تخطٍ إلى المحتوى

Utku

الفصل 7 · قراءة 5 دقيقة

Utku

الفصل 7

Bölüm 7

Yaklaşık bir buçuk saat, kas antrenmanı yapmış, Marshall'ı düello ya davet etmiştim. Aşırı ısrarlarım sonucu benimle bir maç yapmış, zarar görmeyeyim diye maçı yarıda kesmişti. Ancak o kestiği için, bence ben kazanmışım. Çünkü, kafese girdiğin an şefkat duygusu kalkardı. Birinin yüzünü mü dağıttın, ona açıldığın için ona yardım edemezdin. Çünkü o da sana saldırır, ve belki de seni ondan beter ederdi. Aşırı terlediğim için alt kattaki bir banyoda duş alıyordum. Bildiğim kadarıyla Marsh, kendi odasındaki banyosunda duşunu alıyordu. Kıyafetlerimi -sporcu sütyenim, şortum ve iç çamaşırlarım- kirliye atmıştım. Soğuk bir duş aldıktan sonra dolaplarda bulduğum beyaz bir havluyu bedenime sardım. Saçlarımı da iyi ce sıktım ve taradım. Kapıyı açtığımda, bu manzarayı hiç beklemiyordum. Ama Marsh, kapının tam önünden geçiyordu! İlk önce beni ister istemez süzdü, ardından ağzı bir karış açıldı. 'Marshall!' Dedim. Ellerimi çarparak. İşte o anda kendine geldi. 'E- efendim?' Dedi.

-Benim kıyafetlerim yok!

Marshall bir süre bişeyler düşündü. Ardından;

-Lupin, alışverişe çıkmıştı gelirken senin valizini de alsın şimdilik benim kıyafetlerimle idare edebilir misin?

Yarım saat geçmişti ve ben; sutyensiz, külotsuz, Marshall'a ait upuzun siyah bir tişört giyiyordum. Neredeyse dizlerime geliyordu! Ve çok şanslıydım ki hiç bir uzulumu göstermiyordu. Aşağıya indiğimde, Marshall biriyle İspanyolca görüntülü konuşuyordu. Yanına gittiğimde yanına oturmamı işaret eden bir işaret yaptı. Yanına oturduğum an omzuma kolunu attı ve beni kendine çekti! Bir anlık olayla siyah tişörtüm biraz gerilemişti. Ben düzeltmeye çalışırken Marshall 'Ablam' demişti. Ablasına beni tanıtırken 'sevgilim' anlamına gelen, 'Mi amor' ifadesini kullanmıştı.

Çüş!

Ablası, biraz şaşırmış, ve sevinmişti. Gözlerim pörtlek gibi açılsa da bu durum onu mutlu ettiği için bozmak istememiştim. Ablası bana '¿Cómo te llamas niña? ¡Estabas tan hermosa!' Demişti. 'Adın ne kızım? Çok güzelsin!' Marshall tam İspanyolca bir şekilde İspanyolca bilmediğimi söyleyecekken, lafını kestim ve İspanyolca devam ettim. 'Muchas Gracias. Mi nombre es Mavi' diye devam ettim. 'Çok teşekkür ederim. Adım Mavi'

Bu sefer pörtlek gözler ile bana bakan Marshall olmuştu. Marshall'a döndüm, ve 'voy a la cocina cariño' dedim. 'Mutfağa gidiyorum tatlım' ve onu yanağından öpüp kalktım. En son arkamdan ablasının çok tatlı biri olduğunu söylediğini duydum. Mutfağa gittim ve bir bardak su içtim. Ben suyumu bitirdiğimde Marsh, konuşmasını sonlandırmıştı. Bana şaşkın bakışlarla bakıyordu. 'Sevgilim niye öyle bakıyorsun?' Dedim yarı alaylı bir ifadeyle ve gülmeye başladım. O da benim gibi gülmeye başladı. Yanına gittiğimde, 'Ablam hep bir sevgilim, hep hayatım da bir kadın olmasını istemişti. Ama neredeyse 8 yıldır yalnızım. Seni görünce aklıma geldi. İspanyolca bilmediğini düşündüğüm için anlamayacaktın. Ama sen beni şaşırttın. O öpücüğü ben bile tahmin etmiyordum!' Dedi. Ve gülmeye devam ettik. 'İspanyolca'yı okulda öğrenmiştim. 3 yıldan fazla eğitim aldım. Sonra okulu bıraktım tabii. Ailemi kaybedince, bi gün çok sinirlendim. Öfke sorunlarım oluştu. Sinirimi atmak için ilk önce başlamıştım bu spora. Sonra kariyerim oldu. Liseyi bitirmemiş biri ne kadar iyi bir yere gelebilirse işte ben oradayım bence. Sonra da İspanyolca kitap ve dizilerle bunu pekiştirdim' dedim. Marshall tam söze başlayacaktı ki kapı çaldı. Kapıyı açmaya yöneldiğimde bana eliyle otur işareti yaptı. Kapı açıldığında, kapıda 1.80 boylarında, iri, esmer, kolları dövmelerle, dudağında ve kalında halhal şeklinde bir piercing olan bir adam belirmişti. Ellerinde poşetler ve bir valiz vardı. Bu benim valizimdi. Poşetleri ve valizi Marshall ellerine aldı ve kapıyı kapattı. Bana ben giyinirsen onun da yemeği yapacağını söyledi. Valizi aldığım gibi valizin tutma yerinden tek elimle kaldırdım ve merdivenleri ikişer ikişer çıkmaya başladım.

