Skip to content

Sır Sepeti

Chapter 47 · 3 min read

Sır Sepeti

Chapter 47

~|~

Bazı anlarda hayatın durduğunu hissedersiniz. Fonksiyonel olarak hala canlısınızdır, etten kemikten ibaret bir insan... ama aslında yaşamıyorsunuzdur. Sarp’ın beni terk ettiği günden sonra ben de tam olarak bu tanıma uymaya başlıyorum.

Nefes alıyordum, burnuma hava doluyordu, oradan ciğerlerime ulaşıyordu. Göğüs kafesim şişiyordu. Yaşam belirtisi gösteriyordum evet ama ruhum boğuluyordu. Hiçbir nefes yetmiyordu. Çok şey hissediyordum; kırgınlık, öfke, üzüntü, hayal kırıklığı ve işte tam da bu yüzden aslında hiçbir şey hissedemiyordum.

Her şey çok yoğun ve karışık geliyor bir süre. Sanki Sarp’ı kalbime dikmişler de o uzaklaşmaya çalıştıkça dikişler canımı acıtarak bir bir patlıyor. Öyle bir his. Yemiyorum, içmiyorum. Uyumaya çalışırken ağlamak daha ağır basıyor. Bir süre bu durumdan kimsenin haberi olmuyor. Kimseye anlatmak istemiyorum, dillendirirsem gerçekliği artacak gibi hissediyorum.

Bu yaşadıklarımın oldukça kötü bir kâbus olduğunu hayal ediyorum. Tutkulu bir gecenin sabahında terk edilmek... Ne büyük başarı.

Düşünmekten kafayı yiyecek hale geliyorum. Sabahın o saatinde Sarp nereye gitti? Ne oldu? Neden ailesinin fotoğrafına bakıp uzun uzun düşündü? Neden beni istemedi? Nedenler artarak beni boğan ellere dönüşüyor. Ceren’le konuşmak istemiyorum, o tam da o aralar erkeklerden nefret etme durumunda. Bana her şeyi boş vermemi söyleyecek ve Sarp’a bolca küfredecek. İdeal arkadaş. Ama ben böyle olsun istemiyorum.

Telefonu elime alıyorum. Hayatımda ilk kez annemle konuşmayı arzuluyorum. Üzgün bir kız çocuğunun annesinden akıl almasından daha doğalı olamaz neticede. Böylece numarayı tuşluyorum. Beni şaşırtarak ikinci çalışta telefon açılıyor.

“Beril!” diyor annem coşkuyla. Kalabalık bir ortamda belli, arkadan sesler yükseliyor.

“Anne.” diyorum cılız bir sesle. “Sana ihtiyacım var.”

“Anlayamadım. Beril bir saniye...” Annemin sarıya boyanmış kıvırcık saçlarını düşünüyorum. Teni bronz olmuştur, çabuk yanar. Fısıltıyla konuşuyor ve sonra bir şeye kahkahalarla gülüyor. “Seni sonra arayayım mı? Şu an pek müsait değilim. Babanla bir karavan partisine geldik de.”

Duraksıyorum. “Peki.” diyorum ama nafile. Telefon çoktan kapanmış.

Kendimi çok yalnız hissediyorum.

Sarp’ın bana geri dönmesini istiyorum ama dönmüyor.

Böylece aylar geçiyor.

**

Sarp’la hiç konuşmaya çalışmıyorum. Bunu kendime yapmak istemiyorum. Sebebini deli gibi merak etsem de ortada bir sonuç var ve o sonuç beni zaten yaralıyor. Bir de gururumu incitmek istemiyorum.

Eski kabuklu Beril’e dönerim diye düşünüyorum. Sarp’ı sevsem de beni hayal kırıklığına uğrattı ve bir şeyi çok net öğrendim. İnsanın hamurunda kendini düşünmek var. Kısa ya da uzun vadede biriyle etkileşim halinde olması bunu değiştirmiyor. Yine kendini düşünerek hareket ediyor. Ailem gibi... Sarp gibi...

Herkes terk etmeye meyilli. Ya da belki ben kalıcı ilişkilerin insanı değilim.

Haftalar geçtikçe Ceren beni neşelendirmek için çabalıyor. Vizyona giren fantastik ve korku türündeki filmlere gidiyoruz. Her gün değişik bir yemek deniyoruz. Suratımızı biçimsizce boyuyoruz. İsraf kelimesini gündeme getirecek kadar makyaj malzemesi tüketiyoruz. Saçımı kestiriyorum. Renk açıcıyla koyu bir bal rengine çeviriyorum. Bolca denize giriyorum ve enfes bir bronzluğa kavuşuyorum.

Acı hep orada, hep baki ama zaman geçtikçe onu görmezden gelmek kolaylaşıyor. İstenmeyen bir sivilce gibi... Bir şekilde varlığına alışıyorsun ve o artık senin bir parçan haline geliyor. Yalnızlık da benim uzvuma dönüşüyor.

Bu süreçte beni şaşırtan gelişmeler de oluyor. Sarp sayesinde tanıştığım Helin, Umut ve Anıl benim en büyük destekçilerim oluyor. Evet Sarp’la da görüşüyorlar ama beni de ihmal etmiyorlar. Grup halinde toplanıyoruz arada sırada. Anıl’la ilgili duyduklarımı bile umursamıyorum. Beni anlamalısınız. Doğduğundan beri ihmal edilen ve her seferinde terk edilmiş, umursanmamış kişi, en küçük bir önemsenmeye bile, aç bir zombinin ete saldırması gibi saldırır.

Anıl da benim can simidim oluyor. Ruhumun kayıp gitmemesi için ona ve diğerlerine tutunuyorum.

End of chapter

The next chapter is locked

Open chapter 48 for 5 coins in the app and carry on where you left off.

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.