تخطٍ إلى المحتوى

SIR

الفصل 22 · قراءة 17 دقيقة

SIR

الفصل 22

22

Etrafa biraz daha bakındım ama kimse yoktu. Bi kaybolmadığım kalmıştı. Cidden şaka gibi. Tahminimce sağdan geldiğini düşündüm ve oraya doğru yürüdüm. Fakat hiç görmediğim bir yere geldim. Zaten tahminim hep yanlış çıkar.Keşke tahmin ettiğim yerin aksi yönüne gitseydim. Oflayarak geldiğim yere geri döndüm. Sonra aslında aynı yerde dönüp durduğumu farkedine olduğum yerde durdum.

Hava iyice kararmaya başlamıştı. Duyduğum köpek havlama sesiyle korkuyla etrafımda döndüm.

Görünürde bir şey yoktu ama sesler git gide yaklaşıyordu. Soğuktan çenem titremeye başlamıştı. Kollarımı etrafımda sarıp ısınmaya çalıştım. Çok soğuktu.

Ayakta durmakta zorlandığım için kenarda duran direğe yaslanıp, karların üzerine oturdum. Dizlerimi kendime çekip, kollarımı etrafına sardım. Soğuktan bedenim uyuşumaya yüz tutmuştu.

"Bahar!"

"Bahar ses ver!"

Duyduğum sesler uzaktan geliyordu. Kimin sesi olduğunu algılayamıyordum. Ayağa kalkmaya çalıştım ama ellerim ve bacaklarım uyuştuğu için kalkmaya çalışırken, yere düştüm. Acı dolu bir inleme çıktı dudaklarımdan.

"Burdayım." Bağırmaya çalıştım ama boğazımdan belli belirsiz bir mırıltı döküldü sadece. Karların üzerinde cenin pozisyonuna geldim. Soğuktu. Soğuk bıçak kadar keskin ve yakıcı olabiliyormuş ve ben bunu çok iyi anlamıştım. Uykum vardı. Çok uykum vardı. Gözlerim biran önce kapanmak için çırpınırken, bu kez diretmedim ve gözlerimi yumdum.

Zihnim tamamen karanlığa bulanmadan önce duyduğum son ses bana yaklaşan adım sesleri ve aşığı olduğum adamın korku dolu sesiydi. "Bahar gözlerini aç! Bana bak!"

---

Gözlerimi yavaşça araladım. Ölmemiştim. Oteldeki odamda, yatakta uzanıyordum. Üzerimde kat kat yorgan ve battaniye vardı. Artık üşümüyorum ama halsizdim.

Odanın kapısı açıldı. "Uyanmışsın." Diyen kişi Barlas'tan başkası değildi. Bakışlarımı ona çevirdim. "Hıhı." Diye mırıldandım.

Elindeki tepsiyle yanıma geldi ve tepsiyi yatağın yanındaki komidine koydu. Çorba getirmişti bana. Hafif tebessüm ettim. "Ne o hasta bakıcılık mı yapacaksın?" Diye sordum alayla.

Barlas kıkırdadı. "Hasta değilsin sadece seni bulmasam soğuktan ölebilirdin ama evet sana çocuk bakıcılığı yapacağım." Dedi benim gibi alayla. Gözlerimi kısıp dil çıkarttım. "Sensin çocuk." Dedim burun kıvırarak. Beni doğrultup, yastığı sırtıma koydu.

Arkama yaslandım ve yorganı biraz üzerime çektim. "Üşüyor musun hala?" Diye sordu endişeyle. "Biraz." Deyip ekledim. "Çok açım. Çorba neyli?" Amacım benim için endişelenmesin diye konuyu değiştirmek değildi. Gerçekten açtım. Benim için endişelenmesi ve ilgilenmesi ise anca hoşuma giderdi. "Sebzeli." Dedi kısaca.

Barlas tepsiyi yatağa koyup bana içirmeye başladı.

Çorbayı zar zor içtim. Resmen içim ısındı. Tamamen kendime gelmiş gibi hissettim. Bi an kendime gelip elindeki çorbayı kendi elime aldım. Gitsin Gaye'ye içirsin çorbasını. "Ben içerim." Diye söylendim.

