Skip to content

ruh kaderi

Chapter 1 · 10 min read

ruh kaderi

Chapter 1

1.Bölüm: Kalbimdeki Kelebek

Bu hikayem biraz daha farklı olan üstü aslında. İlk defa böyle bir hikaye yazıyorum yıllardır elimden geldikçe yazsamda. İlk başladığınız tarihi yorumlarınız sabırsızlıkla bekliyorum. Sizi seviyorum 💓

Ayna'da kendime doğru bakarken saçımı toplayıp hafifçe arkaya doğru savurdum. Üstümü biraz düzelttikten sonra emin adımlarla parmak uçlarımla kapıya doğru yaklaştım ve kolunu hafifçe bastırdım. Açılan kapı tam karşıdaki iki tarafta olan merdivenleri gösteriyordu. Yerler yeni silinmişti,belliydi. Aşırı parlıyordu. Tam merdivenlere doğru yürürken arkamdan dokunulan bir el hissettikten sonra duraksadım. Tanıdık bir ses geliyordu ama benimseyememiştim hâlâ. Uyandıktan sonra hepsinin bir rüya olduğunu anlamıştım. Gerçekçi ama tamamen kurgu olan bu rüyam muhtemelen tanıdık ses ama bilmediğim biri ve ayrıca bizim sarayda geçiyordu. Gözlerimi açtığımda ilk düşündüğüm kafamda kurduğum bu şeyler sabah sabah kafamı karıştırmaktan başka birşey değildi. Bu yüzden bunları bir yana bırakıp Hazırlanmaya Başladım. Ama hala aklımda bu kişi kimdi? Gibi sorular vardı. Tam bunları düşünürken odamın kapısı çalmıştı.

Hizmetçi İzgi 'ydi.

"Buyur İzgi ? Ne oldu?"

"Hanımım kahvaltı hazır. Herkes sizi bekliyor."

"5 dakikaya orda olduğumu söyle lütfen. "

Kafasıyla onayladıktan sonra çıktı. Düşüncelerim bir yana bırakıp aşağı doğru indim. Herkes masadaydı. İzgi'nin dediği gibi beni bekliyorlardı. Sandalyemi zarifçe çekip oturduktan sonra Günaydın diyerek Konuşmaya başladım.

"Günaydın Lamia."

Annem her zamanki gibi asil ve soğuk kanlıydı. Babam ise Cevap vermeden Sadece hafif bir tebessüm ile yanıt vermiş kadar olmuştu. Diğerleri Sessizce bana doğru baktıktan sonra yemeğe devam etmişlerdi. Herkes bambaşka bir kafada yaşayıp gidiyorlardı sanki. Ama bizim amacımız sadece asil değil kibar olmak gibi şeyler olduğu için Pekte buna takmamıştım doğrusu. Yavaşça böldüğüm yemeği ağzıma götürdükten sonra son lokmayı'da yiyip hafifçe ağızımı sildikten sonra odama çıktım. Her gün farklı dersler ve eğitimler aldığım söz konusuydu. Ailem bu konuda temkinli olduğu yetmez gibi oldukça önem verirlerdi. Fakat Ne yazıkkı bugün yoktu. Aslında bu benim için zarar değil işime gelmişti. Çizim elbise gibi şeyler tasarlamayı oldukça severdim. Ayrıca çizim dersleride alıyordum. Konuyla pek alakasız olan bu şey bugün işime yarayarak hayal ettiğim bana dokunan şeyi çizmemi oldukça yardımcı olacaktı. Yani anlayacağınız üzere İlk defa aldığım kurslar işimi görecekti. Taslak çizdikten Sonra saatler alan çizimim Elinde sonunda birşeye benzemişti. Ama beni aşırı yormuştu. Kendimi direkt yatağa atmıştım. Böyle gizemli biri, kalbimi mi çalmaya çalışıyordu? Yoksa duygularımı kapkaranlık Bir Gece yaşamaya mı?

Yaşanmışlık dolu bu hayat beni nereye sürükler şuan bilmezken,ileri Dünya Olası bir varlığa doğru gittiğime emindim.

