Skip to content

VERDA

Chapter 2 · 4 min read

VERDA

Chapter 2

2. B Ö L Ü M

Bütün gece uyku tutmamıştı. Sürdüğüm merhemler de bir işe yaramıyordu. Pencerenin önünde öyle dışarıyı izliyordum. Kendime sadece bir soru sordum.

Hiç evlenme hayalim var mıydı?

Böyle bir ailede hiçbir şeye heves kalmaz. Hayal kurmaya bile.

Sabah olduğunda kapının önünde bir sürü araba vardı. Aşağıdaki odaya eşyaları koyuyorlardı.

“Bunlar ne?” dedim.

“Çeyizlerin ve gelinliğin.”

“Ne zaman olacak bu evlilik?”

Annem sustu. Dışarıdan bir kadın geldi. Annemden daha büyük olduğu belliydi ama giyimi kuşamı dikkat çeken biriydi. Beni rahatsız edici şekilde baştan aşağı süzdü.

“Verda mısın?” dedi. Başımı aşağı yukarı salladım.

“Bu akşam imam nikâhın var. Haftaya da düğünün.” dedi.

Aklımda tek olan şey biletti. Bileti tam olarak ne zaman, saat kaçta alacağımdı. Muğla’ya gidecektik. Küçükken bir kadınla tanışmıştık. Onlar Muğla’dan gelmişti. Hep hayalim olarak kalmıştı.

“Sana diyorum!” Kadının uyarıcı, sert sesiyle bütün düşüncelerimden sıyrıldım.

“Kalk, şimdiden giy bunları. Akşama kaç saat kaldı. Hadi!”

Kadın o kadar çemkirerek konuşuyordu ki eğer kalkmazsam döveceğinden çekindim.

“Bu çeyizleri de yarın avluda dizeriz, dua eder gösteririz. Siz?” diyerek anneme küçümseyerek baktı.

“Biz de çeyizleri gösteririz. Sizin kadar çok yok ama oğlumuza elimizde olan her şeyden koyarız.” dedi mahcup bir gülümsemeyle.

Kadının kendini çok büyük görmesi, annemin kadının yanında ezilip büzülmesi sinirimi bozdu. Elbiseyi alıp odama çıktım. Çıkmadan önce kadın anneme:

“Zaten çok bir beklentimiz yok. Çapınız yetseydi oğlun kızımı kaçırmazdı.” dedi.

Hızla elbiseyi giyip aşağı indim. Bu kadın sinir bozucu oluyorsa, ben bu kadından daha sinir bozucu olurum.

Annem büyülenerek bakarken o kadın ve yanında tanımadığım başka bir kadın yüzlerini astı.

Anladığım kadarıyla Bars’ın annesi olacak kadına bakıp:

“Ben bu elbiseyi beğenmedim.” dedim. Kadın şaşırarak:

“Ne demek beğenmedin?”

“Boğdu beni. İçinde de hiç rahat değilim.” dedim.

“Ee, ne yapalım yani?” dedi diğer kadın.

“Başka elbise var mı?”

Herkes şaşkınlıkla bana bakıyordu. Kınayıcı birkaç laftan sonra başka elbise için beklemeye başladık. Madem töresidir, kızıdır, berdelidir, kuralları var; ben de böyle biriyim. Zevkle oturup onlarla beklemeye başladım.

Uzun sürenin sonunda bir elbisede karar vermiş ve olabildiğince karşı tarafa hayatlarının en berbat üç saatini yaşatmıştım. En sonunda arabalar ardı ardına geldi.

Ailemi başka arabaya gönderdiler, ben ise diğer kadınların olduğu arabaya bindim. O an sadece ağlamak istedim. Kendimi o kadar yalnız hissettim ki.

“Benim adım Nazlı.” dedi sabahtan beri bizimle olan kadın. Elini uzatmış, bana bakıyordu. Elini sıkıp:

“Verda.” dedim.

“Ben eltin oluyorum. Bars’ın büyük abisinin eşi.”

“Memnun oldum.”

“Aşratoğlu ailesinin beş çocuğu var. Dördü erkek, sonuncusu kız. Bars iki numara, ailedeki tek bekârdı.” dedi. Başımı salladım.

“Korkma Verda. Ben sana olabildiğince yardımcı olacağım. Ama şimdiden korkma.” diye fısıldadı.

Şimdiden mi korkma?

