تخطٍ إلى المحتوى

Serena

الفصل 3 · قراءة 7 دقيقة

Serena

الفصل 3

GEÇMİŞİN ESEN RÜZGARI

17 YIL ÖNCE 11 ARALIK

Hazar'ın altıncı yaş günüydü.

Hizmetçilere o gün izin vermişlerdi. Köşkün her bir yanını süslemişlerdi.

Hazar'ın annesi Esin süsleri masanın üzerine bıraktı.

Esin'in içi rahat değildi. Bu köşkten korkuyordu ama gördüklerini kendisinden başka gören olmamıştı. Hizmetçiler bile.

Bunun psikolojik bir rahatsızlık olduğu çok açıktı. Tam da bugün bir psikolog randevusu vardı. Bu yüzden gitmesi gerekiyordu. Akşam partiye yetişirdi.

Esin eşi Rüzgar'ın yanına gitti.

"Benim bugün terapim vardı şuan oraya gidiyorum akşama yetişirim tamam mı?" dedi .

"Peki tamam" dedi eşi ve Esin'i öptü. Garajın kapısını açtı ve anahtarın düğmesine bastı. Kapıyı açtı ve arabaya bindi. Arabayı bahçe kapısına sürdü. Eşi çoktan kapıyı açmıştı. Bu kapıyı çabucak otomatik bir kapıyla değiştirmediydiler.

Arabayla yolda ilerlerken arkasındaki koltuktan bir ses geldi. Kadın gerildi.

İçinden "Bu sadece senin hâyâlin. Aslında öyle bir ses yok." dedi psikoloğunun öğrettiği gibi.

Tekrar aynı sesi duyunca dikiz aynasından arkasına baktı ve gördüğü şey aniden frene basmasına neden oldu. Neyse ki ana yolda değildi ve ilerlediği yol ıssızdı.

Oysaki aklına gelen şeyle yolun ıssız olması iyi değildi.

Aynadan ona bakıyordu işte. Yüzü siyah, uçları kanla kırmızıya boyanmış saçları ile kapanmıştı. Kadın sakin olmaya çalıştı. Yavaşça arkasına döndü ve o korkunç yüz ile bir süre sessizce bakıştı.

"Beni özledin mi?"

Kadın hırıltılı o kadınsı sesi duyunca ürperdi.

"Gözlerimi gördüğün salise"

Kadına tırnaklarını batırdı ve sesini mümkünmüş gibi daha da korkunç hâle getirerek:

"Ölürsün!"

Kadın çığlık atmaya başladı.

"Sen kimsin?" dedi çığlıklarını keserek.

"SERENA"

"Benden ne istiyorsun?"

"Heykellerin tamamı düştüğünde

Karşılaşacaksın korkunç gözlerle

Kâbusun o zaman bitecek

Çünkü kanlar akacak.

Üç heykel üç can.

Üçüncü kişi kim olacak?"

Kadın dehşetle gözünü açtı.

"Onlara dokunma, ne istiyorsun?"

"Bu sorunun cevabını zaten verdim."

"Sen insan olamazsın."

"Olduğumu söylemedim."

"Ne heykelinden bahsediyorsun?"

"Heykeller düşecek.

Zaman akacak

Tik tak tik tak

Zamanın azalacak

Kırmızı gözler açığa çıkacak

Zamanın dolacak."

Serena bir anda ortadan kayboldu.

Bu onunla ilk konuşuşuydu.

O hep sorardı ona ne istediğini ama cevap vermezdi. Çoğu defa saldırırdı.

Anlamadığı tek yer heykeller ve üçüncü kişiydi. Tekrar önüne döndü. Üstelik bu Serena'yı ilk defa gerçekten görüşüydü.

Genelde hep aynadan görürdü.

Aklına onu ilk gördükten sonra yerde kırmızı harflerle yazılmış cümle geldi.

"Beni gerçekten gördüğünde

Zamanın az kaldı bilesin.

Benimle ilk konuştuğunda

Zamanın az kaldı bilesin.

İlk heykel düştüğünde

Zamanın az kaldı bilesin.

Serena'nın gözlerini gördüğünde

Zamanın az kaldı bilesin.

Bekle şimdi korkuyla.

Kimse inanmayacak sana.

Benim kurbanımın canını alan

Benim yeni kurbanım olur."

Korkuyordu. Kendini bunun sadece bir hâyâl olduğuna inandırıyordu. Gözleri Serena'nın tırnakladığı yere kaydı. Kanıyordu. Gözleri karardı. Tansiyonu düşmüş olmalıydı. Arkadan bir su aldı ve içti. Fakat suyun tadı bir değişikti. Elindeki içtiği şeye baktı. Şişenin içinde su yoktu, kan vardı. Dehşet içinde su şişesini fırlattı. İyi değildi bu yüzden terapi onun için iyi olacaktı fakat yoldan sağ döneceğine emin değildi. Hemen psikoloğu aradı.

