تخطٍ إلى المحتوى

The Ghost

الفصل 1 · قراءة 5 دقيقة

The Ghost

الفصل 1

Lara

Seçilmiş ailelerin her birinden insanlar vardı. Hepimiz 16 yaşındaydık. Ve herkesin farklı bir yeteneği vardı. İyi dövüşenler zeki olanlar memur gibi bir hayat yaşamak isteyenler bile vardı. Yasadışı işlerde bir numarayı çekecekler. Mafya liderleri. Hepsi tarikatın bir üyesi ve ailesinin bir parçasıydı. Mafya liderleri ise bunların arasından sadece seçilmiş kişilere verilmiş bir ünvandı. Eğitimlerden sonra çoğunun işi kolaylaşırdı aslında. Ama benim dışımdaki herkesin. Çünkü ben tarikatın ilk kadın mafyası olacaktım. Tarikatta çalışan bir sürü kadın vardı. Ama mafya lideri hiç yoktu. Bende bunlardan biri olacaktım. Tek yapmam gereken adam toplamaktı. Belki ben kadın olduğum için bile gelmeyenler olacaktı. Ama benim kararım kesindi. Zaten Türkiye ve tarafları yıllardır benim ailemdeydi ve kimse orayı isteyemiyordu. Yine bundan korkup istemeyenler olsa bile bazıları ben kadın olduğum için Türkiyeyi almaya çalışacaklardı. Ben bunları düşünürken siyah bir limuzin geldi. İçinden 3 koruma çıktı. Korumalardan biri kapıyı açtı ve içinden bir kadın çıktı. Siyah deri gibi olan topuklu ayakkabılarıyla geldi. Eski ambarın kapısına geldi. Arabaların geçtiği garaj kapısının önüne geldi ve konuşmaya başladı:

- Hepiniz hoşgeldiniz cult of darkness tarikatı üyeleri. Ve potansiyel mafyalarımız. Burada sizi tarikatımızın şirketinde mi yoksa mafyanın içinde mi bulunacağınıza karar verilecek. Seçime başlamadan önce Kurucu ailelerimizin mafya üyelerini yanıma almak istiyorum. Dedi. Ve benim gibi 11 12 kişi daha geldi. Kadın bana bakarak gülümsedi. " Anlaşılan ilk Kadın mafyamızı alıyoruz" dedi. İlk onayımı almak güzel bir şeydi. Ama biri bunun aksi düşünüyordu. Sıranın diğer tarafından biri konuştu:

- Güldürmeyin beni o kıytırık bir yerde mafya olsa ne olur ki. Afrikayı alamayacak Türkiyeyi alamayacak Rusyayı alamayacak. Veya diğer güzel yerleri alamayacak. Ne maden işletebilecek ne haraç kesebilecek ne kiralık katil bulabilecek. Yanına doğru düzgün bir adam bile bulamayacak. Dedi. Aslına bakarsan dedikleri doğruydu. Kıytırık bir yerde mafya olmak cidden kötü bir şeydi. Ama öyle olmayacak. Adımı herkes bilecek başarısız oldu diye değil ama. İlk kadınımız Türkiyedeki yerini aldı diye anılacak. Dediklerine cevapsız kalınca kadın bana döndü:

-Bir cevap vereceksen şu anda vermelisin içeri girince başkasına laf atmak yasak olacak. Dedi ben kafamı çevirip kadına baktım:

