تخطٍ إلى المحتوى

VERDA

الفصل 6 · قراءة 5 دقيقة

VERDA

الفصل 6

6. B Ö L Ü M

Kahkahalarla dans edenler şimdi uğultu hâlinde şaşkın sesler çıkarıyorlardı.

Bir taksi çaya fırladı?

Anne?

Topuklularımı aldırmadan, 30 metre uzaklıktaki çaya koştum. Defalarca ayağım burkuluyorken tam geldiğimde yere düştüm. Önce gelinliği, sonra kendimi kaldırmaya başardığımda kalabalığı fark ettim.

Karanlık sokakta loş ışıklardan fark edilen tek ayrıntı hurdaya çıkan arabaydı. Taksinin plakasına baktım. Sonu 08…

Ellerim karıncalandı. Kulağımdaki ağır çınlama başıma keskin bir ağrıya sebep oldu. Göğüs kafesim hızla inip kalkıyordu, aldığım nefeslerse içime sızı oluyordu. Tek varlığım annemdi.

Bizim çok güzel hayatımız olacaktı.

Dikkat çeker diye anneme sarılmamıştım bile. Bacaklarımın titremesi beni daha fazla taşıyamadı. İçimdeki acıyı atmak istercesine tek yaptığım çığlık atmaktı.

Tam karşımda sesli bir şekilde çalışan saatte akrep tam biri gösteriyordu. Tik tak sesleri beynime bir darbe indiriliyor gibi hissettiriyordu. Sağ tarafımda Bars vardı. Çaprazımda babam, Ömer Ağa ve Iraz vardı.

Ama annem hiçbir yerde yoktu.

Gelinliğim çamur olmuştu ve jandarmaya çıplak ayaklarla gelmiştim. Gözyaşlarım sayesinde maskaram gelinliğe kadar akmıştı.

“Ses var mı?” dedi yeni gelen Beran.

Nazlı sol tarafıma oturdu. Teselli etmek istercesine omzumu sıvazladı.

“Bekliyoruz.” dedi Bars.

O kadar çok bekledik ki artık delirmek üzereydim. Ne taksinin şoförü ne de annem yoktu ortada. Her şey benim yüzümden olmuştu. Bunun farkında olmak daha çok kahrediyordu beni.

Yanımda telefonu elinde olan Bars vardı. Sadece annesine bakıyordu. Pek umursamadığı her hâlinden belliydi. Telefonu ardı ardına iki kere titredi. Kalp şeklinde kaydedilmişti:

“Ama ben seni çok özledim”

“Birkaç dakika da olsa gelemez misin?”

Mesajları gördüğümü fark edince bana baktı. Belli ki sevgilisiydi. Ne yani, kadının da bu evlilikten haberi var mı? Bars ayağa kalkıp:

“Ben biraz hava alacağım.” deyip ceketini giydi.

Damatlığıyla sevgilisinin yanına gitti. Ve benim bu hâlim hiç umurunda bile olmadı. Arkasından tek yaptığım gülümsemek oldu. Vay be…

Uzun sessizlikten sonra ayağa kalktım. Dengemi bulamayıp yalpaladım. Babama bakıp:

“Üstümü değiştireceğim.” dedim.

“Ben seni bırakayım.” dedi Beran abi. Başımı salladım.

Dışarı çıktığımızda:

“Dur bacım.” deyip üstündeki ceketi çıkartıp omuzlarıma serdi.

Beran abi gerçekten abim gibiydi. Bars itinin asla beceremediği gibi. Aslında tüm suç onundu. Hayatı boyunca sevgilisi bile olmamıştı, boktan yere herkesin hayatını karartmıştı.

Konağa geldiğimizde kalabalık çoktan dağılmıştı. Etraf toplanıyordu.

“Ben seni burada bekliyorum.” dedi Beran abi.

Hiçbir şey demeden merdivenlere yöneldim. Kimseyle konuşmaya dermanım yoktu. Odaya girdiğimde koltuğa oturdum. Deli gibi çığlık atmak, bütün camları parçalamak, hatta koca konağı yakmak istedim. Tek yaptığım ayağa kalkıp dolabı açmaktı.

Karşımda hazırladığım çanta vardı. Ne hayallerle hazırlamıştım. Çantadan telefonumu çıkarttım. Annemden mesajlar vardı.

İlk önce algılayamadım. Titreyen ellerimle mesajları açtım.

“Kızım ben o taksiden indim, Serpil’in kardeşiydi taksici, nereye gittiğimi bilmesin.” — 22.16

“Annecim ben otogardayım, biletleri aldım.” — 22.30

“Kızım nerede kaldın?” — 22.48

“Verda ben biniyorum araca, neredesin kızım?” — 22.54

“Otobüs hareket etti, ben gidiyorum.” — 23.12

Mesajları tekrar tekrar okudum. Annem yaşıyor muydu yani? Ne ara aktığını fark etmediğim gözyaşlarımı silip annemi aradım.

