Elara evdeki masanın başına oturduğunda saat gece yarısını geçmişti. Işığı sadece masa lambasından alıyordu; evin geri kalanı karanlıktı. Önünde üç dosya vardı: Mert’in kayıp şahıs dosyası (eski meslektaşından USB’ye kopyalanmış, resmi erişim kesildiği halde). William kod adlı şüphelinin (Kael’in) üst birim dosyası – operasyon sonrası sızdırılmış notlar. Kendi kişisel not defteri – son aylarda karaladığı tarihler, koordinatlar, Kael’in eski mesajlarından çıkardığı kelimeler. Önce Mert’in dosyasını açtı. Son sinyal: Şehir dışı, eski sanayi bölgesi, koordinatlar yaklaşık 38.4°K, 27.1°D civarı (İzmir’in kuzeydoğusundaki terk edilmiş endüstri alanı). Sinyal kesilme saati: Kael’in numarasının “geçersiz” olduğu geceden 36 saat sonra. Not: “Fiziksel müdahale izi yok. Psikolojik çöküş ihtimali yüksek.” Elara haritayı açtı (telefonundan offline harita indirmişti, izlenmemek için). Sanayi bölgesini yakınlaştırdı. Depolar, atölyeler, paslı hangarlar… William dosyasında işaretli yerler: “Bağlantılı kayıp vakaları – sanayi bölgesi depo grubu 17-22”. Operasyon gecesi gittikleri depo 19’du. Zincir izleri, sandalye, duvar çentikleri… Ama Mert orada değildi. Kael onu taşımış mıydı? Yoksa başka bir depoya mı bırakmıştı? Elara Kael’i düşünerek not aldı: “Kael iz bırakmaz ama ‘yakın’ bırakır. Psikolojik olarak. Mağduru tamamen koparmaz, gölgesinde tutar.” Bu onun tarzıydı. Mert’i öldürmemişti, çünkü öldürmek kolaydı. Onu “kırıp” bırakmıştı. İkinci adım: Eski mesajlar. Kael’in aylar önceki mesajlarından birinde geçen kelime: “sanayi”. Bir keresinde Elara’ya “o tarafa işim düştü” demişti, koordinat vermeden. Elara o mesajı tarih sırasına koydu: Mert’in kaybolduğu haftadan 3 gün önce. Tesadüf değildi. Üçüncü adım: Kasaba araştırması. Elara internetten (anonim tarayıcıyla) eski sanayi bölgesinin uydu görüntülerini inceledi. Depo 17-22 arasını tek tek fotoğrafladı. Hangisi en izole? Hangisinin kapısı paslı ama yeni zorlanmış gibi duruyor? Depo 18: Çatısında eski bir kırmızı işaret (boya lekesi gibi). Kael’in eski bir alışkanlığı vardı – önemli yerleri küçük kırmızı lekelerle işaretlerdi, kimse fark etmezdi. Elara o lekeyi büyüttü. Kalbi hızlandı. Aynı kırmızı tonu, Kael’in bir zamanlar ceketinin astarındaki iplikle aynıydı. Dördüncü adım: Fiziksel hazırlık. Elara ertesi gün kasabaya gitti – resmi araç yok, kendi eski arabası, plaka sahte etiketle değiştirilmiş. Geceyi bekledi. Bölgeye vardığında saat 02:00 civarıydı. Depo 18’in etrafını dolaştı. Kapı paslı ama menteşelerde yağ izi vardı – yakın zamanda açılmış. İçeriden hafif bir koku: küf + ter + eski yemek artığı. Yaşayan biri vardı. Elara kapıyı zorlamadan önce durdu. Silahını kontrol etti. Sonra kilidi kırdı – sessizce, profesyonelce. İçeri girdiğinde el fenerini yaktı. Işık Mert’i buldu. Köşede oturuyordu, sırtı duvara yaslı, gözleri yarı kapalı. Zincir yoktu. Kael çoktan gitmişti. Mert’i burada, kendi haline bırakmıştı. Mert başını kaldırdı. “Sen…” diye mırıldandı. Sesinde şaşkınlık değil, yorgun bir kabul vardı. Elara feneri yere koydu, ışığı Mert’in yüzüne değil, yanına yöneltti. “Nasıl buldun?” diye sordu Mert, sesi çatallı. Elara sandalye çekip karşısına oturdu. “Dosyalar,” dedi yavaşça. “Senin sinyalin buradaydı. Onun işaretlediği depolar burasıydı. Mesajlarında geçen kelimeler, haritadaki kırmızı leke, kapıdaki yağ izi… Hepsi birleşti.” Mert acı bir şekilde güldü. “O seni hâlâ izliyor sanıyorsun değil mi? Ama beni burada çürüttü.” Elara öne eğildi. “Artık izleyen o değil. Ben izliyorum.” Ve o an, Elara’nın içinde bir şey kesinleşti: Araştırmak bitmişti. Oyun başlıyordu.
الفصل 18
Mert.
نهاية الفصل
0 تعليق
لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.