Uykuya daldığım o an Bir sesle ürpermiştim bir an.

Yabancı bir ses ile.

"Pişt! Pişt! "

"Sende kimsin?"

"Hiç bilmediğin biri."

"Nerdesin ? Lütfen rüyamdaki kabusum olma yine. "

" Deniz kadar derin bir yerde Ve ayrıca Kabus değil,sana Karanlık hayatımda Bir parçam olmaya geldim prenses. Gece ile bütün Olalım Ay ile beraber."

Sessizlik oluşmuştu. Bir an ürpererek Vücudum titremesiyle kendimi yerde bulmuştum. Nasıl yerde olduğum hakkında bir fikrim yoktu. Artık bu gördüklerim Kabustan öte sanki Gerçek bir Hâle dönmeye başlamıştı.

Hislerimi kaplayan bu duygular,kalbimi mahkum etmeye zorlamıştı.

Gözlerimi açtım,aynaya doğru yaklaştım ve kendime doğru bakmaya başladım. Kendimden başka kimse yoktu. Sağa döndüm,sola döndüm ama Tek ben ve uykulu gözlerimle odada şarkı eşliğinde sabit bir şekilde Duruyorduk. Perdemi şöyle bir araladım. İleri doğru çektikten sonra güneş ışığı yüzüme oldukça çok ama narin bir şekilde tenime değiyordu. masamdaki resim ve ayrıca telefonumda şarkı açık bir şekilde hala duruyordu . Arkamı dönüp Şarkıyı Kapatmak için yöneldiğimde Camın önünde siyah bir gölge geçtiğini fark etmemiştim. Ileri geçip giden gölgeler Ilgimi çekmeye başlamıştı. Şarkıyı kapattıp Arkamı döndüğüm an Arkamda Siyah biri belirdiği anlamıştım.

"Beni unuttuğumu sanmıyorum prenses. Rüyalarında gibi belki Beyaz atlı prenses olmasada Karanlık Lordun Olmaya Geldim."

"Sen sen nasıl? Rüya değil miydi ? Hiçbirşey."

Elini uzattı masum bir şekilde. Minik bir gülüş ile.

"Vuslat memnun oldum."

"Lamia. "

Hayatta Rüyalar Bir masal gibi değilde, Gerçek yaşanan Kederlerdi meğerse.

Narin bir şekilde Yatağın üstüne oturdum.

"Gözlerini kapattırmısın?"

Dedi rica ederek. Gözlerim kapalı Karanlık Derin Denizin altında boğulmak üzereyken.

yanağımda bir his. İlk minik bir duygu,sonra Küçük bir yanağımdan Öpücük.

Sessizleşti etraf bir anda. Gözlerimi içimden sayarak açtım. denizi ve dalgaları hissederek son kez. Etrafta kimse yoktu O dahil. Bakındım son kez. Az aralık camdan aşağı doğru birazda. minik bir tebessüm ile yanağıma dokundum ormana doğru Olan Dışarı bakarak.

Karanlıklar Lordu Vuslat dedim içimden Ismini anarak.

Duygular kifayetsiz,Acılar büyük Hisler Bambaşka olmuştu bı anda.

Bir parfüm gibi eşsiz ve sadece bana ait olan bir koku gibi yayıldı etrafa o güzel Kokusu. Daldım gittim ormana doğru bakarak, Kapı çalana dek.

annemdi bu sefer gelen.

"Lamia müsait misin? Konuşmamız lazım."

Şaşkın ve göz alıcı bakışlarla bakarak onayladım dediklerini.

Sanki çok önemli bir duyuru gibi.

"bu aralar sarayda çeşitli sesler duyuyoruz. Saraya hırsız gibi biri girdiği düşünülüyor. Bunu sana söylemeye geldim. Aslında bunun için saat 16.30 'da duyuru için salondaki masada toplayacağız geç kalma. "

Dedikten sonra kapıyı hafifçe çarparak çıkmıştı. Tıkırtıları, sesleri hepsinı yapan Vuslat diyemedim..