- Ona cevabımı içeride vereceğim zaten. dedim. Bunda kastım Ülke seçimi için yapılacak dövüştü. Kadın birazdan bizi farklı bir yere götürecekti. Ve orada ülke seçimi olacaktı. İki kişi aynı yeri seçerse bir dövüş olacaktı. Dövüşün kazananı o bölgeyi alacaktı. Ve bu çocuğun benim seçeceğim yeri seçeceğine eminim. Kadın gülümseyip arkasına döndü ve Mafya liderlerinin seçileceği alan için 12 aile çocuğunu aldı. Diğerlerini onun korumaları aldı. Onlara kimi seçmeleri gerektiğine dair bir yetenek testi yapacaklardı ve o ülkeye gideceklerdi. Çoğu kişinin nereye gideceği bu testte belli olamıyordu o yüzden belli olmayanlar ve hatta belli olanlar bile diğer o mafyaların kim olduğuna neler yapabileceklerine bakıp ona göre yerlerini seçerler. Ve bu yüzden seçim dövüşlerini onlar da izlerdi. Ve bu benim için bir avantaj eğer onu yenersem bir sürü iyi kişi beni seçerdi. Kadın bizi gitmemiz gereken yere götürene kadar aklımda bu tarikatın kurulumu vardı. Aslında tarikatımız ilk kurulduğunda acı çeken ve işkence edilen kişileri kurtaran bir tarikattı. Tabii bahsettiğim yıllar 1200 - 1800'lü yıllar arasında. Çin de kurulan bu tarikat 1800'lerdeki mafyalığa geçiş yapıldıktan sonra yavaş yavaş tüm Dünyaya yayıldı. Amerikada ki kölelerin çoğu da bu tarikatın altında köleydi. Ama altın çağımızı bu yıllarda yaşıyorduk insan sayısı çoğaldıkça alınan haraçlar ve yapılan gasplar hırsızlıklar ve kiralık katil isteyen kişi sayısı artmıştı. Kadın bizi yerde dünya haritası olan bir yere götürdü. Herkes gitmek istediği yere gidip kendi adını yazdı. Burada iki yıl boyunca yanında bulunup işi ustasından öğreneceğimiz kişilerinde adı yazıyordu. Babamın ismide oradaydı ben ortalardaydım. Bana sıra gelene kadar kimse Türkiyeye ismini yazmamıştı. En son da bana laf atan çocuk vardı. Sıra ona gelinceye kadar kimse Türkiyeyi yazmamıştı. Ama Afrikayı da yazmamıştı. Ona bırakıyorlardı. Çünkü ondan korkuyorlardı. Afrika normalde Madenlerin bol olduğu ve çok düşük ücretlere insan çalıştırıldığı bir yerdi. O yüzden bir çok kişi orayı istiyordu ama kimse korkusundan yazamadı. Adının Carl olduğunu öğrendiğim çocuk ismini yazdı. Türkiye için dövüşecektik. Kadın zaten böyle bir şey bekliyordu ki diğerlerinin olduğu alan ile bizim aramızdaki alanı kapayan kepengi açtı. İçeri bir sürü kişi girdi. En az 2.000 kişiden bahsediyorum burada. Ve buraya herkesi çağıramadıkları için bu daha onda biri bile değildi. Sadece belli başlı kişiler vardı. hesaplandığında kişi başına 2.000 kişi düşüyordu. Buradaki 2.000 kişi ise yetiştirilen 12 kişilik grupların liderleriydi. Dövüş için ikimizde Dünya haritasının üstüne çıktık. O bir uca geçti ben de diğer uca geçtim Dövüş başlamadan önce kadın ortaya geldi ve kuralları saydı. Rakibini öldürmek yasak, Rakibini sert bir şekilde yaralamak yasak ve rakibine hakaret etmek yasak. Sonuç olarak hepimiz aynı tarikatın liderleri olacağız. Kadın kenara çekildiğinde ben dövüş için uygun pozisyonu aldım. Carl sakin adımlarla yanıma geldi. Ve saldırmak için dalga geçer gibi yumruk attı. Beni küçük düşürmeye çalışıyordu. Madem öyle birazcık ben de onla oynamalıyım. Yumruktan sadece yana kayarak kaçtım. Ve bu sefer bir yumruk daha attı eğilerek kaçtım. Sonrasında ardı ardına yumruklarını ve tekmelerini atmaya başladı. Hepsinden yana vücudumu eğiyordum veya karnımı geri çekiyordum eğiliyordum ve elimden geldiğince dalga geçiyordum. Çocuk sinirlenmişti ve şimdi istediğim kıvama gelmişti. Dengesizce bir tekme attı. Arka ayağı geride kalmıştı. Hemen dizinin arkasına bir tekme attım ve dizi yere yapışınca çenesine tekme attım. O da yere yıkıldı. Kazanan bendim. Ve zafer kutlaması tarzı bir şeyler yapmak için İzleyenlerin karşısına geldim. Bir çok kişi alkışlıyor ve ıslık çalıyordu. Ben konuşmaya başlayacağım sırada Sunucu gibi davranan kadının telefonu çalmaya başladı. Ama telefonun sesi Ambardaki bütün hoparlörlerden çıkıyordu. Kadın telefonu açtı ve tek bir ses duyuldu. "The ghost is everywhere" Sonrasında polis sirenleri duyuldu. Polis buraya baskın yapmıştı. Herkes farklı farklı kaçış tünellerine girdi. Bende içlerinden birine girdim. Bu tarikatın peşine yeni düşmeye başlamış bir hackerdı. THE GHOST

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.