Skip to content

YANILGI

Chapter 2 · 11 min read

YANILGI

Chapter 2

YANILGI 1

The Weekend: Heartless

'Duru, Duru... Sevgili Duru'nun anısına'

'Bir yalan söyle bana, sonra dinle ölüm hikayesini. Bir yalan duy sonra anlat hikayeni ve gör içinde ki kimliği yanılgının soyismini.'

15.05.2023

PERŞEMBE

23:34

İnsanlarla her zaman aramda belirli ölçüde bir mesafe vardı, bunu bana babam öğretmişti.

Hayır baştan al.

İnsanlarla her zaman aramda mesafe vardı, bu bana babamın öğrettiği ilk kuraldı. Benim adım Vera İncioğlu kötülük tohumu ekilmiş ailenin varisiyim. Herkesin hakkımda bir şeyler söylediği ama asla adımdan başka bir şeyi bilmeyen dünyada yaşıyorum. Ve bilirsiniz ben zenginim.

Hayır bunun anlamını daha sonra öğreneceksiniz.

Gözlerimi kapatıp şarkının akışına kendimi bıraktım. Kulaklarıma The weekend'in huzur dolu sesi dolduruyordu. Dünyada sevdiğim nadir anlardan biriydi bu an. Bu ses ve bu anda boğulabilirdim. Yalnızdım ve tercih ettiğim bir andı. Huzuru hissettiğim ve yargılanmadığım anlardan biriydi. Kanatlanıp gökyüzünde yok olmak için direndiğim bir an.

Gece yarısından sonra yani 17.05.2023 benim doğum günümdü. Hayır tabi ki sadece gece yarısı, benim gibi bir kızın yalnız ve sakin doğum günü geçirmesi mümkün değildi. Öyle de zaten günün sonun da bir de hikayemi dinleyin iki farklı bir modelle karşılaşacaksınız. Alışın ben öyle yaptım.

Sellin' dreams to these girls with their guard down.

Bunu elbette sadece kendime söylüyorum çünkü bilirsiniz benim gibi kızlar sadece kendilerini sever. Sigaramı dudaklarımın arasına götürüp biraz daha zehri içime çektim. Beynim daha fazla uyuşurken gözlerimi kaydırdım ve açıp gökyüzüne baktım. Doğru benim gibi kızlar bunu içmezler. Dedim ya alışın diye. Baş dönmesine karşılık gözlerimi dolunaydan ayırdım ve arabamın farlarının aydınlattığı kadar görünen denize çevirdim. Geceyle bütünleşmiş denizi gökyüzünden ayırt edemiyordum.

Ağlamak istedim, benim gibi kızlar ağlarlardı. Olmadı gülümsedim ben de... Ne zaman ağlamak istesem o zaman yaptığım gibi.

"Teşekkür ederim."

Başımı saatlerdir yanımda oturan kıza çevirdim. Duru... Bana baktı ve içten gülümsedi

"Orda yaptığın şey için minnettarım."

Gözlerimi yüzünden ayırmadan derin bir nefes verdim.

"Biz kızlar birbirimizi korumalıyız."

Tekrar gülümsedi. Gülümsemek yakışıyordu. 2 saattir ağladığını var sayarsak bu hali daha katlanılabilirdi.

"Bir kızdan da mı?"

Gözlerimi denize çevirip omuz silktim.

"Kötünün kızı ya da erkeği olmaz insanı olur. Bu yüzden insanların cinsiyetlerini ayırmıyorum bu konuda."

Kimse yaptığının karşılığını almadan devam edemezdi. Karmaya inanırdım ve bazen karma çalışmadığında yerini ben alırdım. Kötülük yapan bir insana iyilik yapan bir insan cevap veremez ama ben veririm çünkü ben iyi değilim. Bu da takıldığım bir konu değil zaten.

"Sen kötü bir insan değilsin Vera."

Alaylı bir gülümseme dudaklarımdan etrafa karıştı. Soğuk rüzgar dudaklarımdan çıkan o aşağalıyıcı melodiyi aldı ve uzaklara götürdü.

"Gerçekten, evet okulda zorba ve pislik gibi görünüyorsun. Ama bana defalarca yardım ettin ve bana hiçbir şekilde zarar vermedin. "

"Bunun bir anlamı var dimi? Yani böyle olmanın, böyle yapmanın."

"Var ama o sebebi sana söylersem seni öldürmek zorunda kalırım."

Oynamaya devam eden müziğe odaklandım.

