Skip to content

VERDA

Chapter 51 · 8 min read

VERDA

Chapter 51

51. B Ö L Ü M

Koşuşturmalar ve siren sesleriyle kargaşalar çıkmıştı. Bars hızla giderken bana odada kalmamı söylemişti. Boydan pencerede olan bitenleri anlamaya çalışıyordum. Hem çok yakından hem de çok uzaktan bir patlama olmuştu. Tam da annemi söyleyecektim nereden çıktı bu patlama?

Annem.

Hızla telefonumu alıp annemi aradım. İki kere çalmadan annem hemen açtı.

"Verda neler oluyor? Benden neler saklıyorsun sen!" diye bağırmaya başladım. Şaşkınlıkla kekeledim.

"Ne-ne demek anne?"

"Hani muhteşem bir hayatımız olacaktı. Beni burada bıraktın! Oğlum nerede benim Verda! Baban nerede? Aileme ne oldu?" dedi.

Yutkundum. Her kelimesi suratıma bir tokat gibi indi. Başlarda böyle olacağını hiç düşünmemiştim. Annemle birlikte kaçıp Muğla'da sakin bir hayat yaşamak varken Aşratoğullarının hapishanesinde türlü felaketlerle Bars'ın toksik ilişkisinde debelenip duruyorum.

"Verda neden bana hiçbir şey söylemedin bak neler olmuş." Dedi annem.

"Anne ben nasıl söyleyeceğimi bilemedim. Zaten babam huzurevinde."

"Neyse ne. Ben en kısa zamanda geleceğim oraya. Allah bilir benden daha neler sakladın."

"Anne yapma gözünü seveyim ne gelmesi. Ben hala oraya gelmek için hayal kuruyorum. Lütfen anne geli-"

"Diyeceğimi dedim ben!"

Telefonumu suratıma kapattı. Of bir bu eksikti. Kim anneme anlattı bunları neden sürekli bir felaket geliyor başıma. Deri koltuğa oturup ellerimle yüzümü kapattım. Hemen ayağa kalkıp Bars'ı bulmam lazım ne olacaksa olsun benden duysa daha iyi olacak. Kapıyı açıp koridorun sonuna varamadan Bars'la çarpıştık. O düşünceli gergin ben korkak gergindim.

"Neden odadan çıktın." Deyip sol tarafındaki yangın merdivenin kapısını açtı. Hızla ceketinden sigarasını çıkartırken sigarayı yakarken ellerinde çizikler ve kan vardı. Kaşlarım çatıldı.

"Ne oldu?" dedim. Bars omuz silkip

"Patlama işte"

Yanına gidip kollarımı göğsüme bağladım.

"Bars anlatır mısın lütfen?" dedim. Sigarasından derin soluk alıp

"Otoparkta iki aracı patlatmışlar. Çok büyük bir sorun yok el yapımı patlayıcılar olduğu için. Birkaç çalışan yaralanmış."

"Kim yapmış peki?"

Bars yarım ağız gülümseyip bana baktı. Diğer cebinden puf bir anahtarlıkta anahtarları çıkarttı.

"Bunlar Ceren'in şirket anahtarlarıydı. Her yer cayır cayır yanarken benim arabamın üstüne bunları koymuş." Dedi eliyle oynayarak. Histerik bir gülüş vardı yüzünde.

Yine Ceren.

Bars sigarasını bitirip

"Hadi eve gidelim." Dedi. Başımı sallayıp odadan kabanımı ve çantamı aldım.

Bars'ı takip ediyordum arabasını dışarıya bırakmıştı. Göz ucuyla baktığımda yangının söndürüldüğünü anladım. Konağa gidene kadar konuşmadık. İçim içimi yiyor annemi nasıl söyleyeceğim.

"Sen o gece Ceren'i neden öldürmek istedin?" Dedi Bars. Düşüncelerimden sıyrılıp dikkatle yola bakan Bars'a baktım.

"Hatırlamıyorum. Tek bildiğim Iraz'ın Ceren'le işbirliği yapması." Dedim Bars birkaç saniye bana baktı. O arada bile ne kadar inanmadığını göstermişti.

"Annem ile Ceren birbirlerinden nefret eder." Dedi.

"Sanırım benden daha çok nefret ediyor."

"Verda saçmalama. Annem Ceren bu şehirden gitsin diye bütün ağalarla konuştu uzun süre kimse evini vermedi Ceren'e henüz ondaki nefreti kimseye göstermedi." Dedi.

"Neden bu kadar nefret ediyordu?"

"Annem sevmez ki. Nefret eder." Dedi. Tekrar Bars'a baktım. Hiçbir şey demedim çünkü Iraz'ı anlatacak başka bir cümle kalmamıştı.

"Yine de aklında bulunsun olur mu? Annenle Ceren'e dikkat et.." Dedim Bars tepki bile vermedi.

Konağa geldiğimizde etraf sakindi kimse yok gibiydi. Sait hemen hemen bütün ailesini götürmüştü. Vildan iki oğluyla oyun oynuyor Aran memnuniyetsiz ifadesiyle boşluğa bakıyordu. Beran'ın ölümünden sonra kendini tamamen suçlu hissetmeye başlamış gibiydi. Yani aslında çok önce yapması gerekirken.