Merdivenden inerken bir sürü çeşit çeşit tablolar, Etrafına sarılı korumalıklar ve oldukça süsler vardı. konsey gibi toplayan aile üyeleri oldukça kendinden emin ve her zamanki somurtganlardı. Yakınlaştıktan sonra Öne doğru eğilerek kibar bir selamla oturmuştum masaya. Birden Sarayın ve çoğu yerin kurucu olan Kral kısaca babam başladı konuşmaya.

"Buraya toplanma nedenimizi herkes biliyor ve bellidir. Şüphe duyduğumu arzu ederek sizi buraya çağırmayı Yetkide bulundum."

Diye başladı konuşmaya. Oldukça bu konuda çoğu konular gibi ciddiydi. Sırayla konuşulan masada En sona Annem ve ben kalmıştım. Büyük olarak o devam etmişti bu konuya. Benim ve onun son cümleleri oldukça önemliydi. Karar buna göre alınacaktı.

Kralımıza katıldığını belirterek Bir iki cümle daha eklemişti. Gözler artık benim üstümdeydi. Herkes benim konuşmamı bekliyordu. Asillikleri Ahenkle Bakarak sonsuz bir Yemin ediyordu.

Ben ise Direkt konuya girmiştim.

"Böyle olduğunu düşünmüyorum. Yanlış bir ses duyduğunuzu Yada yanlış kararlar aldığınızda hem fikirim."

Herkes şaşkınlıkta bana bakıyordu. Kral Elini masaya vurdu. İnkar eden bakışlarla.

"Ne demek! Sen bize karşı mı geliyorsun? Ne haddine."

Kendimden herşeyden çok emindim.

Bu benim için zorlu bir görevdi Ve ben Bunun üstesinden gelmeliydim.

Onaylar gibi bir bakışla kendimden oldukça emin bir şekilde ellerimi masaya koyarak kafa salladım. Aile üyeleri çok şaşırmıştı. Beni böyle birşey yapacağım akılların ucundan geçmezdi. Ama ne olursa olsun İlk ve son kez gördüğüm Vuslat için değerdi. Aklımdaki sesler hala devam ediyordu. Biri bana sesleniyordu ama hala anlayamamıştım. Sanki kenetlenmiş kalbim yavaş yavaş düğümleri Çözülmeye başlıyordu. Bir dürtüldüm. Sonra Dalıp gittiğim o anlar kaybolup gitmişti yine herşey gibi. Gözlerimi kamaştırırak açtığımda önümde Temizlik için Gelmiş İzgi duruyordu. Farkına vardığımda Ellerini Gözümün önünden geçirip durmuştu. Malzemeleri görünce İzgi Ben çıkayım sen rahatça temizlik yap demem bir olmuştu. Odadan yine yavaşça çıkmıştım. Temiz bir hava herşeye iyi geleceğini düşünmüştüm. Bu sınır kısıtlı olduğundan Sadece Bahçe'de dolaşabiliyordum. Tutsak dem buirlerin arasından Kaybolan Ben vardım,Mahkum edilmiş Sonsuza kadar Burda yaşamaya esir olan belkide. Bahçede turlamaya başladım yavaş yavaş. Arka tarafa doğru yürürken biri bileğimi tuttuğunu hissetmiştim. Hızlıca arkamı döndüğümde Vuslat olduğunu anlamıştım.

"Sen nasıl geçtin Demirlerden?"

Bileğimi hala sımsıkı tutmaya devam ediyordu. Canım acıtmadan tutmaya özen gösteriyordu sanki.

"Onu bunu boşver benimle gel."

"Burdan çıkmam yasak. kurallara uymassam Kötü sonuçlara cezalara yol açabilirim."

"Bir kerede kurallara uyma kızım be. Kurallar ezilmek için vardır."

Dedikten sonra Yavaşça Tellerin orda yaptığı Geçitten geçmiştik. Ormana doğru benle beraber koşuyordu. Beyaz elbisem Süzülmeye devam ediyordu.

"Bu çok iyiydi ama yoruldum."

