Skip to content

WHY?

Chapter 1 · 4 min read

WHY?

Chapter 1

1.bölüm

"Hadi ama kızım ya sende ne uzattın. Bak çok eğlenceli görmedin mi Ayşeleri ne kadar eğleniyorlar."

İstemiyorum kelimesini neden anlamayan bir arkadaşım var.

"Elzem istemiyorum işte bilmiyormuş gibi konuşma. Korkuyorum sanki bizi izliyorlar." anla be kızım aff Allah'ım ya

"Bak gerçekten bir şey olmayacak. Ben araştırdım güvenli hem en fazla ne olabilir? Seni mi dikizlerler işleri güçleri yokmuş gibi. Lütfen lütfen lütfen lütfen lüt-"

"YETER tamam indirelim oldu mu indirelim. Dediğin gibi işleri yok bizi dikizlesinler."

-Hadi bakalım Mona aldın başına belayı sıyrıl sıyrıla bilirsen.

-Sana ne sen karışma

-Peki dediğin gibi olsun aman dikkat et sırların ortaya çıkmasın.

İlacımın saati geldi. Beden dersinden sonra sınıfa çıkıp içmeliyim. Hem ne olabilir ki gerçekten yok canım hiçbir şey olmaz. Aynen olmaz.

"Eee Mona hadi indirelim."

"Elzem bazen annen gerçekten haklı sen 18 yaşındasın kızım az olgun ol."

"Tamam olurum hadi. Bak uygulamanın adı WHYCHAT yazdın mı?"

Ne biçim isim bu. WHYCHAT nedir ya

"Yazdım. Bak şu üstünde soru işareti olan mı?"

"Evet o indir. Çok eğleneceğiz. Bir soru soruyor o soruyu cevaplıyorsun eğer cevap veremezsen ceza alıyorsun."

"Bunun neresi eğlenceli ayrıca nasıl bir ceza?"

"Orasını kimse bilmiyor ya da yasak uygulama o ve bazı konularda bilgi verilmesini yasaklamış. Ama öyle zor ve aptalca cezalar değilmiş basit cezalarmış."

"Neyse zil çaldı ben sınıfa çıkıyorum. Başım ağrıyor uyurum biraz diğer derse de girmem o yüzden hocaya çaktırma yokluğumu."

"Tamam fıstık o iş ben de bende hocanın yanına gideyim. Turnuvalar başlıyor voleybola yazılacağım."

"Tamam, sonra görüşürüz."

Elzem'in yanından ayrıldıktan sonra hızlıca okul binasının kapısından içeri girdim. Allah'tan oturduğumuz bank okul kapısına beş adımlık uzaklıkta. Okuduğum okul sıradan bir devlet lisesi öyle dizilerdeki gibi kavga gürültü yok. Okulumuz ne çok büyük ne çok küçük orta her devlet lisesinde olduğu gibi burada da boyaları biraz eskimiş. İki kat yukarı çıktıktan sonra sağa saptım biraz yürüdükten sonra karşıma çıkan sınıfın içine girdim. Sınıf bomboştu son ders olduğu ve bugün de havanın güzel olmasıyla herkes dışardaydı. Sırama geçip çantamı önüme aldım. Çantamın en ön gözün fermuarını açıp ilacım ve suyumu alarak hemen ilacımı içtim. İlacımı içtikten sonra baş ağrım geçsin diye sıraya kafamı koyup gözlerimi kapattım. Nasıl olsa çıkışta Elzem gelip kaldırırdı.

"Mona uyan hadi, HEY MONAAA"

"Elzem tamam kalktım kalktım"

"Hele şükür ne ağır uykun var sen be kızım."

"Yorulmuşum ya "

"Belli neyse eve gidince uygulamaya girmeyi unutma tamam mı?"

"Tamam merak etme ilk işim o olacak."

"Aferin, hadi iyi tatiller sana canım."

"Sana da"

Koşarak uzaklaşan arkadaşıma baktım. Tam bir meraklı melahattır kendisi ne yeni çıkmış bir şey varsa dener ve denettirir. WHYCHAT uygulamasını da sınıftaki kızlardan gördü tutturdu biz de deneyelim diye. Mecbur ben de uydum bizim deliye.

Evim okula yakın olduğu için yürüyerek her gün gidip geliyorum. Bir apartmanda kalıyoruz. Ben ve annem varız sadece ne yazık ki babamı beş yaşındayken kaybettim. Bir trafik kazasında kaybettik onu kazada karşıda ki kişinin aracını hızlı kullanması sonucu oluşan kazada ağır yara aldığı için kurtarılamadı. Annem bir hemşire o yüzden eve hep geç gelir. Bende çoğunlukla evde yalnız olduğum için hep odamda olurum. Ne sandın dışarı çıktığımı ben üşengeç insanım o yüzden genelde ev kuşu olurum.

Eve girince anahtarı kapının yanındaki portmantodaki çekmecenin içine koydum. Ayakkabılarımı çıkardıktan sonra banyoya girip elimi yüzümü yıkadım. Odama geçtikten sonra okul kıyafetlerimi çıkarıp makineye attım. Tekrar odama geçip yatağıma uzanıp uygulamaya girmek için telefonu elime aldım. O meşhur(!) WHYCHAT uygulamasına girip kaydolduktan sonra başladım.

*HOŞGEDİN Mona, bugün nasılsın?

Ben: iyiyim

*Ne kadar güzel. Ne yapmayı seversin Mona

Ben: Kitap okumayı ve uyumayı severim. Peki sen ne seversin.

*Ben de uyumayı severim.

Ben: Nasıl yani sen uyur musun?

*Evet Mona ben de uyurum

Yazışmalar böyle devam ediyordu. Bence de Elzem'in dediği gibi sadece bir yazışma hiçbir şey olmaz.

Telefonumu kapatıp yatağın yanındaki masanın üstüne koydum. Akşama yemek hazır olduğu için Annem gelene kadar uyuma karar verdim.

Annemin beni kaldırmasıyla hazır olan yemekleri hemen ısıtıp masaya koyduk. Masaya geçip yemeğimizi yemeye başladık.

"Eee Monacım günün nasıldı?"

"Önceki günler gibi aynı pek bir fark yoktu. Sıradan şeyler derse gir, dışarı çık tekrar ders anlayacağın anne monoton. Senin günün nasıldı?"

"Benim ki seninkisine tezat hareketliydi biliyor bu ay acildeyim. Dinlenecek vakit bulamıyoruz. Bu arada gelecek hafta bir seminer için İstanbul'a gideceğim. Senin anlayacağın tatlı kızım(!) evde yalnızsın."

"Mesaj alındı annecim sen merak etme gözün arkada kalmasın ev bende sen geldiğinde sana aynen tertemiz geri bırakacağım."

"İnşallah, inşallah tam tersi evi gelene kadar sağlam bulayım başka bir şey istemiyorum."

"Aman anne sen de o zaman 12 yaşındaydım yanlışlıkla oldu. Her seferinde yüzüme vuruyorsun. Ben doydum ellerine sağlık."

Allah'ım ya ne olmuş evin camına kale sanıp top attıysam. Koltukların üstüne superman gibi uçup koltuğu kırmışsam. 12 yaşında masum bir çocuktum(!) Neyse benim çok uykum var gidip en iyisi uyumak hem yarın ve öbür gün tatil.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.