Çorbamı içtikten sonra Simay yanıma geldi. "Seni ayılar yeyip boş bir kutuya kemiklerini atıp kemiklerini de köpekler yerse ne yapardım bilmiyorum." Dedi Simay hızla. Ne dedi demin o? Beni kim yiyo ben anlamadım.

"Ben yenmedim." Diyebildim sadece çünkü o kadar hızlı konuştu ki anlamadım.

Simay ve Barlas benim şaşkın ördek bakışlarımı güldüler. Aptallar. Gözlerimi devirip yorganın içine sokuldum.

Simay, Barlas'a yandan bir bakış attı ve bana döndü sırıtarak. "Sen kaybolunca birileri çıldırdı. Oteli ayağa kaldırdı." Dedi imayla.

Alt dudağımı dişleyip, Barlas'a baktım. "Harbi mi?" Diye sordum gözlerimi kırpıştırıp. Barlas ensesini kaşıyıp bakışlarını kaçırdı.

Simay ona sormuşum gibi söze atladı. "Harbi harbi." Dedi gülerek. Barlas kısa bi' an dişlediğim dudağıma bakıp tekrar gözlerini kaçırdı. Ayağa kalkıp, "ben gidip üzerimi değişeyim." Dedi ve odadan çıktı.

Barlas odadan gidince Simay'a döndüm. "Anlat hadi. Nasıl çıldırdı? Çok korktu mu? Ya hadisene." Dedim tek nefeste. Simay saçını geriye savurup olanları detaylıca anlatmaya başladı. Barlas kelimenin tam anlamıyla delirmiş başıma bir şey geldi diye. Herkese bağırıp beni aratmış.

Bunları duyunca şımarmadım değil. Resmen bi havalandım ama aklıma Gaye ile öpüşmesi gelince kendime geldim.

"Akşam karaoke var."

Şuan oraya gidesim hiç yok ama gidesim de var. Resmen ortada kalan araba yolcusu gibiyim. Ne yapsam bilemedim. "Bana aval aval bakma. Oraya seni ben hazırlayacam." Dedi Simay, düştük mü cadının eline?

Simay kendi valizinden kıyafet çıkarıp bana gösterdi. Yarım elbise. Uludağ'da. "Olmaz." Diye itiraz ettim. Simay göz devirip "Bu bana zaten." Dedi. Ardından başka bir kıyafet çıkardı. Elbise yerine tamamen beyaz tulumdu. Kabul edince verdiği kıyafeti giydim.

O da kendi elbisesini giyince bana baktı. Saçımı at kuyruğu yapıp maşa ile uçlarını bukle yaptı. Makyajıma geçince sinirlenmişti. "Gözünü hareket ettirme." Diye uyardı beni. Eyelenir sürüyordu ve ben gıdıklanıyordum. Bir de beyaz renk sürüyordu. Dizilerde ölen kişiler beyaz giyer ya ondan daha beyazdım.

Beni tamamen bitirince kendi işlerine odaklandı. Simay'ın vaz geçilmez kırmızı rujunu sürmesini beklerken ömrümden ömür geçti.

İşimiz tamamen bitince odadan çıktık. "Ege onlar bizi otelin çıkışında bekliyor." Dedi Simay.

Başımı salladım ve küçük el çantamı aldım. "Otelde olmayacak mı kareoke?" Diye sordum, çıkışta bekliyorlar, dediği için. "Otelin bitişiğinde otele ait kulüp var orada olacak." Diye bir açıklama yaptı Simay.

Beraber asansörle aşağıya indik. Otelin kapısından çıkınca, gözlerim direk Barlas'ı buldu. Siyah pantolon ve gömlek giymişti. Gömleğin kollarını dirseklerine kadar bükmüştü. Her şeyi siyahtı. İç çektim.

Birimiz beyaz, birimiz siyahtı.

Birimiz aydınlık, öteki karanlık.

İkimiz de zıt renklerdik. Birbirinden ayrı ve bambaşka renkler.

Barlas beni gözlerinde gizleyemediği bir hayranlıkla süzdü. Bakışlarımı kaçırdım.