Dedim vuslata doğru dönerek. Renk renk çiçeklerin Ve ormana bütün olan bir doğanın içinde kaybolmuştuk sanki. Çantasından Bir Kilim gibi birşey çıkardıktan Sonra iki tarafından Tutup oturmuştuk. Arkasından kopardığı papatya'yı bana doğru yaklaşarak kulağımın arkasına sıkıştırmıştı. Tam koyarken hafif bir gülüş oluşmuştu yüzümde. bir mutluluk. İlk defa Kuralları aşsamda o gün ne kurallar,ne evdekiler Umrumda olmuştu. Mutlu olan kalbim, kelebekler gibi Özgür Hislerim varken Diğerleri niye ? umrumda olurdu ki.

Elinle işaret ederek "şuraya baksana."

Dediği an Gözlerim direkt o yöne doğru dönmüştü. Larva'dan çıkarken gördüğümüz Kelebek Yavaş yavaş Çıkmaya başlıyordu. Turuncu Siyah renkleri, Pırıl pırıl Kanatları İle bize doğru bakıyordu.

"Kelebekler Kadar güzel olsanda ömrün onun kadar Kısa olmasın Lamia."

Gözlerim dolduğu için Kendi içimden aptal Lamia şuan niye gözlerin dolması gerekki? Diye kızarken masum masum dalmış bana doğru bakıyordu.

"Turucu Parıl parıl kanatları gibi sende Renklerin hiç solmasın hep gül. "

"Hay hay sen iste yeter prenses."

Dedikten sonra bana bakarak benim gibi bir gülümseme atmıştı.

Saat epeyce geç olmuştu. Eğer aile fark ederlerse kötü olabilir yada polise kadar gidebilirdi.

Elbisemi bir ucunu tutup kaldırdıktan sonra hafifçe eğildim.

"Artık geç oldu Gitmem gerek. Şüphe duymamaları gerek ."

"Geç oldu istersen seni ben bırakayım eve kadar. Hava kararmak Üzere tek başına eve gitme."

Onayladıktan Sonra Yola doğru çıkmıştık. sanki buraları çok iyi biliyordu. Her yeri biliyor gibi.

Yine çıktığımız yerden geri girmiştik. Etrafta kimseler yoktu. Eve doğru yönelirken arkamdan seslenmişti.

"Kendine iyi bak kelebek. "

"Sende."

Dedikten Sonra arkamdan gidene kadar el sallamıştı. Eve girdiğimde salonda kimse yoktu. Herkes yine yemek masasında Oturmuş yemek yiyorlardı. Bana seslemişler ama duymadığımı sanmışlardı. Biraz şüphe verici olduğunun farkındaydım. Anahtarları Ayakkabılığın oraya koyduktan sonra Annem kısaca kraliçenin seslenişi ile irkilmiştim.

"nerelerdesin? dışarı baktım ama göremedim odandada yoktun."

"Buralardayım biraz arka taraflara gittim. bahçe büyük görmemişsindir."

Dedikten Sonra merdivenlerden hızla yukarı doğru çıkmıştım. Odamın kapısı kapatırken gözümün önünde bugün yaşadıklarım canlanmıştı. Camları sonuna kadar açtığım son ses şarkı ile yatağımda Oturup ormana bakıp düşündüğüm bir andı. İlk kez kuralları aşmıştım,ilk arkadaşım ve tanıdığım olmuştu aslında ilkler hep güzeldi. Herşeyin sonu değil ilki iyiydi meğerse.

Doğada kuş sesleri cıvıl cıvıl devam edip öterken ağaçlar savruluyordu.

Gökyüzü ise kapkaranlık, yıldızlar,ay ile tamamlanıyordu. Bu anları düşünürken gözlerim sessiz bir derin uykuya dalmış,kendimi hayaller ile yorgunlukla yavaş yavaş başbaşa bırakmıştım.

Çok çabuk kapanan gözlerim,yarım kalan hayallerim ile mutlu bir güne daha sonsuza kadar veda etmek zorundaydım. Aslında binevi yalnızlıkla tek başıma.

