Skip to content

Risk

Chapter 1 · 12 min read

Risk

Chapter 1

5 aydır olduğu gibi o odaya girdim, küçük adımlarla salona gittim. Salon o kadar dağınıktı ki dün akşam burda ne olduğunu gerçekten merak ediyordum üçüncü dünya savaşını kaçırmış olabilirdim masa ve sandalyeler yere devrilmişti, yerler peçetelerle doluydu. Odada ne olduğunu anlamaya çalışırken onlara asla dokunmayacaktım.

Yerde çakmak vardı,bavul vardı, annemin evlilik yüzüğü vardı, yanına gidip eğilerek elime aldım. Cebime koydum yüzüğü. Sonra gözlerimi kapatıp o güne gittim. Annem ve babam evlilerdi tabi ama babam ben 7 yaşındayken evlilik yıl dönümlerinde babam anneme bu yüzüğü verip "alır mısın?" demişti. Annem'se "ne gerek vardı evliyiz zaten", demişti. "Sana her yıl yeniden aşık oluyorum" deyip babam bu yüzüğü anneme vermişti. Babam annemi gerçekten seviyordu. Annemin aksine

Sandalyenin bir ayağı kırıktı annem mi kırmıştı? Son 5 aydır olduğu gibi bir soru işareti daha belirdi kafamda sandalyeyi kaldırmaya çalışırken yerde aile albümümüzü gördüm. Yakılmış,yırtılmış fotoğrafları... 5 aydır bu evdeydik babamı bırakıp gelmiştik ve o günden beri annemle konuşmuyorum bu albümleri çıkarmasını istediğimde de çıkarmamıştı ama şimdi hepsi yere serilmişti. Yırtılmamış tek bir fotoğraf vardı onu elime aldım annemin ailesinin fotoğrafıydı annemden dolayı tanımıştım o an fark ettim ben bu fotoğraftaki annemin ailesini daha önce hiç görmemiştim. Fotoğrafı merakla incelerken fotoğrafın arkasındaki yazıları gördüm,baktım şunlar yazıyordu:

"Sen hem bir aileyi dağıttın hem de bir aileyi yaktın. Seni asla affetmeyeceğim."

Annem bunları kime ve neden yazmıştı? Fotoğrafta o vardı ve 10 yaşında falandı. Sanırım bir erkeğe sarılıyordu, anne ve babası olduğunu düşündüğüm kişilerde yanda sarılıyordu. Annem kime sarılıyordu? bilmiyorum ama bunu düşünücektim. Fotoğrafı kırmızı pijamamın cebine koydum. Sonra kendi ailemize ait bir fotoğraf gördüm annem siyah kalemle kendini karalamıştı ben kardeşim ve babamın üzerindede pastel boya olduğunu düşündüğüm bir kalemle kalpler çizilmişti annem mi çizmişti büyük ihtimalle, fotoğrafı görünce annemin babamı özlediğini düşündüm bunları da ondan yaptığını ama neden 5 ay sonra, ve özlediyse biz niye bu sefil hayatı yaşamaya devam ediyoruz? babamın yanına gidelim. Başka bir fotoğraf aldım sırılsıklam sayılırdı gözyaşlarından. Dördümüz el eleydik ben annem kardeşim babam...

Başka bir fotoğrafta sadece ben yanmıştım. Babamın elini tutan elim hariç yanıktım ve bu beni o an bu aileye ait değilmişim gibi hissettirdi. Buraya geldiğimizden beri babamın bizi bulmasını, eve geldiği hergün gibi bana sarılmasını ve "Canım kızım bugün ne yaramazlıklar yaptı bakalım?" demesini özledim...

O an bir el gelip arkamdan elimdeki fotoğrafı çekip aldı arkamı döndüğümde annemi gördüm. Ve yüzündeki o bıkkın solgun hali "Yine mi?"dedi annem bana. Ona anne bile demek istemiyorum mükemmel bir hayatımız vardı ama o babamla yaptığı ilk kavgada evden bizi de alıp çıkıp gitti ne için kavga ettiklerini bilmiyorum ama babam o gün "Böyle birşeyi nasıl benden saklarsın şaka mısın? "demişti sonra elindeki kağıtları anneme fırlatıp evden çıkıp gitti sinirle sonra ağlayarak bavul hazırlamalar ,kavgalar, gürültüler ve sonrada biz gittik ve buraya geldik.

