Skip to content

Omut

Chapter 2 · 4 min read

Omut

Chapter 2

1.Bölüm

(Lütfen oy vermeyi ve hislerinizi yorumlarda paylaşmayı unutmayınn)

1.Bölüm: "Aça Kız"

Küçük beşikteki çocuk ağlamaktan kızarmıştı. Başında duran babası bebeğini nasıl susturacağını bilmiyor, çaresizce hizmetlilerin bebeği susturmasını bekliyordu. Oturduğu sandalyede sakallı yüzünü avuçlamış sessizce gözyaşı döküyordu. Hizmetliler buna şaşırsalar da görmezden geliyor Kurt'un hüznüne sessizce ortak oluyorlardı. Baş Kurt daha dakikalar önce karısını kaybetmişti. Doğum çok zorlu geçmiş, ölüm karısını, sevincini, yaşam isteğini, nefesini yanına almıştı.

Karısının kanlı ve terli bedeni yatakta hizmetliler tarafından temizleniyordu. Doğum yeni başladığında saraya hakim olan heyecan, bekleniş, sevinç yerini derin bir sessizliğe bırakmıştı. Güçten düşen bedeni artık dayanamamıştı. Heyecanla müjde bekleyen herkesi hüznün gölgeleri sarmıştı. Ölen Ana Kurt'un yası fitnecileri sevindirmişti. Bu planları tıkır tıkır çalışıyor demekti. İki imparatorluk arasındaki sulhun imkansızlığını gösteriyordu bu ölüm.

Baş Kurt, tertemiz battaniyelere sarılmış yavrusuna baktı. Hizmetlilerden birisi onu dikkatle tutarak önderlerine doğru uzatıyordu. Küçük bebeğin ağlamaktan kızarmış yanakları, gözlerinin yeniden dolmasına sebep oldu. Ondan nefret etmekten korkuyordu. Karısını ondan aldığı için bebeğinden nefret etmekten çok korkuyordu. Bebeğinin daha açılmamış gözlerine bakınca dudağının kenarı ister istemez kıvrıldı. Orada karısının gözlerini görmeği o an her şeyden çok istiyordu. Bebeği dikkatle alıp göğsüne yasladı. İşte o an kan ağlayan kalbi birazda olsa ısındı. Hüzünlü tebessümü yüzüne tam oturdu.

Halkının karşısına çıkma vaktiydi. Kendini toplamak istercesine burnunu çekti. Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Bebeğin ağlayışları biraz diner gibi olmuştu. Sert adımlarla, onun için açılan kapıdan çıktı. Uzun koridorda kararlılıkla adımlarını atarken, yardımcıları ve hizmetliler üç ayrı sıraya düzülerek onu takip ediyordu. Her ne kadar karısı artık gitsede onun arkasında duran halkı hep yanındaydı. Düşmanlarına ne olursa olsun yıkılmayacağını göstermeliydi. Bu devletin ayakta kalabilmesi için Baş Kurt'da hep ayakta kalmalıydı. Koridorun sonuna yaklaştığında dışarıyı daha iyi görebiliyordu.

Yakıcı güneş geniş balkonu aydınlatıyordu. Sarayın büyük bahçesinde doluşan halkını ve sinsilikle balkonda onu bekleyen düşmanlarını görüyordu. Başını dik tutarak sonuncu adımı attı. Onu bekleyen halkı, Baş Kurt'u gördüklerinde bağırmaya başladı. Hepsinin yüzünden hüzün vardı. Ana Kurt'un ölüm haberi büyük bir hızla yayılmıştı. Kucağındaki bebeği göğsüne daha sıkı yaslayarak korkuluklara yaklaştı. Bebeğinin kulağına ezan okudu ve onun için seçtiği adı fısıldadı. Tüm halk bunu nefeslerini kesmiş izlerken, Omut İmparatoru galibiyetle bakıyordu Baş Kurt'un kucağındaki bebeğe.

