تخطٍ إلى المحتوى

TUTKU

الفصل 26 · قراءة 9 دقيقة

TUTKU

الفصل 26

26

Alp'le akşama kadar ilk restoranda sonra bir kafede oturmuş laflamıştık. Bir yarım saatlik süreliğine Rüya yanımıza uğraşmıştı ama ders çalışması gerektiğinden fazla kalmamıştı.

Mirza sürekli ya mesaj atıyor yada arayıp nasıl olduğumu soruyordu. O sordukça ben kızarıyor Alp'in merak etmesine yol açıyordum. Saat 8 olduğunda birlikte vakit geçirme kararı almıştık. Mirza'nın evinde kendi arkadaşları, Olcay ve Defne ile bir de biz oturacaktık.

Yolda giderken Alp canı çektiği her şeyi ince ayrıntıya kadar doldurmuştu. Şahsen biraz dinlenip uyumak istiyor olmama rağmen sesimi çıkartmadım. Evin ziline basarken bile gürültüleri dışarıya kadar geliyordu. Kapıyı açan Mirza ilk Alp'le selamlaşıp onu içeri aldı. Görüş alanımı kapatarak beni göz muayenesinden geçirirken gülümsüyordum.

-"Ağrın sızın yok değil mi ? Eminsin." diyince başımı olumsuz anlamda salladım.

Birisi duyarsa fena rezil olurdum.

Mirza da uzatmayıp belimden ittirince beraber kalabalık oturma alanına girmiş bulunduk. Herkesle ayrı ayrı selamlaştıktan sonra Defne'nin yanına sandalyenin birine oturdum.

-"Ee görüşmeyeli nasılsın ?" Defne ile havadan sudan başladığımız sohbet ile beraber diğerleri de katılmıştı. Öğrendiğime göre Aydın'ın bir kaç gün sonra düğünü varmış. Açıkçası şaşırdım çünkü beklemiyordum.

Daha sonrasında ise annem arayınca onunla konuşmaya balkona çıkmıştım. Neredesin ve gelecek misin sorularına yanıt verip kapattım. Şehrin ışıl ışıl manzarasına bakarken arkamdan karnıma dolanan kollar ile gözlerimi kapayıp göğsüne sırtımı yasladım.

Burnunu yanağıma sürtüp öpünce istemsizce gülümsedim. Sevilmek elbette güzel bir histi fakat Mirza tarafından sevilmek dünyalar bedel bir güzelliği var.

-"Yanımda otur." dedi sessizliği bozarak.

Kollarının arasında ona döndüm ve uzanıp çenesini öptükten sonra onunla birlikte içeri girdim. Dediğini yapıp koltukta yanına sıkıştım.

-"Ben gideyim artık yarına erken kalkacağım." diyerek Alp ayağa kalktı ve elindeki içki şişesini masaya bıraktı.

-"Bende geliyorum." dedim kalkıp.

Mirza'nın bakışlarına maruz kalınca ona sevimli olan gülümsememi gösterdim.

-"Şey dediği gibi geç oldu o gidiyorken bırakır beni de." dedim kızmaması için.

-"Ben bırakırım otur." dedi dik bakışlarını kesmeden.

Bir anda niye böyle sert erkeğe bağladı anlayamadım.

-"Gerek yok abi ben bırakırım ne olacak ?" dedi Alp bana katılarak.

Daha sonra Mirza biz çıkana dek bir şey söylemedi. Eve geldiğimde ona geldiğimi söylediğim bir mesaj atmıştım ama kendisi tarafından görüldü yedim. Cevap vermedi beyefendi.

Uzun rahatlatıcı duşun ardından neden cevap vermediğini düşünemeden uyuya kalmıştım.

Ertesi sabah ise telefonda Mirza'dan bir bildirim gelmemişti. Uykulu uykulu gözlerimi ovuşturup numarasına tıkladım. İkinci çalışta açtı.

-"Efendim ?" dedi fazlasıyla mesafe içeren sesiyle.

-"Günaydın." dediğimde yeni uyandığım için sesim boğuk çıkmıştı.

-"Günaydın Duha."

Al işte var bir şey.

Derin bir nefes alıp gözlerimi tavana diktim.

-"Neden tuhafsın ?"

-"Tuhaf değil sinirliyim." Kısa konuşmasından konuşmak istemediği belliydi.

-"Neden ama ne oldu ?" diye direttim.

-"Bir dahakine sözümü dinlemeyi öğrenirsen sevinirim. Özellikle arkadaşlarımın yanında bana karşı çıkmayıp istediğimi yaparsan daha iyi olur. Şimdi işim var daha sonra konuşalım." Pat kapattı.