Derin ve Batu kol kola girmişti. Simay, Ege'nin koluna girdi. Kendimi ortada sap gibi kalmış hissediyordum. Oğuz gelip kolunu uzattı bana ve göz kırptı. Uzattığı koluna girdim gülerek. Gaye'de buradaydı ama ben o yokmuş gibi davranmak istiyordum.

Kulüpe girince etrafa baktım. Mor ve siyahtan oluşan olduktan hoş duran bir kulüptü. Yuvarlak bir masaya geçip hepimize içki sipariş ettik.

Eğlence başlasın!

Batu ve Derin bizi bırakıp dans eden insanların arasına karıştılar. Herkes çok eğleniyor görünüyordu. Simay müzik sesinden duyabilmemiz için bağırarak, "bu gece hepimiz şarkı söyleyeceğiz. Mızmızlık yapmak yok!" Dedi.

Simay'ın neşe dolu sesine karşılık ona baktım. "Bu kadar çok istiyorsan, seni baştan alalım." Dedim, Simay saçını savurdu "İzleyin ve öğrenin."

Hep beraber güldük Simay'ın sözlerine. Simay sahneye giderken onu alkışlayarak uğurladık. Bakışlarım Barlas ile kesişince hızla gözlerimi kaçırıp sahneye baktım.

Simay sahneye geçince isteidigi şarkıyı ayarlamaları için arkada çalışan müzik ekibi ile konuştu. Eline mikrofonu alıp saçlarını sağa doğru attı.

"Çapkınmışım, güzelmişim, böyle söylerler."

Seçtiği şarkı üzerine kahkaha attım. Tam Simay ve egosuna laik bir şarkı seçmişti. "Hem cilveli, pek sevimli, hercai derler." Diye söylüyordu Simay. "Canından bezermiş beni bir kez sevenler." Derken Ege'ye eliyle öpücük attı. "Bu kızdan çekeceğim var." Diye mırıldandı Ege.

"Anlatayım ben kendimi, duysun erkekler." Diye söylemeye devam etti Simay, gözüm Barlas'a kaydı. Simay'a bakıp bıyık altından gülüyordu. Tekrar Simay'a baktığımda dans ettiğini gördüm. Bu kız artık dans etmekten vaz geçmeli.

"Bir tek sevgili için canımı üzemem." Dedi Simay, Ege ile tartışınca ağlayan bi kızın seçtiği şarkıya bak. "Tez bıkarım, vefasızım, ben hiç değişmem."

Simay artık sahneden inince büyük bir hevesle onu alkışladım. Simay ise egosuyla beraber yanımıza geldi. "Bi imza lütfen." Dedi Barlas gülerek. "Sadece imza günlerinde imza atıyorum." Diye söyledi Simay.

İçeceklerimiz gelince pipetle küçük bir yudum aldım kokteylimden. Yüzümü buruşturdum. Alışkın değildim alkol kullanmaya. "İçme çarpar." Diyen kişi Barlas'tan başkasi değildi. Gözlerimi devirip omuz silktim. O öpüştüğü Gaye'sine karışsındı. Bana değil.

Oğuz'u gördüğümde Gaye'ye bir şeyler diyordu. Acaba ikisi ne konuşuyor? Sakince derin bir nefes alıp verdim.

Masanın altından ayağımı uzatıp Oğuz'un bacağına tekme attım. Oğuz acıyla yüzünü buruşturup bana döndü. Gözlerimi kısıp ona 'hayırdır?' Anlamında kaş göz yaptım.

"Ee sen de yap o zaman Ege." Diye bağıran Simay'a baktım. Aslında şarkı var diye bağırmıştı ama birden şarkı kesilince onun sesi yüksek geldi. "Yaparım." Diye söyledi Ege.

Neyi yaptıklarını anlamadığım için dikkatimi onlara verdim. Ege saçını düzeltip derin bir nefes aldı ve gergince sahneye ilerledi. Simay gülüyordu zaferle. Ege'ye şarkı söyleymek için iddialaştığına yemin edebilirim.

Ege sahneye çıkıp mikrofonu elini aldı. Önce müzik doldurdu mekanı sonra Ege'in muzip sesi. "Geniştim, sen çok içtiğinde sana sormadım niye?" Bakışlarının tek hedefi Simay'ydı.

