Elara dosyayı kapattığında saat gece yarısını geçmişti. “Kael William.” İsmi artık bir tesadüf değildi. O park. O şehir. O tarih. Ve “şüpheli ağır yaralı bulundu” notu. Elara montunu aldı. Düşünmedi. Plan yapmadı. Sadece çıktı. Siyah araç bu kez saklanmıyordu. Kael direksiyon başındaydı. Elara kapıyı açtı ve yolcu koltuğuna oturdu. Aralarında birkaç saniyelik sessizlik oldu. “Konuşmamız gerekiyor,” dedi Elara. Kael başını hafifçe salladı. “Biliyorum.” Elara dosyayı torpidoya bıraktı. “Şehir dışı. Park. Yıllar önce.” Kael’in çenesi gerildi ama yüzü değişmedi. “Oradaydın.” Bu bir sorudan çok tespitti. Kael cevap vermedi. Elara devam etti. “Taciz eden adam… iki gün sonra ağır yaralı bulundu.” Sessizlik. “Bu sen miydin?” Kael derin bir nefes aldı. “Evet.” Tek kelime. Ne savunma. Ne açıklama. Sadece kabul. Elara’nın kalbi hızlandı. “Neden?” dedi. Kael camdan dışarı baktı. “Çünkü o gün yardım isteyemedin.” Elara’nın boğazı düğümlendi. “Beni mi izliyordun?” Bu soru ağırdı. Kael başını yavaşça çevirdi. “Seni takip etmiyordum.” “Peki orada ne yapıyordun?” Kael birkaç saniye sustu. “İlk kez seni o gün gördüm.” Elara dondu. “O parkta. Yalnızdın. Paniklediğini gördüm.” Sesi düz, kontrollüydü. “Polisi arayabilirdim,” dedi Kael. “Aramadın.” “Çünkü o adam kaçacaktı.” Elara’nın gözleri doldu ama ağlamadı. “Onu öldürdün mü?” “Hayır.” “Ne yaptın?” Kael’in sesi daha da alçaldı. “Bir daha kimseye dokunamayacak hale getirdim.” Bu cümle arabada asılı kaldı. Elara’nın içi karıştı. Korku mu? Minnet mi? Öfke mi? Hepsi. “Ben şikâyetçi olmadım,” dedi Elara. “Ben seçmedim bunu.” “Biliyorum.” “Benim adıma karar verdin.” Kael gözlerini indirdi. “Evet.” İlk kez pişmanlık sesine sızdı. “Ama o gün yalnız değildin.” Elara gözlerini kapadı. Yıllarca o anı “tek başıma atlattım” diye hatırlamıştı. Ama şimdi… Gölgede biri vardı. “Ne zamandır?” diye sordu. Kael anlamadı. “Ne zamandır beni koruyorsun?” Kael cevap vermedi. Bu sessizlik cevaptı. Elara yavaşça arabanın kapısını açtı. Tam inecekken Kael konuştu. “Ben seni güçlü olduğun için sevmedim.” Elara durdu. “Zayıf anını gördüm.” Bu cümle kalbine saplandı. “Ve o gün… birinin yanında durması gerektiğini düşündüm.” Elara arkasını dönmedi. “Ben korunmak istemiyorum Kael.” “Artık biliyorum.” Bu kez sesi gerçekten yumuşaktı. “Elara…” Durdu. “Eğer o gün geri dönsem… yine yaparım.” Elara başını hafifçe eğdi. “Ben de olsam… yine şikâyet etmezdim.” Bu cümle aralarındaki en dürüst şeydi. Elara indi. Kapıyı kapattı. Kael gitmedi. Ama yaklaşmadı da. Bu kez aralarında bir sır değil, bir gerçek vardı. Kael William. Ve o gün Elara gerçekten yalnız değildi.
الفصل 16
Ağır yaralı bulundu.
نهاية الفصل
0 تعليق
لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.