Elimi yüzüme kapattım ve gözlerimi yumdum. Demek dün akşam için kızgın. Fakat böyle bir sonuca ulaşıp bana sinirleneceğini hiç düşünmemiştim. Yapacağım şeye karar verip yataktan hızlıca kalktım ve üzerimi giyinip kahvaltıya indim.

-"Mirza seni oldukça değiştiriyor gibi." dedi annem uzun süre sessizliğini koruduktan sonra.

Gözlerimi ona çevirdim. Teyzem de bizi dinliyordu.

-"Ne gibi anne ? Nasıl bir değişiklik? "

Dudağını büktü.

-"Değişiklik işte. Sürekli dışarıdasın. En azından kıyıda köşede kalan mahallelerde takılmaktan vazgeçtin." uzun zamandır bana laf sokmadığı için bunu bekliyordum.

Yalnızca gözlerimi devirmekle yetinip cevap dahi vermedim. Karnım doyunca da yeniden odama gittim ve kıyafetime uygun çantayla ceket seçimi yaptığım gibi evden çıktım. Gideceğim yer elbette Mirza'nın yanıydı.

Uzak sayılmayan mesafeye ulaştım. Sekreteri bir görüşmede olduğunu söylediği için odasında koltuğa oturmuş bekliyordum. Hava bugün geçtiğimiz günlere nazaran daha bir soğuktu. Oldukça üşümüştüm. Mirza'ya sarılıp ısınma hayalleri kısa süreliğine kenara çekilmişti.

Çok geçmeden odasına girdiğinde benim burada olduğumu bildiğinden şaşırma tepkisi olmadı.

-"Küsecek misin bana ?" dedim kaşımı havaya kaldırıp. Ve ayağa kalkmış ona doğru yürümüştüm.

Böyle söyleyince bana baktı.

-"Ne alaka ?" dedi umursamaz sandığı havasıyla.

Boğazımı nazikçe temizleyip kollarımı göğsümde birleştirdim. Umduğum gibi konuşursam kendimi evde tebrik edeceğim.

-"Çok alaka Mirza. Senin yanında belki ben çocuk kalıyor olabilirim ama bu tavrınla sen daha çocuksun ! Kızdığın şey çok anlamsız ! Niye seninle değil de Alp'le gitmişim öyle mi ? Orada senin arkadaşların varken sana kalk beni eve bırak mı diyecektim ? Alp giderken onunla çıkmam normal bir şeydi. Kızacak yer arıyorsun !"

Huh.

Sanırım oldu.

Ama o da her şeye kızmayı versin. Yoksa ben ister miyim tartışmayı?

Tepkime karşılık kaşları havaya kalkan Mirza sessiz kalmıştı. Demek ki istediğim etkiyi yaratabildim. Tebrik ederim kendim.

-"Neyse senin işin vardı ben gideyim." dedim ve burun kıvırıp odasından ayrıldım. Çıkarken otuz iki diş sırıttığım için geçenler bana tuhaf tuhaf baksa bile umursamadan şirketten çıktım.

Günün geri kalanını butikte çalışarak ve tasarım yaparak geçirmiştim. Her ne kadar annem zorlamış olsa da burada çalışmak zevkliydi. Çıkmaya yakın yoğun bir sağanak yağış bastırmıştı. Butiğin cam kapısının önünde felaket bir şekilde yağan yağmuru izlerken dışarıda araba yavaşlayıp durdu.

Biraz daha dikkatli bakınca Yavuz'u gördüm. Arabadan inip arka kapıyı açmadan şemsiyeyi kaldırdı. Nefesimi yavaş yavaş tuttum. Mirza ağır adımlarla bana doğru geliyordu. Gülümsememek için kendimi zor tutarken geri çekilip kapalı kapıyı açtım. İçeri girdiği gibi butiğin çalışan kızları hülyalı hülyalı ona bakmıştı. Hatta merdivenlerden inen kızın ayaklarının takıldığını gördüğümü söyleyebilirim.

-"Hoşgeldin." dedim yüzümü ifadesiz tutmaya çabalayıp.

-"Seni almaya geldim. İşin yoksa çıkalım." diyip başıyla dışarısını gösterdi.

Etrafta göz gezdirince bizi izleyen gözler işlerine geri dönmüştü. Tekrardan önümde dağ gibi dikilen sevdiğim adama baktım.

-"Bilmiyorum ki aslında eve gidecektim." dedim onunla olmak için can atmama rağmen.

Karizmatik bir bakışla

-"Arabada bekliyorum." dedi ve gitti.

Heyecandan hızlanmış kalbimi sakinleştirip çantamla ceketimi aldığım gibi arabaya girdim. Yavuz sağolsun bana da şemsiye tuttuğu için ıslanmadan binmiştim.

