Şarkı:
(Birdy- Strange Birds)
"La vérité est , tout le monde va te faire du mal : vous devez juste trouver ceux qui valent la peine qu'on souffre pour eux."
(Gerçek şu ki, herkes seni incitecek. Yapman gereken tek şey, acı çekmeye değer birini bulmak.)
-Bob Marley
Elvin'in Anlatımı,
Doktorumu itip olabildiğince hızlı koşmaya başladım ama arkama baktığımda bazı görevlilerin bana yetişmekte olduğunu gördüm. Hızımı daha da artırmalıyım. Asla Todestrum'a gidemem. Orası iyi bir yer değil. Hem de hiç iyi bir yer değil! Nefes nefese kalmıştım. Kaçamayacağımı anladığımda saklanmaya karar verdim ama bunun için de çok geç kaldım sanırım. Bir görevli beni tuttu ve çırpınışlarımı boşa çıkararak boynuma iğnesini sapladı. Yavaş yavaş gözlerim kararmaya başlayınca sanırım bayıldım...
Gözlerimi araladığımda soğuk zeminde yatıyordum. Doğrulmaya çalıştığımda ellerimdeki ve ayaklarımdaki prangaları fark ettim. Etrafa hareket edebildiğim kadarıyla baktım. Yanı başımda eskimiş, başlık kısmının tahtaları kırılmak üzere olan ve beyazlığı artık kirden gözükmeyen çarşaf serili bir yatak, yatağın baş kısmının arkasında ise kirli, büyük bir pencere vardı. Herkesten gizli garip suratlar çizdiğim o buğulu camlara benziyor... Biraz daha dikkatli bakınca odanın içinde bir de neredeyse duvarla iç içe geçmiş kapı vardı ama hareket edemediğim için o odada ne olduğunu bilemiyorum. Büyük ihtimalle banyodur. Etrafta ayna olmaması ve camların her yerinin kirli olması ne kadar da güzel! Bir süre rahatlayabilirim. İçimdeki kısa süre de olsa küçük çocuklar gibi yaramazlık yapıp yapıp kaçamayacak. Bu durumda bile ayna olmadığı için sevinmem ne kadar acınası olduğumun kanıtı sanırım...
Bu prangalar neden bu kadar sıkı ki? Uyandığımı anlamaları için "BENİ BURADAN ÇIKARIN! "diye bağırmaya başladım. Kısa süre sonra demir kapı sert bir şekilde açıldı. Kapı açılır açılmaz "Lütfen beni buradan çıkarın. Deli değilim ben." dedim sanki son nefesimi kullanıyormuş gibi yorgun ve ölümün yaklaştığını hissediyormuş gibi korku dolu bir sesle. Kapıyı açan doktor ise "Buradan iyileşene kadar çıkamazsın sevgili deneğim." Beni biraz inceledikten sonra "Sen diğerleri gibi değilsin. Burası hakkındaki efsaneleri, kaç kişinin öldüğünü ya da öldürüldüğünü biliyorsun değil mi?" dedi alaycı gülümsemesiyle. Buradan kaçışın olmadığı alaycı sesinden belli. Sadece sessize kafa salladım. Korkuyorum çünkü burası hakkında iyi tek bir şey duymadım!
Soğuk ormanımda, her gövdesi çürümüş, dikenli ağaçlarım düğümlü dallarını uzatıp beni boğuyor gibi sıkıyordu. Dikenlerin arasındaki zehrin yavaş yavaş kanıma karıştığını hissediyordum ama bu zehir beni öldürmüyor, sürünerek de olsa çıkışa ulaşmam gerektiğini hatırlatıyordu. Dalların arasından çıkmak için çırpınsam bile bu sadece kendimi daha çok kanatmama neden oluyordu. Çırpınmayı kesip zehrime uyum sağlamaya çalıştım. Ben uçmak için yırtık kanatlarını tek başına dikmeye alışık biri olarak asla istediğimi almadan pes etmemeyi öğrenmiş biriyim. Kazanmak istiyorsan yandıktan sonra küllerini bile kendin gizlemek zorunda olduğunun farkına varman gerekir! Kimseye güvenemezsin, özellikle kendine. Kaldır başını ve aynaya bak! Yarattığın kişinin tek suçlusu ve herkesin güvenilmez olma sebebi sensin. Olanlara sen izin verdiysen en büyük suç senindir! Zehrini kusmazsan ruhun tamamen çürüyecek ve bu kimsenin umurunda olmayacak. Biz unutulanlarız. Kimsesiz bile denilemeyecek kadar unutulanlarız. Bizi bizden başkası hatırlamayacak bu yüzden kahramanını bekleyen prenses rolünü bir kenara bırakmak zorundayız! Unutulanları kendilerinden başka kimse kurtaramaz. Güçlü olmak zorundayız yoksa unutulanlar arasında bile unutuluruz. Unutulan herkesin hatırlanmasını sağlamak da bizim elimizde...
