Gece hakkında hiç bir şey hatırlamıyorum tek hatırladığım gelen büyük ısıklar, yanan arabalar ve çıkardıkları o iğrenç tiz siren sesleri karşımda 40larında saçlarının arasında tek tük beyazlar çıkan, sakalsız yüzlü, yeni yeni kırısmaya baslayan bir yüze sahip orta kilolu bacaklarına göre orantısız bir göbeği olan çirkinliğin tam tanımı olabilicek bir adam duruyor bana sürekli sorular soruyor ama ağzımı açamıyorum ağzımı mı diktiler neden açamıyorum açsamda ne diycemki zaten hiç bir şey hatırlamıyorum neden buradayım?
Aradan kaç saat geçti bilmiyorum ama ne o adam konuşmaktan vazgeçti nede ben konuşmamaktan içeriye arada başka insanlar girdi onlarda konustu sadece başımı ağrıtıyorsunuz susun diye bağırmak istedim ağzımı açamadım sahi neden açılmıyor bu ağzım? neden ağlıyorum? Ağlamamı gerektiricek bir şey mi oldu? Hiç bir şey hatırlamıyorum yardım et tanrım....
"olmuyor böyle kız ağzını açmıyor yaklaşık 6 saattir sorgudayız tek kelime bile alamadık ağzından"
"24 saat boyunca da olsa ben son dakikasına kadar deniyeceğim ve şunu bil ertan bu işin peşini bırakmayacağım, emin olki bu kiz çok fazla şey biliyor, tüm cevaplar onda"
Neyden bahsediyordular diğer sarı saçlı 30 larına yeni ulasmıs gibi duran kısa boylu kirli sakallı adamın adı ertan mıymış? Ben ne biliyormuşumki? Onları kendi kafamın içinde bir kaç kez susturmayı denedim en azından biraz düşünebilmrk için onların susması gerekiyor ama bu koca adamlar hiç susmak bilmiyor tek çare onlara ilk konuşmam olan sözsüzde olsa konuşma sayılabilecek işaret parmağımı dudağıma bastırarak sus işareti yapmaktı başta konuş bizimle vs. deselerde 8-9 defa bu yaptığım hareketten sonra be dinlemeyi kabuk ettiler sanırım gözlerim kapalı bu seferki sessizlik biraz daha rahat düşünmeme izin verir gibi ne olmuştu dün gece? O elleri gömleği her yeri kanlı maskeli çocuk kimdi? Peki ya yerde yatan babam? Bir dakika ne? Babam mı? Her zaman yanımda olan beni hayatının merkezi yapan dul babam mı? Saatler sonra ilk defa ağzımı açabildim olabildiğince çığlık attım ses tellerim kopucak, boğazım yırtılıcak zannettim ama susamadım saatlerdir açamadığım ağzımın hıncını, hayatta tek sahip olduğum kişiyi kaybetmenin hıncını, babamı kurtarma şansım varken kurtaramayaşımın hıncını, bu çığlıkla çıkarmaya çalıştım hayır yetmiyor başka bir şey lazım, başım zonkluyor hayır zonklamıyor başım patlıyor susamıyorum ne kadar bağırdım? Başım dönüyor, artık gözlerimde kararıyor herkes nereye gitti? Babam nerede? Baba...
"kendine geliyor yavaş yavaş sadece sinir krizi geçirdi sakin olun"
Şimdi başka bir yerdeydim bu sefer bir hastane sanırım karşımda bu sefer başka polisler vardı
"neden buradayım?"
"İyice kendine geldiğinde her şeyi öğreniceksin küçük hanım sadece şimdilik iyileşmene ve sakin kalmana bak" dedi tanımadığım bir polis üniformalı adam cevap veremedim ne olduğunu düşünmeye başlamışken içeriye o tanıdık ses geldi dünki adamdı bu beni saatlerce sorgulayan tam yattığım hastane yatağının sağında durdu "merhaba küçük hanım dün kendimi sana tanıtmıştım ama şuan belki hatırlamıyorsundur ben Erdem Öztürk senden bir kaç sorunun cevabını isteyeceğim sadece"
Sadece adama bakabildim cevap verme gereksinimi duymadım zaten ne dersem diyeyim her şekil soracaktı başladı yine konuşmaya adının Erdem olduğunu öğrendiğim bu adam "dün gece saat 03.30 saati sularında neler olduğunu anlatmak ister misin?"