"Ey Türk halkı, Allah bizden Ana Kurt'u aldı. Yerine başka Ana Kurt verdi. Evet, hepimiz bu haberle üzüldük. Onun gidişi hepimizi ağlattı. Ama yine de ayaktayız! Çünkü bize baş eğmek yakışmaz! Bize pes etmek yakışmaz! Yeni gelen Ana Kurt'la dilerim TURAN'a bereket de gelir. Dilerim ki onun doğumu birleşemediğimiz diğer kardeşlerimizin de kurtuluşuna işarettir. Asla baş eğmeyin! Bize Tanrıdan başkasına baş eğmek yakışmaz!"

Dizlerini sert zemine dayayarak elinde ağlayan bebeği havaya kaldırdı. Gözlerini açık olan mavi semaya dikti.

"Aça Kız hoş geldin!"

Toplanmış insanlar da, aynı anda başını mavi semaya kaldırıp "Aça hoş geldin!" diye bağırmaya başladılar. TURAN haber kanallarının hepsi bu anları gösteriyordu. Halkın hepsi evinden, işinden, okulundan çıkıp sokaklarda Aça'nın gelişini semaya bakarak kutluyordu. Kalplerinin bir yarısı hüzünle, bir diğer yarısı sevinçle doluydu.

Omut'un küçük varisi babasının yanından ani adımlarla uzaklaştı. Babası sonra ona, bu yüzden çok kızacaktı ama merakını dindirmek istiyordu. Yüksek sesle ağlayan o şeye yakından bakmak istiyordu. Dizlerini yere dayamış olan, heybetli adama yaklaşarak merakla kucağındakine baktı. Yüzü kızarık, dişsiz ağzı açık, küçük bebeği görünce hevesle daha da yakınlaşıp elini yanağına dokundurdu. Yumuşak tenini hafif hareketlerle sevdi. Bebeğin sakinleşmeye başladığını gördüğünde ikinci elinide yanağına koydu. Küçük bebek ağlamayı kesmişti.

Baş Kurt doğduğundan beri susmayan kızının sesinin kesildiğini farkedince kapattığı gözlerini açtı. Önünde duran çocuğa şüpheyle bakıp, kızını kucağına çekti. Çocuk bunu görünce istemsizce adamın dibine kadar girip, ellerini yeniden bebeğin yanaklarına koydu.

Aça bebek hem susmuş hem de gözlerini açmıştı. Omut'un varisi küçük bebeğe şimdi de hayranlıkla bakıyordu. Bebeğin huysuz bakışları onu adeta mest etmişti. Sanki etrafındaki her şey yok olmuş bu bebekle bir tek o kalmıştı. Sahiplenme duygusuyla kollarını bebeğe sardı. Baş Kurt kaşlarını çatarak bebeğini kendine daha da çekti. Karşısındaki çocuğa korkunç bakışlar atıyordu ama çocuğun umurunda değildi sanki. Bu defa kafasını çevirip kanlı düşmanına tehditkar bir bakış attı. Ama o da sinsi bir sırıtışla Aça Kıza bakıyordu. O an Baş Kurt kalbinde ilk defa bir korku hissetti.

"Теперь я думаю что можем договориться. Я отдам тебе того чего ты хочешь. Только взамен твоя дочка будет невесткой Империи Омута!"

(Şimdi anlaşabileceğimizi düşünüyorum. Ben sana istediğini vereceğim. Ama karşılığında kızın Omut imparatorluğunun gelini olacak)

Tercüman denilenleri tercüme ettiğinde Baş Kurt'un dünyası başına yıkılır gibi oldu. İlk defa bir ihtimalden korkmuştu ve korktuğu başına gelmişti. Sinirle dişlerini sıktı. Gözleri öfkeyle karardığında çaresizce mavi semaya doğru bağırdı.

Kader o zaman belli oldu. TURAN'ın Aça K

ızı Omut'un varisine prangalandı.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.