"Aldattım dün gece gördüğün dört kızla aynı anda yattım." Diye devam ediyordu şarkıyı söylemeye. "Haklıydın senin arkandan çevirilecek iş bırakmadım." Derken eliyle Simay'ı işaret etti. Simay gülerek gözlerini devirmişti. Ege hem gülüyor hemde hareket ederek şarkıyı söylüyordu. "Kavga ettik seninle, gerildik. Dedin, o kız kimdi söyle." Dediği yerde aklıma aldatma olayı yüzünden kavga etmeleri geldi. "Seni sevdiğimi söylerken bile yüzüne bakmadım." Şarkının son sözlerini söyledikten sonra bizden yükselen alkış sesleriyle indi sahneden. Bizim masamız sahneye çok yakındı ve en çok alkış bizden çıkıyordu. Herkes kendi halindeydi zaten.

Barlas bana ima ile bakıp "Sen de çıkacak mısın?" Diye sordu, göz devirip "Ne münasebet?" Dedim. Şarkı söylemeyi seviyorum ama sesim o kadar da güzel değil.

"Zaten kulaklarımız kanar."

Bana mı dedi? Sinirle ona baktım. Şimdi şarkı söyleme sırası bana gelmişti.

Başımı dikleştirip Barlas'a baktım. "Var mısın iddiasına. Ben senden daha iyi şarkı söylerim." Dedim meydan okuyarak. Barlas tek kaşını kaldırıp bana baktı ve bi süre düşündü. "Tamam kazanırsan istediğin bir şeyi yaparım ve ben kazanırsam sende benim istediğimi." Deyip elini uzattı. Kabul etmesine şaşırtarak uzattığı elini tutup sıktım.

"Anlaştık Barlas Ataman."

"Anlaştık Bahar Akay."

Gözlerimiz ve ellerimiz birbirine kenetliyken ilk geri çekilen ben oldum.

Ona hala sinirliydim ve ne kadar az temas kadar iyiydi. Hangi şarkı söyleyeceğim düşünerek sahneye ilerledim.

Kararlı adımlarla sahneye çıktım ve aklıma gelen şarkıyı müzik ekibine söyledim. Seçtiğim şarkının müziği yakılanınca sahnenin ortasına ilerleyip mikrofonu elime aldım.

"Hani çok doğrusun ya.

Her şey de en iyisin ya. Dünya etrafında dönmüyor bilesin." Derken işaret parmağımı kendi etrafında salladım. Bakışlarımın tek durağı Barlas'tı. Barlas şarkının sözlerini duyunca gülerek kendini işaret etti 'ben mi?' Diye ağzını hareket ettirdi. Şarkıya devam ederken göz kırptım. Cevabını almıştır.

"Bakışıyla bir dağı devirir.

El alemi dize getirir.

Bütün herkes onu konuşur öyle zannetsin." İddiayı kazanmak için dikkat çekmem gerekiyordu. Şarkıyı söylerken aynı zamanda dans etmeye başladım ritime uygun.

Etrafta gezdirdiğim bakışlarımı tekrar Barlas'a çevirdim. "Biraz uslan artık yar, bu neyin özgüveni?

Bir destur artık, aştın kendini." Barlas'a laf sokuyordum şarkı yoluyla ama o gülerek beni izliyordu. Hatta gözlerindeki hayranlıkla.

"Yaktım gemileri.

Her gün birileri ölsün yoluna. Ben ölmeyeceğim." Gaye ölebilirdi mesela Barlas'ın uğruna. Sonuçta sevdiği ve öpüştüğü kızdı.

Şarkının sonlarına gelirken nefes nefese kalmıştım. Heyecanlanmamın etkisi büyüktü bunda. Son kez etrafta gezinen bakışlarımı Barlas'a çevirdim ve tam gözlerine bakarak söyledim son sözleri. "Yoluma çıkma aman diyeyim.

Yıprattın yeterince gözünü seveyim." Kopan alkış tufanıyla mikrofonu bıraktım ve sahneden indim. Kalbim deli gibi çarpıyordu.

Barlas'ın yanına gittiğimde "Fena değil." Diye söyledi. Alaylı bir tavırla gülüp "O yüzden bana hayran hayran bakıyordun." Dedim. Barlas sırıtınca kafamı çevirdim.