Biraz düşündüm babamın yerdeki kan göleti içindeki bedenini düşünmek gözümden yaş gelmesine sebep oldu yaklaşık 1 veya 2 dakika kadar sessiz kaldıktan sonra "detaya inmek istemiyorum henüz anlatabilecdk durumda değilim üstün körü anlatabilirim ama"
"tabiki seni zorlamayacağım sadece tek görgü tanığı sensin ve senden bilgi almak zorundayım mine"
"benim hiç arkadaşım yok benim tek arkadaşım babam yani annemin vefatından sonra sadece babam kaldı bana bu yuzden en yakın arkadaşım, sırdaşım kısaca babam her şeyimdir dün veya hangi gündeysek olayın yaşandığı gün doğum günümdü babam ile biraz eğlenmek için dışarıya çıkmıştık, eve dönerken bir telefon aldı kimle nr konuştuğunu hatırlmıyorum zaten son dönemlerde babam çok yoğun bir adam olduğu için alışmıştım onun sürekli birileriyle konuşmasına telefonla konuşmasınbitince yüzünde tedirgin bir ifade vardı ne olduğunu sorunca işler hakkında hayatım önemi yok diyip geçiştirdi üstüne gitmedim bende hala arabadayken bir yere uğramamız gerektiğini söyledi karanlık bir ormana sürdü arabayı orada karanlıkta kimsenin yuzu görünmüyordu orada konuştuğu kişininde öyle babam beni uzakta tutmuştu hiç bir şey duyamıyordum yaklaşık bir saat konuştular sonra bir kişi daha geldi 3ü bağırılmaya başladılar ve sonra birinin yere yığıldığını görünce oraya koştum içlerinden biri hızla koşmaya başladı diğerine "koşsana seni ahmak" diye bağırdı ama diğeri yere yığıldı telefonumun ışığını açıp kim olduğuna baktığımda yaşadığım şoktan sonraki hiç bir şeyi hatırlmıyorum hafızamdan silinmiş gibi kalan her şey " sonra babamın yaşıyornolabilme umuduyla" babam nerede" diye sordum erdem denen adam"henüz yoğun bakımda olay yerine geldiğimizde baban hala nefes alıyordu yaşamasını umud ediyoruz " bu duyduğum sözler o kadar mutlu ettiki saatlerdir ilk defa kendimi nefes alıyormuş gibi hissettim" onu görebilme imkanım var mı? " " üzgünüm mine ilk 48 saat kimseyi içeriye alamıyacaklarını söylediler "
" anladım" içim bir nebze rahatlamıştı bu mutku haber benim içimde huzuru uyandırmışken biraz uyumaya çalıştım...
Uyandığımda saat kaçtı bilmiyorum kimse yoktu odada yalnızca solumdaki siyah koltukta oturan 20lerinde duran, saçları kumral, beyaz tenli oturmasına rağmen boyunun uzun olduğu anlaşılan sağ kolu dövmelerle dolu bu çocukta kimdi?
"sen kimsin?"
Cevap yok
"kim olduğunu sordum sana cevap versene?"
Cevap yok
"kim olduğunu ya söylersin yoksa bağırmaya başlarım"
Ve tahminimden bile uzun olan kumral çocuğun odamdan çıkışını gördüm arkasından;
"hey neden geldin ve bişi demeden gidiyorsun salak mısın be" diye bağırdım sanırım biraz sinirlendirdim bu 195lerinde olan cocugu ups tam kapıya uzanmış olan eli durdu bana döndü ve
"ölmediğinizi öğrenmem gerekiyordu öğrendim ve gittim küçük kız şimdi o çeneni kapat yoksa bu sefer ne sen nede baban kurtulamazsınız"
Bir dakika bu o babamın konuştuğu ilk cocuk buydu bir anda bağırmak istedim ama sonra dediği o cümleyi anımsadım o çeneni kapat yoksa bu sefer ne sen nede baban kurtulamazsınız... Yapar mı? Babama bu kadarını yapmışlarken eminimki bir daha yaparlar Tanrım sen bizi koru...