تخطٍ إلى المحتوى

ORMAN

الفصل 8 · قراءة 6 دقيقة

ORMAN

الفصل 8

GERÇEK YÜZLER

Dayanılmaz bir baş ağrısı ile uyanmıştım, yatakta doğrulurken "Bu nasıl bir baş ağrısı?" Demeyi ihmal etmemiştim, gözlerimi tamamen açabildiğimde kendi odamda olmadığı fark etmiştim. Hayır, burası hastane odalarına da benzemiyordu, kaşlarım çatılı halde etrafta gezinirken aklıma White geldi. Uyku bir sesle "White, neredesin oğlum?" Diye seslendim. Ancak bir kedi miyavlaması beklerken kalın ve gür bir sesin "Buradayım sahip" demesiyle yerimden hoplamıştım.

Sesin nereden geldiğini anlayamadan etrafa bakındığım sırada arka çaprazımda olan ve ofisimde gördüğüm kişinin aynısını şuan hasır bir sandalyede otururken görüyordum. Gözlerim büyürken "Abi!" Diye bir çığlık attım. Ancak kapıdan ne herhangi birisi geçmişti nede bir Allah'ın kulu dahi sesimi duymuştu. Korkuyla elinde şarap içen adama baktığımda ona dikkatlice bakma fırsatı bulabilmiştim. Uzun boyluydu ve beyaz üstten üç düğmenin açık bırakıldığı bir gömlek giyiyordu, içinde herhangi birşey yoktu bu yüzden teni görüşümdeydi. Altına giydiği beyaz keten pantolonla karizmanın insan olmuş halı gibiydi. Gerçi insan demeye bin şahit isterdi çünkü bir çift beyaz kedi kulağına ve yine beyaz bir kuyruğa sahipti. Saçları ve teni bile beyaz olan bu adamla neden aynı odada olduğumu sorgulamaya başlayınca "Sen kimsin? Abim nerede? Ben neredeyim?" Şeklinde üç soru bıraktım.

Elinde ki şarap bardağını yeni fark ettiğim komodinin üzerine koyduktan sonra bana doğru ilerlemeye başladı, ayağı kalkmak için yeltendim ve yüksek bir sesle "Bana yaklaşma!" Diyerek uyardım

Uyarışıma rağmen aynı rahatlıkla bana doğru gelmeye devam etti, ayağı kalkıp ondan biraz uzaklaştığımda aynı sakinlikle ve hiçbirşey demeden rotasını tekrardan bana çevirdi.

Bu kovalamaca birkaç dakika daha devam ettiğinde adam sonunda durmuş ve "Yeter!" Diyerek gürlemiş ve devam etmişti "Yatağa geç ve otur. Bu kadar basit, zaten herşeyi anlatacağım!" Demesiyle bende sinirlenmiştim ve "Bağırma bana!" Diye tiz bir ses çıkartmıştım, kulaklarının geri çekilmesi ve yüzünde acı dolu bir ifade bırakması gözümden kaçmamıştı. Sol elini yatağı gösterecek şekilde konumlandırdığında, daha sakin bir ses tonuyla "Tamam, yatağa geç ve otur. Sadece birkaç saniye sonra geleceğim ve herşeyi anlatacağım" dedi hâlâ hareket etmediğimi görünce "Söz" diye ekledi. Başka bir çarem olduğunu düşünmediğim için yatağa oturdum ve aklımda ki kötü düşünceleri kovmaya karar verdim, aşırı yakışıklı bir adam tarafından kaçırılmıştım ve sakin kalmam buradan kurtulmam için listenin başında olan bir faktördü. Derin nefesler alarak yatağın ucuna oturdum, hareket ettiğimi gören adam rahatlamış bir şekilde nefes alıp hasır sandalyeyi karşıma çekti ve oturdu, gözlerinin içine bakmaya çalışıyordum.