Gece Tıkır tıkır sesler duyup korkmuş iken bu sefer vuslat olmadığına emindim. Elimde dünden odada kalan kahve bardağımı ve mutfağa inmek için yavaş yavaş kapıya doğru yürüyordum. Parmak uçlarımla yürürken bir andan her an ne olur ne olmaz diye bardağı hali hazırda durması için elim havada bekliyordum. Mutfağa doğru yöneldiğimden dolapları karıştıran bir karartı olduğunu kapıdan gördüğüm an çığlıklarla başına Bardağı indirmiştim. Ayın ışığı yüzüne vurmasıyla Vuslat olduğunu anlamam bir olmuştu. Başı epey acımıştı. O başını tutmuş yerde kıvrılırken aile üyeleri şüphe duyup sesime gelmesin diye pencereden dışarı tarafa ormana doğru sürüklemiştim.

"Sen napıyorsun ya? Ailem iyice şüphe duyuyor seni koruyalım derken başıma dert alırken şimdi bide bu mu başıma çıktı?"

"Dur sakin ol prenses. Yemek için Geldim sadece. Ormanda yiyecek kalmamış zorunda kalmassam gelmezsin zaten. ilk defa geldim ama Son olur bu. "

Dedikten sonra seslerimizle mutfağa gelen hizmetçi, kraliçe,kral olması dikkatini çektiği için cama bakıp durmuştu.

"Tamam ama-"

Elinle ağızımı kapatmıştı. Bir yönden elinle camı göstererek.

Sessizce kulağıma fısıldadı "sessizlik. az daha dayan."

Bir andan diğerleri sesi geliyordu Lamia diye bağırarak telaş bi anlarda.

Gittiklerinde mutfaktan, herşey normale döndü bir an.

Sessizlik kaybolmuş, Büyü tamamen bozulmuştu.

Onlar gidene kadar gözlerim kapalı, gökyüzü ile Bağ oluşmuşken çimenlerin üstünde yıldızları sayıyordum. O ise Dalmış gitmişken elini çekmeyi unutunca en sonda minik bir ısırma ve acı ile daldığı anlar kaybolmuş artık acı içinde yatıyordu.

"Kızım ne ısırıyorsun be? Dalıp gitmişim öyle ileri doğru. Unutmuşum bağırsanda olurdu."

"Ya öyle olmuyor bu işler. Bir Yıldız sana, konuşma Bana bedel. "

"aa öyle mi ? Bunun hıncını alırız evvel Allah."

"Peh alırmış bekle çok alırsın. Şu camdan girip geri evime gittim ben hadi görüşürüzz ısırıklar lordum. "

"Isırıklar lorduymuş. Kendin yaptın kendin bul vuslat efendi. Daha bu kızdan çekeceğin çok şey var ama katlanmak zorundasın."

Dedikten sonra geri ormana doğru gitmişti gizli gizli bakarken arkasından ona. Tam vuslatın gidişini izlerken elinde sopa ile arkamda annemin durduğunu fark etmiştim. Önümü döndüğümde anlamıştı ben olduğumu.

"Gece gece niye burdasın? Sanki çığlık geldi. Mutfağa koştuk sesle. Hem sana seslendik duymadın. ne ara geldin?"

"Annecim sakin Sorun yok. ben çığlık attim. Fare geldi sandım o yüzden bilirsin korkarım. O yüzden Dolaba sakladım. Korkuyla bardakta düştü elimden."

"Tamam hadi geç oldu. Odana çıkıp uymalısın yarın yemek yerken bunları konuşuruz."

Dedikten sonra uykulu ve sersem bakışlarla yukarı çıkmıştım. Ne varsa Şu vuslatın altından çıkması yetmez gibi yalancı prenses diye adım çıkacak artık ya. Diye Kendi kendime bir andan çıkarken söyleniyordum içimden. Yatağıma uzandım yeniden. Gözlerim kapalı, gördüğüm yıldızlar kadar bir parlak ışığı ile Mutlu olmayı dilendim diğer yıldızlardan ayrı iki yıldız gördüğümde gö

kyüzünde. Dilerdim ki oda görsün o yıldızları.

O iki yıldız Diğerleriden ayrı iken biri tutsak bir hapise hüküm olmuşken, diğeri İse Ormana. Tek farkları bundan ibaretti buna bakılırsa.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.