تخطٍ إلى المحتوى

ZİNHAR

الفصل 11 · قراءة 11 دقيقة

ZİNHAR

الفصل 11

11

•••

Kahvaltı yaparken her şey normal seyrindeydi. Yalnızca Batı abinin gerginliğinden dolayı Kumru tedirgin olmuştu.

-"Biz bir bakalım gelelim." dedi Nesli masadan kalktığı gibi.

-"Neye?" dedi Kumru.

Öyle söyleyince Nesli'ye döndüm. Batı abi ağzımızın içine bakıyordu. Kumru anlayacak diye ödü kopuyordu.

Bir kaç gün önceden mekan sahibiyle konuşmuş organizasyonu ayarlamıştı.

-"Şeye...ımm kalabalık mı ona bakalım. Hadi kalkın."

-"E biz de gelelim." dediğinde Kumru'nun elini tuttu Batı abi.

-"Ya hayatım gitsin gelsinler boşver." dedi.

Ne saçma bir bahane diye içimden gülecekken aklıma yine olmaması gereken olay geldi.

Toparlanıp restoran bölümünden çıktık ve ahşap yoldan kumsal bölümüne yöneldik. Arkamdan Demirhan'ın yürüdüğünü bilmek bana adımlarımı unutturuyordu.

Deniz kenarının bir bölümü boşaltılmıştı. Demirden yapılma arka fon çemberi beyaz çiçeklerle kaplanmış çok güzel görünüyordu. Bir kaç uzun demire beyaz tüller sarılmıştı ve rüzgarda uçuşuyorlardı.

Burası fazla yoğun bir plaj değildi ama bu organizasyon dikkat çekmiş olmalı ki insanlar dönüp dönüp bakıyordu.

Koca koca Marry Me yazısını oluşturan harfleri ellerimizde tuttuğumuzda yanımızda iki tane daha çalışan vardı. Çok uzun sürmedi.

Meraklı olan Kumru sayesinde direkt bu tarafa gelmişlerdi.

Güzel ve eğlenceli anlar olmuştu çünkü Kumru gerçekten şok yaşamıştı.

Patlatılan şampanyaları yudumlarken şezlonglara yerleşmiştik. Kumru mutluluktan kıpır kıpırdı. Batı abi çok güzel bir pırlanta almıştı.

-"Çok sıcak değil mi sizcede?" dedim vücuduma güneş kremi sürerken.

-"Evet aşırı." dedi Aslı.

Çoktan elbisemi çıkartmış kremleniyordum. Bu esnalarda Demirhan'a bakmamıştım. Çok utanıyordum.

Aslında yanında böyle olmak dahi utandırıyordu. Nihayetinde yarı çıplaktım. Başkalarından değil de sadece ondan utanıyor olmam şaka gibiydi.

Gece hakkında ne düşündüğü meçhuldü. Umarım cidden sarhoşluk yüzünden olduğunun farkındadır.

-"Denize girelim." dediğimde aradan yarım saat geçmişti.

Sedat ve Soner abi de bize eşlik ederken yalnızca Demirhan'la Batı abi ve Kumru kalmıştı.

Biraz yüzüp denizden çıkmış güneşlenmek için yatmıştık. Güneşlenirken Erdem ile konuşuyordum.

O da buraya gelmişti. Onu ektiğim için bana tripliydi ama kendimi affettirmiştim.

Akşama bir havuz partisi olduğunu söyledi. Bizi de davet ediyordu. Kendisi tam bir ortam çocuğuydu. Bizimkilere söylediğimde onaylayan tarzda cümleler kurmuşlardı.

Oturduğumuz yerde yalnızca Aslı,ben ve Demirhan kaldığımızda çaktırmadan ona baktım. Aramızda boş bir şezlong vardı. Bana doğru oturmuş telefonuna bakıyordu. Bir arkamızda olan grup yalnızca kızlardan oluşuyordu. Gözlüklerimin altından onlara baktım.

İşveli cilveli gülüşlerle Demirhan'ı süzüyorlardı. Kaşım otomatik olarak havalandı.

