Ateş, yatakta geçirdiği zehirli uykunun ardından öğle saatlerine doğru nihayet uyandı. Ağır adımlarla, malikanenin mermer koridorlarında yankılanan sessizliği yararak mutfağa doğru yürüdü. Boğazındaki izmarit yanığı hala taze, kâbusun etkisi hala ağırdı.Merdivenlerin bitiminde, salonun loş ışığında, bir heykel gibi hareketsiz duran Şamil'e dikkat kesildi. Siyah takım elbisesi, sabahki gibi pürüzsüzdü; sanki hiç uyumamıştı.Ateş, sesiyle o sessizliği deldi
Ne yapıyorsun lan? Nereye böyle?"
Şamil, yavaşça ve her zamanki mesafeli tonuyla yanıtladı:
"Bir eski dostu göreceğim, Ateş."
Ateş, merdivenlerin son basamağında durdu, kaşlarını çattı. Şamil'in bu kadar gizemli konuşması sinirini bozuyordu.
Ha, davetli değilsem demek ki bir kızı göreceksin. Şamil gülümsedi Bu dediğini duyarsa onu zaptedemeyiz."
Davetli değilsin. Çünkü davet sahibi sensin
Ateş'in şaşkın bakışları arasında, Şamil aniden, normalde göstermeyeceği bir ses tonuyla bağırdı:
KEDİ! Çık oradan
Ateş önce şaşırdı, sonra öfkeyle patladı. Duvarlar titredi.
Kedi mi? Seni piç kurusu! Nerdesin
Tam o anda, sanki yer yarılmış da içinden çıkmış gibi, Ateş'in hemen yanında, mutfak tezgahının üzerinde oturan, ince, çevik ve yüzünde muzip bir sırıtış olan bir figür belirdi. Bu adamın varlığı, bir gölgenin aniden ışığa dönüşmesi gibiydi
Naber, psikopat aşık?
Ateş, irkildi ama öfkesi anında yerini samimi bir gülümsemeye bıraktı. Yüzündeki gerginlik yavaşça çözüldü.
Demek aradığım adam karşımda. İyi ki dönmüşsün
Kedi, tek kaşını kaldırdı. Siyah, parlak saçları alnına düşüyordu
Bana para getirecek işi asla kaçırmam. Nedir?
Ateş'in yüzündeki gülümseme donuklaştı. Sesi, anlık neşeden tekrar o derin ciddiyete geçti. Sadece iki kelime fısıldad
Rüya mevzusu
Şamil, o an adeta buz kesti. Vücudundaki her kas gerildi. Gözlüklerinin altından Ateş'e attığı uyarı dolu bakış, "Yapma!" diye haykırıyordu. Ancak çok geçti.Akşama kadar, malikanenin büyük salonunda bir zamanlar "Ateş'in Üçlüsü" olarak bilinen bu üç adam; Ateş, Şamil ve Kedi, yıllardır yapmadıkları bir şeyi yaptılar: Eski günleri yâd ettiler.Masada, lüks şarap şişelerinin ve birkaç kadeh viskinin eşliğinde, Londra sokaklarındaki tehlikeli maceralar, mahalledeki çılgın gençlikleri ve Cengiz Karadağlı'nın gölgesinde geçen çalkantılı geçmişleri, kahkahalar ve sessiz anlarla harmanlandı.Şamil, her ne kadar yüzünde endişe taşısa da, Kedi'nin alaycı yorumları ve Ateş'in nadir görülen kahkahaları, malikanenin duvarlarını uzun zaman sonra ilk kez gerçek bir insan sesiyle ısıtmıştı.Ancak hepsi biliyordu ki, bu keyifli anlar sadece bir perdenin önündeki son sahneydi. Rüya'nın adı geçtiği anda, yeni ve karanlık bir oyun başlamıştı.
