Skip to content

Yalancı Aşk

Chapter 27 · 3 min read

Yalancı Aşk

Chapter 27

KUYU EVİ

  1. BÖLÜM-KUYU EVİ

    Defne mesajı tekrar okudu.

    “Aras zaten kuyu evinde.”

    Bir süre kimse konuşmadı.

    Mert telefonu Defne'nin elinden aldı.

    “Bu mesajı kim gönderdi?”

    “Bilmiyorum.”

    Mert ekrana baktı.

    Sonra başını kaldırdı.

    “Gitmemiz gerekiyor.”

    Selin hemen karşı çıktı.

    “Hayır.”

    Mert ona döndü.

    “Aras oradaysa gitmeliyiz.”

    Selin'in yüzü gerildi.

    “Oraya tekrar dönmek istemiyorum.”

    Defne şaşırdı.

    “Sen neden bu kadar korkuyorsun?”

    Selin cevap vermedi.

    Defne kapıya yöneldi.

    “Ben gidiyorum.”

    Mert peşinden çıktı.

    “Ben de geliyorum.”

    Selin birkaç saniye yerinde kaldı.

    Sonra o da onları takip etti.

    Kuyu evine vardıklarında hava kararmaya başlamıştı.

    Evin kapısı açıktı.

    Defne durdu.

    “Aras?”

    Cevap gelmedi.

    Mert içeri girdi.

    “Aras!”

    Sessizlik.

    Defne duvarlara baktı.

    Her şey yıllar önce bıraktıkları gibiydi.

    Tahta masa.

    Eski sandalye.

    Kırık pencere.

    Ve köşede duran küçük dolap.

    Defne'nin gözü masanın üzerindeki kâğıda takıldı.

    Üzerinde Aras'ın el yazısı vardı.

    “Defne, eğer bunu okuyorsan, sana söyleyemediğim bir şey var.”

    Defne kâğıdı aldı.

    Mert:

    “Devamı?”

    Defne kâğıdı çevirdi.

    Arkası boştu.

    “Yarım bırakmış.”

    Selin yavaşça:

    “Belki de bırakmak zorunda kaldı.”

    Tam o anda üst kattan bir ses geldi.

    Güm.

    Defne irkildi.

    Mert:

    “Burada biri var.”

    Üçü merdivenlere yöneldi.

    Defne önden çıktı.

    Üst kattaki oda tamamen karanlıktı.

    Mert ışığı açtı.

    Odanın ortasında Aras vardı.

    Yerde oturuyordu.

    Başını ellerinin arasına almıştı.

    Defne hemen yanına koştu.

    “Aras!”

    Aras başını kaldırdı.

    “Buraya gelmemen gerekiyordu.”

    Defne rahat bir nefes aldı.

    “İyi misin?”

    Aras cevap vermedi.

    Mert ona baktı.

    “Bizi buraya kim çağırdı?”

    Aras:

    “Kimse.”

    Defne şaşırdı.

    “Peki neden buradasın?”

    Aras ayağa kalktı.

    “Çünkü artık hatırlıyorum.”

    Selin'in yüzü değişti.

    “Ne hatırlıyorsun?”

    Aras ona baktı.

    “17 Haziran gecesini.”

    Odadaki herkes sustu.

    Aras devam etti:

    “Dördümüz buradaydık.”

    Defne:

    “Ben, sen, Mert ve Deniz?”

    Aras başını salladı.

    “Evet.”

    Mert bir adım yaklaştı.

    “Sonra?”

    Aras gözlerini kapattı.

    “Babam geldi.”

    Selin'in nefesi kesildi.

    Aras:

    “Deniz'i götürmek için.”

    Defne:

    “Sen ne yaptın?”

    Aras'ın gözleri doldu.

    “Onu durdurmaya çalıştım.”

    Mert sessizce:

    “Ve?”

    Aras:

    “Başaramadım.”

    Defne'nin sesi titredi.

    “Peki Mert?”

    Aras ona baktı.

    “Mert de oradaydı.”

    Mert'in yüzü gerildi.

    “Ben…”

    Aras sözünü kesti.

    “Sen Deniz'i kurtarmaya çalıştın.”

    Mert başını eğdi.

    “Evet.”

    Defne ikisine baktı.

    “Peki neden yıllardır bunları hatırlamıyorsunuz?”

    Aras cevap vermeden önce masanın üzerindeki eski kaseti gösterdi.

    “Çünkü babam bizi buradan götürdükten sonra…”

    Kaseti eline aldı.

    “…her şeyi unutmamız için uğraştı.”

    Defne:

    “Nasıl?”

    Aras başını iki yana salladı.

    “Bilmiyorum.”

    Kaseti eski teybe yerleştirdi.

    Çıt.

    Kasetten cızırtılı bir ses geldi.

    Sonra çocukların sesleri duyuldu.

    Defne kendi sesini hemen tanıdı.

    “Deniz, kaç!”

    Ardından Aras'ın çocukluk sesi:

    “Kapıyı kilitle!”

    Mert'in sesi:

    “Çabuk!”

    Sonra yetişkin bir adamın sesi duyuldu.

    “Çocuklar!”

    Defne dondu.

    Kasette birkaç saniye sessizlik oldu.

    Ardından Deniz'in sesi:

    “Aras, beni bırakma.”

    Kayıt kesildi.

    Defne'nin gözleri doldu.

    Aras teybi kapattı.

    “Ben onu bıraktım.”

    Defne hemen:

    “Hayır.”

    “Bıraktım.”

    “Sen çocuktun.”

    Aras başını kaldırdı.

    “Yine de onu koruyamadım.”

    Tam o sırada kapının dışından bir ses geldi.

    “Çünkü seni de götüreceklerdi.”

    Herkes kapıya döndü.

    Kapının önünde bir kadın duruyordu.

    Lara.

    Defne'nin nefesi kesildi.

    Lara içeri girdi.

    “Artık size yalan söylemeyeceğim.”

    Defne:

    “Deniz nerede?”

    Lara gözlerini kapattı.

    “Hayatta.”

    Defne'nin kalbi hızlandı.

    “Bunu nereden biliyorsun?”

    Lara cevap vermeden önce Aras'a baktı.

    “Çünkü Deniz'i götüren kişi…”

    Bir an sustu.

    “…Aras'ın babası değildi.”

    Herkes dondu.

    Lara devam etti:

    “Onun emriyle hareket eden biriydi.”

    Defne:

    “Kim?”

    Lara'nın gözleri Mert'e kaydı.

    “Mert'in babası.”
End of chapter

1 comments