تخطٍ إلى المحتوى

TUTSAK

الفصل 2 · قراءة 6 دقيقة

TUTSAK

الفصل 2

KAÇIŞ

1 yıl önce...

Sesler bu kez iyice yaklaşmıştı. Kaçmalıydım bu sefer mutlaka kaçmalıydım. Annemin verdiği araba anahtarıyla otopark doğru iyice hızlandım. Anneme ne olmuştu acaba en son " sen kaç ben onları oyalarım. " demişti şimdi ise adamlar peşimde demekki annem pek başarılı olamamıştı.

Annemin bana yaptığı uyarılar yanımdaymış gibi kafamı içinde yakılanıyordu.

"Arabayla hemen hava alanına git, çantanın gizli gözünde yeterince para var biletin ve pasaportunda içinde. Telefonda var, içinde bir tek numara var babanın numarası inince onu ara ve seni bulmasını iste ondan başkasına sakın ama sakın güvenme. "

Bir anda kafamı içinde yankılanan kelime afallama neden oldu. "Baban..." o an kaçmanın etkisiyle fark edememiştim.

"Çabuk bulun o kızı!" Arkamdan gelen bu sesle kendimi toparlayıp şu an için önemli olan tek şey odaklandım burdan kaçmaya. Ama baban kelimesi aklımda yankılanıyordu. Beni bu güne kadar görmeyen adama nasıl güvenebilirimki. Hadi ben ona güvendim o bana nasıl güvenecekti?

Otoparka geldiğimde birden fazla arabanın arasında kaldım tanrı aşkına hangi arabaya binmem gerekiyordu? İyice yaklaşan adım sesleri acilen bir şeyler yapmam gerektiğini söylüyordu. Aklıma gelen ilk fikirle elimdeki araba anahtarını hava kaldırıp açma tuşuna bastım üç araba arkada çıkışa yakın arabanın kilidi açılınca neredeyse çığlık atacaktım şans benden yanaydı.

Sevinci mi bölen iki el ateş sesiyle korkup çığlık attım ve arabaya doğru koşmaya başladım.

Arabaya bindiğimde adamlar arabanın etrafını sarmıştı. Ellerimin titremesi de bana hiç yardımcı olmuyordu o sırada adamlardan biri arabanın kapısını açmaya çalıştı. Kapıları arabaya bindiğim ilk an kitlemiştim. Anahtarı sonunda kontağa sokup marşa bastım ayağımı gaza bastırdım. Hiç bir şey umrumda değildi şu lanet yerden kurtulmak istiyorum. İbre 80 hızı gösteriyordu. Şu an boş yolda yavaştım gaza biraz daha yükledim.

Bu beni buraya getireli tam 1 yıl olmuştu. Annem beni iki kez kaçırma girişimde bulunmuştu iki seferindede annemi bir odaya kapatmışlardı ama bu sefer beni kurtarmayı başarmıştı.

Arkamdan çarpan arabayla öne doğru savruldum kafamı ön cama çarpmadan son anda kurtuldum arkama baktığımda peşimdeydiler bunların derdi neydi tanrı aşkına beni öldürmeyemi çalışıyorlar eğer öyle bir dertleri varsa bir daha arkadan çarptıklarında direksiyon hakimiyetimi kaybedebilirim.

