Skip to content

SON

Chapter 1 · 5 min read

SON

Chapter 1

1.Bölüm

"Sadece peri masallarının sonu iyi biter..."

Yenile...

Yenile...

Yenile...

Sonunda sayfa yüklendi... Atanamadım. Şaşırmadık tabi. Bilgisayarı kapatıp telefonu elime aldığımda mesaj yoktu geri yerine bırakıp koltuğa yaslandım. Gözlerimi kapattım ve bunun pek bir önemi olmıyacağını anladım. Zaten hiçbir zaman kazanamadım bunda da bir beklentim yoktu zaten. Belki de hayatım böyle geçicek ama sorun yok...

Yerimden kalkıp mutfağa gittiğimde evde bir şey olmadığını hatırlayıp içerden ceketimi ve cüzdanımı alıp evden dışarı çıktığımda ev sahibiyle karşılaştım. Tam zamanını buldu yine. Yüzümdeki sahte gülümsemeyle bakarken biraz daha yaklaşıp ciddiyetle:

"Atanabildin mi bari? Açıklanıyordu bugün."

"Maalesef olmadı."

"Ne yapmayı planlıyorsun."

"Üzgünüm ama acelem var sonra konuşalım."diyip hızlıca dışarı çıkıp hızlı adımlarla markete yürümeye başladım. Ara sıra arkamdan gelip gelmediğini de bakıp, evden uzaklaştığımı farkedip yavaşladım... Soğuk havada ve esen rüzgardan yağmur yağacağı belliydi derken yağmur yavaştan yağmaya başladığında markete varmıştım. Hemen elime bir şeyler alıp parasını ödedikten sonra poşetleri markette bırakma kararı alıp oradaki ablaylada anlaşıp dışarıya adım atmıştım. Yüzüme değen yağmur damlaları asillikle akıp gidiyordu. Adımlarım gittikçe yavaşlıyor ve o kendimi bulduğum yerde durdular. Anında burnuma gelen o ıslak toprak kokusu yüzümün gülmesini sağlamıştı...

Yemyeşil ağaçların arasında bir tek bendim yanlız ve bir o kadar... Kederli bedenim burda kendini özgür hissederdi belkide burası bir panzehirdi bende bilmiyordum ama huzurluydum...

Yine o yerime gelmiştim sanki doğadaki bütün güzellikler burda toplanmıştı peki ya bu kimdi?

Her zaman oturduğum yerde bana sırtı dönük bir kız vardı sanki yağmurun melodisiyle hareket ediyordu, elleriyle sanki bir resim çiziyordu, gözleri kapalı bu mükemmelliğin içinde dans ediyordu, dışardaki sesler durmuş sadece kendi notasını duyuyordu...

Onca yağmur damlasından sadece birinin yüzüme gelmesiyle kendime gelmiş beni farketmeden ordan gitmiştim... Hızlı adımlarla sessiz bir şekilde gittikten sonra yandaki marketten poşetleri aldıktan sonra kadına teşekkür edip eve yol aldım. Derin derin nefes alıp verdikten sonra yorulduğumu farketmiştim. Kalbimin atışı gittikçe yavaşlıyordu ve kafamda sorular oluşuyordu... Kimdi acaba o kız? Nasıl bulmuştu orayı? Beni görmemiştir umarım. Elbette bir kızla sohbet etmekten çekinmem, ki bunda bir sorun da yok sadece yanlış anlayabilirdi... Kafamda soruları bir kenara bırakıp eve vardığımda sırılsıklam olmuştum ve soğuk havayı şimdi hissediyordum. Hızlıca üstümdekileri çıkartıp banyoya girdim...

Temiz kıyafetlerimi giyip mutfağa geçtim poşedin içindeki malzemeleri boşaltıp bir tane makarnayıda kendime hazırlamak için tezgaha bırakıp içerdeki telefonuma gelen mesaj sesi gelmişti. İçerden telefonumu alıp baktığımda gelen mesaj annemdendi... "Atanabildin mi?"yazıyordu. Sinirle mesajı silip telefonu bıraktıktan sonra tezgahtaki makarnayıda dolaba koyup ekmeğime bir şey sürüp içeriye geçtim. Televizyonu açıp haberleri hızlıca geçip bir film açtıktan sonra yine telefona mesaj gelmişti. Zaten filmi izleyemiycektim kapatıp elime telefonu aldığımda mesaj instagramdan gelmişti. Hala silmemişmiydim bunu. İstek mesajını silip geri yerine bıraktıktan sonra yemeğimi yiyip zamanın geçmesini bekledim...

Dışarda hala yağmur yağıyordu acaba gitmişmiydi? Gitmiştir heralde yoksa yağmurda bu kadar fazla kalırsa düşüp bayılır bir yerde...