Birkaç dakika boyunca ikimiz de konuşmadık, elini şakaklarına götüren ve gözü kapalı olan adam bir iki nefes almadan sonra gözlerini açtı ve tırsak bir biçimde ona bakan beni gördü sonunda "Sana zarar verebileceğimi düşünmüyorsun değil mi?" Diye bir soru yöneltti, sessiz kalma hakkımı kullanmam onu biraz da olsa germişti. Elini uzatarak "Merhaba sahip, ben White" demişti, gözbebeklerim büyürken ağzım bir karış açılmaya başlamıştı, White olduğunu iddia eden kişi boşta kalan eline baktı ve elini indirdikten sonra "Biliyorum, inanması güç. Ama doğrular, ben White ismini koyduğunuz kediyim, yaşadığın şoku atlatabilirsen herşeyi detaylı bir şekilde anlatacağım. Neden Black'le kavgalıyız?, nasıl bir kedi bir insan olabilirim, herşeyi anlatacağım ancak öncelikle bu şoku atlatman gerek " dedi. Gözlerinde ki şefkati yakalamıştım. O süper yakışıklı adama inanmam çok aptalca olurdu ancak insanı kendi etkisinde bırakan bir sihri vardı

Evet buna sadece sihir diyebilirdim

Yalnızca bir saat sonra kendime gelebilmiştim ve sesimde ki şaşkınlığa engel olamadan "Seni dinliyorum" demiştim. O da benim kendime geldiğimi anlayınca hasır sandalyeye kendisini bırakıp "Sonunda" demiş ve anlatmaya koyulmuştu "Öncelikle nereden geldiğimi anlatayım. Ben sizin gibi bir insan değilim. Aslında bırak insanı bu dünyadan bile değilim. Hiçbirinizin bilmediği ve yetkililerin sizden sakladığı başka bir dünya var. Burada nasıl insanlar varsa orada insanüstü varlıklar var, herbirimizin özel güçleri, değişik görünüşleri ve sesleri var. Hepimizin ortak özelliği bir çift el ve bir çift ayağa sahip olmamız. Onun dışında hepimiz farklıyız tabii aramızda aynı türden varlıklarda var. Ben ve Black gibi ikimizin de ataları aynı. Ama ikimizinde arasında bizim bile bilmediğimiz bir savaş var, ikimizde nedensizce birbirimizi gördüğümüz yerde kinleniyoruz. Aslına bakarsan birbirimize saldırmak da saldırmamak da elimizde olan birşey ancak bize söylenen buydu. İkimizin atalarının farklı olduğu ve iki atanında eskiden kalma bir savaş verdiği söylendi bize, ikimizde bunun yalan olduğunu biliyorduk ancak yapmak zorundaydık. Aksi takdirde bizim dünyamızdan atılıp bu dünyaya gelecektik ikimiz de bu dünyada hayatta kalamazdık. Bu yüzden bize söyleneni yaptık, yıllardır en ufak birşey olsa bile birbirimizi suçlardık. Artık ne kadar kinlendiysek rol icâbı yaptığımız şeyleri normalde de yapmaya başlamıştık, bu ilerleyişimiz benim hoşuma gitmese de ailemin hoşuna gidiyordu.

Birgün bütün dünyada bir anons gerçekleştirildi, anonsa göre bütün varlıklar insanların olduğu dünyaya ışınlandırılacaktı çünkü çok geçmeden burada bir savaş olacaktı ve bu savaşta herhangi bir varlık ayakta kalamazdı. Black ile her ne kadar "Biz ayakta durabiliriz" konusunda aynı fikride olsak bile düşmandık bu yüzden ikimizde tıpış tıpış kapsüllerin içine girdik, aslında ikimizde korkuyorduk.