"Arkadaşlar karaokeye az sonra devam edeceğiz. Lütfen isteyenler dans etsin."

Harika ya! Barlas yine kaçmıştı şarkı söylemekten. Bütün moralim bozuldu şuan.

Barlas'a yandan bir bakış attım. "Devam edeceğiz, dedi. Boşuna sevinme kurtuldum sanıp." Deyip masada duran kokteylimden bir yudum aldım.

Barlas içtiği viski bardağını fondipleyip masaya koydu. Yanıma gelip, elini omuzuma attı. Kulağıma eğildi. "Kurtulmak gibi bir derdim yok. İddiayı kazanmak istiyorum." Diye fısıldadı.

Nefesi tenime çarpıyordu. Yutkundum sertçe. Romantik bir parça çalmaya başladı mekanda. Barlas ile gözlerimiz birbirine buldu şarkıyı duyunca. O da hatırlatmıştı.

Bu bizim baloda ilk dans ettiğimiz zaman çalan şarkıydı. Bu kez tesadüfle gülümsedim.

Zaman cidden çok hızlı geçiyordu. Her şey dün gibi aklımdaydı oysa ki.

"Dans edelim mi?" Diye sordu. Gülümseyip kabul ettim. Her ne kadar ona karşı sinirli ve kırgın olsam da bu şarkı beni rahatlatmaya yetiyordu.

Herkesin dans ettiği yere geçtik. Ellerimi boynuna sardım o da ellerini belime sıkıca doladı. "Hatırladın mı?" Dedi, gülümseyip ona baktım. "Neyi?" Diye sordum. Aslında biliyordum ama ondan durmak istiyorum.

Belimdeki parmağı ile ritime uydu.

1

2

3

"Hatırladın mı?"

Gülümsedim. "Hatırladım." Huylanıp biraz geri çekildim. "Tik.." Diye mırıldandı. Hiçbir şeyi unutmamış.

"Aman hiç bir şeyi de unutma." Diye mırıldandım huylanırken. Barlas dilini alt dudağında gezdirip yutkundu. "Asıl unutamadığım başka bir şey var." Dedi gözleri dudaklarıma kayarken.

Titrek bir nefes alıp geriye çekildim. Bu kadar yakınlık ve dans yeterdi. Ondan uzaklaşmama izin vermeden, belimden kavrayıp kendine sertçe çekti.

Bedenlerimiz tamamen birbirine yapıştı, iki yapboz parçası gibi birleşti. Barlas alnını, alnıma yaslayıp gözlerini yumdu. Gözlerim benden izinsin kapandı. Kokusu ciğerlerime doluyordu ve bu harika bir histi.

Romantik dans müziği bitti. Hareketli bir şeyler çalmaya başladı ama biz kıpırdamadan aynı şekilde durduk dans pistinin ortasında. İkimiz de bu anda donmak istiyorduk sanki. Zaman tam şu an, ben onun kolları arasındayken dursun istiyordum.

İstemeyerek geri çekildim ve bizimkilerin olduğu masaya geri döndüm. Herkes masadaydı. Gaye hariç.

Gaye acaba yine ne yapacak diye düşünürken onu sahnede gördüm. Eline mikrofonu alıp bana baktı. Hafif bir şekilde sırıttı. Hadi başlıyoruz.

"Şarkı bilmez söyleyemezsin." Dedi, bana mı diyo bu? "Aşk nedir diye bir sorsam, sadece üç harftir dersin." Dedi, kendi etrafında dönüp eliyle üç sayısını gösterdi.

İstemsizce kaşlarımı yukarı kalktı bile. Gaye tekrar önüne dönüp hafif eğildi. Bana bakarak "İlk değilsin son değilsin." Diye şarkıyı söylemeye devam etti. Sinir bütün bedenime yayılırken etrafa baktım.

Hiçbiri benim kadar dikkatli dinlemiyordu. Taa ki Barlas'ı görene kadar. O da benim gibi pür dikkat Gaye'yi izliyordu.

"Çok hoş kadınsın ama yetmez. Ben karar verdim, ömür boyu o benim. Güle güle şekerim."

Gaye sol elini kaldırıp bana karşı saga ve sola oynamıştı. Resmen şarkıyı benim için seçmiş. "Bu sana mi diyo?" Diyen Simay'a baktım. Simay bile bana dediğini anlamıştı. Zaten bana bakarak söylüyordu. "Galiba." Diye cevap verdim.