"Merhaba Adnan bey ben randevumu iptal etmek istiyorum. Nedeni ise oğlumun doğum günü ve... Evet anlıyorum ama inanın şuanda gelemem. Peki teşekkür ederim."

Telefonu kapattı ve derin bir nefes aldı. Eve geri dönecekti. Biraz ilerleyip u dönüşü yaptı ve tekrar eve doğru yol aldı.

🔪

SERENA İLE İLK KARŞILAŞTIĞI YIL

(20 YIL ÖNCE)

Esin yolda arabayla ilerlerken bir anda bir kadına çarptı. Kadın yere savrulmuştu. Esin frene bastı ve arabadan indi. Kadının üzerinde uçları yırtılmış ve çamur olmuş beyaz bir elbise vardı ve saçları uzundu.

Esin yere çöktü ve endişeyle "İyi misiniz?" diye sordu.

Kadının ürkütücü bir yüzü vardı. Teni fazla beyazdı. Beyazdan bile beyazdı. Yüzüne bakmaya korkuyordu. Bir rüzgar esti ve kadının kızıl saçları yüzünü kapadı.

"Hanımefendi?" dedi Esin kadının yanağına ayılması için hafifçe vurarak.

Kadının vücudunu inceledi. Görünürde bir yara yoktu. Zaten hızlı gitmiyordu. Sadece bayılmış olmalıydı.

Yerde yatan kadın bir anda titremeye başladı.

Esin endişeyle kadına baktı. Kadının karnına baktı. Kadın hamile olmalıydı.

Esin bebeğe zarar vermiş olabileceği düşüncesiyle sarsıldı.

Yerde yatan kadın bir anda gözlerini açtı. Kadın panikle etrafına bakındı.

Esin kadının elini tuttu ve onu oturur pozisyona getirdi.

"İyi misiniz?"

Kadın başını olumsuz anlamda salladı.

Kadın bir anda inlemeye başladı ve hissettiği ıslaklıkla gözlerini kocaman ayırdı. Elini karnına götürdü ve "Bebeğim geliyor" dedi zorlukla konuşarak.

"Merak etmeyin ben kadın doğum doktoru tüm." dedi ve yerinden kalkarak arabaya doğru ilerledi. Arabadan ilk yardım çantasını ve eczacı çantasını çıkardı. İçinde ilaçlar, serumlar ve iğneler vardı. Arabada bulabildiği ne kadar su varsa hepsini çıkardı ve kadının yanına çöktü.

Üzerindeki kabanı çıkarıp kadının üstüne örttü. Aslında eve ya da hastaneye de gidebilirdi ama bu bebeğin ve annesinin hayatını riske sokardı. Çünkü doğum başlamıştı.

Ve yaklaşık yarım saat sonra bebek doğmuştu. Bu bir rekordu. Daha uzun sürmesini bekliyordu. Bebek sağlıklıydı ama annesi için aynı şeyi söyleyemezdi.

Annesinin rengi beyazdan sarıya dönmüştü. "Benim adım Hazan"

dedi kızıl saçlı kadın. "Bebeğime iyi bakın olur mu?"

Esin "Ona çok iyi bakacağıma emin olabilirsin." dedi hüzünle.

Hazan kucağında süt içen bebeğine baktı. "Güzel kızım, seni hep izliyor olacağım seni çok seviyorum." dedi bebeğin kulağına fısıldayarak. Ve bebeğini kokladı ve bakır rengi saçlarına bir öpücük bıraktı.

Kadının gözleri kaydı ve başı yanına düştü. Küçük bebek tüm ormanı inletircesine ağlamaya başladı. O da farketmişti annesinin gittiğini.

Esin bebeği annesinin gevşemiş kollarından aldı. Bebek çıplaktı.

Üzerinde sadece kendi kabanının altına giydiği ceketi sarmıştı.

Giderken bebek kıyafetleri, yenidoğan mama, bebek bezi vb. şeyler aldı.

Arabada aldığı kıyafetlerden bir kaçını ve bezini giydirdi.

Eve bebekle döndüğünde eşi Rüzgar ona tuhaf tuhaf baktı.

"Bu kimin bebeği?" diye sordu Rüzgar.

"Bizim bebeğimiz." dedi Esin.

Adam şaşkınca ona bakarken Esin masaya oturdu ve "Otur da her şeyi anlatayım" dedi ve her şeyi anlatmaya başladı.

"Peki ismi ne olacak?" diye sordu Rüzgar.