Annem "Hala benimle konuşmuyor musun?", dediğinde anneme odaklanıp o anı aklımdan attım kafamı salladığımda annem bana "Bugün hiç konuşmayalım ama son günümüz gibi sarılalım olur mu?" Sarılmak mı istiyordu? Dün deliler gibi ağlayan kişi kimdi? /en çok ağlayanların sarılmaya ihtiyacı vardır Tutku/veda eder gibiydi. Bir adım attım anneme, tam bana sarılacakken kollarını tuttum sımsıkı saşırmıştı 5 ay sonra anneme ilk defa bir cümle söyledim.

"Babam gelene kadar annem de olmayacak çünkü ben beni babamdan ayıran bir kadına anne demem" gözleri kocaman açıldı sonra sinirle sımsıkı kapattı o da sanki benim gibi sabrının sonlarındaydı hızlıca benden kollarını çekti çok şey gözüküyordu,sinirli. Neye tutunacağını bilemez gibi zaten kırık olan sandalyeyi eline aldı ve "Senin için yaptığım herşeyi bilseydin böyle yapmazdın Tutku" dedi sonra bir ayağı kırık sandalyeyi masaya vurup bir ayağını daha kırdı çıkan ses yüzünden gözümü kapattım. Sonra annem sanki biraz sinirini atmış gibi yavaş yavaş bana yürüdü ve konuşmaya şöyle devam etti. "Benle 5 ay konuşmadın ve ilk söylediğin şey yine baban" önümde diz çöktüğünü hissettim ama gözüm hala kapalıydı sonra bana sıkı sıkı sarıldı elini saçlarımda gezdirdi. "Bunu bana yapamazsın,yapma" derken sesi titriyordu. Bilmiyorum, haksızlık mı yapmıştım ona? Belki de babamla cidden yapamamalarının bir sebebi vardı. Bana anlatabilirdi gözlerimi açtım yüzünü yüzümle hizaladı.

Annem dünyadaki en güzel kadındı bence sadece 27 yaşındaydı beni 18 yaşında doğurmuştu kahverengiyle siyah arasındaki dalgalı saçları (yıpranmış ve uzun zamandır taranmamış gibiydi) yemyeşil gözleri (ağlamaktan kızarmış ve uyumamaktan morarmış)

Pürüzsüz ve bembeyaz teni biraz solmuş ve sanki ne? bir dakika yüzünde neredeyse yüzünün yarısını kaplamış ve kızartmış bir tokat izi vardı.

Annem ben onu incelerken gözlerimin içine sanki çok önemli bir şey söylemeye hazırlanıyor gibi bakıyordu. Yüzüne yapışmış saçlarını kenara itip, gözlerini kapatıp "Beni asla reddemezsin Tutku çünkü sen her zaman benimsin ben her zaman senin annendim ama o adam senin hiç bir zaman baban olmadı." Annemin ellerini iterek ona nefretle baktım çığlık atmak istedim ağlamak istedim sandalyeyi kırmak sinir atmayı sağlıyor muydu? Ben yine tek ilacıma gittim. Az önce onu affetmeye hazırlanmıştım ama şimdi bana resmen babanı unut dedi. Koşarak odama gittim ve bazayı gördüm yukarı çıkamayacak kadar yorgun hissediyorum Utku'nun yanına gidip ona sarıldım hala uyuyordu sabahın 7'siydi aslında uyumalıydı tabi ona sarılarak bende uyudum.

Ne kadar geçti bilmiyorum ama kalktığımda uykumu almış bir haldeydim Utku yoktu kalkıp içeri geçtim annem Utku'yu giydiriyordu bir mont ve bir şapka taktı bir yeremi gidiyorlardı? Soramadım çünkü annemle konuşmuyordum Utku'ya baktım sonra annem bana bir mont ve şapka taktı ne oluyordu ya böyle?

Annem sanki bu yaz sabahında bize mont giydirmesi normalmiş gibi bir de "yemek yiyin", dedi. Utku'ya baktım neler oluyor der gibi ama o da anlamamıştı o anlamadıysa bende anlamazdım. Utku benden 2 yaş küçüktü ama bizden yaşça büyük birçok kişiden zeki olduğu kesindi.