I switch up my cup, I kill any pain

"Bak senden bahsediyor." Enerjisinden ödün vermeden konuşmaya devam eden kıza tekrar baktım. Sarı saçları benim aksime güneş gibi parlıyordu. Ben saçlarımı geceden almıştım.

"Bildiğim kadarıyla birini öldürmedim."

Sesli gülerken bir eliyle koluma vurdu, bakışlarımı eline indirdiğimde çekingen bir tavırla elini çekti ama gülmsemeye devam etti.

"Neyi kast ettiğimi biliyorsun. "

Yorum yapmadım, onun gibi tatlı değildim. Ben anca seksi olurdum. Kimsenin tatlılığımla ilgilendiği de yoktu. Yanımda duran telefonumun ekranına dokundum. Saat on ikiyi çoktan geçmişti.

"Hadi seni evine bırakayım." Duru başını salladı ve ayağa kalktı. Beyaz elbisesin üstünü silkeledi ve bana baktı. Ben de ayağa kalktım. Siyah pantolonum ve siyah uzun kollu ince kazağıma baktım. Yanımda ki kızla ne kadar farklı olduğumuzu ölçtüm.

Sonra evrende ki bütün kızlarla ölçtüm. Farklıydım ve rahatsız etmiyordu. Arabaya bindim, o da yanıma oturup kapıyı kapattı. Arabayı çalıştırıp geri geri çıkış yaptım. Göz ucuyla ona baktım.

"Kemerini bağla!" Sözlerim üzerine bana baktı. Eli kemere çoktan gitmişti.

"Sen neden takmıyorsun?"

"Gerek yok."

En azından bunu bana biri söyleyene kadar...

"Kaza yaparsak..."

Gülümsedim ve arabanın hızını biraz daha arttırdım, korkulu bakışlarını üzerimde hissediyordum. Bu iyiydi bana güvenmemeliydi.

"Ölümden korkuyor musun?"

Bir süre sessiz kaldı elbette korkardı.

"Sen korkmuyor musun?"

Sola sinyal verdim. Bu konu hakkında konuşmamam ölüme yabancı olduğum anlamına gelmiyordu. Ama ben ölümden korkmazdım.

Cevap vermedim o da uzatmadı. Bazı konular bazı insanlara uzatılmazdı. Bunu hissetmiş gibi konuşmaktan hiç kapatmadığı çenesini kapatıp koltuğa sinmişti. Hızı biraz daha arttırdım. Korkuyor olabilirdi ama ben bunu ne kadar umursardım. Hız yapmak istiyordum ve bu konuda beni vazgeçirecek hiçbir şey olamazdı.

Telefonumun sesi arabada yükseldi. Arabama bağlı olan telefonu yanıtladığımda ortama hiç yabancı olmadığım bir erkek sesi doldu.

"İnci tanem iyi ki doğmuş"

Gülümsedim...

Korhan Demir, yani sevgilim.

"Sevgilim nasılsın?" Sorumla biraz bekledi hareket ediyordu açılıp kapanma sesi duydum.

"İyiyim güzelim sen?" Başımı salladım görmese de.

"Süperim." Gülümsedi bu gülümsemeyi biliyordum. Benden bir şey isteyecekti.

"Bana gelsene"

Libidosunu indirmemi.

Cevap vermeden telefonu kapattım. Cevabı biliyordu ben de biliyordum. Gidecektim, bazen hissetmeye ihtiyacım vardı. Sevilmeyi. Tabi biri sizin saçlarınızdan sıkıca çekiştirerek daha hızlı olmanızı söylerken ne kadar sevildiğinizi hissedebilirdiniz.

Hızımı arttırdım, altımda kaliteli bir araba vardı hep öyle olurdu zaten. Ölümle burun buruna dedim.

Ölümle burun buruna..

"İlerde polisler var, ne yapacağız?"

Arabanın hızını yavaşlattım. İşte birazdan zenginliği gösterecektim. Sevgili babamın bana verdiği hediyelerden sadece biriydi. Bu yüzden Duru'ya cevap vermedim. Bazı şeyleri sadece görmesini istiyordum. Gerçek dünyada dönen ufak tefek oyunları. Karşımda ki polis eliyle durmam için işaret yaptığında dudaklarımı yalayıp arabayı sağ tarafa kaydırdım ve tam yanında durdum.

Camı açtığımda bir elini hafifçe içeri uzattı.

"Ehliyet ve ruhsat görebilir miyim?"

Başımı biraz eğip polisin yüzüne baktım. Ehliyet ve ruhsat verebilirdim ama alkol taramasına sokabilirlerdi. Bu noktada babamla papaz olurdum ve gerek yoktu. O yüzden sevimlice gülümsedim. Ama sevimli olamadığım bir gerçekti. Seksi de olabilirim sorun yok. Seksilik hem çok bence olan bir şeydi.