-"Gidip bir şeyler içelim mi?"

Bakışlarımı kızlardan alıp Aslı'ya baktım.

-"Olur." dedim. Durdukça içime tuhaf hisler dolacaktı. En iyisi uzaklaşmak.

Telefonumu elime alıp ayağa kalktım. Üzerimize bir şey giyinmeden kenardan yürümeye başladık. Aklım gerideydi.

Köşeyi dönecekken refleks halinde öylesine döndüm. Aynı anda gözlerim kısıldı.

-"Yok artık." dedim.

Kızlardan birisi saçlarını savura savura Demirhan'ın yanına oturdu.

-"Ne oldu be? Vay şırfıntı fırsat kollamış. Eh ama bu adama bakmasınlar da kime baksınla-"

-"Ne diyorsun sen ya?! Aman banane neyse boşver." Belinden iteklediğimde sinirden soluğum bile hızlanmıştı.

Saçmalama Peri.

-"Eminsin?" dedi sorarcasına.

-"Evet!" dedim sert bir tavırla.

Geldiğimiz bar bölümünden soğuk birer kokteyl aldık. Oturduğumda bacağımı sallıyor dudaklarımı kemiriyordum.

-"Orada devam edelim istersen. Sen pek bir gerginsin."

Alay ediyor oluşuyla kaşlarım çatıldı.

-"Hiç de bile. Beni ilgilendirmiyor."

Ne içtiğimi bile anlamadan oradan kalktık. Ne yalan söyleyeyim içim içimi kemiriyordu.

Geri döndüğümüzde Demirhan yalnızdı. Diğerleri hala denizdeydi. Yanına gelen kız da kendi yerine geçmiş uzanıyordu.

-"Demirhan abi ne güzel bronz oldun ya."dedi Aslı sonra bana döndü.

-"Ben hala kırmızıyım." diyip yüzünü astı.

Bizden daha beyaz olduğu için teninin kırılması daha zor oluyordu. Ve evet Demirhan'ın ten rengine söyleyecek söz yoktu.

-"Bembeyazsın kızım yatıyorsun güneşin altına tabi kızarırsın." dedi Demirhan sigarasının dumanını üflerken.

Aslı kendi yerinde değil de ortamızdaki şezlongta oturmuştu. Kaşlarını kaldırıp Demirhan'a doğru hafifçe eğildi.

-"Giderken gözüme çarptı da arkadaki kız ne iş yanına geldi?"

Şurdan bir tane çarpsam ona rahatlarım.

İçimden saydırırken Demirhan'ın bir saniyeliğine bana dönen bakışlarını görüp kafamı denize çevirdim.

-"Bir iş yok Aslı ne öyle kaş göz yapıyorsun?"dedi kısık sesiyle.

Çenemi dikleştirip umursamıyormuş gibi görünmeye çalıştım.

-"Sordum ya ne tersliyorsun?" Aslı gülümseyerek oradan kalktı yerine geçti. Sonrasında diğerleri gelince biraz daha güneşlenmiştik.

Eve dönüş yolunda evin kapısına koşan bendim. Çünkü banyo sırasını almak istiyordum. Ama öyle oldu mu? Olmadı.

Kolumdan tutup çocuk gibi beni çekiştire çekiştire eve doluştular. En son çekip kapıdan kaçan Nesli yüzünden geri tökezlediğimde sırtım bir gövdeye çarptı.

Acaba kime?! Acaba!

Şansıma küçük sözler söylemek istiyorum.

-"Siz var ya çok kötüsünüz çok!" diye bağırırken kendimi toparlayacaktım ki Demirhan'ın elini karnımda hissettim.

Sertçe yutkundum. Bu adam bana temas ettiğinde put gibi hareketsiz kalıyordum.

-"Her seferinde seni tutacağımı sanmıyorum." dedi kulağıma doğru.

Tuttuğum nefesi yavaşça verdim. Ardından başımı yan çevirdim. Bu hamlem yüzlerimizi yakınlaştırmıştı.

-"Peşimde dolaştığını söyleyen sendin. Sanıyorum ki her seferinde tutarsın." Kime laf soktum inanın bilemedim.

