تخطٍ إلى المحتوى

Son mesaj

الفصل 16 · قراءة 4 دقيقة

Son mesaj

الفصل 16

317

Efe'nin avucundaki anahtara bakarken içimde garip bir his oluştu. Üzerindeki 317 sayısı artık sadece bir numara değildi. Üç yıldır peşimizden gelen bütün sırların ortasında duran bir işaretti. Müdür yardımcısı birkaç metre ilerimizde sessizce duruyor, bizi izliyordu. Duru telefonunu elinde sıkıca tutmuştu. Ben ise Efe'nin elindeki anahtardan gözlerimi ayıramıyordum. “Bu anahtar nereden çıktı?” diye sordum. Efe gözlerini bana çevirdi. “Mina verdi.” “Ne zaman?” “Kaybolduğu gece.” “Bana neden daha önce söylemedin?” “Çünkü anahtarın neyi açtığını bilmiyordum.” Müdür yardımcısı hafifçe gülümsedi. “Biliyordun.” Efe ona döndü. “Sen sus.” “Baban da aynı şeyi söylemişti.” Efe'nin yüzü gerildi. “Babam hakkında konuşma.” “Baban, Mina'nın neden kaybolduğunu biliyordu.” Bir an sessizlik oldu. “Yalan söylüyorsun.” dedim. Müdür yardımcısı bana baktı. “Keşke.” Sonra elindeki kolyeyi havaya kaldırdı. “Bunu tanıyor musun?” “Evet.” “Mina bunu sana hiç göstermedi.” “Çünkü onu sen aldın.” Müdür yardımcısının yüzündeki gülümseme kayboldu. “Hatırlamaya başlamışsın.” Bu cümleyle içimde bir şey koptu. “Bana ne yaptınız?” Cevap vermedi. “Üç yıl önce ne oldu?” “Bunu öğrenmek istiyorsan 317'yi bul.” Efe anahtarı sıktı. “Burası değil.” Müdür yardımcısı başını salladı. “Değil.” “Peki neresi?” “Bunu Lara bilmeli.” “Ben mi?” “Evet.” Sonra müdür yardımcısı arkasını döndü. “Bir dakika!” diye bağırdım. Durmadı. Efe peşinden gitmek istedi ama ben kolunu tuttum. “Hayır.” “Lara...” “Bizi oraya çekmek istiyor.” “Biliyorum.” “Peki neden hâlâ onun söylediklerini dinliyoruz?” Efe bana baktı. “Çünkü bazı cevapları sadece o biliyor.” Duru araya girdi. “Belki de bizi yanlış yere yönlendiriyor.” Telefonum titredi. Üçümüz de aynı anda ekrana baktık. Mina'dan mesaj gelmişti. “Efe'nin elindeki anahtarın açtığı yeri biliyorum.” Hemen cevap yazdım. “Neresi?” Birkaç saniye sonra: “Eski tren istasyonunun altındaki depo.” Duru'nun gözleri büyüdü. “Burada depo mu var?” Efe etrafa baktı. “Olması gerekiyor.” Peronun sonunda paslı bir merdiven fark ettik. Aşağı indiğimizde dar bir koridorla karşılaştık. Duvarlarda yıllardır kullanılmamış tabelalar vardı. Koridorun sonunda metal bir kapı duruyordu. Üzerinde 317 yazıyordu. Efe anahtarı kilide yerleştirdi. Bir an hepimiz sustuk. Anahtar döndü. Kapı açıldı. İçerisi karanlıktı. Duru telefonunun ışığını açtı. Duvarlarda eski kutular, dosyalar ve birkaç bilgisayar vardı. Ama odanın ortasında tek bir masa bulunuyordu. Masanın üzerinde üç şey vardı. Bir fotoğraf. Bir kaset. Ve üzerinde ismim yazan bir defter. Defteri elime aldım. İlk sayfayı açtım. Yazı bana aitti. “Bugün Mina'yla birlikte gerçeği öğrendik.” Sayfayı çevirdim. “Biri okulda öğrenciler hakkında gizli bilgiler topluyor.” Bir sonraki sayfa: “Efe'nin bundan haberi yok.” Sonraki: “Eğer başıma bir şey gelirse Efe'ye güven.” Efe bana baktı. “Demek Mina bunu yazmış.” “Hayır.” Defterin son sayfasını çevirdim. “Bunu ben yazmadım.” Efe