🔥🔥🔥🔥

Yemeğimi yemeye devam ederken annem bi anda konuşmaya başladı "Şimdi hiçbir anlamı olmayan ama büyüdüğünüz zaman anlayacağınız şeyler söyleyeceğim" dedi gözlerimi devirdim. Kısaca boş yapacağım demişti bence. "Hayat siz en çok neye değer verirseniz en çok ona ulaşmanızda size engel olur" ve dedi "ben en çok mutlu huzurlu bir aileye sahip olmak istedim" ne yapmaya çalışıyordu bu kadın? diye düşündüm bügun nasıl bitecek onu da çok merak ediyordum, iç sesimden bir karşılık geldi o an /şu aptal konuşmama olayını bırakta sor ne dediğini/ "Hayır tabiki sormayacağım" derken sesli konuşmuştum bu aptallığı yaptığıma inanamıyorum birkaç dakika öylece oturduk.

Hiçbir şey konuşmadan...

Utku "Anne sence de bizle artık boş ve felsefik konuşmak yerine açık açık konuşma zamanın gelmedi mi?" annem de "Belki o zamana geç kaldım" dedi "Şuan ne vaktiyse ne demen gerekiyorsa onu söyle" annem de "Artık her şeye çok geç kaldık hiçbir şeye zamanımız kalmadı dedi" Akın sabrı tükeniyormuş gibi "Yani ne vaktine geldik şimdi ne olacak ne zamanı NE?" derken sesi bir anda yükselmişti annem yine aynı bıkkın ama sanki dokunsam ağlayacakmış gibi bir ses tonuyla "Ayrılık vaktidir belki de" dedi annemin hem bu konuşması hemde bu mont ve şapka beni çok baymıştı meyve suyumu tekte kafama diktim.

Annem bir bize birde saate bakıyordu Utku "Birini mi bekliyorsun?" dedi anneme, annemse çok şeydi gergin "anne" dedi Utku "Bize bişey söylemek ister misin?" ama annem sadece sustu ve yaklaşık 2dklık aralarla bizi çok sevdiğini söyleyip sadece saatine baktı.

🔥🔥🔥🔥

Annemle dışarda birlikte geziyorduk bizi bir anda dışarı çıkardı ve insanlar onun yüzünden tip tip bize bakıyorlardı 23 derece sıcak yaz havasında montluyduk Utku yanıma yaklaşıp "Tutku dedi bişey söyleyeceğim" "efendim" dedim. Utku'yla konuşuyordum tabiki de hatta her ne kadar babamı çok özlesem de Utku benim için çok farklıdır. Utku annemi şöyle bir süzüp "Bak annem çok endişeli veya korkuyor" bense yine "efendim" dedim "annem dedi parmaklarına bak" baş parmağıyla yüzük parmağını okşuyordu ama "ne alaka?"dedim Utkuy'sa "annem" dedi sesini biraz kısarak "ya endişeliyse ya korkuyorsa bunu yapar" şaşırarak ona dönüp "nerden biliyorsun?" dedim. "Gözlem" dedi sadece ama saçma geldi belkide sadece yüzüğünü özledi "başka" dedim ve aklıma yüzüğünün cebinde olduğu geldi ama ona vermiyecektim.

"Peki başka evdeki salonu gördün mü?" görmüştüm hatta cebimde parçaları vardı hala o salonun, Utku bana dönüp sesini biraz daha kısıp "bavullar vardı" evet onlarıda gördüm "Bavulları kim kullanır? evlerinden ayr-" derken annem bize dönüp bakın parka geldik dedi ikimizde parka ilerledik ama yavaşça çünkü annem yine ağlıyordu offf ne güçsüz bir kadın ya /sandalyeyi tekte kırdı yalnız knk/

Parka girip Utku'yuda kolundan tuttum annem "mısır almaya gideyim" dedi ama bunu söylerken tam 5 dakika kaybetti sanki bilerek aklımıza sokmak istercesine yavaşça ve zorlukla söylüyordu o gidince "eeee bavul varsa ne olmuş" diyerek Utku'ya döndüm bana dalga geçiyormuşum gibi baktı ve "insanlar ne zaman bavul hazırlarlar?" ben bunu düşünürken Utku kendi sorusuna cevap vererek "bir yerden ayrılacakları zaman" dedi sesi biraz sesli ve sinirli bir şekilde çıkmıştı annemin sofrada söylediği şey geldi aklıma "ayrılık vaktidir belkide" ikimizde birbirimize korkuyla baktık "Annem resmen az önce bize veda etti ve mısır almaya diyip gitti" dedim Utku kafasını hayır anlamında salladı "Belki bize veda etti ama onu bulabiliriz ve bizi kesinlikle parkta tek bırakmaz" daha da korkarak "birileri gelicek o zaman" dedim oturduğumuz bankta titremeye başladım.

