına sıkıştım. Şimdi uyursam ilerleyen saatlerde daha dinç durabilirdim.

Kıkırdayarak birbirimize sarıldığımızda ön koltuklara doğru kalçamı yaslamış uyku moduna geçmiştim.

Demirhan'ın telefon sesiyle yeni daldığım uykumdan uyandım. Başımı geri çevirdiğimde bir yandan yola bakıp diğer yandan telefonunu arıyordu.

Saçlarımı geri atıp dizlerimin üstünde öne döndüm. İki koltuğun arasına sıkıştığımda bana bakmıştı.

Bu ne yakınlık?

-"Şurada bir yerde olması lazım baksana."

Ön koltuğa çantalarımızı yığdığımız için karışıktı. Önce hırkaları ve küçük yastığı kaldırıp Nesli'nin ayaklarına attım. Ardından çantaları kaldırdığımda en altta kalmıştı. Tüm bunları yaparken Demirhan'ın omzuna yaslanmış öyle eğilmiştim.

Uzattığım telefonunda annesinin araması vardı. Açmasını beklerken sağ koltuğa kolumu yaslayıp öyle durdum.

Arabada oturan çocuklar gibi iki aradan sarkmış duruyordum.

Telefonunu yerine takıp yola döndü.

-"Efendim annem?"

-"Oğlum annem çıktınız mı?" diye sordu.

-"Evet bir saat oldu."

Kıpırdanan dudaklarından başlayıp çehresinin her bir yanını inceledim. Yüzü sanki özenerek yaratılmıştı. Her bir ayrıntısı saatlerce çalışılmış eser gibi kusursuzdu.

Aklımı kaçıracağım.

-"Şey diyeceğim oğlum. Telaş etme dikkatin dağılmasın diye aramadım ama ablanın sancısı gelmişti-"

-"Ne diyorsun erken değil mi daha anne?" Bir anda arabayı kenara çekmesiyle öne uçmadan koltuğa tutundum.

-"Evet ama ne yapalım oğlum. Aman dikkatli sür. Elvin çok iyi. Çok güzel bir kızımız oldu." derken mutluluğu sesine yansıdı.

Ay Elvin abla hamile miydi?

Demirhan gülümseyip ensesini sıvazladı.

-"Bir sorun yok değil mi eminsin? Ünsal abi burada mıydı?" diye sorduğu kişi Elvin ablanın eşi diye hatırlıyordum.

İster istemez bende sevinmiştim.

-"O da yolda ancak üç güne burada olur."

Bir kaç kelime daha konuştuktan sonra kapatarak arabayı çalıştırdı.

-"Hamile olduğunu bilmiyordum." dedim bir anda.

Başını hafif sağa çevirdiğinden yüzlerimiz fazla yakın olmuştu. Çok sürmeden önüne döndü.

-"Görüşmediğin için normal."

Acaba kimin yüzünden görüşmüyorduk?

-"Senin yüzünden görüşmüyor olabilir miyiz?" İçimde tutacağıma dışımdan söyleyeyim dert olmasın dedim.

Geri yaslanacakken uyuyan Nesli'yi hatırlayıp olduğum yerde kaldım.

Verdiği sesli nefesle geniş omuzlarını düşürdü.

-"Haklısın." dedi yenilgi hissi veren bir tınıyla.

Ne güzel tartışırdık sustu.

Bende bir şey söylemedim. Nesli'den kalan ufak boşluğa sıkışarak kısa süreliğine uykuya döndüm.

•••

Merhaba iyi geceler ❤

Bölümü nasıl buldunuz?

Sizce Peri artık duvarlarını yıksın mı dersiniz?

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.