Ceketimi alıp tekrardan dışarı çıktıktan sonra hızlı adımlarla oraya doğru ilerledim. İçime aldığım soğuk havayı ciğerlerime kadar hissettikten sonra hasta olucağım netti ...

Sonunda varmıştım. Hızlıca oraya kadar koştuktan sonra gittiğini görünce sevinmiştim...

Her zamanki o tahta kütüğün üstüne oturdum. Tam karşımda hangi mevsim olursa olsun asla dökülmeyen o çiçekler vardı. Yerlerdeki küçük çimenler sanki bugün bir tablo olmuş gibi duruyordu. Orta büyüklükte ki kayalar yosun tutmuş onlarda bu küçük çemberin bir üyesi olmuştu...

Yağmuru seyeredip dururken arkamdan gelen:

"Merhaba" sesiyle irkilip arkamı döndüğümde o kız karşımdaydı. İstemsizce ruhsuz gibi bakıp:

"Merhaba"dediğimde kız yanıma gelip:

"Demek sende keşfettin burayı. Bende bugün keşfettim. Ne kadar güzel bir yer değilmi?"

"Evet. Ben buraya oldukça uzun zamandır geliyorum."

"Ben buradayken gelen senmiydin? Ben sonradan birisinin gittiğini gördüm de ceketi seninkiyle aynıydı."

"Evet. Bendim. Rahatsız etmek istemedim o yüzden gittim."

"He bende seni rahatsız etmiş oldum birazdan gidicem zaten."

"Yok rahatsız etmedin gitmene gerek yok."derken eğilip kütüğün içindeki boşluktan bir kalem ve defter çıkartıp:

"Bunları almak için gelmiştim zaten... Bu arada adın neydi?"

"Aras... Senin adın?"

"Aden. Tanıştığıma memnun oldum Aras görüşmek üzere."

"Hoşçakal"diyip gidişini incelediğimde ne kadar da hayat dolu bir kız olduğunu gördüm... İyiki beni tanımıyor ve tanımaz...

Eve geldiğimde artık akşam olmuştu. Yatağa yatıp gözlerimi kapattığımda aklıma Aden geldi... Yağmurdan ıslanmış saçları bir tutam yüzüne gelmiş beyaz teninde yanakları ve burnu soğuktan kızarmıştı... Garip bir kızdı...

Uykuya dalıcakken yarın artık bir iş aramam gerektiğini düşündüm malum kimse olmadığı için buna mecburdur...

Sabah telefonun çalmasıyla uyanıp kalktığımda arayan ev sahibiydi:

"Alo"

"Alo Aras uyandın mı?"

"Evet uyandım bir sorun mu vardı?"

"Yok oğlum bizim yan sokaktaki cafe elemana ihtiyacı varmış benim de tanıdığım kişilerdi seni dedim olmadı bugün bir bakarsın."

"Tabi bakarım bende bugün arıycaktım zaten çok sağol teşekkür ederim."

"Bişey değil hadi görüşürüz."

"Görüşürüz."diyip telefonu kapattıktan sonra elimi yüzümü yıkayıp bir şeyler atıştırıp yola koyulmuştum...

Bugün hava güneşliydi. Kasım ayının son güneşiydi sanırım. Dışarda insanlar arabalar yabancı geliyordu artık...

Cafeye vardığımda tıklım tıklım doluydu sanırım işimiz zor olacaktı...

Bir tane çalışanın yönlendirmesiyle müdürün kapısına geldiğimde birkaç kere tıklatıp ses gelince içeri geçtiğimde beklediğimden farklı bizim yaşımızda birisi vardı. Fazla beklemden karşısındaki koltuğa oturup:

"Duyduğuma göre eleman arıyomuşsunuz onun için gelmiştim."

"Sen Hasan amcanın dediği çocuksun dimi."

"Evet."

"Yani fazla uzatmaya gerek yok zaten Hasan amca bize her şeyi anlattı bugün bizim çocuklardan birisi sana anlatır her şeyi yarın da başlarsın."

"Çok teşekkür ederim."

"Rica ederim buyur çıkabilirsin."dediğinde neden bu kadar hızlı olduğunu anlamamıştım kapıda beni yönlendiren çocuk gülümseyerek:

"Ben Yiğit."

"Bende Aras memnun oldum."

"Bende. Gel sana anlatmaya başlıyım."diyip mutfaktan, yapılışlardan uzun uzun bahsetti...

Her şey bittiğinde bana bir kahve yapıp:

"Al bakalım otur bir yere dinlen şimdi buda müesesemizden ."

"Teşekkürler."diyip cam kenarındaki bir masaya oturup etrafı incelemeye başladım. İncelerken karşı masadaki bir kız bana bakıp gülümsediğinde anlamayarak bende gülümseyip kahvemden bir yudum aldım...

Dışarıya doğru bakarken karşımdaki kız yanıma gelip elini uzatıp:

"Selam ben Eva"

End of chapter

1 comments