تخطٍ إلى المحتوى

Uçan aşk

الفصل 6 · قراءة 2 دقيقة

Uçan aşk

الفصل 6

Bölüm 6

# Bölüm 5: Bir Dakika, Sen Kıskanıyor Musun?

(Rümeysa)

Kütüphanede yaklaşık yarım saattir oturuyorduk.

Daha doğrusu Mert ve ben projeyi yapmaya çalışıyorduk.

Çağatay ise...

Bizi izliyordu.

Hem de hiç gizlemeden.

Mert kitabın bir sayfasını bana doğru çevirdi.

"Şuradaki kısmı yazabiliriz."

"Tamam."

Kalemimi elime aldığım anda Çağatay'ın sesi geldi.

"Onu öyle yazma."

İkimiz de ona baktık.

Mert kaşlarını kaldırdı.

"Neyi?"

"Başlığı."

"Başlık gayet normal."

"Değil."

"Çağatay, başlık."

"Tamam."

Birkaç saniye sessizlik oldu.

Sonra Mert bana eğilip alçak sesle konuştu.

"Senin bu arkadaşın biraz garip."

Çağatay anında araya girdi.

"Ne dedin?"

Mert sırıttı.

"Hiç."

Ben gülmemek için dudaklarımı ısırdım.

Çağatay'ın kıskandığını anlamamak mümkün değildi.

Ama nedense bu durum hoşuma gidiyordu.

---

Bir süre sonra Mert kahve almak için kalktı.

"Bir şey ister misin?"

"Yok, teşekkürler."

Mert uzaklaşınca Çağatay hemen yanıma geldi.

"Rümeysa."

"Hı?"

"Bir şey soracağım."

"Sor."

"Mert'ten hoşlanıyor musun?"

Elimdeki kalem havada kaldı.

"Ne?"

"Yani..."

Çağatay gözlerini kaçırdı.

"Sadece merak ettim."

Gülümsememi engelleyemedim.

"Niye merak ettin?"

"Öylesine."

"Çağatay."

"Efendim?"

"Sen kıskanıyorsun."

"Hayır."

"Kıskanıyorsun."

"Hayır."

"Kesin kıskanıyorsun."

"Rümeysa, yemin ederim—"

Gülmeye başladım.

"Tamam, tamam."

Çağatay bana baktı.

"Sen de çok eğleniyorsun."

"Biraz."

"Benimle dalga geçiyorsun."

"Evet."

"Çok ayıp."

"Üzgünüm."

Ama hiç üzgün görünmüyordum.

Çağatay da gülmeye başladı.

Tam o sırada ayağa kalkarken sandalyesi ayağıma takıldı.

Dengemi kaybettim.

"Ah!"

Çağatay refleksle kolumdan tuttu.

Bir anda aramızdaki mesafe neredeyse yok oldu.

İkimiz de sustuk.

Yüzlerimiz birbirine çok yakındı.

Kalbimin hızlandığını hissedebiliyordum.

Çağatay'ın da nefesini tuttuğunu fark ettim.

Gözleri gözlerime kilitlendi.

Bir saniye.

İki saniye.

Üç saniye...

Sonra kütüphanecinin sesi duyuldu.

"Şşşt! Kütüphanedeyiz!"

İkimiz de aynı anda birbirimizden uzaklaştık.

"Özür dilerim!"

Çağatay'ın yüzü kıpkırmızı olmuştu.

Ben de ne yapacağımı bilemeyip önüme baktım.

Ama gülümsememe engel olamıyordum.

---

Akşam eve dönerken telefonum çaldı.

Çağatay arıyordu.

Açtım.

"Efendim?"

"Şey..."

"Ne oldu?"

"Bugün için özür dileyecektim."

"Neden?"

"Az önce."

"Hangisi?"

Sessizlik.

"Bilerek yapmadım."

Gülümsedim.

"Biliyorum."

"İyi."

"Çağatay?"

"Efendim?"

"Sen..."

Bir an duraksadım.

"...benden gerçekten hoşlanıyor musun?"

Telefonun diğer ucunda uzun bir sessizlik oldu.

Kalbim deli gibi atıyordu.

Sonunda Çağatay'ın sesi geldi.

"Ben..."

Tam o anda arama kesildi.

"Eee?"

Telefon ekranına baktım.

**Arama sonlandırıldı.**

"Şaka mı bu?!"

Tekrar aradım.

Kapalıydı.

Sinirle yatağıma oturdum.

"Bu çocuk beni öldürecek."

---

Ertesi sabah okula geldiğimde Çağatay'ı koridorda gördüm.

Beni görünce kaçmaya çalıştı.

"Çağatay!"

Durdu.

"Efendim?"

"Dün telefonda ne diyecektin?"

"Ben mi?"

"Evet, sen."

"Hatırlamıyorum."

"Hatırlıyorsun."

"Hatırlamıyorum."

Yanına kadar gittim.

"Yalan söylüyorsun."

Çağatay gülümsedi.

"Belki."

Tam cevap verecekken telefonum titredi.

Mesaj gelmişti.

Gönderen: **Mert.**

*"Rümeysa, seninle acilen konuşmam lazım. Çağatay'ın bilmediği bir şey var."*

Mesaja bakarken yüzümdeki gülümseme kayboldu.

Başımı kaldırdığımda Çağatay hâlâ bana bakıyordu.

"Kim mesaj attı?"

Telefonu yavaşça kapattım.

"Mert."

Çağatay'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.

"Ne istiyormuş?"

Bilmiyordum.

Ama içimde kötü bir his vardı.

Çünkü Mert'in mesajındaki son cümle hâlâ aklımdaydı:

**"Çağatay'ın bilmediği bir şey var."**

Ve bu kez bunun sıradan bir okul dedikodusu olmadığını hissediyordum.

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.