Hafifçe güldü. Bana bir ateş bastı.

-"Sen istersen kucağımda da taşırım." der demez yüzüm hiç olmadığı kadar yanmaya başlamıştı.

Kahretsin.

-"İyi alıştın sen." Sinirle mırıldandığımda ne dediğimin farkında değildim.

İlerleyip havalı havalı yürüyeyim dedim. Yine olmadı.

Bileğimden çektiği gibi dejavu olacak şekilde göğsüne yapıştım. Aynı saniyesinde ellerimi göğsüne koyarak geri çıktım.

-"Sürekli bana dokunmaktan vazgeç artık. Yıllardır nasıl uzak yaşıyorsun öyle devam et Demirhan."

-"Yaşayabiliyor muydum diye sorsana?"dedi ve üstüme doğru bir adım attı.

Hafif nemli saçlarıyla kısık bakışlarıyla üstten üstten bana konuşurken hiç irade gösteremiyordum.

Bu adam neden karşı konulamayacak kadar yakışıklı?!

-"Kararlar alırken düşünecektin."

Dudağını diliyle ıslatıp kalbime ufak çaplı bir spazm yaşattı.

-"Peri senin için yaptığımı artık biliyorsun."

Eğer istesem bu saçma konuşmaları yakınlaşmaları kökünden kesip atabilirdim. Bir yanım sesini dahi duymak istemezken diğer yanım çoktan varlığına alışmış dinlenmeye çekilmişti.

-"Neden şimdi biliyorum? Neden yıllar sonra? Bilmeden pekâlâ yaşamaya devam edebilirdim! Neden şimdi?" diye sesimi yükselterek ona kızdım.

Bileğimi bırakarak omuzlarını düşürdü. Ona bakacağım diye boynum ağırmaya başlamıştı.

-"Öğrenmene Doruk sebep oldu. Evet ben gelip sana gerçeği anlatamazdım. Çünkü o senin kardeşin ve...benden nefret etmen daha kolaydı. Kardeşine kızgın yaşayamazdın. Bende böyle olsun istemezdim."

Etrafa bakarak sakin olmaya çabaladım. Kapının önünde konuştuklarımıza bakın.

-"Benden ne istiyorsun?" diye tane tane sordum.

Çenesi kasıldı. Dudaklarını aralamadan bir kaç saniye geçmişti. Tekrar hamle yaptığında hareketsiz kaldım. Elinin tersiyle yanağımı yavaşça okşadı. Dokunuşu belli belirsiz tüy gibiydi. Sanki bunu yaparken zorlanıyor gibiydi. Sertçe yutkunmuştu.

-"Benim senden bir şey istemeye yüzüm yok. Ama eğer sen istersen...hep yanında olacağım."

Bakışlarım yüzünden göğsüne düştü. İçime bir şeyler oturmuştu. Ben aklıyla kalbimi her noktada çakıştıran birisiydim. Yıllardır kendime hep aklımı dinlemem konusunda uyarılar yapmıştım.

Kendimi mutlu edecek ne yapmıştım?

Mutlu olmaya isteğim kalmış mıydı ki?

-"Demirhan..." Dudaklarımı birbirine bastırıp yeniden araladım.

-"Sen bu dediğine inanıyor musun? Onca yılı unutup sana geleceğimi mi sanıyorsun?" dedim hafif çatık kaşlarımla.

Aldığı nefesi sertçe üflerken elini belime koyarak ittirdi. Adımlarına uymamın sonucu olarak yazlığın görüş açısında olmayan sağ duvarının altına geçtik. Sokak duvarıyla yazlığın duvarı arasında az bir mesafe vardı. Sırtım yazlığa yaslı durduğumda Demirhan önüme geçti.

-"Kendimi affettirmeme izin ver. Zor zamanlardı biliyorum. Sensiz yaşamak benim için de çok zordu. Ama zamanı geri alamam."

İçimde bir şeyler vardı. Yakıcı bir şeyler.

Karşımda af dileyen adama karşı hissettiklerim hep bastırılmıştı. Ama yok sayılacak kadar az değildi.