Bars'la onların yanına oturduk. Ben Vildan'la birlikte çocuklarla oynarken Bars Aran'a patlama olayını anlatıyordu. Kasvetli konuları konuştuğumuzu duyan Vildan çocukları gönderdi.

"İyi en azından size bir şey olmamış." Dedi Aran.

"Patlama demek! Aran, Bars abi bende gitmek istiyorum. Çocuklarımı alıp." Dedi Vildan. Aran'ın bakışı Vildan'ı susturmuştu. Hal böyle olunca Bars bir Aran'a bir Vildan'a baktı.

"Şimdilik yerimizde kalalım Vildan. Zaten bu işi Ceren yapmış gibi görünüyor. Onun derdi benimle." Dedi.

Ben konuya dahil olmuyordum. Başımda bir hayli sıkıntı varken üstelik. Bunları anneme kim yetiştirdiyse helal olsun bomba işi tam ayarlanmış gibi patlamıştı çünkü.

"Hiç mi bir haber yok peki abi?" Dedi Aran.

"Yok abicim. Gerçi Verda bana bir şey söyleyecektin?" Deyip bana döndü Bars.

Böyle de söyleyemem ki.. Bana bakan meraklı gözlere bakmadan ilk aklıma geleni söyledim.

"Şermin. Şermin gitmek istiyor." Dedim. Bars kaşlarını çatıp anlamaz gözlerle bana bakarken Aran sabır çekerek odağını benden çekti.

"Ne Şermin'i?" Dedi Bars.

"Geçenlerde Şermin'le konuştum da. Baya mutsuz bu konakta. Özel okullar var onun için gönderelim." Dedim. Bars başını salladı ve uzun bir sessizliğe gömüldük.

Zaman geçtikçe Vildan'la sofra hazırlamak için ayaklandık. Bars ile Aran Şermin'i de getirmişlerdi uzun zaman sonra Şermin bizimle oturuyordu. Gayet samimi ve sakin bir şekilde yemeği yedik. Her şeye rağmen Bars Şermin'le ilgileniyor Aran sürekli şakalaşıyordu.

Yemek faslı bittikten sonra mutfağı toplayıp kahvelerimizi yapmıştık. Bu konağa geldiğimden beri ilk defa huzuluydum. Üstelik bunu pek ısınamadığım Aran ve Vildan'la birlikte yaşıyordum. Ben bütün önyargılarımı kırmış Vildan'a karşı sevecendim ama Vildan herkese olduğu gibi bu zamanda da duvar gibiydi.

Konakta az kişi kaldığımızdan Aran ile Vildan'ı daha iyi gözlemler oldum. Vildan hayatından Aran'ı tamamen çıkarmış geri kalan çocukları için yaşıyor gibiydi.

Odama geçtiğimde volta atıyordum. Nedense içimden bir ses anneme her haltı söyleyenin Ceren olduğunu söylüyor. Tamam da ne oluyor bu kıza? Yine Iraz mı ortalığı karıştırıyor. Düşüncelerim başımı ağrıtmaya başladı.

Avludan boğuk sesler geldi. Bars Aran'a bağırıyordu. Üstüne fazla düşmeyip kendi kendime delirmeye devam ettim. Çok geçmeden bir hışımla Bars odaya geldi.

"Ne oldu?" Dedim. Bars telefonunu fırlatıp

"Aran! Mert! Hay sikeyim herkesi!" Deyip öfkeyle berjere oturdu. Karşına oturup

"Mert yine bir şey mi yaptı?" Dedim. Mert dur artık.

"Annemgilin kaldığı evi bildiğine dair Aran'a bir şeyler söylemiş. Aran siki kadar beyni olduğu için yine defolup gitti. Nereye gittiğini bilmiyorum!" Dedi. Sinirden nefes nefese kalmıştı.

"Vildan duymasın bari yazık kadına kafayı yer." Dedim. Bars şaşkınlıkla baktı bu konuda Vildan'ı düşünmem ona saçma geldi.

"Ben nasıl bu kadar köşeye sıkıştım." Dedi Bars sessizce kendi kendine konuşuyordu. Saçlarını karıştırıp sigara yaktı.

Bars emin ol köşe sıkışmak konusunda seninle yarışırım.

İki saate yakın Bars'la oturup Aran'ı bekledik. Annemin konusunu açmak için imkan yakalayamadım zaten Bars bu kadar öfkeliyken daha farklı tepki verir diye korktum. Artık uykusuzluktan göz kapaklarım kapanmaya başlamıştı.

"Hastaneden geldiğimizden beri nasılsın?" Dedi Bars birden. Omuz silktim.

"Tedavi olmak ister misin?" Dedi.

Bars'a değilde dışarıya baktım. Aklıma kuma meselesi geldi. Beran'ın bu yüzden ölmesini istedim bu konu hiçbir zaman açılmasın diye. Derin nefes alıp uykusuzluktan çıkmaya çalıştım.

"Bilmem. Sence olmalı mıyım?" Dedim.

