Skip to content

VERDA

Chapter 44 · 7 min read

VERDA

Chapter 44

44. B Ö L Ü M

"Şu köşeye de bir tane sandalye koyun!"

"Abla, şu pastanın üstünü kapatın istersen."

"Kime diyorum! Mutfakta değil misiniz?"

Delireceğim. Bu kadar hazırlık ve bu kadar koşuşturma yüzünden delireceğim. Birkaç kere Şermin'in odasına gidip saklandım ama yine bu koşuşturmanın içindeydim.

Teras özenle hazırlanmıştı. Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki yanımdan geçen biri bile duyacak kadardı. Saat ilerliyor ama Mert'ten hiçbir ses çıkmıyordu. Defalarca telefonuma bakıp bu gecenin nasıl biteceğini düşündüm.

Masanın en ucuna oturdum, tam karşımda Bars vardı. Misafirlerin çoğu gittikten sonra sadece iki aile kalmıştı. Onlar da sırayla geldikten sonra Iraz ve Ömer Ağa da geldiler. Iraz pastasını kesti, çocuk gibi sevindi. Ömer Ağa, Iraz'ı altınlara boğarken hâlâ nasıl bir şeyin içine düştüğümü anlamıyorum.

Bir bacağım panikle sallanırken yine telefonuma baktım. Neler oluyor? Mert sadece bugünü bana zehir etmek için mi böyle yaptı? Titreyen bacağımda bir el hissettim. Bars, merakla bana bakarak

"İyi misin?" dedi.

Gözlerimi kırpıştırdım.

Ben çok yanlış bir şey mi yaptım Mert'e yardım ederek? Nasıl o adama güvenebilirim!

Bars'ın elinin sıcaklığıyla vücudumun buz tuttuğunu fark ettim. Zar zor gülümseyerek

"İyiyim." dedim.

Bars'ın kuşkucu bakışları devam ediyordu. Huzursuzlanıp

"Bakma öyle, bir şey yok." dedim.

Bars sandalyemin kenarından tutup beni kendine çekti. Nefesini hissedeceğim kadar yaklaşıp

"Artık her hareketini tanıyorum." dedi.

Zar zor yüzümü yüzüne çevirdim. Ela gözleri yüzümün her zerresine dikkatle bakıyordu. Bu akşam herkesin içinde ne kadar cesuruz!

"Bir şey yok. Sadece kalabalık ve gürültü." dedim.

Bars derin bir nefes alıp

"İstersen gidebiliriz." dedi.

Sesinde yaramazlık vardı. Gözlerimi kısıp ayıplarcasına dürttüm. Bars sırıtırken

"Son bir hediyem de aşağıda." dedi.

Ömer Ağa. Iraz,

"Ne? Hadi söyle." deyip durdu.

Ömer Ağa daha fazla dayanamayıp Iraz ile avluya indi. Onlar hediye telaşındayken Nazlı,

"Birbirlerine âşıklar." dedi hayranlıkla.

"Ee, babam da ne yapacağını iyi biliyor." dedi Aran.

"Sizce en çok Iraz annemi mi yoksa Ömer Ağa mı daha çok seviyor?" dedi Simay, ellerini çırparak.

"Babam. Babam anneme bağlı. Anneme bir şey olsa babam kaldıramaz. Ama annem elbet toparlardı." dedi Bars.

Ben ona bakıp sözlerini tekrarlarken herkes bir şeyler diyordu.

O anda telefonum titredi. Ekranda yanında beklediğim numaradan bir mesaj vardı.

"Üzgünüm, Verda. Asla verdiğim sözleri tutmadım. Bu eğlenceyi benim tarafıma çekmem gerek."

Siktir!

Mert'in planı bambaşka bir şeydi. Kahretsin! Şakaklarım zonklamaya başladı. Ben kimseden yardım isteyemem. Birazdan kıyamet kopacak da diyemem. Dahası annem… Mert anneme kesin bir şey yapacak. Ona nasıl güvendim ben!