-"Ben artık seninle nasıl yaşanır bilmiyorum. Sana döndüğümde gitmeyeceğinden bile emin olamam. Hayatımda yüz üstü bırakılmayı bana yaşatan ilk insan sensin Demirhan." dedim içim acıya acıya.

Halbuki şimdiden hayali zihnime sızmıştı. Hayal mi hasret mi bilmiyorum.

Ona sırtımı dönüp gitmek çok zordu. Nefes almadan döndüğümde bir adım atamadım. Kaslı kolu belime sarıldı. Yüzü omzuma yaslandı. Neredeyse iç içe geçmiş denecek halde bedenime sarıldı.

-"Gitme şöyle. Gözlerini görüyorum. Kendinle savaşıyorsun."

Biraz daha böyle durursa kolları arasında süzülüp yere düşecektim. Kalbim çok fena hızlanmıştı.

-"Yok öyle bir şey. Bırak beni." dedim zar zor.

Parmak uçları karnıma baskı yaparken soluğum ciğerlerimde sıkışmış kalmıştı.

-"Beni gerçekten istemediğini söyleyebilir misin?"diye fısıldadı. Kulağımın arkasına ılık nefesi vurdu. Çektiği iç çekişleri kokumu solumak içindi. Farkındaydım.

-"Ya ne sıkıştırıyorsun?! Allah Allah ya! Çeksene sen kolunu." Yüzümün ısısı 40 dereceye ulaşmıştır diye düşünüyorum.

Kolunu bollaştırdığı gibi küçük çocuk misali ondan koşarak kaçtım ve eve girdim. Öylece dip dibeyken yalan söylenir mi hiç?

E doğruyu hiç söyleyemem.

Üst kata koştuğum an banyonun boş olmasıyla içeri girdim. Kapıyı kilitlememle vurulması bir oldu.

-"Kim girdi ya sıra bendeydi?!" diye bağıran Soner abiydi.

Hiç sesimi çıkarmadan soyunduğum gibi soğuk suyun altına girdim. Ancak serinledim.

Çıktığımda havluyu bedenime sardım. Bikinilerimi ve elbisemi makineye attıktan sonra kapının kilidini açtım.

Çok sürmemişti. Yeni bir vakaya parmak bastım.

-"Orada dur."

Bedenimde oynayan tek yer gözlerimdi. Sırtım dönükken havlunun üstünden ellerimi göğüslerime doğru kapattım.

Şansıma odaların kapıları kapalıydı.

-"Sen sürekli kaçacaksan biz nasıl konuşacağız?" Saçlarımdan süzülen damlalarla karşısında dikiliyordum. Önüme geçip sanki yeni fark etmiş gibi üzerime baktığında bocalamış gözlerini kaçırmıştı.

-"Şuan müsait miyim sence?" diye zorla konuştum.

Yutkunmasını işittiğimde yan tarafa kaymıştı. Odamızın kapısını açtım ve içeri girip kapattım.

-"Sonunda geldin. Akşama ne giyeceksin? Ay çok heyecanlıyım." dedi Aslı.

İçimde sıkışıp kalan havayı üfleyerek yatağın ucuna oturdum.

-"Demirhan ayarlarımla oynuyor kızlar. Ve benim minik kalbim daha fazla dayanamayacak." dememle yanıma sıkıştılar.

-"Dışarıda konuşuyordunuz değil mi? Of bu kadar ilerlemiş olmanıza mutluluktan o kadar çıldırıyorum ki!!" dedi Nesli ve dizlerinin üzerine çıkıp ellerini bana sardı.

-"Onu affetmemi istiyor." derken yüzüm ifadesizdi.

Çünkü çok araftaydım.

Fakat bunu duyan kızlar odanın farklı köşelerinde sevinçten baygınlık geçirmişlerdi.

Onları zar zor toparlayıp üzerime şort ve bol bir tişört geçirerek saçlarımı kurutmak için banyoya gittim. Fön çeker gibi kuruttum kendi hallerine bıraktım.

Alt kata indiğimde beyler her zamanki gibi PlayStation başında çıldırıyorlardı.