Rusya'nın sokaklarını karış karış biliyordum. On sekiz yaşıma kadar hep annemin gözetimi altındaydım annem belli etmesede anlamak zor değildi annem korkuyordu ama normal bir çocuk gibi hayatımı sürdürebilmem için elinden geleni yapmıştı. Her zaman olmasada dışarı çıktığımızda hep beni farklı yerlere götürürdü on sekiz yılda resmen bütün Rusya'yı gezmiştim. Direksiyonu dar bir sokağa kırdım bu sokağı biliyordum annem burdaki pastaneden süreki pastalar alırdı bana sağa dönerek otoyola girdim, ama arabalar arkamdaydı hala atlatamamıştım artık tek bir şey kalmıştı tehlikeli olsada bunu yapıcaktım o anları bir daha kaldıramazdım kolumdaki iğne izleri beni desteklermiş gibi sızlamaya başladı. Otoyoldan sapıp ters şerite girdim hayatımda ilk defa yasa dışı işler yapıyordum bu yüzümde buruk bir tebessüm olmasına neden oldu insanlar yaptığı yasa dışı işlerden mutlu olmazdı ama bunlar kendisini öldürmeye çalışan adamlara hadlerini bildirirken pek mümkün olmuyordu. Koltuğumun yanında bulunan çanta koltuğa doğru düşmüştü . İçinden bir ses kayıt cihazı hafif dışarı çıkmıştı. Gözümü yoldan ayırmadan çantanın içinde çıkarttım ve çalıştırma düğmesine bastım.

Annem beni kaçırmak için her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünmüştü.

" Sarah çok fazla zamanımız yok bunu bilmesin önce. Baban bizim yaşadığımızı bilmiyor daha doğrusu benim senden haberi bile yok. Onun içinde ses kayıt cihazı doldurdum o kaseti babana ver. Bu arada pasaportta ufak değişiklikler yaptım.

Adın ve resmin gibi seni bulmamaları lazım çantanın içinde giyebileceğin kot, spor ayakkabıları da var. Sarı bir peruk ve güneş gözlükleri de var son olarakta elinden geldiğince sakin davran ve dediğim gibi sakın kimseye güvenme seni seviyorum tatlım.

Bu arada beni merak etme bana ihtiyaçları var bir şey yapamazlar."

Tam annemin kayıt cihazını kapatacakken arkadan arabama yeniden vurdular başımı cama vurmaktan yine son anda yırttım demek isterdim ama bu sefer başımı vurdum. Bunların benim başımla ciddi dertleri vardı. Kafamı arka tarafa çevirdiğimde siyah büyük bir cip beni takip ediyordu. Tamam sen istedin o zaman ilerdeki kavşaktan birden döndüm. Arabanın tekerlek sesleri resmen kulağımı deldi. Bu sefer siyah cipin üzerine doğru gitmeye başladım adam arabayı geri vitese attı arabayı, artık ters şeritte düz giyordum arabalar birbirlerine iyice yakınlaşınca anda arabanın içinden dışarı atladım. Çantamı kucağıma aldım çünkü içindekiler zarar gelmesini istemiyordum. Çantadan başka yardımcım yoktu. Arabalarında sonunda çarpıştı ve kulakları sağır eden büyük bir patlama sesi yükseldi. Koşmaya başladım ama dizim çok ağrıyordu. Düşüşün etkisiyle kolumda belimde ve bacaklarımda büyük sıyrıklar vardı.

Hava limanına çok yaklaşmıştım zaten dar bir sokağa girdim arabanın arkasına geçtim etrafa baktım kimsenin olmadığına emin olduktan sonra üzerimi değiştirdim. Bu halde hava limanına gitsem anında yakalanırdım.

Üzerimi değiştirdikten sonra araba camındaki yansımamdan peruğumu taktım. Yaralarım artık accımıyordu kabuk bile bağlamışlardı yarına kadar izleri bile kalmayacaktı.

Küçüklüğümden beri hep böyleydi. Yaralarım hep 24 saat içinde geçerdi ama acısını çok fazla hissederdim kabuk tutmaya başladığı anda bıçak kesiği atıyorlarmış gibi acırdı. Çok büyük yaralar almadım böyle sıyrıklarda acıtıyordu ama artık alıştığım için pek hissetmiyorum. Bu olanların nedenini bende bilmiyorum ama annem bu durumun normal olduğunu söylerdi. Belli bir zamana kadar inanmıştım ama artık bu olanların normal olmadığını biliyordum.

Ayağıma geçirdiğim ayakkabılarımın ipliklerini açılmayacak şekilde bağladıktan sonra bu sokakağa girmeden önce gördüğüm taksi durağına hızlıca ilerlemeye başladım. Taksiye binip hava limanına gitmesini söyledim.