“Verda?”

Annemin sesi. Annem ölmedi.

“Anne.” deyip hıçkırarak ağlamaya başladım.

“Ne oldu? Benim dönüş biletimi al, ben geri döneceğim… Kızım ağlama, ne oldu?”

Annemin hiçbir sorusunu cevaplayamadım. Elimle ağzımı kapatarak banyoya girdim.

“Anne… Anneciğim, ben çok korktum. Öldün sandım.”

“Tövbe estağfurullah kızım, niye öleyim!”

“Senin bindiğin taksi… Yani bizim seni bindirdiğimiz taksi çaya yuvarlandı. Sen onun içindeydin.”

Ağlamamı bir türlü durduramadım. Annem yokken, onun varlığı yokken delirmek üzereydim. İlk defa nefes alıyormuşum gibi derin nefes aldım.

“O yüzden mi sen gelmedin?” dedi annem.

“Evet.” deyip burnumu sildim.

“Herkes öldü mü biliyor beni?”

Annemin bu sorusu beni kendime getirdi. Annem öldü biliniyordu. Aslında bu muhteşem bir şeydi. Ya annemin peşine düşerler korkusu bile olmazdı.

“Evet… Evet anne, bu harika bir olay.” dedim. Annem hiçbir şey çıkarmadı.

“Sakın geri dönme anne. Ben çok yakında geleceğim yanına. Seni öldü sansınlar, kimse peşine düşmez. Ben sana para gönderirim. Hatırlıyor musun aşağı evde bir memur aile vardı?”

Annemin kafasının karışık olduğu çok belliydi.

“Evet.” dedi.

“O kadın geri Muğla’ya gitmişti. Bak, bende onun kızının telefonu var. Muğla’ya gittiğinde onlardan yardım iste. Kendine bir düzen kur. Ben gelirim zaten.” dedim heyecanla. Annem sessizliğini:

“Yapabilir miyim ki?” diyerek bozdu.

“Anne, sen babamla yaptın; bunları mı yapamayacaksın?” dedim. Birkaç ikna cümlesinden sonra anlaşıp telefonu kapattım. Üstümden dünyanın yükü kalkmıştı.

Hâlâ üzgün ve annem yokmuş gibi davranmam gerekirdi. Gelinliği çıkartıp dağılan saçımı açtım. Beni aşağıda bekleyen Beran abiyi umursamadan kısa bir duş aldım. Yüzümü iyice yıkayıp saçlarımı kuruttum.

Hava gittikçe soğuyordu. Siyah boğazlı kazağımla siyah pantolonumu giydim. Saçlarımı toplayıp dışarı çıktım. Olabildiğince ifadesiz durmaya çalıştım.

Arabada beni bekleyen Beran abiye başımla selam vererek ön koltuğa oturdum.

Gün artık aydınlanıyordu, jandarmaya geldiğimizde. Yine üzgün durmaya çalışıyordum. Sağ odanın kapısı açıldı. Er şapkasını çıkartıp:

“Çaydan 80 kilometre uzaklıkta iki ceset bulundu. Biri kadın, biri erkek. Başınız sağ olsun.” dedi.

Kadrajıma direkt babam girdi. Utanmasını bekledim anneme yaptıkları için. Ama o hiçbir şey yapmadı. Yerinden bile kalkmadı, sesi titremedi.

“Kader…” deyip sustu.

Bu binayı onun başına yıkasım geldi.

“Verda, gel gidelim biz. Hava aydınlandı. Erkekler halleder işlemleri.” dedi Nazlı. Başımı salladım. Yine de içimde ağlama isteği vardı.

Konağa vardığımızda kahvaltı hazırlıyorlardı. Kimsenin hiçbir şey umurunda değildi. Her şeyi bıraktım; eğer annem şu anı tamamen yaşasaydı değersizliğinden ağlardı.

Değer görememek nasıl da yakıyor insanın içini.

Odama girdiğimde yastığı alıp koltuğa uzandım. Dudaklarımı dişliyordum ve ne düşüneceğimi bile bilmiyordum.

Ama net olduğum bir konu vardı: Annemin yanına gideceğim. Sadece babamın sürünmesini istiyorum. İstiyorum ki yok olsun, hiçbir işini yapamasın. Mahvolsun.

Aklımda derme çatma planlar kurdum babamla ilgili.

Bir de ne kadar düşünmek istemesem de Bars vardı.

Nasıl da beni bırakıp gitti ama… Olay sevgilisinin yanına gitmesi asla değildi, bütün bunları kabul etmişler zaten. Ama annemin öldüğünü sanmıştım ve o gitti…

Bu düşünceler içinde uyuyakaldım…

نهاية الفصل

28 تعليق