-"Eve gidiyoruz Yavuz." dedi dimdik başını hareket ettirmeden.

-"Emredersiniz Mirza bey."

Yolda anneme Mirza ile olduğum mesajını gönderip Rüya'nın mesajına cevap verdim. Alp de bir görüntü göndermişti. Attığı ekran kaydında Defne'ye instagramdan mesaj attığı görünüyordu. Mirza'nın yanında tepki veremeyeceğimden zorlukla sustum.

Alp bensiz işlere kalkışmış !

Aralarında kesinlikle bir şeyler olacak.

-"Susmak için mi aldın beni ?" diye sordum en sonunda.

Sonuna geldiği sigarasını bitmiş kutuda söndürüp ön koltuğa kutuyu attı.

-"Evde konuşuruz."

Tartışmayalım da yeter ki konuşuruz.

Eve gelene kadar dediği gibi konuşmamıştık. İçeriye önünden yürüyerek geçip ışığı yaktım ve koltuğa oturdum. Ceketini kenara atıp yanıma çöktü. Fark ettim de göz altları çökmüş oldukça yorgun gözüküyordu.

Kravatını gevşetip boynundan çıkarttıktan sonra yeleğiyle gömleğinin düğmelerini teker teker açtı. Tüylerle kaplı göğsünü izlemekten kendimi alamazken bana baktı.

-"Çok yorgunum." dediği gibi başını göğsüme koydu ve karnıma sarıldı. Kocaman adamın sokulmasına mı şaşırayım yoksa güleyim mi bilemedim.

Konuşmak yerine elimi sırtından ensesine çıkarttım. Saç diplerini okşarken bir şeyler mırıldanıp boynumu öpünce gülümsedim. Ne olursa olsun en büyük mutluluk kaynağımdı.

Dakikaların ardından derin bir of çekip göğsümden kalktığında ne olduğunu anlayabilmek için onu izledim. Pantolonunun cebinden çıkarttığı telefonu çalıyordu. Aydın arıyordu.

Geriye yaslanırken açıp kulağına getirdi.

-"Efendim Aydın ?" dedi bıkkınlıkla.

Baygın gözleriyle bir süre karşıya bakarak dinledi.

-"Tamam gel sen buraya. Hande'yi ben aldırtırım konuşursunuz." dedikten sonra kapattı.

Geriye attığı başını kaldırınca ilk bana baktı ve uzanıp dudağımın kenarını öptü.

-"Yalnız kalmak istiyordum ama fırsat olmuyor , üzgünüm."

Telefonun ekranında parmağını gezdirip yine kulağına getirdi.

-"Alo Hande ? Mirza ben."

Kimdi bu Hande ? Ve neden Mirza onu arıyordu ?

-"Evet Aydın'la konuştum ama bir şey anlatmadı sadece tartıştığınızı söyledi."

Sessiz kaldığı süre boyunca kızın ne dediğini deli gibi merak ediyordum. İçimi büyükçe bir kıskançlık sarmıştı.

-"Hande şurda iki üç gün kalmış düğüne böyle şeylerden tadınızı kaçırmayın. Şimdi ben araba gönderiyorum sana hazırlan gel." diyip kapatmasıyla birlikte kollarını bana doladı.

Hareketsiz kaldım. Sanırım Hande dediği Aydın'ın evleneceği kızdı. Acaba nasıl birisiydi ?

-"Seni çok özledim. O güzel , mükemmel gülüşünü bana biraz göster de gecem aydınlansın." dediği andan itibaren ona kızgınlığım falan kalmadı.

Puf havaya karıştı.

-"Özledin ama sebepsiz yere kızıyorsun bana." dedim yüzümü asarak.

Yanaklarımı kavrayıp dudağımı iki üç kere üst üste öptü.

-"Haklısın galiba kendime engel olamıyorum. Kıskanç yanım git gide artıyor önüne geçemiyorum."

-"Bana kızmadan konuşarak çözersek daha iyi olabilir." konuşurken dudaklarımı izlediği için ne dediğimi bilemeden cümlemi bitirmiştim. Tam öpecekken derin bir nefesle geri çekilip ayağa kalktı.

-"Aydın'la nişanlısı tartışmışlar biraz onlar gelecekler. Kendi hallerine bırakılırsa hiç konuşmazlar. Ben bir üzerimi değiştirip geleyim." dedi ve yatak odasına girdi.

O içerideki anıları düşündükçe kızaran yüzümü soğutmak için buz kesen balkona çıktım. Soğuyunca donma tehlikesiyle içeriye kaçarken Mirza altına eşofman üzerine tişört giyinmiş halde odasından çıkmıştı.