19 yaşındaki bir kız için yaşayacak fazla şey yaşamıştım. Kolumdaki iğne izleri hala duruyordu. Sürekli kan aldıkları için izleri bir türlü grçmiyordu . Bana ne yaptıkları hakkında hiçbir fikrim yoktu ama annem beni bu kadar korumaya çalışıyorsa ve hayatını tehlikeye attıysa benim hayatımda tehlikededir demektir.

Taksicinin öksürüğüyle kendime geldim. Hava limanına gelmiştik. Çantanın içindeki paradan 10 dolarını taksiciye verdim.

Son kez etrafıma baktım aklıma iyice kazımak ister gibi ilk defa Rusya'dan dışarı çıkıyordum hatta kaçıyordum belkide bir daha hiç geri dönmeyecektim. İçim buruk içeri girdim çantamdan bileti çıkardım. Rusya - Türkiye yazıyordu işaretleri takip ederek uçağa doğru yürüdüm.

Koltuğuma oturdum çantanın içini iyice karıştırdım başka neler var diye.

İçinde iğneler olan bir kutu vardı. Bu iğneler bana o laboratuvar da yaptıkları iğnelerin aynısıydı.

Annem bunları niye çantama koymuştuki kutunun altında küçük siyah bir defter vardı içinde anlamadığım yazılar yazılıydı. İçinde 6 tane iğne vardı.

Sinirle nefesimi dışarı verdim annem bu iğneleri niye çantama koymuştu bir türlü anlam veremiyorum. Tam kutuyu kapatacakken kutunun kapağının içinde yazılı olan notu fark ettim.

" Bu kutuyu babana ver. Zor durumlarda kalmadığın sürece bu iğneleri kullanma Sarah. "

Annem zor durum derken neyi kast etmişti acaba, niye zor durumda kalayım kalsam bile bu iğneleri kullanacağımı hiç sanmıyorum.

Sinirle kutuyu kapatıp fırlatır gibi çantanın içine koydum birde silah çıksa tam olacaktı.

Onun yerine elime mp3 geldi onca olan şeyden sonra mutlu olmuştum annem her durumda beni düşünüyordu. Sonra çantanın içinde bulunan telefonu çıkardım. Çok eski bir telefondu. Telefonun arkasına yapıştırılmış bir kağıt vardı. Kağıdı açıp içindeki notu okudum.

" Babana ulaşamazsan bu adrese git burada çalışıyordu bildiğim kadarıyla. "

Annem gerçekten ağlatacaktı beni bu sefer. Her şeyi en ince detayına kadar düşünmüştü. Heralde bir yıldır bu plan üzerinde çalışıyordu. Baksanız şu yaptıklarına. Uçağın kalacağını haber veren anonsla çantamı toplayıp ayağa kalktım. İyiki sırt çantası seçmiş annem.

Uçakta cam kenarı olan koltuğa oturdum kulaklığımı çıkarıp mp3 açtım artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı. Umarım daha kötüde olmazdı.

Uçak inince ilk işim dövüzcüyü bulup paraları Türk Lirasına çevirmek oldu. Gittiğim dövüzcüyle anlamam çok kolay oldu. Küçükken Türk dadım vardı annem yokken benimle hep o ilgilenirdi. Bu yüzden Türkçeyi ana dilim kadar iyi biliyordum hatta Rusya'dan geldiğimi bilmeyen biri benim yabancı olduğumu dahil anlayamazdı.

Dövüzcüden aldığım paraları çantama koyup telefonu çıkardım. Telefonu açtıktan sonra içinde kayıtlı olan numarayı aradım telesekreter çıktı ve duymak isteyeceğim en son kelimeleri söyledi. " Aradığınız kişiye şuanda ulaşılamıyor lütfen daha sonra tekrar deneyiniz "

Sen söylemesen sanki daha sonra aramayacağım. Of ya! Şimdi ne yapacaktım ben ?

نهاية الفصل

2 تعليق