-"Ben acıkmaya başladım. Ne yapıyoruz?" diye sordum ve Sedat'ın yanında kalan ufacık boşluğa onu ittirerek oturdum.

-"Yeriz." dedi Batı abi televizyona odaklı halde.

-"Teşekkürler hiç aklıma gelmemişti." Yapmacık gülüşümle Demirhan'ın gözlerine takıldım. Beni izliyordu.

-"Az dinlenelim çıkarız birazdan." diyen Soner abi oldu.

-"Ben pes ettim. Al abi sen el at." Sedat yanımdan kalkınca koltuk bana kaldı diye sevinmiştim ama öyle olmadı. Oyun kolunu Demirhan'a verince o kalkıp bu tarafa yöneldi.

E çüş

Ben Sedat'tan çekinmeyip popomu ona sıkıştırmıştım ama Demirhan'a aynısını yapamayacaktım.

Daha kalkamadan Batı abiyle ikimizin arasına oturdu. Koca gövdesiyle kenarda sinek gibi ezildim diyebilirim. Üçlü koltuk olmasına rağmen biraz ufaktı.

Tepki vermesem dahi koltuğun kolundan destek alıp kendimi ileri doğru kaldıracaktım fakat Demirhan iyice yayılıp çaktırmadan dirseğini çıplak bacağıma bastırmıştı.

Bu

Bu bir uyarı mı?

Karnımda bilinmedik sancı yukarı doğru göğsüme yol aldı. Doğru düzgün yutkunamadan geri yaslanmak zorunda kaldım.

Diğerlerinin hiç belli etmeseler bile dikkatleri bizdeydi.

Biz

Biz!!

Şuan dip dibe sıkışmış oturuyorduk normal mi canım?!!

Aklımı başıma alıp dizlerimi karnıma doğru çektim. Demirhan öne eğilmiş dirsekleri dizlerine konumlanmış şekilde televizyon ekranına bakıyordu. Bu halde az biraz temasımız azalmış sayılırdı.

Sık sık soluklarımı duymamalıydı. Kendimi ele veriyordum.

-"Skor sonucunda ağlamak yok." dedi Batı abiye doğru.

Batı abi gülerek başını geri attı. Demirhan'ın keyifli sesini uzun zaman üstüne duymak tuhaf gelmişti.

-"Bir yemek ısmarlarım nedir yani birader?"

Onlar konuşurken ben düşünüyordum. Biri beni kurtarsın mı yoksa şuan bu temasın heyecanıyla mutlu muydum?

Kalbimin deli gibi attığı doğru. Ancak bu heyecana alışmak iyi şeyler doğurmayacak gibiydi. Ne zaman mutlu olmuştum ki şimdi olacağım?

-"Sen paranı orda burada harcama artık. Karı milletinin masrafı bitmez."

Beni unutmuş gibi konuşan Soner abiye bakmak için kafamı çevirdim.

-"Aşk olsun." dedim kaşlarımı çatarak.

-"Hadi bana söylesen neyse de Kumru öyle bir kız mı?" dememle kendime laf sokmuş olmam azıcık sonradan aklıma geldi.

Soner abi kahkaha atarak yana eğildi ve eliyle karnını tuttu.

-"Senin de kimin başını yakacağın belli güzelim." dedi. Benim donmama neden oldu.

Ne dedi şimdi bu?

-"Belli değil Soner abi. Nereden çıkarıyorsun böyle şeyleri? Sevgilim var da benim mi haberim yok?" diye ters ters hızlıca yanıtladım.

Demirhan kıpırdamadan gözleriyle bana bir bakış attı ki koltuğa gömülmek istedim.

-"Soner. Rahat bırak baldızımı." Batı abinin uyarısıyla tekrar konuşmadan kollarımı göğsümde birleştirdim.

Tamamen inat için omzumla gövdesini ittirmeye çalıştığım Demirhan milim oynamıyordu.

-"Bize yer kalmamış mı?" Merdivenleri hoplayarak inen Nesli cümlesinin sonunda beni görür görmez gözleri irileşti. Hafifçe öksürdü.

