تخطٍ إلى المحتوى

Yalancı Aşk

الفصل 17 · قراءة 2 دقيقة

Yalancı Aşk

الفصل 17

GERİ DÖNÜŞ

  1. BÖLÜM-GERİ DÖNÜŞ

Aras, merdivenlerin başında öylece kalmıştı.

Defne onun yüzüne baktı.

“Aras?”

Cevap yoktu.

Karanlığın içinden gelen ses yeniden duyuldu.

“Beni duymadın mı?”

Aras bir adım attı.

“Sen…”

Sesin sahibi yavaşça ışığın olduğu tarafa çıktı.

Defne'nin nefesi kesildi.

Karşılarında duran adam Mert'e fazlasıyla benziyordu.

Aynı gözler.

Aynı bakış.

Aynı ses.

Ama Aras'ın yüzündeki ifade değişmişti.

“Sen Mert değilsin.”

Adam hafifçe gülümsedi.

“Bunu nereden çıkardın?”

“Çünkü Mert öldü.”

Adam birkaç saniye sustu.

Sonra başını eğdi.

“Öyle sanıyordunuz.”

Defne Aras'ın koluna tutundu.

“Aras, bu adam kim?”

Aras cevap veremedi.

Çünkü yıllardır zihninin bir köşesinde duran o gece yeniden canlanıyordu.

17 Haziran 2011.

Yağmur.

Karanlık bir yol.

Bir araba.

Ve Mert'in ona söylediği son cümle…

“Bunu kimseye anlatma.”

Aras gözlerini kapattı.

“Sen o gece oradaydın.”

Adam başını salladı.

“Evet.”

“Sen kimsin?”

Adam birkaç adım daha yaklaştı.

“Bunu öğrenmek için buraya geldiniz zaten.”

Defne öne çıktı.

“Biz oyun oynamaya gelmedik.”

Adam Defne'ye baktı.

“Biliyorum.”

“Öyleyse anlat.”

Adam masanın üzerindeki eski fotoğrafı aldı.

Fotoğraftaki üç çocuğa baktı.

“Bunlardan birinin kim olduğunu hâlâ bilmiyorsunuz.”

Aras fotoğrafı elinden çekip aldı.

“Üçüncü çocuk kim?”

Adam cevap vermedi.

Defne sinirlendi.

“Bunca yolu bunun için mi geldik?”

“Hayır.”

Adam cebinden eski bir zarf çıkardı.

Zarfı Aras'a uzattı.

“Bunu açtığında her şey değişecek.”

Aras zarfı aldı.

Üzerinde yalnızca bir isim vardı:

DEFNE.

Defne'nin yüzü bir anda soldu.

“Benim adım neden orada?”

Aras zarfı açmak üzereyken adamın telefonu çaldı.

Adam ekrana baktı.

İfadesi değişti.

“Gitmem gerekiyor.”

Aras onun kolundan tuttu.

“Bir dakika!”

Adam kurtulmaya çalıştı.

“Aras, şimdi değil.”

“Sen benim geçmişim hakkında benden fazla şey biliyorsun. Beni burada bırakıp hiçbir yere gidemezsin.”

Adam Aras'a baktı.

“Bazen geçmişi öğrenmek, gerçeği bilmekten daha ağırdır.”

Sonra Aras'ın elindeki zarfa baktı.

“Defne'yi gerçekten seviyorsan…”

Bir an durdu.

“…o zarfı açmadan önce iki kere düşün.”

Adam hızla kapıya yöneldi.

Aras peşinden çıkacakken Defne onu durdurdu.

“Aras.”

Aras arkasını döndü.

“Ne?”

“Zarf.”

İkisi de masanın üzerine baktı.

Zarf hâlâ Aras'ın elindeydi.

Aras yavaşça açtı.

İçinden eski bir fotoğraf çıktı.

Defne fotoğrafı görünce olduğu yerde dondu.

Fotoğrafta genç bir kadın vardı.

Kadının yanında küçük bir kız çocuğu duruyordu.

Defne fotoğrafa baktı.

Sonra tekrar baktı.

“Bu…”

Aras sessizce sordu:

“Tanıyor musun?”

Defne'nin gözleri doldu.

“Bu benim annem.”

Aras şaşkınlıkla fotoğrafa yaklaştı.

“Peki yanındaki çocuk?”

Defne cevap vermedi.

Çünkü fotoğrafın arkasında tek bir cümle yazıyordu:

“Defne'nin bilmediği gerçek, Aras'ın geçmişinde saklı.”

Aras başını kaldırdı.

“Defne…”

Tam o anda dışarıdan araba sesi geldi.

İkisi de pencereye koştu.

Az önce çıkan adamın arabası değildi.

Siyah bir araba çiftliğin önünde durmuştu.

Arabanın kapısı açıldı.

İçinden bir kadın indi.

Defne onu görür görmez geri çekildi.

“Hayır…”

Aras ona döndü.

“Ne oldu?”

Defne fısıldadı:

“Bu kadın…”

Kadın başını kaldırıp doğrudan çiftliğe baktı.

Defne'nin sesi titredi.

“Ben onu annemin cenazesinde görmüştüm.”

Aras şaşkınlıkla sordu:

“Kim?”

Defne gözlerini kadından ayırmadan cevap verdi:

“Annemin yıllardır öldüğünü sandığım…”

Bir an sustu.

“...kız kardeşi.”

Aras'ın elindeki fotoğraf yere düştü.

Çünkü fotoğraftaki üçüncü çocuğun yüzünü ilk kez net şekilde görmüştü.

Ve o çocuk…

Mert değildi.

Aras da değildi.

Defne'nin çocukluğundan biriydi.

نهاية الفصل

2 تعليق