O sırada zil çalınca açmaya gitti. Bende oturmadan bekledim. İçeriye giren yüzü asık Aydın ikimize selam verip koltuğa çöktü. Mirza ile bakışıp yan yana oturduk.

-"Ee derdiniz ne anlat bakalım ?" diyerek lafa girdi Mirza.

Aralarında kıskançlıktan oluşan tartışmayı anlatması bittiğinde çalınan kapıdan içeri giren bu defa çekingen bakışlara sahip Hande oldu. Açıkçası daha farklı birini beklemiştim. Yapmacık gösterişi olmayan çok tatlı bir kızdı.

-"Merhaba , Hande ben." Uzattığını elini gülümseyerek sıktım.

-"Bende Duha. Memnun oldum."

Bende gibi bir şeyler mırıldanırken gözleri Aydın'a kayıp duruyordu. Kahverengi uzun saçları beline kadar gelmişti. İri gözleri ve ince bir bedeni vardı. Güzel bir kızdı Hande.

-"Geç Hande otur." dedi Mirza en sonunda. Bıraksa böyle uzaktan uzaktan bakışarak saatleri geçireceklerdi.

Hande oturunca bende Mirza'nın yanına oturuverdim. Hemen omzuma sarılmış kendine çekmişti.

-"Anladığım kadarıyla Aydın'ın ters tarafına denk gelince seni üzmüş biraz ama inan o yanında çalışan adı her neyse kız sadece işinde iyi. Aydın madem Hande rahatsız sende başka bir çalışma arkadaşı bul kendine olsun bitsin." Mirza her ikisine hitaben konuşurken oldukça ciddiydi. Bu ara bulucu halleri nedense bizim ilişkimizde geçerli olmadığından gülesim gelmişti.

-"Ya benimde aklımda zaten bu vardı ama bugün biraz gergindim. Hande'ye patladım. Özür dilerim." dedi Aydın ona dönerek.

Hande'nin bakışları anında parlamıştı.

-"Önemli değil bende stresten üzerine fazla gelmiş olabilirim."

Birbirlerine gülümsedikten sonra Aydın ellerini tutup öptü ve ona sıkıca sarıldı. İkisini çok iyi tanımıyor olsam bile barışmalarına en az onlar kadar sevinmiştim.

Akşamın ilerleyen saatlerinde Hande ile daha fazla konuşma fırsatımız olmuştu. Tanıdıkça seveceğim birine çok benziyordu. İki yıldır Aydın ile birlikteymişler. Ailesi çok tutucu olmasına rağmen sevgisinden ötürü vazgeçmemiş ve ilişkiyi ilerletmişler. Bu evliliğe bir tek üvey babasıyla üvey abisi karşı çıkıyormuş. O yüzden çıkacak herhangi bir sıkıntıya karşı çok rahatsızmış.

-"Lütfen gelmemezlik yapma. Mirza abi ile gelmeni çok isterim. Tanıştığımıza da çok mutlu oldum." demişti çıkarken.

Gittiğinden beri ise iki gün sonra olacak olan düğünlerine elbise bakmakla meşgulüm.

-"Bırak artık şunu." Telefonumu elimden kapıp beni kucaklayan Mirza'ya gülerek boynuna sarıldım.

-"Benimle ilgilen artık." dedi yatak odasının yolundayken.

-"Olur." dedim ve yanağını öptüm.

Sırtım yatakla buluşurken üzerimdeki yerini aldı. Ağırlığı altında kıpırdanıp rahat nefes alacağım bir alan buldum. Mirza o sırada gözlerini gözlerime dikmiş ayırmadan öylece bakıyordu. Bakışlarının parlaklığı karşısında utanmıştım. Farklı ama güzel bakıyordu. Bakışları bile ayrı etkileyici.

Dayanamayıp boynuna sarılınca yüzü omzumla boynum arasında gömülü kalmıştı.

-"Sen böyle özel büyülü bir şeyler mi sürüyorsun kendine ?"

Söylediği karşısında kıkırdayarak geri çekildim ve ona baktım. Ne demekti o büyülü şeyler ?

-"Nasıl yani ?" dedim gülmeye devam ederken.

-"Bu kadar güzel kokmanın başka bir açıklaması olamaz çünkü. " Kelimelerle karşısındakini etkilemeyi en iyi başaran insanlardan birisi olabilir.

-"Seni çok seviyorum Mirza. " diye kısık sesle söyledim.

İyi ki senin oldum.

İyi ki o gece karşıma sen çıktın ve senin kadar mükemmel bir adama sahip oldum.

•••

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.