Skip to content

YARDIM ELİ

Chapter 4 · 6 min read

YARDIM ELİ

Chapter 4

4. Bölüm

Çok zorlu bir gecenin ardından güneş doğmuştu. Kalkıp giyindim bugün evde kahvaltı yapmadım. Dışarıya çıkıp daha önceden gittiğim kafeye gittim. Bir kişilik serpme kahvaltı söyledim. İki fincan kahvenin ardından yola çıktım. Bu aralar tam bir kahvekolik olmuştum. Otobüse bindim. Boş bir yere oturup kulaklığımı taktım ve müzik dinlemeye başladım. Müzik dinlemeyi çok seviyordum. Beni sakinleştiriyordu . Bu aralar papatya çayı pek işe yaramıyordu. Ben öfkesini kontrol edemeyen birisiyim o yüzden çok fazla papatya çayı ve sakinleştirici ilaçlar kullanıyorum.

Otobüs okulun önünde durdu. İnip okula doğru yürümeye başladım. İşte yine bu lanet merdivenlere gelmiştim. Beni gerçekten çok yoruyordu bu merdivenler. Merdiven çıkmayı hiç sevmezdim o yüzden daha çok asansör tercih ederdim. Maalesef okulda asansör yoktu. Dolayısıyla merdivenleri çıkmak zorundaydım. Sınıfa girdiğimde Sahra ve Efsun'un konuşup güldüğünü gördüm. Neredeyse çatlamak üzereydiler neye güldüklerini sorduğumda ise bana şöyle cevap verdiler,

-Bütün herşeyi kaçırdın. Nil'in doğum gününü kutlamak için pasta almıştık. Danla ben ve Sahra kutlama için hazırlık yapmak üzereydik. Tam o sırada içeriye Mert girdi. Danla da ona gıcık olduğu için ayağına çelme taktı ve pastanın üstüne düştü. Yüzünün heryeri pasta oldu. Çok komikti keşke sende görebilseydin.

Ya of tüm olayları kaçırmıştım. Keşke şu merdivenleri biraz daha hızlı çıksaydım. Neyse artık bu kadarına da şükür. Gerçekten de Mert çok gıcık bir insandı kendini sınıfın 'bad boy' u sanıyordu. Bu da sınıftaki herkesi sinir etmeye yetiyordu.

O esnada sınıfa Mert girdi. Heryeri pasta olmuştu. Onun o halini görmek bile beni güldürmeye yetmişti. Bence böyle daha tatlı olmuştu. Hayır, gerçekten daha tatlı olmuştu. Yüzüne pasta bulaştığı için tatlı olmuştu. Normalde hiç tatlı değildir. 'Pasta Surat' ona bir takma ad bulmuştum. Sahra ya dönüp 'pasta surat' diye fısıldadım.

Gülmemek için kendini zor tuttu. En sonunda tüm sınıf olarak patladık. Ve anırarak gülmeye başladık.

Gülünç bir dersten sonra sınıfça kafeterya ya inip kutlama için birşeyler yaptık. Pasta mahvolmuştu bu yüzden pasta yiyemedik. Ama kafeteryada ki tüm kekleri alıp üst üste dizerek bir pasta hazırladık. Üzerlerine jelibon ayıcıklar dizerek en üstüne mum yerleştirdik ve Nil mumu üfledikten sonra kutlamayı sonlandırdık.

Lavaboya gitmek için yanlarından ayrıldım. Aslında bu sadece bir bahaneydi. Rana telefonuma mesaj atmıştı mesajı okumak için yanlarından ayrılmıştım. Yanımda Efsun olduğu için mesajı orada okuyamazdım çünkü Efsun'un hiçbir şeyden haberi yoktu.

Rana'nın ablası bize yardım etmeyi kabul etmişti. Rana'nın ablasına çokça teşekkür ettikten sonra aklıma birşey geldi. Ben zarfı çöpe atmıştım.

Okulun bitmesine daha iki ders vardı fakat ben izin alarak çıkmıştım. Herkes neden gittiğimi düşünerek bana sorular sordular fakat ben cevap vermedim.

Daha sonra konuşacağımızı söyleyip. Eve doğru yola çıktım. Eve girdim eşyalarımı bırakıp hemen kapının önündeki çöpün yanına gittim. Ve Osman Bey'e çöpün ne zaman boşaltıldığını sordum. Osman Bey,

-Galiba iki hafta önceydi.

Dedi, ve içim rahatladı. Hemen çöpü yere boşaltıp aramaya başladım. Osman Bey beni görünce şaşırarak sordu,

-Serra Hanım iyi misiniz?

-İyiyim yanlışlıkla atılmaması gereken birşeyi atmışımda. Onu arıyorum. Benim yüzümden işinizi bölmeyin lütfen.

-Peki yardım ister misiniz?

Aslında hiç fena fikir değildi iki kişi daha çabuk bulabilirdik.

-Çok iyi olur aslında.

-Peki ne arıyorsunuz?

-Bir zarf arıyorum. Kahverengi renkli bir zarf.

-Peki hemen yardım ediyorum.

Yanıma geldi ve beraber aramaya başladık. Yemeklerimi evde yapıp yemeğim için çok fazla çöp çıkmıyordu evden ,fakat bulmakta bir o kadar zordu.

En sonunda bulmuştuk. Biraz hasar görmüştü fakat yazıları hiç solmamıştı. Zarfı bulduğum için çok sevinmiştim. Eğer bulamasaydım Rana'nın ablası bana yardım edemezdi.

-Osman Bey çok teşekkür ederim yardımınız için.

-Rica ederim ne demek.

Eve girip Rana'yı aradım. Beni evine davet etti. Evden çıkıp zile bastım. Kapıyı Rana açtı.

