تخطٍ إلى المحتوى

Rogue

الفصل 3 · قراءة 3 دقيقة

Rogue

الفصل 3

İstenmeyen ufaklık

Ela valizini ve sırt çantasını sırtına atmış, Beyoğlu’nun yokuşlu sokaklarında eve doğru yürüyordu. Saat akşam 21:30’u geçmişti. Sokak lambaları sarı ışıklarını yere döküyor, ara sıra geçen arabaların farları Ela’nın yüzünü aydınlatıyordu. Hava serin, ama Ela’nın içi sıcaktı – yeni bir başlangıç, yeni bir ev, belki biraz huzur. Ta ki o sesi duyana kadar. Bir inleme. İnce, acı dolu, kesik kesik. Ela durdu. Ses çöp kovasının arkasından geliyordu. Eğildi, kovanın kenarına tünemiş, küçücük bir yavru kedi gördü. Gözleri yaşlı, bir arka bacağı kanlı, titriyordu. Ela’nın gözleri hemen ıslandı. “Kıyamam ya sana… Noldu sana böyle?” Tam o sırada binanın kapısı hırsla açıldı. Rüzgar indi. Üstünde siyah hoodie, saçları dağılmış, yüzü asık. Bağırmaya başladı: “Şu kedi kiminse sustursun lan! Sabaha kadar inleyecek miyiz?” Ela’nın başı kalktı. Göz göze geldiler. Rüzgar sokakta Ela’yı görünce bir an duraksadı. Sonra kediyi fark etti. “Hayda… Bir de bu çıktı başımıza. Sabaha kadar inleyecek mi bu?” Ela’nın sesi yükseldi, sinirli ama kontrollü: “Yok beyefendi, siz rahatsız olmayın. Bir saate ölür bu kedicik zaten.” Rüzgar bir kaşını kaldırdı. “İyi o zaman. Ben bir saat daha uyanık kalırım.” Dönüp kapıya yöneldi. Ela ona sertçe baktı. İçinden ona saldırmak geliyordu ama yapamadı. Kediyi usulca kucağına aldı, titreyen minik bedeni göğsüne bastırdı ve yürümeye başladı. Adımları hızlıydı, sinirliydi. Rüzgar kapıda durdu, arkasını döndü. Ela’yı kucağında kediyle görünce yüzü buruştu. “O şey eve gelmeyecek değil mi?” Ela durmadan cevap verdi: “Hayır. Veteriner var yukarı tarafta, oraya götürüyorum.” Rüzgar kaşlarını çattı. “İyi de orası en az yarım saat yürüyerek. Bu saatlerde, tek başına… Bilmiyorum.” Ela dönüp ona baktı, gözleri ateş gibi: “Sen karışma. Yürürüm ben. Bu saatler çok da yürünecek saatler değilmiş, öyle mi? Sen git uyu, uykunda kaçmayacak artık.” Rüzgar bir an sustu. Sonra mırıldandı: “İyi o zaman… Tabana kuvvet.” Ela sinirle adımlamaya devam etti. İçinden saydırıyordu: Taş kalpli… Merhametsiz… Küçücük bir kediciğe sadece sesinden rahatsız oluyor. Ölecek dese üzülmeyecek bile. Ne biçim insan bu? Bir adım gerisinden bir ses geldi: “Uyku önemli. Ayrıca taş kalpli falan değilim ben.” Ela arkasına döndü. Rüzgar arkasındaydı. Ellerini cebine sokmuş, Ela’ya bakıyordu. Ela’nın öfkesi patladı: “Kusura bakmayın Rüzgar Bey ama taş kalplisiniz. Şu kediciğe dokunamayacak kadar, hatta ölüceğine bile üzülmeyecek kadar merhametsizsiniz.” Rüzgar bir adım yaklaştı. Sesinde alışılmadık bir sakinlik vardı: “Değilim.” Sonra ekledi: “Hatta onu ben taşırım.” Ela şaşkınlıkla durdu. Rüzgar kediyi Ela’nın kucağından usulca aldı. Minik kedi Rüzgar’ın kollarında titredi. Rüzgar’ın yüzü hâlâ iğrenç bir ifadeyleydi ama kediyi göğsüne bastırdı, bir eliyle sırtını okşadı – istemeden, refleks gibi. Ela arkasından bakakaldı. “Sen… Ne yapıyorsun?” Rüzgar yürümeye başladı, Ela’nın yanından geçerken omzunun üzerinden konuştu: “Veteriner yarım saat uzaktaysa, tek başına gitmene izin vermem. Bu saatte Beyoğlu’nda… Tehlikeli.” Ela bir an duraksadı. Sonra hızlı adımlarla yanına yetişti. “İğrenerek bakıyorsun ama taşıyorsun?” Rüzgar omuz silkti. “İğreniyorum evet. Ama bırakıp ölsün diye değil. Uyuyamıyorum diye değil. Sadece… sesi kesilsin istiyorum. Ama önce yaşasın.” Ela’nın dudakları hafifçe kıvrıldı – istemeden. “Merhametliymişsin meğer.” Rüzgar güldü – kısa, alaycı bir gülüş. “Merhamet değil. Pratiklik. Sen öfkelenip yürüyerek hasta olursan, evde yalnız kalırım. O da başa bela.” Ela güldü bu sefer. Küçük, gerçek bir gülüş. “Pratiklik ha… Tamam, kabul ediyorum.” İkisi yan yana yürümeye devam etti. Rüzgar kediyi kucağında tutuyor, Ela arada bir kedinin başına dokunuyordu. Sokak lambaları altında gölgeleri uzuyordu. Veterinerin ışıkları göründüğünde Ela mırıldandı: “Teşekkür ederim… Gerçekten.” Rüzgar cevap vermedi. Sadece kediye baktı, sonra Ela’ya. “Eve döndüğümüzde kurallara bir tane daha ekliyoruz: Kediler sokakta kalır. Ama bu sefer… istisna.” Ela gülümsedi. “Anlaştık.” Veteriner kapısı açıldı. İçeri girdiklerinde Rüzgar hâlâ kediyi kucağında tutuyordu. Ve Ela fark etti: Rüzgar’ın eli kedinin sırtında, hafifçe titriyordu. Soğuk değil. Sıcak. Belki de taş kalpli değildi. Belki de sadece… korkuyordu

نهاية الفصل

1 تعليق