Gülerek "Ne yazık ki ne kadar özel olduğunun farkında değilsin. "dedi iç çekerek doktor bozuntusu ve zehrimi gizleyerek "Ben özel falan değilim. Sadece normal bir insanım." dedim hiddetle. Doktor fısıldayarak "Normal olduğuna emin misin? O zaman senin için bu odaya ayna getirmemde bir sakınca yok. Ne de olsa normal insanlar odalarında ayna bulundurabilir değil mi?" dedi normal insanlar lafının üzerine basa basa. Nereden biliyordu? Ah, onlar bizim her şeyimizi bilmek zorundalar yoksa nasıl işkence etsinler değil mi? Sakin kal, sakin kal... Sana verilen role uy ve kazan daha sonra da sürüne sürüne çıktığın yolda karşında kim durduysa unutulanları hatırlamasını sağla! Böylece gerçekten bir zafer elde etmiş olursun...
Kekeleyerek "B-b-benden n-ne istiyorsunuz?" dedim. Ah, niye titriyor ki sesim? Onların istedikleri bizi zayıf görmek. Bunun olmamasını sağlayacağım. Saçımı geriye doğru iterek kulağıma "Sadece iyileşmenizi istiyorum ama bunun için yöntemlerim biraz farklı. Bir önceki doktorun gibi benim de sözümü dinlersin değil mi miniğim? Kaçmayacağına emin olunca prangalarından kurtulacağına emin olabilirsin..."dedi fısıldayarak. Konuşması bitmeden kapı açılıp içeri yemekler getirilince de "Umarım acıkmışsındır miniğim. Elindekilerle zor yemek yersin. Bu yüzden ben sana yedireceğim." dedi. Ellerini çırpıp getirilen tabldotu aldı. Bu adam doktor değil bildiğin deli! "Aç değilim." diye karşı geldiğim an karnım guruldadı. Ne sinir bozucu diye geçirdim içimden göz devirerek. "Ama yalan iyi bir şey değil miniğim. Bunun için sana ufak bir ceza vermeliyiz öyle değil mi? Beni hiçbir konuda kandırmaya çalışma. Ben sadece iyileşmeni istiyorum." dedi ruh hastası. Cidden bu adam neden bu kadar korkunç?
"Ne gibi bir ceza?" dedim tedirginlikle. Bu sefer sesimi kontrol altına alıp titrememesini sağladım. Role uyuyorsan da kendini fazla kaptırmamak en önemli kuraldır. Yoksa büyük hayal kırıklıkları ile karşılaşırsınız. Alışmış olsanız bile..."Yemekten sonra görürsün." dedi. Cidden bipolar olmasın bu doktor. Yok yani ruh hali bu kadar çabuk değişen bipolardır. Kim bipolar birine diploma verir ki? Bilmem... "Cezanın ne zaman olacağını anlamaman için gözünü de bağlamam lazım miniğim." dedi ve melankolik bir sesle kahkaha attı. Al işte, yine değişti davranışları. Cebinden çıkardığı siyah bezle gözlerimi bağlamaya çalıştı. Her bezi yaklaştırdığında geri çekiliyordum ama adamda öküz gücü var mübarek. En sonunda beni sertçe tuttu ve gözümü bağladı. Acaba aynadakini içeri almayı kabul etsem buradan kurtulabilir miydim? ''Tabii ki kurtulabilirdin ama sen normal biri gibi hissetmek istedin! Cidden senin iç sesin olmaktan utanıyorum. Kim böylesi özel bir şeyi reddedip normal olmaya çalışır ki?'' dedi sevgili(!) beni hiç yalnız bırakmayan iç sesim. Bir sen eksiktin diyen ses tonumla "Memnun değilsen kapa çeneni!" dedim iç sesime ama sanırım bunu yüksek sesle söylemiş olmalıyım ki bipolar Beyin yeşilleri fazla koyu bir hal aldı.
