İlk günün heyecanını ve yorgunluğunu üstümden atacak bir uyku çektikten sonra resmiyette ilk iş günüm için hücremden çıkmıştım. Ekip arkadaşlarımla kahvaltı ettikten sonra çalışma alanına geçmiştik. Dalıp şehre biraz daha yaklaşmaya çalışacak ve belki birkaç fotoğraf çekmeye çalışacaktık. Bir yandan Emirle sohbet ederek bir yandan da kameraları üstümüze sabitleyerek hazırlandık. Dalış çok uzun sürmüştü şehir o kadar derindeydi ki şu ana kadar bulunamaması çok normaldi. Sonra bir ışık hüzmesi çarptı gözümüze tüm karanlığın içerisinde...
Karşımdaydı.
Çocukken hayallerimi süsleyen, rüyalarıma giren o şehir tam olarak karşımdaydı. Evet, çok uzağındaydım o an ama görüyordum.
Gerçekti.
İçimi hem bir korku hem de heyecan kaplarken profesör yaklaşmamız için işaret verdi. Görünürde hiçbir şey yoktu. Yemyeşil mercanlardan oluşan boyları 2 metreye yakın 2 tane sütun vardı önümüzde. İçeriyi görecek kadar yaklaşmamıştık ki içeriden sesler geldiğini fark ettik. Balina seslerine benziyordu. İçeriden gelen seslerden hem korkmuş hem de merak etmiştim. Biraz daha yaklaşınca içerideki mint yeşili binaları görmeye başladık. Efsanelerin doğru olduğunu o an anlamıştım resmen müthişti bu binalar. Bir anlığına onlardan biri olmak istedim.

Daha önce buraya denizaltıyla yapılan dalışta bu kadar yaklaşılamamıştı o yüzden ekibin geri kalanı da ilk defa bu kadar yakından görüyordu. İçeride dolaşan deniz insanlarını ve balıkları görebilecek kadar yaklaşmıştık. Profesör dalıştan önce gözlerine bakmamamız gerektiğine dair bir uyarıda bulunmuştu, o yüzden temkinliydik fark edilmek istemiyorduk.

Çektiğimiz birkaç fotoğraf sonrası, oksijen tüplerimizdeki azalmayı fark ederek, karaya çıkmak üzere yukarı doğru yüzmeye başladık. Karaya çıktığımızda kendimi bayılacak gibi hissediyordum.
Böyle bir şey nasıl gerçek olabilirdi?
Bu gerçekse diğer bütün efsanelerin de gerçek olma ihtimali vardı. Poseidon'un 3 uçlu mızrağı da gerçek olabilir miydi mesela? Üç uçlu mızrağı bulan denize hükmedebilir miydi?
Ya da sirenler mesela, korsanları yollarından alıkoyan gizemli yaratıklar onları kaçıran ölümcül yaratıklar, onlar da gerçek miydi?
Aklımda deli sorular vardı. Hâlâ gerçek olduğuna inanamıyordum. Bir efsaneyi gözlerimle görmüştüm.
Emir benim şoka girdiğimi fark ettiğinde koluma şaka yollu vurup dikkatimi çekip iyi olup olmadığımdan emin olmak istemişti. İyi olduğumdan emin olduktan sonra ise tüm ekibi alıp çektiğimiz fotoğrafları incelemeye gitmiştik. Fotoğraflar fantastik romanlardan çıkmış gibiydi. Aklım hala gerçek olduğuna inanmıyordu. O günü de ekiple beraber sohbet ederek bitirmiştik ve herkes hücresine çekilmişti. Her şey iyi gidiyor gibiydi, şimdilik bir aksilik yoktu.