Skip to content

UNHOLY

Chapter 2 · 4 min read

UNHOLY

Chapter 2

0.2

Salatamı yerken mutsuzdum. Elim karnıma gitti çıkıntı olmamasının verdiği gazla salatayı yemeye devam ettim. Bunun için aç kalmaya değerdi.

Önümdeki fizik testine bakıp göz devirdim. Salatayı kenera koyup testimi çözmeye başladım. Konuyu dün işlememize rağmen hatırlamakta zorlanıyordum. 9 soruluk testin bitmesiyle derin bir nefes aldım. Sıra kontrol etmekteydi.

Yanlış.. Yanlış yanlış yanlış yanlış yanlış doğru yanlış yanlış.

Sikerler çembersel hareketini.

Sinirle kitabı kapatım telefonumu elime aldım ve onedio uygulamasına girdim. Biraz kafamı boşaltacaktım.

İlerde evleneceğiniz kişinin mesleği. Gülerek tıkladığım testi çözmeye başladım. Burcum yaşım ve bir kaç soru daha...

Testin sonunda polis yazısını görünce aklıma iki gün önce olanlar gelmişti. Atalay Duman.

Ona ait tek hatırlayabildiğim keskin yüz hatları ve siyah gözleriydi. Sadece bir anlık, çok küçük bir an, yüzünün tamamını göremediğim için bir mutsuzluk kaplamıştı içimi.

Elimdeki telefonun çalması ile yerimde sıçradım. Daldığım düşünceden sıyrılıp aramayı cevapladım.

"Efendim Beliz."

"Kanka ödevi yaptın mı ya?" Aklıma gelen kimya matematik bir ve matematik iki ödevleri ile göz devirdim.

"Hangisi acaba?"

"Fizik transformatör ve alternatif akım, yarın sabah ders kanka." Fizikten ödev olduğunu yeni duymam ile kaşlarım iyice çatıldı.

"Yeni öğrendim desem?"

"Şu gruba yazılan mesajları doğru düzgün oku desem." Haklıydı, hiç değilse hocaların mesajlarını adam akıllı okumam gerekirdi.

"Neyse yaparız şimdi yani. Ya da sınıfta yapan var mı sorsana varsa atsın sana."

"Sorarım şimdi hadi görüşürüz." Telefonu kapatım ödev föylerini açtım.

^^

O gün oturduğum çimlerin üstüne oturmuş gözlerimden akan yaşları sildim. Soğuk içime işlerken kulaklığımı takıp çimlere uzandım. Duyduğum adım sesleriyle ne zaman kapattığımı farkettiğim gözlerimi açtım.

Atalay tam karşımda bana bakıyordu.

"Zatürre olacaksın." Söylediği şeye gözlerimi devirdim. Tek derdim zatürreydi zaten.

"Umarım zatürre olurum. Kurtulurum bu hayattan." Sesim sonlara doğru kısılırken duyup duymadığından emin değildim.

"Çocuk ayağa kalk, evine bırakayım seni." Gözlerimi devirip yumdum.

"Eve gitmeyeceğim."

Telefonum çalmaya başlayınca yerimden kalkmadan aramayı cevapladım.

"Efendim."

"Beni neden her gün aratıyorsun? Nerde kaldın?" Derin bir nefes alıp daha önce düşünmüş olduğum yalanı dile getirdin.

"Ek dersim var anne geç kalıcam biraz." Sözlerimin üstüne duyduğum gülme sesi ile tek gözümü açıp Atalay'a baktım. Kafasını onaylamaz bir şekilde iki yana sallayıp yanıma uzandı.

"Tamam annecim, dikkat et." Sesi yumuşayınca başımı iki yana salladım. İşine gelen bir şey yaptığım zaman direkt olarak yumuşaması beni güldürüyordu. Konuşmayı sonlandırıp telefonu cebim attım.

"Her gece buraya takılmaya mı geliceksin çocuk. Takılmak için pek güvenli ve uygun bir yer değil sanki." Derdi neydi bu herifin.

"Neden soruyorsun her gece gelip beni mi koruyacaksın?" Ukala bir tavırla konuşmuştum, sorgulanmaktan haz etmezdim ve bu adam beni sürekli sorguluyordu.