şaşkınlıkla baktı. “Nasıl?” “Yazı benim el yazım.” “Lara...” “Bilmiyorum.” Defterin arasında küçük bir fotoğraf vardı. Fotoğrafta Mina ve ben oturuyorduk. Arkamızda Efe vardı. Ama fotoğrafın tarihi üç yıl öncesiydi. Fotoğrafın arkasında: “İlk kez burada konuştuk.” Efe fotoğrafı aldı. “Ben bunu hatırlıyorum.” “Ne?” “Sen bana o gün bir şey söylemiştin.” “Neyi?” “‘Mina'yı koruyacağına söz ver.’ demiştin.” Kalbim hızlandı. “Ben bunu söyledim mi?” “Evet.” “Peki Mina?” “Mina bana baktı ve ‘Asıl Lara'yı koru.’ dedi.” Bir an konuşamadım. Duru masanın altındaki çekmeceyi açtı. “Burada bir telefon var.” Telefon eskiydi. Ekranı açtığımızda yalnızca tek bir video vardı. Videoyu açtım. Mina ekranda belirdi. Yüzü yorgundu ama gözleri canlıydı. “Lara, eğer bunu izliyorsan plan işe yaradı.” Gözlerim doldu. “Mina...” Efe ekrana yaklaştı. Mina devam etti: “Biliyorum, sana iki yıl boyunca yalan söylendiğini düşündün. Ama sana söylenen her şey yalan değildi.” Bir süre sustu. “Ben kaybolmadım.” Duru fısıldadı: “Bizi kandırdı.” Mina kameraya baktı. “Gitmek zorundaydım. Çünkü beni arayan kişi yalnızca beni değil, Lara'yı da takip ediyordu.” Nefesimi tuttum. “Lara, o gece sana bir şey yaptırdılar. Sen bunu hatırlamıyorsun.” Efe bana baktı. “Ne yaptırdılar?” Mina devam etti: “Bunu sana söyleyemedim çünkü hatırlarsan tehlikeye girecektin.” Video bir an dondu. Sonra Mina'nın sesi tekrar geldi. “Efe sana yardım edecek.” Efe'nin yüzü değişti. “Ama ona tamamen güvenme.” Başımı Efe'ye çevirdim. Mina son cümlesini söyledi: “Çünkü Efe'nin de sana söylemediği bir şey var.” Video sona erdi. Odadaki sessizlik ağırlaştı. Efe gözlerini yere indirdi. “Ne saklıyorsun?” “Lara...” “Bana söyle.” “Ben...” Tam o anda odanın dışından bir ses duyuldu. Kapı kapandı. Duru hemen arkasına döndü. “Biri geldi.” Efe ışığı kapattı. Ayak sesleri koridorda ilerliyordu. Bir süre sonra kapının önünde durdu. Sonra telefonuma mesaj geldi. Mina: “Onu gördün.” “Kim?” “Efe'nin babası.” Başımı kaldırıp Efe'ye baktım. Efe'nin yüzü bembeyazdı. “Babam burada olamaz.” Koridordan bir erkek sesi geldi. “Efe.” Efe dondu. Ses yeniden duyuldu. “Bunca yıldan sonra hâlâ Mina'nın peşinden mi gidiyorsun?” Efe kapıya yaklaştı. “Baba?” Duru bana baktı. Ben ise hiçbir şey söyleyemedim. Kapının ardından gelen ses sakince konuştu: “Lara'yı da yanında getirmişsin.” Efe kapının önünde durdu. “Bize ne yaptığınızı anlat.” Kısa bir sessizlik oldu. Sonra kapının altından bir zarf içeri bırakıldı. Efe eğilip aldı. Zarfın üzerinde benim adım vardı. İçinden eski bir okul kartı çıktı. Kartta benim fotoğrafım vardı. Ama isim kısmında “Lara” yazmıyordu. Başka bir isim yazıyordu. Duru şaşkınlıkla kartı okudu. “Bu... senin adın değil.” Kartı elimden aldım. Fotoğraftaki kişi bendim. Ama isim farklıydı. Telefonum yeniden titredi. Mina'dan gelen son mesajı açtım: “Lara, artık sana gerçek adını söylemenin zamanı geldi.” Bir sonraki mesaj geldi: “Çünkü üç yıl önce unuttuğun ilk şey, kendi kimliğindi.”

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.