"Belki de dedim kafamızda kuruyoruzdur". Dedim öyle olmasını dileyerek Utku "umarım öyledir" dedi "hem" diye de ekledi "Annem bize veda edecekse bile bizi bir parkta bırakmaz ikincisi bizi birileri alacaksa bile parkta herkesin içinde yapmaz" "Haklısın"dedim ve yaklaşık 20dknın sonunda annem hala gelmeyince Utku'nun elini tutup "annemi bulalım mı?" dedim. Bana kafasını sallayarak onay verdi konuşmak istemiyor gibiydi ve haklıydı da eve gitmek istiyorum...

Mısırcıya doğru yürüdük mısırcı parkın karşısındaydı. Burası bi mısırcıya benzemiyordu açıkçası ama şuan bir mısırcının standının boyunun ne kadar olacağını düşünmek değil eve gidip babamı beklemek istiyordum mısırcıya ilk adımımızı attığımız anda bir anda bir adam hatta bir dakika bi adam değil bu benden 1-2 yaş büyük bir çocuktu kollarımı sımsıkı yakaladı kollarından çıkmak için çırpındım ama o kadar ani bir saldırı oldu ki başaramadım o an yine benim yaşımda bir kız çocuk karşımda Utku'ya yaklaşıp bir mendil koklatmaya başladı daha da cok çırpınmaya başladım Utku'nun kendini kurtarmaya çalışmasını gözüm yaşlarla dolarken izledim zaten bu arkamdaki mandanında beni bırakacağı yoktu /manda?/ Utku 2 dknın sonunda artık dayanamayıp bayılınca ayaklarımın bağı çözüldü resmen ve dizlerimin üstünde yere çöktüm Utku diye bağırmak istedim ama daha U diyemeden arkamdaki çocuk ağzımı kapattı yüzünü görmeye çalıştım ama onun yerine arkamızda duran mısırcı arabasını görünce pes etmiş gibi ayağa kalktım. Arkamdaki çocuk o zaman kulağıma fısıldayarak "Aferin işte böyle" dediğinde içimde birşeyler patlak verdi ve tüm gücümle ikimizi de geriye doğru ittim. Mısırcı arabasının sıcaklığını elimde hissettim ama bunu o çocuğun sırtında hissedeceğini bilmek beni mutlu etti. /Aferin işte böyleyi şimdi hak ettin./

Sırtının acısıyla beni bırakınca koşarak Utku'ya "Geldim ablacım aç gözünü" dedim diz çöküp saçlarını okşadım gözyaşlarım yüzüne düşüyordu o sırada yan tarafta bi kadının hemde sesi çok tanıdık bir kadının sesini duydum.

Artık ciddi anlamda ne düşüneceğimi ne diyeceğimi bilemezken "Anne" dedim hala Utku'nun elini tutarken kafamı çevirmiş annemle göz göze gelmiştin arkasındaki bir adam annemi sıkıca tutuyordu ve annem içli içli ağlıyordu o sırada annemin yanında tekli neredeyse saraydakilere benzeyen bir koltukta bir adam bizi alaylayıcı bir şekilde alkışlamaya başlayıp "Ahh ne hüzünlü bir aile tablosu ağlayasım geldi" dedi hem de gülerek kendimi bir oyunda gibi hissettim. Bu adam da kimdi? "Sen kimsin" dedim Utku'nun ellerinin tutarak adam ayağa kalkıp "Biliyor musun? tatlı kız sana bu masalı anlatmayı ben isterdim. Ama bence bu masalın baş karakteri o" diyerek annemi gösterdi.

"Anne"dedim ona yürürken koltuktaki adam annemin arkasındaki adama işaret yapınca arkasındaki adam da onu bırakınca annem sanki tonlarca yükün altında gibi bir anda yere yıkıldı ve ağlayarak,hıçkırarak "Öz...ür dile...rim kız...ım kaçın burd...an lütfen" dedi. "Ne? Kaçalım mı?" yere oturdum tam karşısına derin nefesler aldım. "Bana ne olduğunu söyle ağlamadan hadi anne" dedim güçlü kalmalı ve öğrenmeliydim korkmamalıydım annem gülümsedi şaka mı? yapıyordu bu durumda gülümsüyor muydu? /Lan deli bi karar ver ağlasınmı? gülsünmü?/ Beynim bile benle celişiyordu artık dayanamayıp "KOMİK OLAN NE ?" diye bağırdım.

