تخطٍ إلى المحتوى

Son mesaj

الفصل 3 · قراءة 4 دقيقة

Son mesaj

الفصل 3

Fotoğraf

Efe'nin arkasından bakarken olduğum yerde kalakaldım. Koridordaki insanların sesleri kulağıma geliyor ama hiçbirini gerçekten duymuyordum. Aklımda yalnızca onun son cümlesi dönüp duruyordu. “Mina'nın kaybolduğu gece, onunla en son konuşan kişi bendim.” İki yıl boyunca bu cümleyi duymayı beklemiştim. Ama şimdi biri gerçekten söylediğinde, içimde bir rahatlama oluşmak yerine daha büyük bir korku oluşmuştu. Çünkü Efe'nin elindeki fotoğrafı görmüştüm. Mina'nın yanında duruyordu. Hem de benim hayatımdaki en kötü gecenin yaşandığı yerde. Çantamın askısını sıkıca tuttum ve sınıfa geri döndüm. Duru sırasının yanında beni bekliyordu. “Nereye gittin?” diye sordu. “Hiç.” “Lara, yüzün bembeyaz.” “Biraz başım ağrıyor.” Duru bana inanmadı. Bunu gözlerinden anlayabiliyordum ama daha fazla soru sormadı. Yerime oturdum. Defterimi açtım ama sayfaya tek bir kelime bile yazamadım. Gözüm sürekli Efe'nin oturduğu sıraya kayıyordu. O ise hiçbir şey olmamış gibi tahtaya bakıyordu. Sanki az önce bana iki yıldır kimsenin bilmediği bir sırrı söyleyen kişi o değildi. Dersin ortasında telefonum titredi. Ekrana baktım. Bu kez mesaj Mina'nın numarasından gelmişti. “Fotoğrafa dikkatli bak.” Kaşlarımı çattım. Sabah Efe'nin gösterdiği fotoğrafı düşündüm. Fotoğrafı tekrar görmek istiyordum. Ama Efe telefonu çok hızlı kapatmıştı. Mesajın hemen ardından bir fotoğraf daha geldi. Aynı fotoğraf. Fakat bu kez görüntü daha yakındı. Fotoğrafın arka tarafında bir şey fark ettim. Ağacın yanında küçük, karanlık bir siluet vardı. Fotoğrafı büyüttüm. Görüntü bulanıktı ama orada biri olduğu belliydi. Mina ve Efe'nin arkasında duran üçüncü kişi. Kalbim hızlandı. O kişiyi tanıyor olabilir miydim? Fotoğrafı biraz daha büyüttüm. Yüz görünmüyordu. Sadece koyu renkli bir kapüşon ve elinde tuttuğu telefon seçiliyordu. Sonra başka bir mesaj geldi. “Üç kişiydiniz.” Telefonu elimden düşürüyordum. Üç kişi. O gece orada yalnızca Mina ve ben olduğumuzu sanıyordum. Ama fotoğraf başka bir şey söylüyordu. Başımı kaldırıp Efe'ye baktım. O da bana bakıyordu. Göz göze geldiğimiz anda yüzündeki ifade değişti. Sanki benim de fotoğrafı gördüğümü anlamıştı. Ders biter bitmez yerinden kalktı. Ben de peşinden çıktım. Koridorun sonundaki merdivenlerde onu yakaladım. “Fotoğraftaki üçüncü kişi kim?” Efe durdu. Birkaç saniye bana baktı. “Mesaj aldın, değil mi?” “Soruma cevap ver.” “Lara, burada konuşamayız.” “Kim o?” Sesim yükselmişti. Efe etrafına baktı. “Bilmiyorum.” “Yalan söylüyorsun.” “Keşke yalan olsaydı.” Bu cümle beni susturdu. “O gece Mina bana bir fotoğraf göndermişti.” dedi. “Fotoğrafta o kişi vardı. Mina bana onun kim olduğunu söylemedi. Sadece ‘Eğer başıma bir şey gelirse bu fotoğrafı Lara'ya göster.’ dedi.” Kalbim sıkıştı. “Neden bana?” “Çünkü sana güveniyordu.” Başımı salladım. “Mina bana güvenmiyordu.” Efe'nin yüzü değişti. “Bunu neden söylüyorsun?” “Çünkü o gece bana bir şey anlatmaya çalıştı. Ben onu dinlemedim.” “Ne oldu?” Gözlerimi yere indirdim. “Hatırlamıyorum.” Efe bir süre sessiz kaldı. Sonra, “Hatırlıyorsun.” dedi. Ona baktım. “Ne?” “O gece olanları hatırlıyorsun. Sadece kendine itiraf etmiyorsun.” Bu cümle içimde bir yere dokundu. “Sen benim ne hatırlayıp hatırlamadığımı nereden biliyorsun?” Efe cevap vermedi. “Mina sana benden bahsetti mi?” diye sordum. Başını hafifçe salladı. “Evet.” “Ne söyledi?” “Senin onun için ne kadar önemli olduğunu.” Bir anlığına içimdeki öfke azaldı. Sonra Efe cebinden küçük bir kâğıt çıkardı. Bana uzattı. Kâğıdı açtığımda Mina'nın el yazısını gördüm. Yazıyı tanımamam mümkün değildi. Çocukluğumdan beri onun defterlerini görmüştüm. Kâğıtta yalnızca birkaç kelime vardı. “Lara'ya söyleme. Henüz hazır değil.” Altında ise bir tarih vardı. Mina'nın kaybolduğu günden bir gün önce. “Bu ne?” diye sordum. “Mina bunu bana kaybolmadan bir gün önce verdi.” “Neden?” “Bilmiyorum.” “Sen neyi biliyorsun o zaman?” Efe bana baktı. “Mina'nın kaçmadığını biliyorum.” İçim ürperdi. “Ben de bunu hiç düşünmedim.” “Hayır, düşündün.” Gözlerimi ondan kaçırdım. Çünkü haklıydı. İki yıl boyunca herkes Mina'nın öldüğünü veya kaçtığını düşünürken ben geceleri onun geri döneceğini düşünmüştüm. Belki bir gün kapım çalınacak ve Mina karşıma çıkacaktı. Belki bana sarılıp hiçbir şey olmamış gibi davranacaktı. Ama şimdi onun gerçekten geri dönmüş olabileceği ihtimali çok daha korkutucuydu. “Okuldan sonra kütüphaneye gel.” dedi Efe. “Sana bir şey göstereceğim.” “Ne?” “Mina'nın son bıraktığı şeyi.” “Nerede?” “Kütüphanenin eski arşiv bölümünde.” Tam o sırada telefonum titredi. Ekrana baktım. Yeni bir mesaj vardı. “Kütüphaneye gitme.” Birkaç saniye sonra ikinci mesaj geldi. “Efe sana gerçeğin sadece yarısını anlatıyor.” Başımı kaldırdığımda Efe'nin bana baktığını gördüm. “Kimden?” diye sordu. Telefonu kapattım. “Hiç.” Efe bir şey söylemedi. Sonra arkasını dönüp yürümeye başladı. Ben de peşinden gitmedim. Çünkü ilk kez onun da benden bir şey sakladığını biliyordum. Öğle arasında Duru yanıma geldi. “Lara, sen bugün çok garipsin.” “Bir şey yok.” “Bana yalan söyleme.” Başımı kaldırdım. Duru'nun yüzündeki ifadeyi görünce sustum. “Mina'yla mı ilgili?” diye sordu. Kalbim hızlandı. “Nereden çıkardın bunu?” Duru cevap vermeden çantasından eski bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafta ben, Duru ve Mina vardık. Fotoğrafın arkasında ise bir cümle yazıyordu. “Birimiz gerçeği biliyor.” Fotoğrafı elimden düşürdüm. Duru eğilip onu yerden aldı. “Bunu dün odamda buldum.” “Neden bana şimdi gösteriyorsun?” “Çünkü arkasındaki yazıyı sabah fark ettim.” “Duru...” Sesim titredi. “Bu fotoğraf nereden?” Duru bana baktı. “Mina'nın eski eşyalarının arasından.” O anda telefonum yeniden titredi. Ekranda yeni bir mesaj vardı. “Artık yalnız değilsin, Lara.” Mesajın altında bu kez bir fotoğraf vardı. Fotoğrafa baktığımda kanım çekildi. Fotoğraf okulun koridorundan çekilmişti. Ben, Duru ve Efe aynı karedeydik. Fotoğrafın altında tek bir cümle vardı. “Üçünüzden biri sıradaki.” O an anladım. Bu hikâyede yalnızca Mina'nın sırrını çözmeye çalışmıyorduk. Birisi bizi izliyordu. Ve o kişi bizim bir sonraki adımımızı bizden önce biliyordu.

نهاية الفصل

4 تعليق