"Hazal" dedi kadın gözlerindeki ışıltıyla.

O sırada yeni uyanmış oğulları geldi. Henüz üç yaşındaydı. Minik adımlarıyla merdivenleri nasıl inmişti bilmiyorlardı.

Oğullarının adı Hazar'dı.

O sırada Hazal'ın isminin Hazar'ın ismiyle çok uyumlu olduğunu fark ettiler.

Hazar bebeği görünce "Bebek" dedi.

"Evet oğlum bebek. O senin kardeşin."

dedi Esin.

"Kardeş" dedi Hazar.

Esin küçük Hazal'ı eşine bıraktı ve yukarı duş almaya çıktı.

Kıyafetlerini alıp banyoya yöneldi.

Üzerini çıkarıp sıcak su ile doldurduğu küvete girecekken bir ses duydu.

Etrafına baktı ve hiçbir şey göremedi.

Yanlış duyduğunu düşünüp önce küvete losyon döktü, ardından banyo lifine duş jelini döküp vücudunu temizlemeye başladı. Suyu biraz köpürtmüştü ki bir anda ayna yere düştü.

Esin korkuyla aynaya baktı. Aynanın camı ve çerçevesi kırılmış, cam kırıkları etrafa saçılmıştı.

Genç kadın umursamamaya çalıştı ve duşuna devam etti.

İşi bittiğinde yavaşça küvetten çıktı ve ve bornozunu üzerine geçirdi.

Yavaş adımlarla ilerlerken acıyla inledi.

Ayağına bir cam parçası batmıştı. Ayağındaki camı tek hamlede çıkardı.

Ayağından çıkardığı camın her tarafı kanla kaplıydı ve üzerinde S şeklinde bir çatlak vardı.

Ayağındaki kanı temizlemek için küvetin içindeki suya soktu ayağını.

Gördüğü şey bir rüya olmalıydı.

Ya da bir şaka.

Banyodan hızla çıktı.

Kalbi çok hızlı atıyordu biraz sakinleşmedi lazımdı.

*

Geceliğini giyip yatağa uzandı. Eşi çoktan uyumuştu. Gözlerini kapattı ve uyumayı denedi fakat hiçbir işe yaramıyordu.

Yatağından kalktı ve su içmek için mutfağa giderken eski eşyalarını koydukları kilitli kapının hafif aralık olduğunu farketti.

Kapıyı eliyle yavaşça itti ve kapı gıcırdayarak sonuna kadar açıldı.

Oda çok karanlık ve havasızdı. Eli ışığı ararken eline yapışkan bir şey geldi eline baktı fakat karanlık olduğu için hiçbir şey göremedi.

Eli sonunda ışığın düğmesini buldu ve eliyle çevirdi.

İlk işi eline bakmak oldu ama hiçbir şey yoktu.

Gözü eski komodinin üzerindeki fotoğrafa takıldı.

Bu fotoğrafı ilk defa görüyordu.

Fotoğrafta ölmüş anne ve babası vardı ama...

Yüzleri oldukça beyazdı ve göz bebekleri yoktu.

Korkuyla fotoğrafı yerine bıraktı.

O sırada kapı kapandı ve hızla kapıya koşmaya başladı. Kapıyı açmaya çalıştı fakat bir türlü açılmıyordu.

Tam o sırada bir ses duydu ve sesin geldiği tarafa baktı.

Daha demin bir masanın üstünde duran ağzını kapatmış maymun heykeli yere düşmüştü.

Işık yanıp söndü ve tekrar yanıp tamamen söndü.

Yardım istemek için bağırmayı denedi fakat sesi çıkmıyordu.

Boğazı yırtılmıştı fakat sesi çıkmıyordu.

Tam o sırada sıçrayarak uyandı.

Kadın korkuyla çığlık attı ve eşi Rüzgar korkuyla uyandı.

"İyi misin?" diye sordu Rüzgar endişeyle.

İyi miydi?

Kesinlikle değildi.

"Hayır sadece bir kâbustu" dedi ve gülümsemeye çalıştı.

Gerçekten tuhaf şeyler oluyordu.

Terliklerini giydi ve odasındaki banyoya girdi. Işığı açınca yerdeki yazıyı farketti.

"Beni gerçekten gördüğünde

Zamanın az kaldı bilesin.

Benimle ilk k

onuştuğunda

Zamanın az kaldı bilesin.

İlk heykel düştüğünde

Zamanın az kaldı bilesin.

Serena'nın gözlerini gördüğünde

Zamanın az kaldı bilesin.

Bekle şimdi korkuyla.

Kimse inanmayacak sana.

Benim kurbanımın canını alan

Benim yeni kurbanım olur."

🔪

-BÖLÜM SONU-

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.