Onca konuşma sesinin yanında yukarı çıkan adım seslerini duydum. Ciddi bir panik atak geçiriyorum ama hareket bile edemiyorum.

Terasa ilk Iraz çıktı. Iraz'a hiçbir şey olmadı.

Siktir! Siktir!

Iraz değilse kim? Kime ne olacak? Nefes alamıyorum.

Rüzgâr sertçe eserken Nazlı'nın küçük oğlu balonu takip etmek için paytak adımlarla trabzanlara gitti. Nazlı hemen peşinden koşarken kapıdan Ömer Ağa girdi.

"Hadi bakalım. Şimdi oturup keyifle eskileri konuşma vakti." deyip güldü.

Kolunu Iraz'ın omzuna attı.

Her saniye bin yıl gibiydi. Konuşanlar, çocukların sesi, kahkahalar o kadar ağır çekimde ve boğuktu ki… Ya da ben boğuluyordum.

Ömer Ağa masanın baş köşesine geçmek için adım attı. Attığı an Ömer Ağa yere yığıldı.

Siktir! Siktir! Siktir!

Ömer Ağa alnından vurulmuş, yerde kanlar içinde yatıyordu. Herkes şaşkınlıkla kalırken Nazlı'dan ufak bir çığlık geldi. Gözlerimi yerde yatan adamdan almaya çalışırken Nazlı'nın kanlar içindeki karnını tuttuğunu gördüm.

Ömer Ağa kafasından vurulmuş, Nazlı kurşunun saçmasıyla yaralanmıştı.

İlk yerinden sıçrayan Beran abiydi.

"Hayır, hayır, hayır, hayır, hayır!" deyip ayağa fırladı.

Başını kaldırıp önce babasına baktı, sonra büyük adımlarla Nazlı'ya ulaştı. Küçük oğlu deli gibi ağlıyordu.

Iraz'ın çığlığı herkesi uyandırmıştı.

Bütün gün boyunca beynimde rutin çalışan sesli saat şimdi susmuştu. Ben nelere sebep oldum böyle. En derinlerimde acı yangını bütün vücudumu sardı. Titreyerek ayağa kalktığımda herkes ayaklanmış, Ömer Ağa'nın çevresinde toplanmıştı. Kimse ne yapacağını bilemiyor, sanki uyanacakmış gibi sarsıyorlardı.

Gözlerim Bars'a takıldı. Hemen babasının yanına diz çökmüş, öylece bakıyordu. Kendi kanında boğulmaması için babasını hafif doğrulttu, ellerini omuzlarından ayırmadı. Sait gibi ağlamadı, Aran gibi bas bas bağırmadı, Beran gibi sinir krizi geçirmedi.

Öyle sessiz babasına bakıyordu ki sebep olduğum boktan durum daha çok canımı yakıyordu. Bu sefer çok ileri gittim. Mert'e güveneceğimi nasıl düşünürüm?

Nazlı'ya baktığımda hâlâ bilinci açıktı. Ellerini yaranın üstüne koymuştu. Mert'in elinde ufak bir fırsat olsaydı bu gece bu konaktaki herkesi öldürürdü.

Ömer Ağa'nın bu akşam için tuttuğu hizmetliler çocukları odalarına götürürken Dare Nene'yi ilk defa ağlarken gördüm. Sandalyeye oturmuş, bastonuna başını dayamış, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu kocaman kadın.

Bir diğer hizmetli kendini döven Iraz'ı tutmaya, sakinleştirmeye çalışıyordu.

İlk başta Bars'a gidip teselli etmek istedim ama tek yapabildiğim bir adım geri atıp sebep olduğum kaosu izlemek oldu.

Aradan epey zaman geçmişti ama taziyeler hâlâ devam ediyordu. Heja'nın cenazesi bu kadar kalabalık değildi. Bütün şehir Ömer Ağa'nın cenazesindeydi. Uzun süre gelenler bitmemişti.

Gün içinde gelen gidene koşuşturuyorduk, akşam ise kimse birbiriyle konuşmayıp odalarına çekiliyordu. Nazlı ise bir hafta hastanede yatmıştı. Çok ciddi bir yaralanma yaşamamıştı.