Simay kahkaha atarak "Seni hayatının merkezine koymuş, sensiz yapamıyor." Diye söylendi. Sinirle karışık gülümsedim.

Tekrar Gaye'ye baktığımda bir kaç yeri daha söylemiş hatta sonlara gelmişti bile. "Sen ateşle oynuyorsun, yanacaksın bilmiyorsun." Dedi bana bakmayı bir süre kesip Barlas'a baktı. Tekrar bana bakınca anladım. Barlas'tan bahsediyor. "Vazgeç artık bu sevdadan, şarkı bitti gidiyorsun."

Gaye bir kaç yeri daha söyledikten sonra sahneden indi. Gülümseyerek yanıma doğru geldi. Yanımdan geçecekken kolunu tutup durmasını sağladım. Kafasını bana doğru çevirip baktı. "Daha yeni başlıyoruz Gaye." Dedim, Gaye gülümseyerek diğer kolu ile omzumda olan saçımı geriye attı. "Sen başladık mı sanmıştın? Bu daha hiçbir şey Bahar."

Ege Gaye'yi çağırınca kolunu bırakıp önüme döndüm. Bu daha hiçbir şey öyle mi? Nefret ediyorum Gaye'den.

Ona öyle şeyler yapacağım ki bana yalvaracak. Bana haksız yere yaşattığı her şeyin acısını ondan alacağım. Bekle ve gör Gaye. Sadece bekle ve gör.

Barlas yanıma gelip elini omuzuma attınca, sinirden gerilen bedenim gevşedi. Başımı ona çevirdim. "Napıyorsun sen burada? Git şarkını söyle korkak." Dedim sataşmak için son kelimeye vurgu yaparak. Barlas sinirlenmek yerine güldü. Gülünce kısılan gözlerine bakarak iç çektim. "Ben korkmam ve sen bunu iyi biliyorsun bence." Deyip göz kırptı. Yaptığı işine(!) Gönderme yapmıştı. Övün bir de istersen Barlas, dememek için dilimi dişledim.

Barlas yanağımdan makas alıp sahneye doğru ilerledi. Bir an durup bana baktı ve bakışları arkama kaydı. Omuzumun üzerinden arkama baktım. Gaye ve Ege vardı bir metre uzağımdaki masada. Tekrar döndüm Barlas'a. Göz kırpıp sahneye çıktı. Dikkatim dağıldığı için bana mı yoksa arkamdaki masada duran Gaye'ye mi göz kırpmıştı anlayamamıştım. Onunla öpüştüğüne göre, ona kırpmıştır göz! Gözünü oyardım ama benden daha güçlüydü aptal.

"Simidini fırlatırdı, kaparlardı martılar." Barlas şarkıyı söylerken afalladım. Hangi şarkıyı diyordu bu? Sessizce onu dinlemeye devam ettim. Sonunda şarkıyı bildiğim yere geldi. "Ne giyerse giderdi hoşuma." Diye söyledi, ardından bana göz kırptı.

İstemsizce sırıttım. "Öyle tatlı bela ki başıma." Dedi, ben miyim bela olan? "Darlamasa bide her durumda." Kaşlarını yukarı kaldırıp bıkmış gibi bana baktı. Kahkaha attım.

"Öyle bir sevicem ki sonra."

Saçımı savurdum. Barlas tekrar aynılarını söylerken Simay'a bakmak için arkamı döndüm ama Simay yerine Gaye'yi gördüm. Barlas'a eliyle öpücük attı. Bi dakika! Şarkı ona mıydı?

Önüme geri döndüğümde Barlas'ın bana değil Gaye'ye bakıp gülümsediğini gördüm. Bi an afalladım. Ne yapacağımı bilemedim. Demin kendime sandığım o şarkı Gaye'ye miydi? "Bende bunları hayal ederken, hiç de belli etmezdim amaa." Diye söyledi Barlas, tekrar Gaye'ye döndüm. Gaye keyifli duruyordu.

Gözlerim doldu. Mekandan çıkıp yürümeye başladım.

Bu kaçıncı ölüşüydü kelebeklerin?