Odamın ortasına valizi açtım. Ne ara odam olmuştu? Her neyse, içinden gri bir külot ve aynı marka gri bir sporcu tüyen aldım. Onları giydikten sonra, altıma gri bir eşofman altı giydim. Aşağıya indiğimde aspiratörün ışığı açıktı ve Marshall balık pişiriyordu. Masaya baktığımda 3 servis vardı. Ortada bir salata, rakı, ve rakı bardakları vardı. Marshall'ın yanına ne balığı yaptığını bakmak için gittiğimde karşımda Lupin belirdi. Anlaşılan o da bizimle yiyecekti. Sorun değildi. Bana masaya geçmemi söylediğinde masaya geçtim. Masaya geçmemle Lupin'in rakıları doldurması bir oldu. Kendine sek, bana ve Marsh'a sulu doldurdu. Marsh da herkese 2 adet levrek servis etti ve en sonunda oturduk. Marsh ve Lupin karlımda oturuyordu. Marsh biraz Lupin'i anlattı. Lupin ile 10 yılı aşkındır tanıştıklarını, Lupin'in babasının Marshall'ın babası ile ortak olduklarını ancak bir kaç yıl sonra babası Lupin'i evlatlıktan reddettiğini ve Marshall'ın yanında çalışmaya başladığını anlattı. Lupin aslında Fransızdı ve babası evlatlıktan reddetmediği zamanlar onu en iyi okullarda eğittiğini, 6 dil bildiğini -İngilizce, Türkçe, Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, İsveççe- 3 ülkede yaşadığını ve küçük yaşlardan beri silah, dövüş eğitimi aldığını söyledi. Bütün yemek Lupin hakkında ve Lupin ile Marsh'ın dostluğu hakkında konuşmuştuk.

Bir süre sonra, Lupin evine gitti. Şimdi Marshall ile sigara içiyordum. 'Ailem artık sevgilim olduğunu bildiği için artık şehre sevgilimsin!' Dedi. Bir anda kahkaha attım. 'Bugün yine benimle yatar mısın?' Dedi çekingen bir ifadeyle. 'Biliyorum, aramızda hiç bir şey yok ama ben yıllardır yalnız yaşıyorum ve sanırım dün seninle uyuduğum da-'

'Tamam' dedim, direkt. Benimle ilgili bir problem yoktu. Çünkü ben de hep yanlız yatardım. Sigaramı söndürdüm. 'O dövmeyi yaptırdığında, İspanyolca okuyabildiğim için beğendim. Ve Rusça'ya çevirdim, eminim aynı dövmemiz olsaydı ailen evleneceğimizi dahi düşünebilirdi! Aynı yerde ama olsun!' Dedim kıkırdayarak. O da kıkırdamaya başladı.

Bir kaç saat sonra Marshall'ın uykusu geldiği için birlikte yatağa geçtik. Ben yine sağa yattım. O ise giyineceğim söyledi. Telefonumu kontrol edip komidine koyup şarja taktım. Pikeyi ise boynuma kadar çektim. Marshall geldiğinde üstü çıplsktı, altında ise boxerı vardı-

Ne? Ben mi yanlış görüyorum!

Tamam Mavi çek bakışlarını adamın kasıklarından! Sapık mısın sennn! Aa aaa!

Bakışlarımı Marshall'a çevirdiğimde bana sırıtarak bakıyordu. Şapşal Mavi! Yanıma uzandığında beni kendisine çekti, ve sol kolu ile gövdemi sardı. O kadar birbirimize yakındık ki kalçam onunkine değiyordu! Aaa hayır! Bunu o da fark ediyordu değil mi?! Yoksa bilerek mi yapıyordu? Yarın Türkiyede'ki son günümdü. Ve bugün Türkiye'de uyuduğum son geceydi....

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.