"Çenemi kapalı tutmamı istiyorsun öyle mi? Hmm... Bunu bana mı dedin?" Kısa bir kahkaha attı. Sonra yüzü gitgide ciddileşti ve" Galiba birileri aynadaki arkadaşını özlemiş. Sana vereceğim cezayı değiştirdim. '' Omuzlarıma ellerini koydu ve gözümdeki bezi çözerek" Önce şu bez parçasından kurtulalım. Cezanı duymak ister misin? Aynadaki arkadaşın seni fazlasıyla özlemiş. İki gün boyunca her tarafı aynalarla çevrili odalarımızdan birinde kalacaksın. Hem bunu sadece ceza olarak düşünme. Bu aynı zamanda korkularının üzerine gitmek için bir şans öyle değil mi? Bu kadar korkmana gerek yok. Cezalarınız sadece korkunuzu yenmenizi sağlamak adına verilir. Ben sadece iyileşmeni istiyorum. Bu yüzden beni suçlayamazsın değil mi?" dedi gülümseyerek. Tabii ki suçlarım. Birilerini kurtaramayıp delirmiş sonra da iyileştireceğim ayağına yok eden birine benziyor ve inanmamı bekliyor. Saçmalık!
Kapıyı açtı ve bana döndü. Sert bir ifadeyle "Bu arada unutmadan söylüyorum. Yemekleri bir an önce bitirmelisin. Yemeklerin biter bitmez aynalı odada iki gün geçireceksin. Sonra buradakilerle kaynaşırsın. Umarım çabuk iyileşmez ve sonsuza kadar bizimle kalırsın." dedi ve gitti. Neyse ki böyle bir deliye güvenmeyecek kadar aklım kaldı. Buradan nasıl kurtulabilirim? Ah, neyse ne... Ben açım ve bu yemeklerin içine bir şey koymuşsa bile yiyeceğim. Yoksa beni aynadaki aksim ve iç sesimden önce açlık öldürecek. Hem aç ayı plan yapıp bataklıktan kurtulamaz. Gerçi içinde ilaç falan varsa da bana etki etmeyeceği için gönül rahatlığıyla yemeğimi yiyebilirim. Yavaş yavaş önümdeki yemekleri yemeye başladım. Buradan nasıl çıkacağım?
Yemeğim biter bitmez kapı açıldı ve aynı bipolar doktor elinde anahtarla geldi. Eğer beni şimdi çözerse kaçabilirim ama burayı bilmediğim için yakalanma ihtimalim oldukça yüksek. Onun yerine güvenini kazanmam gerekli. Kendimi iyileşmiş gibi göstermeliyim. Yani biraz zor olsa da bu iki gün aynadakine katlanmalı ve o yokmuş gibi davranmalıyım. Yapabilirim... Yapabilirim..."Yemeği yemişsin. Diğerleri gibi itiraz etmedin. Bu da seni çözmem için yeterli ama sakın cezanı iptal ettiğimi düşünme miniğim. Biz sadece iyileşmenizi istiyoruz. Bu yüzden bize kızma olur mu?" dedi prangalarımı çözerken. Biz derken neyden bahsediyordu ki? Birkaç saniye sonra jetonum düştü. Burada tek doktor olamaz öyle değil mi? Yani bu doktordan daha delileri mi var? Kolumdan tutarak beni ayağa kaldırdı. "Hadi biraz acele edelim. İlk günden ceza aldın. Bu tanışacaklarının ilgisini çekecektir." dedi. Tanışacaklarım? Birileriyle kaynaşıp kendimi tehlikeye atacağımı sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz Bayım. Buradan bir an önce kaçacağım ve siz hiçbir şey yapamayacaksınız...