Bu kaçıncı yenilgimdi, bu aşka?

Karnıma giren ağrı ile kolumu karnıma koydum. Gözlerime dolan yaşlardan yönümü bile göremiyordum.

Vakit kaybetmeden dışarıya çıktım. Bu lanet otelden hemen eve dönmek istiyordum. Otele doğru yürüdüm boş yolda. Karanlıktı ve sadece otelin süslü sokak lambaları aydınlatıyordu yolumu. Yağmur yağmaya başlayınca sessizce küfür mırıldandım.

Başımı kaldırıp, geriye eğdim ve gökyüzüne baktım. Gökyüzü de ağlıyordu sanki halime.

Evren bile anlıyordu beni ama o anlamıyordu.

"Bahar." Duyduğum sesle ayaklarım yere çivilendi. Bu ses, benim kelebeklerimi öldüren kişiye aitti. Gözlerimi silip, ona doğru döndüm. "Ne var?" Dedim sitem ederek. "Böyle yaparak iddiayı kazanamazsın. Şarkıyı yarıda bırakmak zoru- Ağlıyor musun sen?"

"Sana ne Barlas?" Yanağıma gelen gözyaşını elimin tersiyle sildim. "Saçmalama Bahar, neyin var?" Diye sordu. Bu sefer susmayacağım. Bana neyin acı çektirdiğini bilmek mi istiyor?Peki, öyle olsun. İstediği olacak.

"Neyim var bilmiyorum ama olmayan şeyi biliyorum." Barlas bana karşı boş boş bakarken, "Sen yoksun Barlas." Dedim kendimde bulduğum cesaretle.

Elimdeki küçük el çantasını yere yere fırlattım ve kollarımı iki yana açtım. İkimizde yağmurdan ıslanıyorduk. Gözlerimden yaşlar akarken, tüm gücümle tekrarladım.

"Sen yoksun Barlas Ataman!"

Ve o yine sustu. Yine.

Kollarım hayal kırıklığıyla iki yanıma düştü. Gözlerine bakarak başımı iki yana salladım. "Seni çok seviyorum!" Dedim ve zorla yutkunup devam ettim.

"Ama seni sevmekten nefret ediyorum!"

Bana doğru bir adım atmasını bekledim ama şaşkınca yüzüme bakıyordu. Yerdeki çantayı alıp ona arkamı döndüm ve yürüdüm.

Bu ondan ilk gidişimdi ve son olmayacağını henüz bilmiyordum.

"Seni seviyorum Bahar Akay."

Dediği cümle üzerine durdum. Arkama dönüp ona baktım. Barlas bir kaç adım atıp bana yaklaştı.Gözlerimi kırpıştırdım. Aklım bana oyun oynuyor olmalıydı. Evet kesinlikle.

"Hah?"

"Seni seviyorum." Ve tekrarladı gülerek.

Gaye'yi öpmemiş gibi konuşuyordu.

Kaşlarımı çatıp ona baktım. Aramızda neredeyse üç metre vardı ve birbirimizi duyabilmek için yüksek sesle konuşuyorduk.

"Sizi gördüm. Gaye ile öpüşürken. Yani yalan söylemene gerek yok sırrın ortaya çıkar diye. Sırrın benimle güvende sadece benden uzak dur." Diye bağırdım ve ona arkamı tekrar döndüm.

Bir kaç adım atmıştım ki kolumdan tutup beni kendine çevirdi. Yerdeki karlar soğuktan ve yağmurdan buzlanmış olmalı ki, ayağım kaydı. Ben geriye doğru düşerken, Barlas belimi kavradı ve beni tuttu. Göğüsüm hızla inip kalkarken, birbirimize çok yakındık. Gözlerimi, gözlerinden zorla çektim. Barlas beni doğrultup hafif geri çekildi. Hala çok yakındık. Birbirimizin nefesini soluyacak kadar yakın.

"Bana ömründen bir kaç dakika ver. İzin ver sana her şeyi anlatayım. Ne düşünüyorsun, tam olarak ne gördün bilmiyorum ama izin ver ben sana kalbimi açayım." Dedi yalvarır gibi. Gözlerimi kaçırıp başka bir noktaya odakladım. "Dinliyorum." Diye mırıldandım. Barlas, çenemden tutup başımı kendine çevirdi. Gözlerimi kaçırmayayım diye, elini çenemden çekmedi.