Sonrasında buraya geldik, ikimizde bizim dünyada nasıl görünüyorsak bu dünya da da aynı görünüyorduk. Ancak bizi gören iki avcının bayılması sonucu bu görüntülerden kurtulmamız gerektiğini anladık, ikimizde bize verilen güçleri kullanarak beyaz ve siyah iki kediye dönüştük. Her ne kadar "Birlikte kalmalıyız buranın neresi olduğunu bilmiyoruz" dememe rağmen Black beni dinlemeden ortadan kayboldu, sonra bir kamyon sesi duydum, sese kulak verdiğimde o kadar da uzak olmadığımı anlayınca hızlı hareketlerle sesin geldiği yöne gittim. Sonra seninle karşılaştım, aslında yaklaşmak aklımda yoktu ancak gözlerine kenetlendiğimde, gözlerinde ki o masumiyeti ve nazikliği gördüm, kısacası temiz bir kalbin vardı ve bana yardım edebilecek tanıdığım tek insan sendin. Yani sana güvenmekten başka çarem yoktu. Sonrasını da zaten biliyorsun"

Konuşmasını bitirdiğinde duyduklarımı idrak edebilmek amacıyla gözlerimi birkaç kez kırpıştırdım. Duyduklarımla rahatlamam gerekirken neden korkmuştum?

Zihnimi okuduğunu düşündüğüm White sinir bozucu bir sakinlikle konuşmaya başladı "Bu duyduklarınla korkman normal. Ancak söyleyeceklerim daha bitmedi, benim dünyamda ki hayvanlar yetişkin olduklarında dünyaya gelirler. Sizin gördüğünüz gibi gözlerimiz kapalı annemizin karnından doğmuyoruz... En azından sizin dünyanızda, gözleri kapalı bir bebek olsak bile neler gördüğümüzü inan kimse bilmiyor. Ayrıca bizim yaşamımız sandığın kadar kolay değil, kendimize bir sahip bulmak yemek bulmaktan daha zor, eğer bulamazsak ölürüz" sakince söyledikleri karşısında yutkunmayı denemeyi bırakmıştım "Ne- Ne demek ö-ölürüz" şaşkınca kekelediğimi gören White biraz bekledikten sonra anlatmaya devam etti "Black ve ben gibi şanlı olmayan hayvanlar sahiplerini bulamadıklarında ölür. Bu genellikle arabalar sayesinde olur, şoför aslında oradan geçmeyi aklından geçirmez ancak sonrasında ne hikmetse oradan geçeceği tutar karşısına sizin deyişinizle bir hayvan çıkar. Frene basmak ister ama yine ne hikmetse fren tutmaz ve araba yüksek hızla hayvana çarpar, veterinere götürülen hayvan ne yapılırsa yapılsın kurtulamaz. Kurtulanlarsa buna bin pişman olur. Her gece peşini bırakamayan ağrılar,şiş gözler,diğer hayvanların seni azarlaması. Sonunda bunlara dayanamayan hayvan her ne kadar iyi bakılırsa bakılsın kurtulamaz ve ölür, kısacası bizim yolumuz ne kadar uzun olursa olsun sonu aynı yere, ölüme çıkıyor" konuşmasını sakinlikle bitirmişti ve bu benim daha çok şaşırmama neden olmuştu, sanki hergün bunları yaşıyormuş gibiydi.

Ah ne saçmalıyorum zaten hergün bunları yaşıyor

Bunlara kesinlikle inanmıştım, ancak doğruluğunu test etmem gerekiyordu "Ne yani şimdi siz hayvan-insan karışımı yaratıklar mısınız?" Dedim sesimi alaya vurmaya çalışarak "Kısmen evet" dedi, sanki alay etmediğimi, sadece emin olmak için bunları söylediğimi biliyormuş gibiydi. Kendimi tutamayarak bir soru daha gönderdim "O zaman benim hergün kucağıma aldığım,kedi mamaları verdiğim,suyunu ihmal etmediğim,hergün onunla konuştuğum, kumunu temizlediğim kedi..." Bir anda aydınlanma gelmişti, lafımı yarıda kestiğimi ve gözlerimi açabildiğimden daha fazla açtığımı gören White bir elini havaya kaldırıp "İyi misin?" Dediğinde kendimi tutamadım ve onu yatağa adeta fırlatarak üzerine çıktım "Demek beni kullanırsın he!" Ellerimi kafasına vurmaya vaşladığımda iki elini de kafasına siper etti

Tanrım şuan hayvana şiddet mi uyguluyordum?

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.