O lanet geceden beri Mert'e hiç ulaşamamıştım. Ne aradı ne telefonlara çıktı. İstediği zaman birden belirmekten başka ona ulaşmak için hiçbir yolum yoktu.

Bars'la hiç konuşamadım. Önce cesaretim yoktu, sonra Bars hiç konuşmaz oldu benimle.

Uzun süre sonra evde yemek pişirildi. Kimse bir şey yemese de herkes masaya toplandı.

"Şimdi herkes beni dinlesin." dedi Dare Nene.

Herkes ona baktı.

"Benim oğlum öldü. Başsız kalacak değiliz! Babanızın kanını akıtanın ciğerini sökmek gerek." deyip Beran abiye döndü.

"Sıra senindir, oğlum. Ailenin başına geçmen gerek." dedi.

Beran abi derin bir nefes alıp Nazlı'ya baktı. Nazlı korkarak bakarken masadaki herkes merakla izliyordu.

"Nene, ben gideceğim." dedi.

Bars keskin bir şekilde Beran abiye döndü. Onlar göze göze konuşurken Iraz öne yaslanıp

"Nereye gideceksin?" dedi.

Beran abi Nazlı'nın elini tutup

"O gece ben karımdan da olacaktım anne. Çocuklarım var benim. Ben böyle bir korkuyla çocukları büyütemem, yaşatamam. Bu şehirden gideceğim." dedi.

Beran konuştukça Nazlı'nın gözleri doluyordu.

"Abi nereye gideceksin? Hadi gittin, ne iş yapacaksın, çocuklara nasıl bakacaksın!" dedi Sait.

"Gerekirse çöp toplarım ama akşam eve gelince beni karşılayacaklarını bilirim."

Beran abi netti. Aran ile Sait konuşup ikna etmeye çalışırken Iraz upuzun zamandır yaptığı gibi yine ağladı. Dare Nene sessizce konuşulanları dinledikten sonra bastonunu yere vurdu.

"Susun hele! Beran, iyi düşündün mü oğlum? Gittiğin an ha sen de ölmüş olacaksın." dedi.

Beran tekrar Nazlı'ya bakıp başını salladı.

"Eminim nene. Beni ve ailemi ölü bilin." dedi.

Dare Nene başını sallayıp tam karşısında oturan Bars'a baktı.

"O zaman ailenin başı sen olacaksın, Bars." dedi.

Direkt Bars'a döndüm. Hiçbir tepki vermedi.

Ben Bars'ın ağladığını falan da görmemiştim. Babası öldüğünden beri iki üç kelime konuşuyordu, duvar gibiydi. Elini saçlarına götürüp karıştırdı. Derin bir nefes alıp bana baktı. Sanki yüzünü ilk defa görüyormuş gibiydim.

Bunu kabul etmesini istemedim. Beran gibi yapsın, beni de kendini de kurtarsın işte. Bunu Bars'a anlatmak istedim. Gözlerini benden çekip Dare Nene'ye döndü. Başını aşağı yukarı salladı. Gözlerimi kapattım.

Her felaketten daha büyük bir felaketi onaylamış oldu. Aklından ne geçiyor, neden kendini ateşe attı bilmiyorum. Gözlerimi ağır ağır açarken Dare Nene'nin sevinçle parlayan gözlerini gördüm.

"Bu işi sen daha iyi yapacaksın." dedi Beran abi ayağa kalkarak.

Dare Nene bastonundan destek alıp ayağa kalkarken Bars da ayağa kalktı.

"Aferin oğlum. Yüzün kara çıkmasın." deyip elini uzattı.

Bars elini öpmeye giderken Iraz ayağa fırlayıp Bars'ın önünü kesti.

Bars'ı kollarından tutup ağlamaktan kızarmış gözleriyle sarstı.

"Oğlum. Babanın kanıyla boğ onları. Kim varsa, yandaşı kimlerse hepsi babanın kanında boğulsun! Sen bunu yapacaksın! Gururun ol babanın! Duydun mu?!" dedi bağırarak, hırsla.

