
Balıkesir, 7 Ekim 1936
Merhaba Kutay,
Tekrardan arlanmaz, utanmaz bir şekilde elime alıyorum kalemimi. Nasıl olsa mektuplar sana ulaşmayacak, hislerimi hiçbir zaman bilemeyeceksin. Bu yüzden aramızdaki tevekkeli samimiyetsizliği kaldırıyorum. Ben yalnızca; burada sanki karşımda sen varmışsın gibi yazacağım, sen okuyormuşsun gibi özenle seçeceğim cümlelerimi.
Son günlerde zihnimin ırmağından geçen düşüncelerden biri; senin sevgini hak etmediğim oldu. Hak etmediğimi düşündüğün için esirgedin onu benden. Hâlbuki en çok da ben hak ederdim senin sevgini. En çok benim ihtiyacım vardı, hiç kimse sana muhtaç değil. Bir tek ben muhtacım. Bu acizlik gibi gelebilir Kutay, ama değil. Anlayamazsın, anlatamam.
Her şeye rağmen yine de sana müteşekkirim, yıllardır kalbimin derinliklerinde gömülü olan duygularımın varlığını sayende hatırlamaya başladım. Lakin duygularım şu anda sancılı bir süreçten geçiyor, maalesef ki.
Yanında olmayı, sana sarılmayı, mis kokunu içimin en derinlerine akıtmayı o kadar çok isterdim ki... Gözlerin aklımdan hiç çıkmıyor, bunca süre görüşmemiş olsak bile.
Çıkmayacak da belli ki. Ben bu canhıraş haldeyim, ama sen yine de iyi bak kendine. Ben münferitliğime vâkıfım, Kutay. Sen tek olmayı bilmezsin.
Sevgilerimle, unuttuğun Parla.



