تخطٍ إلى المحتوى

PROJECT: ECLIPSE

الفصل 5 · قراءة 3 دقيقة

PROJECT: ECLIPSE

الفصل 5

Av

Bölüm 5 — AV

Komutan Draven, yıkılmış tesisin ortasında durmuş, elindeki kırık kelepçeyi inceliyordu.

Otuz yıllık kariyeri boyunca bu kadar aşağılanmamıştı. Eclipse Mark'ı taşıyan tek insan — otuz yıldır aradıkları cevap — parmaklarının arasından, bir avuç Noctis çapulcusu tarafından çalınmıştı. Ve şimdi, Dominion Yüksek Konseyi'ne bunu açıklaması gerekiyordu.

"Efendim." Genç bir subay, dikkatli adımlarla yaklaştı. "İzleme ekibi bir şey buldu."

Draven, kelepçeyi elinden fırlattı. "Konuş."

"Kaçış sırasında bıraktığı biyolojik izi analiz ettik. Eclipse Mark'ın aktif hali, çok özel bir enerji imzası bırakıyor. Onu takip edebiliriz."

Draven'ın gözleri parladı — otuz yıllık bir sabrın sonunda beliren bir umut ışığı. "Nereye gidiyor?"

Subay, tabletindeki haritayı ona uzattı. Bir rota, kuzeyden güneye, kıtaları aşarak uzanıyordu.

"Güney kutbuna, efendim," dedi subay, sesinde belli belirsiz bir tedirginlik vardı. "Antarktika'nın eski araştırma bölgesine."

Draven'ın çenesi sıkıldı. O bölgeyi biliyordu — herkes biliyordu, en azından söylenti olarak. Eclipse Protokolü'nün doğduğu yer. Konseyin asla konuşmadığı, ama asla unutmadığı yer.

"Filoyu hazırlayın," dedi. "Tüm filoyu. Bu sefer kaçmasına izin vermeyeceğiz."

FERAL BÖLGESİ — GÜNEY VADİLERİ

Yerin altında, güneşin hiç ulaşmadığı bir mağara ağında, Feral topluluğunun lideri — sadece Alfa olarak bilinen, artık pek insan sayılmayacak kadar dönüşmüş bir kadın — kendi kanının içindeki çağrıyı hissetti.

Gözleri açıldı, sarı ve dikey bir gözbebeğiyle parlayarak.

"Onu hissediyorum," diye hırladı, sesi yarı-insan yarı-hayvan bir tondaydı. Etrafındaki sürü, huzursuzca hareket etti, aynı çağrıyı hissederek. "İlk Doğan uyandı."

Yanındaki genç bir Feral, tereddütle sordu: "Ne yapacağız, Alfa?"

Alfa, dişlerini gösterdi — bir gülümseme mi yoksa bir tehdit mi, ayırt etmek zordu.

"Onu buluruz," dedi. "Ve ona gösteririz gerçek evrimin ne olduğunu. İnsanlık zaten öldü, yavrum. Biz onun devamıyız — daha güçlü, daha saf. Ve eğer İlk Doğan gerçekten üçünü birden taşıyorsa..." Gözleri karanlıkta parladı. "...onu bize katarız, ya da onu alt ederiz. İkisi de kabul edilebilir."

Sürü, tek bir vücut gibi harekete geçti, güneye doğru — kokuyu, çağrıyı takip ederek.

TARAFSIZ BÖLGE — TREN İSTASYONU

Kael, elindeki eski haritayı inceliyordu — Ysolde'nin arşivinden çıkarılmış, on yıllarca öncesine ait bir Antarktika krokisi. Sable, karşısında oturmuş, silahını temizliyordu, ama gözleri sürekli Kael'e kayıyordu.

"Bu kadar uzağa nasıl gideceğiz?" diye sordu Kael, sonunda haritayı bırakarak. "Kutuplara giden yollar yıllar önce çöktü. Okyanuslar—"

"Bir yolu var," dedi Ysolde, yaklaşarak. "Noctis Hanedanı'nın eski bir deniz altı gemisi var — Eclipse öncesinden kalma, hâlâ çalışır durumda. Ama..." Duraksadı.

"Ama ne?"

"Ama onu kullanmak için derin sulara girmemiz gerekecek. Ve derin sular artık eskisi gibi değil, Kael. Okyanuslar da değişti Eclipse Gecesi'nden sonra. Orada neler yaşadığını kimse tam olarak bilmiyor."

Sable, silahını masaya bıraktı, sesi ciddiydi. "Bir de Dominion ve Feral'in bizi takip ettiğini unutmayalım. Bu kadar büyük bir hareket gizli kalamaz."

"O zaman hızlı hareket etmemiz gerek," dedi Kael, ayağa kalkarak. Vücudundaki ağrı hâlâ oradaydı ama artık onu durdurmuyordu — tam tersine, içindeki o garip ısı, sanki ona güç veriyormuş gibi hissettiriyordu.

Ysolde, ona uzun uzun baktı. "Bir şey daha var, İlk Doğan. Eğer Veyne haklıysa — eğer o şey gerçekten dönmek üzereyse — belki de doğru soru şu değil: nasıl oraya varırız."

"Peki ne?"

"Doğru soru şu: oraya vardığımızda, ne yapacağız? Çünkü eğer üç anahtar birleşirse, ve o şey uyanırsa..." Ysolde'nin sesi alçaldı. "...belki de onu durdurmanın tek yolu, seni yok etmek olacak."

Odada bir sessizlik çöktü. Sable, Ysolde'ye sert bir bakış attı ama itiraz etmedi — çünkü itiraz edecek bir şeyi yoktu.

Kael, bir süre pencereden dışarı, kızıl tozla kaplı ufka baktı. Sonra, sesi şaşırtıcı derecede sakin, konuştu:

"O zaman oraya varana kadar, hayatta kalmanın bir yolunu bulacağım. Çünkü eğer seçim bu kadar basitse — dünyayı kurtarmak ya da kendimi kurtarmak — sanırım cevabımı zaten biliyorum."

Sable, ona baktı, gözlerinde ilk defa bir şey belirdi — hayranlık mı, yoksa acıma mı olduğunu kendisi de bilmiyordu.

"Umarım öyle bir seçim yapmak zorunda kalmayız," dedi yavaşça.

Dışarıda, ufkun ötesinde, iki farklı yönden yaklaşan tozlar vardı — biri kuzeyden, teknolojinin parıltısıyla; diğeri güneyden, vahşi ve hızlı.

Av başlamıştı.

Ve Kael, üçünün de peşinde olduğu tek şey olarak, artık koşmaktan başka bir şey yapamayacağını biliyordu — ta ki cevabı bulana kadar.

Devam edecek — Bölüm 6: Derin Sular

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.