"Vera İncioğlu memur bey, bu seferlik bir geçiş yaparsak çok onur duyarım ve eminim babamda sizi çok onurlandırır."

Polis kaşlarını çattı, bazen işe yaramaya bilirdi nadir de olsa işe yaramadığı olmuştu. Duru yanımda rahatsızca kıpırdandı eminim ki ona bu tarz işler yasa dışı ve saçma geliyordu. Dünyanın en inanılmaz olayını yaşıyormuş gibi davranmaya gerek yoktu. Bu dünyanın düzeni böyleydi bunu kabul edemeyen insanlarda gidip marsta falan yaşayabilirlerdi.

"Tabii Vera hanım, iyi geceler."

Gülümsedim ve camı kapattım. Yüzümde ki gülümseme tekrar dümdüz halini aldığında gaza bastım. Babam saygıdeğer bir iş adamıydı hayır baştan alıyorum babam hastaneleri olduğu bilinen bir tefeciydi ve sevgili abimde savcıydı. Onurlu gururlu bir savcı. Babamın bir numaralı askeriydi. Ben mi? Benim ruhum asker olamayacak kadar liderlik için yanıyordu. Bu yüzden asker olan aileme saygım vardı. Herkesin bir üstü vardı. Babamı yönetenler olduğu gibi. Ama bazılarının üstü olmazdı Atasoy ailesi gibi. Atasoy ailesi dünyanın en zengin 1000. Ailesiydi. Yanımda oturan kızın ailesi gibi, yanımda oturan kız gibi. Gaza biraz daha yüklendim. Kıskanıyor muydum? Hayır, ben kıskanmazdım. Sinirli olduğum ise doğruydu çünkü güç, kullanmayı beceremeyen insanların elinde heba olabilirdi.

Yine de ben daha güçlüydüm belki de güç kavramını ailesine indirmiş olsa da yanımda ki melek, şeytana karşı her zaman boyun eğerdi. Ama abisi eğmezdi. Abisi şeytanın kendisiydi hatta şeytanında üstüydü. Hayatımda sadece bir kere magazinden yüzünü gördüğüm bir adamdı. Hakkında hiçbir şey bilmiyordum tabii oxford üniversitesi yazılım bilimi mezunuydu. Gücüne ve hakimiyetine hayrandım. Ama hırs yapacak kadar aptal bir insan değildim. İsteğim eğitim almaktı. İnsanlar bilgileri kendilerine saklamak için değil aktarmak için öğrenmelilerdi. Bencillik yapmak yerine bana anlatmalıydı. Çünkü onun dilini bir tek ben anlardım.

Bacak aramın sızladığını hissettim. Kirpiklerim titredi. Zekaya olan tutkunluğum bedenimi ele geçirmişti. Sapyoseksüel olabilirdim ama dış görünüşe de önem verirdim ve ikisi birleşmiş birini fark ettiğimde olan sadece bu oluyordu.

< >

Arabayı büyük demir kapının önünde durdurdum. Hemen etrafımı siyah giyinimli adamlar sarmıştı. Tabi ki onlara açıklama yapmayacaktım. Duru bana döndüğünde bakışlarımı ben de ona çevirdim.

"Teşekkür ederim her şey için." Veda mı ediyordu? Vedaları sevmezdim.

"Önemli değil."

Gülümsedi ve başını evine doğru çevirdi. Ben de baktım. Gözetlemek benim işimdi. Bir siulet vardı. İri omuzlu ve uzun boylu ama yüzünü ayırt edemedim.

"Ben artık gideyim. İyi geceler."

Sadece başımla onayladım. Arabanın kapısını açtı bir ayağını dışarı çıkartmıştı ki tekrar bana dönüp yanağımı öptü. Ne olduğunu anlamadan öylece kalakaldım. Bu kız nasıl bir cesaretle bu hareketi yapabilirdi.

"İyi ki doğmuşsun Vera."

Arabadan inip kapıyı kapattığında elimi yanağıma götürdüm. Yüzümde istem dışı oluşan bir gülümseme vardı. Kafamı çevirip evin kapısına baktım. Kapıda ki bedene sarıldı ve beraber içeri girdiler. Korumalardan birisi cama vurduğunda hiç takmadan arabayı çalıştırdım ve gaza bastım.