"O gün Gaye beni çağırdı. Senin hakkında konuşmak istediğini söyledi. Yoksa zaten yüzüne bile bakmıyordum ama merak ettim senden bahsedince ve terasa yanına çıktım. Seni sevip sevmediğimi sordu 'seviyorum' dedim, sonra öptü işte beni. Geri çekildim, tartıştık." Tane tane anlattı. Demek beni sevdiğini söylemişti. İstemsizce tebessüm ettim.

Her şey bir yapboz parçası gibi yerine oturmaya başlamıştı ama hala eksik parçalar vardı. Aklıma takılan soruları sormaya başladım. "Beni sevdiğini söylüyorsun ama senden uzak durayım diye Gaye ile sevgili rolü yaptın. Neden?" Diye sordum merakla.

Barlas ensesini kaşıdı. "Çünkü ben tehlikeliyim ve benden uzak ol istedim. Zarar görmenden korktum." Dedi tok bir ses tonuyla. Yine olsa yine aynısını yaparım, der gibi bir hali vardı.

"Şuan ne değişti?"

"Seni kendimden uzak tutmak için geç kaldığımı anladım. Sen beni sevip acı çekerken, ben seni sevip acı çekerken daha fazla sessiz kalamazdım." Ard arda gelen itiraflarıyla, hem şaşırıyor hem heyecanlanıyordum. Hala soracak sorularım vardı. Çözülmeyi bekleyen sorunlar ve saklı kalması gereken sırlarımız vardı ama şuan hepsi uçup gitti aklımdan.

Sadece o ve ben vardık.

Karla kaplı sokağın ortasında, gecenin birinde ikimiz de yağmurdan sırılsıklam olmuş, birbirimize aşkla bakıyorduk. Hasta olacaktık kesin ama ikimizinde umurunda değildi şuan.

Barlas dudaklarımı öptü.

Bu ilk öpüşü değildi ama beni sevdiğini bildiğim ilk öpüşüydü. Kalbimin sesi kulaklarımda atarken, Barlas'ın kalbinin sesi eşlik ediyordu. İkimizin kalbi, birbiri için atıyordu. Nefes almak için dudaklarımızı ayırdık. Alnımı, alnına yasladım. Hayatımın en kötü günü sandığım gün, en güzel günü olarak bitiyordu.

Barlas istemeyerek geri çekildi ve alnımı öptü ve elimi tuttu. "Otele gidelim, hasta olacaksın." Başımı salladım sessizce. Hala inanamıyordum. Biz şimdi sevgili mi olmuştuk? Evet olmuştuk!

Beraber otele girdik. Kıyafetlerimizi değişmek için, ikimiz de odalarımıza girdik.

Elimi kalbime koydum. Çok hızlıydı. Yüzümde aptal bir gülümseme vardı. Hızlıca üzerimdeki kıyafetleri çıkartıp, yünlü pijama takımımı giydim. Saçımı kurutup dağınık bir topuz yaptım.

Odamın kapısı çalınca telefonumu alıp kapıyı açtım. Barlas gelmişti. O da üzerini değişmişti ."Özledim." Deyip elimi tuttu ve beraber onun odasına girdik. İyi ki odalarımız yan yanaydı.

Beraber onun yatağına girdik. Sırtımızı yatak başlığına yasladık. Barlas üzerimizi yorganla örttü. Çok üşüyordum. Kesin hasta olacaktım. Yandaki komidinde duran termos kupanın birini bana uzattı Barlas.

Kupadan küçük bir yudum aldım. Ihlamurdu. Onun kupasından kahve kokusu geliyordu. Gözlerimi devirdim.

"Bende kahve istiyorum." Deyip dudağımı büzdüm. "Mızmızlanma. O ıhlamur bitecek." Dedi ve yanağımdan makas aldı.

Başımı omuzuna yasladım esneyerek. Uykum gelmişti ve kokusu beni mayıştırıyordu.

"İyi geceler peri kızı." Sesi duyduğum son şeydi. Dudağımın kenarında huzur dolu bir tebessümle uykuya daldım.

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.