Skip to content

TUTSAK

Chapter 5 · 5 min read

TUTSAK

Chapter 5

SEN KİMSİN ?

Hayat aslında bizim düşündüğümüz kadardı. Ne eksik ne fazla...

Sanki her şey bitmişte ben zorluyormuşum gibi hissediyordum. Nereye kaçıyordum, kime gidiyordum ve ne kadar kaçabileceğim hakkında ufacık bir fikrim bile yoktu. Sadece yaşamak için şansımı deniyordum tabi buna ne kadar denemek denirse. Yattığım yerde husursuzca kıpırdandım artık kalkmam gerekiyordu. Aklıma gelen anılarla korkuyla kolumu tuttum. Sargı beziyle sarılmıştı. Ufacık bir sızı vardı sadece.

"Uyandın demek" sesini duyduğumda irkildim istemsizce en son kuçağına almıştı beni. Gözlerimi ona doğru çevirdiğimde ilk kez inceleme fırsatı bulmuştum.

Camın önünde tekli bir koltuğa yayılarak oturmuştu. Üstüne giydiği gömleğin düğmelerini yarısından fazlası açıktı saçları dağılmıştı elindeki sigarayı dudağına yaklaştırıp içmeye devam ediyordu. Karanlıktan gözlerini seçemiyordum ama sabah simsiyah olduklarına yemin edebilirdim. Yerinden kalkıp bana doğru yanaştı.

"Konuşmaya niyetin yok galiba küçük" dedi sigarasının dumanını yüzüme üfürerek. "Be..enn" dedim kekelryerek bu aralar fazla kekeliyordum.

"Beni incelemen bittiyde anlat bakalım kimsin sen" gittikçe yüzüme yaklaşıyordu bir anda kokusu doldu ciğerlerime çok güzel kokuyordu.

Egzotik kokusu başımı döndürürken derin bir nefes aldım içime çok gerekliymiş gibi o anda güldü başını sallayarak yanımdan kalkıp koltuğuna geri oturdu.

Bir anda ciddileşerek "Sakın" dedi.

O an anladım benim sonum ya Alec'in ya da bu adamın ellerinden olacaktı. "Bak küçük sabeım bitmek üzere konuş ya da seni ben konuşturayım" gömleğinin manşetlerini elleriyle düzeltirken tekrar yanıma gelmeye başladı. Bu sefer irkilerek yatağın başına sırtımı yaslayıp ayaklarımı kendime çektim.

"Adım sarah sabah beni arayan adamın yardımına ihtiyacım var"

"neden" yatağın başında ayakta durmuş bir eliyle çenesindeki kirli sakalları sıvazlarken beni dinliyordu.

"Çünkü ondan başka gidecek kimsem yok burda"

"O zaman sana gidecek bir yer bulalım ayağımın altından çekil"

"Olmazzz" diye yatağın üstünde ayağa kalkıp onunla göz göze geldim anca aynı boyda olabilmiştik. Benim 1.65 boyuma rağmen o çok ama çok uzundu.

" Neden" sanki başka bir soru sormayı bilmiyormuş gibi neden neden diyip duruyordu.

"Çünkü" gerçekleri anlatmıycaktım. Ama yalan söylediğimi analayacağından adım kadar emindim o yüzden sadece bilmesi gereken şeyleri anlattım.

"Annemin ona ulaştırmamı istediği şeyler var onları vermem ve anlatmam gereken şeyler var"

"Şu çantanın içindeki zımbırtılat mı"

"Sennn benim çantamı nasıl karıştırırsın" onu itip çantamı aramaya çalışırken kolumu sıkıca tuttu o an işte korku bütün bedenimi sardı.

"O çantayı ömer abiye götürürüm ve seni burda öldürürüm anlatacakların gram umrumda değil o yüzden uslu dur" deyip beni yatağa sanki bir çöp torbasıymışım gibi fırlattı.

"İstersen öldür ama bu işten sen zararlı çıkarsın" yürek yemiştim evet tam olarak yürek yemiştim. Gözlerinden ateş çıktığına yemin edebilirdim.

"Küçücük halinlr bana meydan mı okuyorsun"

"Ben sadece olacakları söylüyorum o adama anlatıcaklarımı benden başkası bilmiyor" o adam benim babam da diye bilirdim ama söylemedim.

"Bu saçma cesaretin inan beni heycanlandırdı seninle çok eğleneceğiz küçük. Bana diklenmemeyi öğreticem sana ve inan bunu yaparken çok zevk alıcam"

Yutkunabildim sadece söyledikleri karşısında. Gözleri boğazıma takıldı bir süre vaktı sonra gözlerini kapatıp küllükte sönmek üzere olan sigaradan bir nefes daha alıp södürdü.