"Ol. Ben olmanı isterim."

"Sana bir çocuk lazımdı değil mi? Bana bir çocuk ver Verda." Dedim geçmişi hatırlatarak. Bars gülümsedi. Başını sallayıp

"Bana artık hiçbir şey lazım değil. Çok şey kaybettim zaten. Ama.." Deyip sustu. Merakla gözlerine baktım bir yandan da kalbim deli gibi atıyordu.

"Ama senin öyle ya da böyle bir çocuk sahibi olman gerekiyor." Dedim. Kuma konusu açılmaya başladı sanki. Bars kaşlarını çatıp bana baktı.

"Bir çocuğum olacaksa senden olsun isterim sadece. Konuyu nereye getirmeye çalışıyorsun?"

Şimdi şaşırma sırası bendeydi. Bars ile yeni bir kavgaya başladığımızı sandım. Ben kuma meselesini başlatır Bars devam ettirir kedi köpek gibi bağırışırız diye beklerken Bars'ın cümlesi içimi okşadı. Yutkundum başımı salladım.

"Bu konuda biraz gerginim kusura bakma. Bir de evet tedavi olmak istiyorum." Dedim. Bars başını salladı.

Saat epey ilerleyince ben daha fazla dayanamayıp yatağıma kavuşmuş uyumuştum bile. Odada ki hareketlilik kısa uykumu da bölmüştü. Gözlerimi ovup hazırlanan Bars'a baktım.

"Günaydın." Dedim. Bars bana dönüp

"Günaydın. Hadi hazırlan."

Dirseklerimi yatağa koyup hafif doğruldum.

"Nereye?"

"Şermin için birkaç okul buldu benim çalışan. Senin yardımın lazım." Dedi. Dışarı çıkmak aslında zaten beni ikna etmişti. Hazırlanmak için ayağa kalktığım da

"Bu arada çalışan Ayşegül. Sen tanırsın tabi." Dedi.

Sabah sabah.

"Anlamadım?" Dedim. Bars ceketini giyip

"Dün yapman gereken açıklamayı şimdi yapmanı bekliyorum Verda. Sen Ayşegül'ü nereden tanıyorsun?" Dedi.

Daha yeni çalışmaya başlayan beynim yalan skalamdan en özelini aramaya başladı. Bu yalanı biraz Nazlı'yla süsleyebilirim dediklerimi inkar edemeyecek tek kişi o.

"Ben ilk başlarda Ceren olayında sana pek güvenmediğim için Ayşegül'le tanıştım. Zamanında Nazlı tanıştırmıştı onun telefonundan arayıp soruyordum seni sağ olsun Ayşegül'de hep cevap verirdi." Dedim. Tek solukta söylediğim muazzam yalana ben bile hayran kalmışken Bars tek kaşını kaldırıp

"Öyle olsun. Seni arabada bekliyorum." Dedi. Odadan çıkar çıkmaz omzumdan yük alınmış gibi oldum.

Siyah saten gömleğimin altına siyah kot pantolonumu giydim. Saçımı topladıktan sonra gri kabanımıda giyip Bars'ı fazla bekletmemek için hemen aşağı indim.

İlk başta kahvaltıya gitmiştik. Uzun süre sonra dışarda olmak o buhran konak hapishanesinden çıkmak bana öyle iyi geldi ki.. Kalabalık farklı yüzden insanları ilk defa görüyor gibi bakıyordum.

Fazla oyalanmadan ilk okula gitmiştik. Bars aracı park etmek için otoparka inince aklıma dün yaşanan patlama ve annemin her an gelerek beni patlatacağı geldi. Bu okulla görüştükten sonra Bars'a söyleyeceğim. Evet bu sefer kesin.

Arabadan indiğimizde zaten küçük olan otoparkta sanki kimse yok gibiydi. Korktuğum için Bars'ın koluna girdim. Birkaç adım atmamızla bize mosmor gözlerle bakan Mert'le karşılaşmamız bir oldu.

Hassiktir!

Hassiktir!

Hassiktir!

Bu gerçekten Mert mi diye dikkatle inceliyordum. Üstüne giydiği sarı sweatshirt kan olmuştu ama kanlar kurumuştu. Aynı kurumuş kanlar yüzünde de varken deli gibi seğiriyor o yeşil gözlerinin içi kıpkırmızıydı.

Bars ile olduğumuz yerde durduk hemen Bars'ın kolundan çıktım. Bunu öyle hızlı yapmıştım ki Bars bir anlığına da olsa bana baktı.

Mert belinden silahını çıkartıp Bars'a doğrultu. Korkuyla Mert'e baktım. Bars ise elini beline götürüp silahın kabzasını tuttu sadece.

"Karımın yanında mı saldıracaksın?" Dedi Bars. Bu cümlesini özenle seçmişti ilk konuşmayı başlatan kişi olarak fazlasıyla iğneleyiciydi. Mert bana baktı karşılık vermeden seğirip kurşunu namluya sürdü.

Onu daha önce hiç böyle görmedim. O an hissettim ki dün patlayan otopark gibi bugün de biz bu otoparkta öleceğiz.

End of chapter

14 comments