Annemde "5 ay sonra senden vazgeçmek zorunda kaldığım gün en azından son kez anne diyen sesini duymak" dedi gözyaşlarını silip derin bir nefes aldı "çok güzel" diye ekledi yanağımı öptü ve "ayrılık vakti geldi" dedi ayağa kalkıp hoşcakal der gibi elini salladı yüzünde hafifçe bir tebessümle hala diz cökmüş oturuyordum arkamı dönüp Utku'ya baktım iri yarı bir adamin kucağında baygındı o an yapacağım şeyi sadece onun için yapmalıydım gözyaşlarımı silip annemin ayağına sıkıca sarıldım "Hayır anne vazgeçtim lütfen bırakma bizi ayrılmayalım hep annem kal" dizleri titriyordu anlamıştım bizi buradaki adamlara bırakıyordu gerçekten babam gibi bizden de vazgeçmişti anneme sarıldığımda gördüğüm şeyin burada göreceğim son şey olduğunu bilmiyordum bavullar, salondaki bavullar buradaydı biz şuanda kaçırılıyor olamazdık sanki her şey planlı gibiydi o an bugünü kafamda geçirdim "bugün son günümüz gibi sarılalım" Annemin sesi kulaklarımda çınlıyordu herşey bitmişti o an anladım ve anneme sarılmayı bırakıp tek bişey yapmaya başladım,

Her zaman yaptığım şeyi yaptım. belkide tüm hayatım boyunca yapacağım şeyi yine yaptım pes ettim ve babamı beklemeye başladım evet burda annem vardı bacağına sımsıkı sarıldığım annem ama ben belkide şuan nerede olduğumuzu ne yaptığımızı bilmeyen babamı beklemeye başladım güven böyle bir şeydi sanırım seni her daim koruyacağını inanmak sizden vazgeçse bile annemin "Hayır" bağırışlarının arasında kafamda hissettiğim bir acı yüzünden önce küçük bir çığlık attım sonra yere devrildim. Annem daha da çok bağırarak "Hayır" ağlayışları ve birkaç duyduğum ama anlayamadığım sesler duydum...

🔥🔥🔥🔥

12 saat önce:

"Emin misin?" dedi adam yıllar önce söylediği şeyin şuan gerçekleşiyor olmasıyla gurur duyar bir sesle "Başka çarem yok" dedi kadın gözleri buğulanmıştı "O zaman ben kazandım" dedi adam. Kadın sinirlenerek bağırmaya başladı "Ne kazanması ne kaybetmesi dalga geçme Yiğit görmüyor musun? Ölüyorum" dedi kadın ,değer verdiği herşeyden vazgeçmesi gerekiyordu ,zorla ama son bir umut denedi "Yiğit lütfen sil şu kafandaki ihaneti gel beraber mutlu bir hayat kuralım" "Kendimi unuturum ama amaçlarımı asla"dedi adam sinirle, kadına bakarak ,derin bir nefes aldı kadın "Ben bana yapılanı kabul ettim sen de et" dedi kadın, adam sinirle yumruklarını sıktı ve kadının yüzüne bir tokat attı. "Bir daha sakın" dedi adam dişlerini sıkarak "Bunu söyleme" dedi bağırarak kadın susmak zorunda kaldı adam arkasını dönüp giderken "Bir gün eğer her şeyi berbat etmemişsem 7'miz yeni bir yola adım atacağız söz" kadın arkasında duyduğu cümlelere arkası dönük bir şekilde cevap verdi "Eğer bir gün onlara zarar verirsen seni yaşatmam söz" o gün kimsenin görmediği ve bilmediği bir anlaşma yaptılar aynı geçmişteki gibi ilkini kadın kaybetti ve şimdi kaybedecek hiçbir şeyi yoktu ikisi de yavaş adımlarla birbirinden uzaklaşırken aslında ikiside birbirine sımsıkı sarılmak istedi ama ikisininde sımsıkı sarıldığı başka şeyler vardı kadının çocukları,adamınsa intikam duygusu, kadın şimdi evine dönerken yüzünde yüzünün yarısını kaplayan bir tokat izi vardı.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.