Yolda son sürat gidiyordum. Hızlıydım... Gözümün önüne sarılma anı geliyordu. Uzak bir mesafeden saf sevgi enerjisini hissetmiştim. Her yerinden samimiyet kokan bir buluşma olmuştu. Duru'yu düşündüm. Bu zamana kadar hiç canı yanmamış bir kızdı onun gibi kızlar canı yansa ölürdü. Ben de öyle görünüyor, biliniyordum ama...

Değildim işte.

Direksiyon hakimiyetimi tek elime alıp sigara paketimden bir dal aldım ve yaktım. Ciğerlerime kadar ulaşan duman yetersiz geliyordu. Daha fazlasını istiyordum. Kafamın uyuşmasına ihtiyacım vardı. Ellerimin titrediğini hissettim. Daha fazlası için bedenim yalvarıyordu. Ama biraz daha kendimi zehirleyemezdim. Ben kendini seven bir kızdım.

Arabayı beyaz ve sarı renginde döşenmiş olan apartmanın önüne çektim ve durdurdum. Sigaramı içmeye devam ederken bir yandan da etrafı gözetliyordum. Burası Korhan'ın gizli eviydi. Babası ünlü bir ayakkabı tasarımcısıydı bu yüzden etrafında magazinler olurdu yalnız kalmak için kendine tanıdığı sıradan bir yerdi. Arabadan indim ve sigaramı yere atıp beyaz kapıya doğru ilerledim. Köşede duran zilden dairesini tuşladım ve bekledim. Kapı açılma sesi gelince ittirdim ve apartmanın içine girdim. Hızlı adımlarla asansöre binip son katı tuşladım. Arkamı dönüp aynaya baktığımda...

Bendim işte öldürücü güzelliğe sahip olan o kız. Gözlerime yerleşen şeytanlarımla gülümsedim. Bu bendim. Bu benim sahip olduğum bir özellikti. Gülümsedim. Gözlerimin içi parlıyordu. Birazdan yaşayacağımız en tehlikeli anları düşününce daha çok heyecan yaptım. Ama bir şeyler eksikti, biliyordum.

Asansör durdu. Kapılar iki yana açıldığında başımı kaldırdım ve direk karşımda kapıya yaslanmış çıplak vücuduyla bana gülümseyen adama baktım. Dudaklarıma yerleşen gülümsemeyle hızla kabinden çıkıp bir kaç adımda yanına yaklaştım. Ellerim ensesini sardığında dudaklarım dudaklarını çoktan esir almıştı. Hızla bana karşılık verirken bir eliyle belimi tutup beni içeri çekti ve kapıyı kapatıp beni sertçe kapıya yasladı. Gözlerim açıktı onu öperken onunda açıktı. Duygu hissettiğinde gözler kapanırdı.

Gülümsedim bacaklarımdan tutup beni yukarı kaldırdı ve kapıya yasladı. Sertliğini bana daha çok bastırırken dudaklarımı dudaklarından ayırdım, beklemeden dudaklarını boynuma bastırdı ve emmeye başladı. Gözlerimi tavana dikip beklemeye başladım. Ciddi anlamda zevk alma işim bitmişti. Beni kapıdan çekip salona götürdü. Beyaz koltuğa yatırdı ve üzerime çıktı. Hızlı bir şekilde pantolonumu çıkartmaya çalışırken onu izledim. Yüzüme bir kere bile bakmamıştı. Rahatsız hissettim bir an kendimi. Ama o kazağımı da üzerimden çıkartıp kenara attı. Sütiyenimden taşan göğüslerimi öpmeye başladı.

"Çok güzelsin..."

Sözlerine kendimi kaptırmak istedim. Beslenmem gerekiyordu ve iltifatlarını sakince kabul ettim.

"Çok güzelsin..."

"Tanrım çok güzelsin. Bu mümkün değil." Sabredemeden üzerimden doğruldu eşofmanını ve boxterını üzerinden çıkartıp hızla içime girdi. Aldığım derin hazla gözlerimi kapattığımda bir elini saçlarımdan geçirip başımı hafifçe yukarı kaldırdı. İçimde hızlıca gidip geliyordu. Diğer eliyle boğazımı tuttuğunda ona altta bakışlar atıyordum ama bu onu daha da hırslandırmış olacak ki boğazımda ki elini çeneme çıkardı ve sıkmaya başladı.

Dudaklarımı ısırdım. Aldığım haza odaklanmak tam da şu an istediğim şeylerden sadece biriydi. İçimde hızlıca gidip gelirken bacaklarımı biraz daha ayırdım. Başını boynuma gömmüştü ve kulağıma fısıldıyordu.