"Üstünü değiştirip duş al bir süre burdayız senin şu olayını çözmeden hiç bir yere gitmiyoruz"

Kalkıp gitti odadan onunla konuşurken yavaş yavaş aydınlanmaya başlayan hava artık tamamen aydınlaşmıştı.

Kalkıp duşa girmek için onun çıktığı kapıdan çıktım aşağıda telefonla konuşuyordu.

"Bir süre burdayız" karşı tarafı dinlerken yeni yaktığı sigarayı içiyordu. Bir anda bana döndü. Geldiğimi anlamıştı. "Birşeyler saklıyor onları öğrenmeden burdan çıkmak gibi bir niyetim yok" biraz daha karşı tarafı dinleyip telefonu kapattı. "Bu ilk ve son olsun küçük bir daha beni dinlediğini görürsem canını yakarım"

"Ben sadece banyonun yerini soracaktım birde" aöyleyip söylememek konusunda kararsızdım.

"Birde ne"

"Birde temiz kıyafet var mı"

"Bekle burda"

Evde bulunan farklı bir odaya girdi. Bir süre sonra elinde bir tişört ve eşortman altıyla geldi.

Adını bile bilmediğim bir adamla aynı evde yaşayacaktım bir süre, en azından seslenmek içinde olsa adını öğrenmek istedim aslında kim olduğunu deli gibi merak ediyordum.

"Sen kimsin" dedim elindeki kıyafetleri alırken yine gülümsedi bu adamın gerçrkten çok değişken bir ruh hali vardı.

"Inan bilmek istemezsin küçük"

"Peki adın ne"

"Niye ne yapacaksın adımı" bir adım yaklaşırkrn ben bir adım geriye attım.

"Şeyy... sadece seslenirken kullanmak için sordum"

"Kurt diye seslenmen yeterli ama bir nefes kadar yakınındayım küçük inan adımı seslenmeye gerek bile duymayacaksın" duvarlarla beni arasında sıkıştırırken başımı eğip gözlerimi kapattım. Elleriyle çenrmi kavrayıp kaldırdığında "gözlerini aç" dedi emredici bir tonda.

"Benle konuşurken gözlerime bak" dediğinde belli belirsiz kafamı salladım.

Gözleri bir anda dudaklarıma inerken kalbim yerinden atacak gibi çarpmaya başladı. Biz şuan ne yaşıyorduk. Baş parmağı dudağımı okşarken kafamı bir anda çekip banyonun olduğunu düşündüğüm odanın kapısını açtım.

Fakat mutfaktı arkamı döneceğim sırada nefesini ensemde hissettim.

"Çıktığım odanın yanı" dedi aheste aheste. Tüylerim ürperdi. Ona döndüğümde gülümsüyordu. Ama bu gülümseme o kadar tehlikeli duruyordu ki korktum. Onu itekteyip banyoya doğru yürüdüm.

"Bu iki etti küçük bir dahaki sefer inan bir karşılığı olacak" banyoya girip kapının önüne çöktüm korkuyordum hemde çok. Bu adamın niyeti kötüydü benimle eğleneceğini söylerken ne kadar ciddi olduğunu şimdi anlamıştım. Bu beni çok korkutuyordu. Lavabonun önüne geçip elimi yüzümü soğuk suyla yıkadım. Saçlarım birbirine girmişti. Üstümdeki kan lekeleri kurumuştu. Tişörtümün bir kısmı isye yoktu kolumu sararken kesmiş olmalıydı o an fark ettim sütyenim belli oluyordu. Ayak parmağıma kadar kızardığımı hissettim adamın karşımda böyle konuşması saçmaydı ama bende hiç düzgün bir halde değildim. Utançla başımı eğdim neler düşünüyordum iyice kafayı yemiştim.

Duşa kabinine girip duş alırken yarama baktım kabuk bağlamıştı sanki saatler önce vurulan ben değilmişim gibi. Yarına kadar sadece iz kalacağına emindim.

Sıcak suyun altında temizlenip çıktığımda saç havlusunu üzerime sardım başka havlu yoktu banyoda. Ellerimle saçlarımı tarayıp geriye atarken dolaplarda temiz diş fırçası var mı diye baktım. Tam o sırada içerden kırılma sesi geldi ve banyonun kapısı gürültüle açıldı.

"Gidiy.." lafı yarım kaldı kaşı kanıyordu ve gözleri tek bir noktaya sabitlenmişti. Yarası iyleşmek üzere olan omzuma. Gözleri kıstı ve fısıldayarak

"sen... sen kimsin ya da nesin"

End of chapter

1 comments