"Benim görevim vatandaşı korumak zaten." Söylediği şeye karşılık cevap vermedim. Haklıydı.

Aramızda geçen sessizliğin ardından konuşan ben olmuştum.

"Bir şey sorabilir miyim?" İşime gelince kibarlaşabilen karakterime göz kırpıp cevabımı bekledim.

"Sorabilirsin."

"Neden burda yatıyorsun?"

"Seni koruyorum." Gözlerimi abartılı bir şekilde devirdim. Bir gün şaşı kalacaktım.

"Beni korumana ihtiyacım yok."

"Peki o zaman. Sana bol şanslar." Atalay'ın kalkıp gitmesi ile şaşırmıştım. Tamam gitmesi için böyle konuşmuştum ama gitmez diye düşünmüştüm.

Aradan geçen dakikalar sonra tekrar adım sesleri duymuştum. İşte böyle geri dönerdi. Yüzümde oluşan istemsiz zafer gülümsemem ile gözlerimi açtım ve yattığım yerden doğruldum.

Gördüğüm yüz Atalay'ın yüzü değildi. Gülümseme yüzümde donarken karşı taraf konuştu.

"Merhaba güzelim." Adamın yayık yayık konuşması ile gerilmiştim. Yere fırlattığım sırt çantamı alıp çimlerden kalktım ve kafamı eğerek yürümeye başladım.

Adamın yanından geçerken kolumu tutup kendine çevirmesi ile kalbim ağzımda atmaya başlamıştı.

"Nereye ama alt tarafı selam verdik." Yüzüme gelen tanıdık koku alkolden başka bir şey değildi. Yüzümü ekşitip kolumu kurtarmaya çalıştım.

"Bırak kolumu yoksa herkesi başımıza toplarım." Adamın kolumu bırakması ile bu kadar kolay olmasına şaşırmıştım tam arkamı dönüm yürüyecekken birinin göğsüne çarpmam ile olduğum yerde durup kafamı yukarı kaldırdım.

Atalay elinde cüzdanı kimliğini adama doğru gösterirken kaşlarıyla gitmesini işaret etmişti.

"Sanırım seni korumam gerek." Biraz önce söylediklerime gönderi yaparken buna aldırmadım.

"Beni eve bırakabilir misin?" Eliyle arabanın yerini işaret etti ve beraber arabaya doğru yürüdük.

Sessiz geçen yolculuğu ben bozmuştum.

"Sağ ol. Ama bende halledebilirdim."

"Biliyorum halledebilirdin." Ciddi mi diye yüzüne baktım. Arabanın içindeki sarı ışıklara yüzünü görmeme yardımcıydılar. Kirli sakalı, siyah saçları ve keskin hatları dikkat çekiciydi. Sözlerinde ciddi gibi gözüküyordu.

Üstüne bir şey söyleme ihtiyacı duymadan önüme döndüm.

Araba evimin caddesinde durduğunda derin bir nefes verdim.

"Bıraktığın için teşekkür ederim." Yüzüne bakmadan konuşup elimi kapı koluna atmıştım ki kapıların kilitlenmesi ile kaşlarım havalanmıştı. Neden kapıları kilitlemişti ki?

"Zeynep." İsmimi telafuz etmesi ile ona döndüm. Bakışlarım siyah gözleri ile buluşunca konuşmaya devam etti.

"Her gün bir öncekinden daha kötü olaylarla karşılaşıyorum. Bu ülkede hayatta kalmak bu kadar zorken kendine dikkat et. Seni de bu olayların içinde görmek istemem."

Söylediklerinde haklıydı. Her gün Twitter da onlarca kadın cinayeti görüyorduk. Ve bunlar sadece medyaya yansıyandı, yansımayanları o biliyordu.

Kafamı onaylar bir şekilde aşağı yukarı salladım. "Dikkat ederim." Fısıltıdan farksız olmayan sesimle birlikte kapının kilidi açılmıştı. Bir şey demeden kapıdan indim ve on, on beş adım ötedeki evime yürüdüm.

Bina kapısına geldiğimde arkama baktım. Hala ordaydı. Kapıyı açıp içeri girdiğimde gelen motor sesi ile gittiğini anlamıştım.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.