-"Gel." Sedat oturduğu tekli koltuğuna koluna vurunca Nesli oraya oturdu.

-"Şey...pizza mı sipariş etsek?" diye sordu peşinden inmiş olan Kumru.

-"Sen iste ben sana pizza dükkanı açarım kızım." Batı abinin sözleri üzerine büyük çoğunluğumuz göz devirirken Kumru'nun içi erimişti.

-"Ya ben dışarıda yemek istiyorum."

Ayna karşısında müzik eşliğinde süslenip püslenerek dışarı çıkacak olmak hayatta zevk aldığım nadir anlardı.

-"Benim şöyle rahat rahat oturup yiyesim var." dedi Kumru da.

-"Biz evde yeriz hayatım." diye seçenek sundu Batı abi.

-"Birbirinizi yemeyin de." Ağzının içinden mırıldanan Sedat'a benim kısık kahkaham eşlik ettiğinde yanlışlıkla Demirhan'a yaslanmıştım.

-"Derdin ne lan? Utandırmasana benim sevgilimi." diye kızdı Batı abi.

Laf dalaşı yapmaktan odaklanamadığı maçı elbette Demirhan yenerek sonlandırmıştı.

-"Dışarı çıkmak isteyen var mı şimdi?" dedim konuyu toparlayıp.

-"Ben istiyorum. Zaten yeterince evde yiyoruz ne gerek var canım?" dedi Nesli.

Ona Aslı da katılmıştı. Haliyle aşk dolu vıcık vıcık çiftimiz evde baş başa kalırken biz plan yapmıştık.

-"Hadi gidip süslenelim. Ay sıkışmışım."

Sanki bir saattir çok rahattın Peri!

Kalkamadığımı anlayan Demirhan hafifçe sağa yatıp bana yer açtı. Dağ gibi omuzlarından nasıl sıyrılıp çıkabilirdim ki?!

Nihayet onun etkisinden koptuğumda saçlarımı düzelttim.

-"Şimdiden uyarayım akşama ayarsız şeyler giyinmeyin." dedi Soner abi.

Arkamızı döndüğümüz için mecburen tekrar geriye baktık.

-"O ne demek öyle Soner abi?" demişti Nesli kaşını kaldırıp.

Soner abi ters bakışlarını ona yolladı.

-"Tekrar mı etmem gerekiyor?"

-"Açıkçası ben en seksi mayomu saklamıştım. Bu akşama nasipmiş." dememle Soner abinin attığı minderden son anda kurtulup merdivenlere koştum.

Evet yalan değildi.

Bir kaç saat sonra Demirhan'ın beni durmadan rahatsız eden tavrı bakalım mayomu görünce ne hale bürünecekti.

•••

Herkese merhaba

Bugünlerde hepimizin dağılmış bir hale bürünmesi kaçınılmaz gerçek.

Kaç kişi,kaç mahalle,kaç köy yanıyoruz çığlıkları attı inanın bilmiyorum.

Haberleri takip ettikçe daha doğrusu gerçeği yansıtan sosyal medyayı takip ettikçe herkes gibi kahroluyorum.

Bu acı ne din ne de siyaset içeren bir acı. Halkının toprağını kurtarma feryadını duymayan herkes benim gözümde insan bile değil.

Milletçe çaresiz yalnız bırakıldık. Ne varsa bizden bize var bunu görmüş olduk.

Yanan kendi evim bile değilken izledikçe her videoda gözlerim doldu.

Bizim bir millet olarak buna göz yumanlara tek bir bedduamız bile kalmadı tükendi. Yüzlerce can yandı telafisi çok zor.

Böyle konulara burada girmediğimi bilirsiniz. Ama üzüntümü size kelimelerle tarif edemem. İçimi dökmek istedim.

Diliyorum ki ;buna sebep olan,göz yuman, engellemeye gücü varken uzaktan izlemeyi tercih eden kim varsa aynı yangın onun yuvasını yaksın.

Bugünleri unutmayın,unutmayacağız.

Görüşmek üzere sizi seviyorum ❤

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.