Birlikte odadan çıktık. Odadan çıkar çıkmaz etrafı incelemeye başladım. Her bir oda birbirine benziyordu ama dikkatli bakılınca aynı değildi. Kapıların üzerinde yuvarlağın içinde yıldız varmış gibi çok küçük resimler vardı. Resimler ya farklı renkte ya farklı yerdeydi. Ama o kadar küçüktüler ki dikkat çekmiyorlardı. Tabii ki ben resmin küçük parçalarına büyük parçadan daha çok önem verdiğim için fark etmiştim...'Acaba bu renklerin anlamı ne? Ya da bu şekil niye her bir kapıda yer değiştiriyor? Bu sembol ne anlama geliyor tam olarak?' gibi sorular kafamda dolanırken sevgili(!) iç sesim ''Neyse ne! Burada mı kalmaya karar verdin? Ne zaman kaçacaksın kelebek? Ya da aynadakini içeri mi almaya karar verdin? O yüzden mi bağlı olmamana rağmen aynalara yani Meyra'nın diğer yüzüne gidiyorsun Elvin?'' dedi. ''Kapa çeneni! Onu içeri almayacağım aptal. Ona güvenmiyorum. Burada da kalmaya meraklı değilim. Sadece zamanı gelmedi. ''dedim içimden.
''Asıl aptal sensin. Senin iç sesin olmaktan utanıyorum Elvin. Umarım bir gün Meyra'nın diğer yüzünü kabul edersin. Şimdi önüne bak. Aynaların olduğu yere geldiniz ve ben sadece seyirciyim. Eğlenmene bak. Ne de olsa kurtulamayacaksın. Bol kâbuslu günler.'' dedi ve kahkaha atarak kayboldu. Yani umarım kaybolmuştur. ''Mümkünse hep seyirci olarak kal. Senin o saçma düşüncelerine ihtiyacım yok! Anladın mı?'' dedim içimden ama cevap gelmedi. Ben de gittiğine emin oldum.
"Evet... Ceza odamıza geldik miniğim. Seni izliyor olacağım. Kötü bir şey olsa bile süren dolana kadar yanına gelmeyeceğim. Bu yüzden iyi olmaya bak. Belki şu an benden nefret ediyorsun ama sadece iyileşmeni hızlandırıyorum o kadar. "Lütfen benden nefret etme miniğim." dedi dudak büzerek. Ne iyileştirme ama... Şimdi güvenini kazanmalıyım bu yüzden düzgün cevap vermeliyim. Kendimi zorlayarak gülümsedim "Anlıyorum. Ama yöntemin biraz ağır değil mi?" dedim sakince. Fazla sakin çıkmıştı sesim. Sanki olanları kabullenmiş gibi. Ben kontrolümü devretmeyeceğim!
Bağırmak, burayı dağıtarak kaçmak istiyorum ama sanki dilim lâl olmuş da bana söylenenleri yapmak zorundaymış gibi hissediyorum. Aynadakiyle karşılaşma düşüncesi beni biraz ürkütse de en çok başka birileri beni izlerken kriz geçireceğimi bilmek beni daha çok ürkütüyor. O yardım isteyen halimde olmaktan, güçsüz olmaktan ve bunu birilerinin görmesinden korkuyorum. Korktuğum kadar nefret de ediyorum. Her zaman yaptığımı yapıp boş verdim. Her şey olacağına varır, bunun için endişelenmeyeceğim. Şimdilik onun istediğini aldığını düşünmesini sağlayacağım. Meyra'nın karanlık tarafının istediği şey, hissizleşmem. Onu ortadan kaldırmak için bir süre rol yapabilirim. Asla unutmamam gereken şey: Onlara güvenmemek. Bunu unutmazsam benim açımdan her şey iyi olur...
"Ne kadar hızlı o kadar iyi Elvin Hanım." dedi sert ses tonuyla ve beni sertçe itip içeri girmemi daha doğrusu düşmemi sağladı. Kapıyı ne zaman açtığını bile anlamadım. Şimdi ne olacak? Onların denekleri mi olacağım? Kimlerle tanışacağım? En önemlisi aynadakiyle aramda ne olacak? Hiç o kadar uzun süre onun yanında kalmamıştım. Neler olacağı hakkında en ufak bir fikrim bile yok ama umarım her şey yoluna girer... Umarım...