Asıl merak ettiğim Bars’ın kaç yaşında olduğuydu. Aklımda bir sürü soru vardı gerçi. Araba durunca etrafa baktım. O kadar kalabalıktı ki… Alt tarafı bir imam nikâhı, neden herkes burada?

Başımı kapatıp beni yönlendirdikleri yere oturdum. Çok ağır parfüm kokusu vardı. Yanımda evleneceğim adam vardı. Bir an deli gibi merak ettim yüzünü.

İmamın söyledikleri, mehir, bizim onayımız derken aklımda hâlâ sadece Bars’ın yüzü vardı.

Nikâh bitince sabahki kadın annemle yanıma geldi.

“Senle annen düğün olana kadar bizde kalacaksınız.” dedi. Anneme baktığımda babama bakıyordu.

Sadece bir hafta Verda. Sonrası kurtuluş.

Ev dedikleri yere geldiğimizde ağzım açık kalmıştı. Konağın başından sonuna bir sürü insan vardı. Bizim evimiz küçücüktü ve çekirdek aileydik. Bu evi ve insanları gördükçe ruhum daraldı.

Avludaki koca masanın etrafında bir sürü insan düğünü konuşuyorlardı. Bunun aslında berdel olmadığını, saygınlıklarını korumalarını söyleyip duruyorlardı.

Nazlı yanıma gelip çay uzattı bana.

“Bak, biz bu konakta 13 kişi kalıyoruz, çocuklar hariç tabii. Şu başta oturan babaanne. Bu Ömer ağa. Beran, Bars, Aran, Sait ve Heja’nın babası. Beran en büyükleri, benim eşim. Heja da… biliyorsun abin Baran’a kaçtı.” dedi. Kendimi daha fazla tutamayıp:

“Bars hangisi?” dedim. Nazlı etrafa bakındı.

“Şurada bak, babaannenin yanında.”

Uzun boylu, esmer, sert mizaçlı biriydi. Kirli sakalları yüzüne sinirli bir ifade bırakıyordu. Tahmin ettiğimden daha gençti.

“Bu evde tek bekâr Bars’tı işte. Heja Bars’ın gözdesiydi. O yüzden eğer üstüne gelirse normal karşıla. Bak, şunlar eltilerin…”

Nazlı konuşmaya devam ediyordu ama ben Bars’a kitlenmiştim. Annem sürekli bu ailenin baskıcı olduğunu söylüyordu. Kaçamayacağımdan korkuyordu. Bars’ın her hareketiyle bana babamı aratmayacağını anladım.

“Niye hiç evlenmedi?”

Nazlı bir şey anlatırken sorumla onu bölmüştüm. Nazlı alelacele:

“Bars… yoğundur. Yani çok çalışıyor, bu işlere gelemezdi.” Yalan söylediği o kadar belliydi ki… İçimden bir bunun ailenin sırrı olduğunu söylüyordu. Başımı salladım.

Sürekli saate ve telefonuna bakıyordu. Neden bilmiyorum ama içimde bir kuşku vardı. Acaba evlendi de evlendiği kıza bir şey mi yaptı?

“Hadi artık, çok geç oldu. Geri kalan yarın halledilir.” dedi Bars’ın annesi. Nazlı’nın söylediğine göre Iraz’dı kadının ismi.

Annemle bana bir oda ayırmışlardı. Ne yaparsam yapayım bir türlü uyuyamıyorum. Anneme baktığımda derin uykusunda olduğunu fark ettim. Yatağın içinde sağa sola dönmekten daralmıştım.

Kapıyı açıp dışarı çıktım. Koridorda merdiven korkuluğuna tutunup avluya baktım. Evi baştan aşağı süzsem de ev o kadar büyüktü ki her defasında ilk defa görüyor gibiydim.

Çaprazımda olan odada loş ışığın açılıp kapandığını fark ettim. Ayrıca odadan garip bir gölge düşüyordu.

İster istemez heyecanlanıp sağıma soluma baktım. Odaya doğru adım atarken beni izleyen birileri var mı diye etrafa bakındım. Odanın penceresinden baktığımda şaşkınlıkla geri çekildim.

13–14 yaşlarında bir kız çocuğu vardı. Kız, tekerlekli sandalyede kendi kendine eğleniyordu.

Anlam veremedim bir türlü. Tam içeriye girecekken merdivenden sesler geldi. Koşarak odama geri döndüğümde kapıda dikilmiş engelli kızı anlamaya çalışıyordum.

Bu ailenin ne sırları var?

End of chapter

33 comments