İstanbul’un Beyoğlu semti, akşamüstü kalabalığıyla dolup taşarken Rüzgar pencere kenarındaki eski koltuğa çöktü. Elindeki sigarayı yakarken dumanı derin bir nefesle içine çekti. Sigara onun için bir bağımlılıktı – babasının malikanesinde başlayan, burada da bırakamadığı tek alışkanlık. Ama en azından evde, balkonda içiyordu. Kimseyi rahatsız etmemek için. Babası Arnavut kökenli teknoloji devi Sparks Tech’in sahibiydi. Milyarlar, yenilikler, rakipler… ve tehditler. Roen Sparks doğduğunda 1 yaşındayken, babası onu ölümden korumak için Türkiye’ye göndermişti. Büyük malikaneler, dadılar, hizmetçiler, özel güvenlik… Hepsi geride kalmıştı. Şimdi 20 yaşındaydı ve babasının yeni emri gelmişti: Kendi başına bir daire tut, sıradan bir hayat yaşa ve mutlaka bir ev arkadaşı bul. “Kimse şüphelenmesin. Yakınlaşma. Ama yalnız kalma da – dikkat dağıtır.” Daire fena değildi: Yüksek tavanlı eski bir bina, dar koridorlar, küçük balkon – uzaktan Boğaz’ı gören. Lüks yoktu, babasının şartı buydu. İlanı dün koymuştu: “Beyoğlu’nda 2+1 dairede ev arkadaşı aranıyor. Erkek/kız fark etmez. Kira 12.000 TL (yarısını ödeyecek). Temiz, düzenli, sessiz olsun. Sigara içenler hariç (ben içiyorum ama dışarıda). Gece geç saatlere kadar uyanık kalanlar, hayvan sahipleri VEYA gürültücüler başvurmasın. Görüşme için mesaj atın.” Mesajlar yağmaya başlamıştı. Ve hepsi aynı boktu. İlk: Emre, 23. “Abi ortam nasıl? Benim kedim var, ama çok uslu, miyavlamaz bile!” Rüzgar’ın yüzü buruştu. Kedi miyavlaması… O ses onu en derin uykudan bile ayağa kaldırırdı. Takıntısı buydu: Gece uykusu kutsal sayılırdı. Hiçbir şey uyandırmazdı onu – ne araba kornası, ne komşu gürültüsü, ne kapı çarpması. Ama kedi miyavlaması? Ya da birinin gece fısıldaması? O iki ses, beynini bıçak gibi keserdi. Kedili olanlar direkt red. İkinci: Mert, üniversiteli. “Abi ben gece 3-4’e kadar oyun oynarım, kulaklık takarım ama bazen küfür ederim yüksek sesle hahaha. Sorun olmaz değil mi?” Red. Gece uyanık kalanlar, fısıltı bile olsa ses çıkaranlar… Hayır. Üçüncü: Selin, kız. Profil fotoğrafı flörtöz selfie. “Merhaba yakışıklı 😘 Kirayı öderim ama arada sigara molasında sohbet ederiz? Ben de içiyorum 😉” Rüzgar sigarasını söndürdü. Sigara bağımlısı kendisiydi ama evde paylaşmak istemiyordu. Hele yapışkan biriyle. Red. Dördüncü: Can, 22. “Kız arkadaşım sık gelecek, bazen kalır. Gece konuşuruz fısıldaşarak, rahatsız eder mi?” Fısıltı… Rüzgar’ın eli titredi. O sesi duyduğu an uyanır, kalp atışları hızlanır, uyku diye bir şey kalmazdı. Red. Beşinci: Ece. “Ben çok düzenliyim ama kedim var, geceleri miyavlayabilir. Ama alışırız değil mi?” Red. Direkt red. Altıncı, yedinci… On beşinci… Hepsi aynı. Ya hayvanlı, ya gece kuşu, ya da fısıldaşan çiftler peşinde. Babasının şartı yüzünden hepsini reddetmek sinirini bozuyordu. Sigarasını bir tane daha yaktı, dumanı balkona üfledi. Akşamüstü telefon titredi. Yeni mesaj. Gönderen: Ela (profil: Sade bir fotoğraf, kitap raflı arka plan, gülümseyen ama emoji yok). “Merhaba, ilana başvuru için. Adım Ela, 20 yaşındayım, üniversitede okuyorum. Kiranın yarısını şu an ödeyemem ama bir kısmını verebilirim, kalanı telafi ederim – temizlik, yemek yapmak, faturalar… Ne gerekiyorsa. Çok düzenliyim, sessizim, sigara içmem, hayvanım yok. Gece erken yatarım, geç saate kadar uyanık kalmam. Görüşebilir miyiz?” Rüzgar mesajı üç kere okudu. Fotoğrafa baktı. Kız temiz giyimli, saçları toplu, gözleri dürüst. Flört yok. Emoji yok. Hayvan yok. Gece uyanıklık yok. Fısıltı ima eden bir şey yok. İlk defa… kafasına yattı. Gerçekten yattı. Parmakları ekrana gitti. “Tamam. Yarın akşam 7’de gel. Adres atıyorum. Geç kalma.” Mesajı gönderdi. Sonra arkasına yaslandı, sigarasını derin bir nefesle çekti. Belki bu sefer farklı olurdu. Ama içindeki ses hâlâ fısıldıyordu: Dikkat et, Rüzgar. Yakınlaşma. Tehlike her zaman bir fısıltı kadar yakın.
الفصل 1
İlan
نهاية الفصل
2 تعليق
Bismillah başlıyoruz 😁👏🏻
Ayy merak ettim şimdi