-Hoşgeldin Serra.

-Hoşbuldum. Ablana birşey vermem gerek.

-İstersen önce içeriye geçelim. Sonra konuşuruz.

-Tamam.

İçeriye geçip Rana'nın ablasının gelmesini bekledik. Dışarıda işi olduğu için çıkmıştı. Rana ablasını çıkalı çok olduğunu ve beş dakikaya geleceğini söyledi.

Rana bize kahve yaptı. İçerek sohbet ettik. Rana' ya bugün okulda yaşadığımız komik olayları anlattım. İkimizde gülmekten yarıldık.

Sonunda Rana'nın ablası gelmişti. İsmi Esra'ydı. Üniversiteyi bitireli dört yıl olmuştu. Şuan da çalışıyordu. Dedektiflik işindeydi. Bende onun gibi olmak istiyordum. Çünkü gizemli olayları, arkası çok karanlık olan olayları çözmeyi çok seviyordum.

-Hoşgeldin Esra Abla.

-Hoşbuldum Serra. Sen de hoşgeldin.

-Hoşbuldum. Sana çok önemli birşey vermek için geldim. Bana yardım edebileceğini duyduğumda çok sevindim. Rana'nın mesajını gördüğümde hemen harekete geçtim. Bir kaç gün önce kitaplarımın arasından bir zarf düştü. Zarfı okuduktan sonra çöpe attım. Az önce de çöpten buldum. Hasar görmemişti o yüzden sorun yok. Bu zarf sayesinde bir iz bulabileceğimizi düşünüyorum.

Bunu söyledikten sonra zarfı Esra'ya uzattım. Zarfı açıp okudu ve gözlerini irice açtı. Belli ki şaşırmış ve korkmuştu. Böyle bir mesaj beklemiyor gibi görünüyordu. Kağıdı zarfın içine koyarak.

-Bu işimize yarar fakat birisini suçlamak için çok az delilimiz var. Başka delil var mı elinde?

-Evet var.

Hemen telefonumu açıp, mesajı ve arama geçmişimi gösterdim.

-Bu deliller işimizi görür. Özellikle elimizde telefon numarasının olması iyi oldu. Yarın işin yoksa benimle birlikte işe gel ve araştırma yapalım. Olur mu?

-Yarın okul var ama izin alabilirim.

Sorun değil. Tabiiki de gelirim. Artık bu gizemleri çözmek istiyorum.

-Tamam o zaman yarın görüşürüz.

-Görüşürüz. Rana hoşçakal.

Vedalaştıktan sonra evime doğru yürüdüm. O sırada aklıma Efsun geldi. Ne zamandır sesi çıkmıyordu. Bu bile beni endişelendiriyordu. En son okulda görüşmüştük. Aslında ona hiçbir şey söylemeden okuldan çıkmıştım. Beni eve gelene kadar elli kere araması gerekirdi ama o bırak elliyi bir kere bile aramamıştı. Acaba başına birşey mi gelmişti?

Telefonumu çıkartıp Efsun'u aradım. Başka bir kişiyle görüşüyordu. O yüzden telefonu açamamıştı. Konuşması bitince beni arardı bu yüzden aramayı bırakıp. Eve girdim. Arka bahçenin kapısı açıktı. Ya şu kapıları artık açık bırakmasınlar. Eve giren çıkan belli değil bu açık kapılar yüzünden.

Hemen üst kata çıkıp bilgisayarımı açtım ve kameralara bakmaya başladım. Ben evde yokken birisi içeriye girmiş olabilirdi. Önce ön bahçe sonra arka bahçe kameralarına baktım. Ve sırasıyla diğer kameralara. İşte seni buldum. Kameralara yakalanmıştı kameralardan haberi yoktu henüz. Eve girmiş ve bana yeni bir mesaj bırakmıştı. Mutfaktaki masanın üzerine bir zarf koymuştu.

Temkinli bir şekilde aşağıya inip zarfı aldım. İçini açıp baktım. Kağıtta şöyle yazıyordu,

'Kameralar bir işe yaramaz boşa uğraşma. '

Rana'lardan daha yeni gelmiştim fakat yine gitmek zorunda kalmıştım. Evden çıkıp Rana'lara gittim. Bu sefer kapıyı Esra açtı.

-Tekrardan rahatsız ediyorum çok özür dilerim. Fakat elime bir delil daha geçti ve bunu size göstermem gerekiyor.

Esra Abla beni hiç kırmadan içeriye davet etti. Rana salonda oturup kitap okuyordu, beni görünce elindeki kitapta kaldığı yeri işaretleyerek masanın üzerine bıraktı. Yaklaşarak yanına oturdum. Ve elimdeki zarfı Esra Abla'ya uzattım. Zarfı alıp açtığında anlatmaya başladım.

-Eve girdiğimde arka bahçenin kapısı açıktı. İçeriye birisinin girdiğinden şüphelenerek bir gün önce taktırdığım kameralara bakmaya karar verdim ve üst kata çıktım. Kameralara yakalanmıştı zarfın içindeki kağıdı okuyana kadar kameralardan haberinin olmadığını düşünüyordum. Ama herşeyden haberi varmış. Nasıl olurda haberi olur ki bu imkansız. Tabii beni takip etmiyorsa imkansız.

Umarım beni takip etmiyordur. Anlatırken telefonum çaldı arayan kişi Efsun'du bana sonradan ulaşacağını biliyordum. Telefonu açıp hopörlere aldım. Efsun nefes nefese kalmıştı. Galiba şuan da koşuyordu.

-Serra yardım et peşimde! Beni takip ediyor! Çok korkuyorum!

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.