Her cümlesinde Bars'ı daha da sert sarsıyordu.

Bars kibarca annesinin ellerini çekti. Nenesine yürüyüp elini öptü.

"Yarın bütün ağaları toplayalım. Herkes Bars Ağa'yla tanışsın. Daha güçlü geldiğimizi görsünler." dedi.

Bars'la ilgili konu kapanmış, Berangilin ne zaman gidecekleri konuşulmaya başlanmıştı. Saat ilerleyince herkes odasına gitti. Uzun süredir toplu hâlde bu kadar vakit geçirmemiştik. Bars direkt odaya giderken ben mutfaktaki işleri bitirip odaya girdim.

Bars yatağa oturmuş, tam karşısındaki makyaj masasının aynasına bakıyordu. Tüm cesaretimi toplayıp hemen yanına oturdum. Ben de aynadan Bars'a baktım.

"Nasılsın?" dedim zar zor.

Bars gözlerini kapattı.

O kadar vicdan azabı çekiyorum ki bu acıdan tam olarak ölebilirim. Heja'da böyle olmamıştı. O zaman kendimi haklı gösteriyordum, kendimle kavgamda. Ama asla istemediğim bir şeye körü körüne ben sebep oldum. Bu beni öldürecek.

Ağlamak istedim ama Bars hiç ağlamazken benim ağlamaya hakkım yokmuş gibi hissettim. Dişlerimi sıkıp elimi Bars'ın elinin üstüne koydum.

"Lütfen bir şeyler söyle. Susma böyle." dedim.

Bars gözlerini açıp bana baktı.

Çökmüştü. Gözlerinin içi kıpkırmızıydı, göz altları mosmordu. Sakalları iyice uzamaya başlamıştı. Bir günde yaşlanmıştı.

"Verda." dedi.

Heyecanla gözlerim büyüdü.

"Ben çok yorgunum. Sürekli birilerinin ölmesinden yoruldum. Sürekli benden bir şeyler beklenmesinden, sürekli bir şey yapmak zorunda kalmaktan, sürekli kötü olmak zorunda kalmaktan çok yoruldum." dedi.

Doğrudan gözlerimin içine bakıyor, en ufak tepkimi yakalamaya çalışıyor gibiydi.

"Ben babasız nasıl yapacağım?" dedi.

Sesinin titrediğini fark edince elimi yanağının üstüne koydum. Bars bunu bekliyormuş gibi ağlamaya başladı. Başını dizlerime koyup yüzünü karnıma gömdü.

Bars'ın çocuk gibi ağladığını ilk defa görüyordum. Saçlarını okşarken benimle konuşabildiğine, en azından ağladığına defalarca şükrettim.

End of chapter

19 comments

  • verdanın anneme bişey olucak korkusu vardı ama bu kadar da yapılmaz

    1Answers
  • Allahım ya of Verda of bars of bıktım vallahi nolurki söyleseydin barsa yurt dışına çıkarır dı anneni sende barsdan ne halin varsa görürdün

  • İlk başta Verda' nın yaptıklarını haklı buluyordum. Ama bu kadarı da fazla. Gerçi annesi de tehlikedeydi ama. Offf bu ne valla bu sefer ne Verda' yı tutuyorum ne de bars ' ı.

  • Yemin ederim bunların arasinda kafamı peynir ekmele yedim yani o derece

    1Answers
  • Kesin su mert bars a anlatır bars gekip kızın kafasına sıkar aaaaaa

  • Bars ne kadarda dengesiz Verda da bir o kadar salak şimdide barsa üzülüp vicdana gelirsi Verda da bir sonraki bölüm yine işi pişirirsiniz iki tane salak bulmuş birbirini(bu arada yorum kitabı kötülemek amaçlı yazılmamıştır kötü olduğunu düşünseydim oturup saatlerce okumazdım kitap gayet güzel kurgulanmış sadece kendimi kitaba kaptırıp bir an kendimi kitap karakteri sanıyorum)

    1Answers