Ellerimi dövmelerle dolu olan kollarına sardım. Dövmeleri beni etkiliyordu. Aslında kendisinden baya etkileniyordum, yakışıklı ve tam benim tipimdi. Kendi kendimi ona yükselttiğimde içimde ki hızını daha da arttırdı.

"Sen öldürücü bir güzelliğe sahipsin Vera."

Boynumu öperken söylediği sözlere gülümsedim.

"Biliyorum..."

İçimde ki hareketleri yavaşça azaldı ve içimden çıktı hızlı adımlarla ayağa kalkıp lavaboya doğru ilerledi. Ben de tekrar kıyafetlerimi giyip ayağa kalktım. O sırada içeri giyinmiş bir vaziyette Korhan geldi.

"Gitmiyorsun dimi?" Gülümsedim ve yavaşça ona doğru yürüyüp bir elimi ensesine koydum. Dudaklarına yumuşak bir öpücük bıraktığımda. Elini belime koyup beni kendine yasladı. Tekrar serleşen erkekliğini hissettiğimde gülümsedim.

"Biraz daha kal lütfen sana doyamadım."

Alayla gülümsedim. "Bana hiçbir zaman doyamazsın zaten."

Bu tavrım onu daha çok yükseltirken yavaşça ayrılıp yanından geçtim ve bir daha arkamı dönmeden kapıdan çıktım ve asansöre bindim. Aynaya döndüğümde içime bir hüzün dalgası vurmuştu. Sebebini biliyordum ama neden olduğunu açıklamaya gerek yoktu.

Binadan çıktım. Tenime vuran soğuk havayla başımı yukarı kaldırdım ve derin bir nefes aldım. Arabama bindiğimde telefonumun ışığının yandığını gördüm. Mesaj bildirimi gelmişti. Ve arkasından gelen aramaların bildirimlerini görünce dudağımı ısırdım. Babamdan ve abimden gelen onlarca arama vardı. Telefonu koltuğa fırlatıp başımı koltuğa yasladım. Bu iyi olmamıştı.

Arabayı çalıştırıp eve sürmeye başladım. Bu sefer hızlı kullanasım hiç gelmiyordu. Ama mecburdum bu yüzden gaza yüklendim. Bizim ev buraya uzak değildi bu yüzden on beş dakika içinde sitenin otopark girişinden girdim ve arabamı park ettim.

Otoparka bağlı olan evin kapısını açıp içeri girdim. İyi ki daha kapatmamışlardı. Merdivenlerden yukarı çıkıp salona doğru ilerledim. Görüş açıma annem girdiğinde derin bir nefes aldım. Bana döndü, yüzünde her zaman o sinirli olduğu her halinden belli olan ifadesi vardı. Elinde ki bardağı yanımda ki duvara sertçe fırlattığında kıpırdamadım.

Hızlı adımlarla karşıma gelip dikildi.

"Neredesin sen!" Cevap vermedim.

"Saatten haberin var mı? Ben sana demedim mi geç gelinmeyecek diye! Baban gelse ne olacak? Sen beni nerenle dinliyorsun!"

Eliyle sol kolumu tutup beni ittirdiğinde arkada duran kardeşimin ağzından sadece yapma kelimesi döküldü. Ama annem bana bir şey yapmadı. Yapmazdı da. Bana fiziksel şiddet asla uygulamaz uygulayamazdı. Ama hızla beni alt katta ki odama götürdü ve içeri fırlatırcasına itti. Dengemi sağladım düşmedim.

"Gerizekalı." Ettiği hakaretle sesli güldüm.

"Olmadığımı biliyorsun." Sinirle yüzüme bakıp kapıyı sertçe çekti ve kardeşime bağırmaya başladı.

Klasikti bu olanlar. Odamın elektriği bir an da kesilince göz devirmeden edemedim. Artık bundan korkmadığımı birinin ona söylemesi gerekiyordu. Babam olsaydı bunu yapamazdı mesela.

Umursamadım üzerimde ki tişörtü ve pantolonu çıkarıp attım ve yatağa girdim. Yorgundum ve hiçbir şey düşünmek istemiyordum. Öyle de yaptım. Uykuya bırakmam her şeyden daha kolay oldu.

İşte yeni kurgumuzun ilk bölümü. Biraz kendimi buna adayacağımı biliyorum çünkü severek oluşturduğum bir olay örgüsü var. Her kitap biraz gerçeği yansıtır buda benim gerçekliğimden sadece bir parça.

Benimle yeni bir yola çıktınız. Beraber bir çok duyguyu yaşayacağımız hikayemiz başlıyor. Sevgiyle ve benimle kalın... Sizleri seviyorum, görüşmek üzere..

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.