Skip to content

NEBULA

Chapter 2 · 7 min read

NEBULA

Chapter 2

BUDA MI GOL DEĞİL BE

-"Oha ayı omzumu çürüttü!!!"

-"Kim lan o bizim Nebulamıza omuz atıyor. Knk kimse bana engel olmasın ben bu puştu sikerim!"

-"Ya dur be oğlum. Nehir iyi misin? Cevap versene kızım. Gel bir oturalım." diyerek önümüzde duran masaya ilerlettiler beni. Omzum gerçekten de çok acıyordu. Hay şu omzum bu kadar acımayacaktı da Meriç'in dediği işlemi ben uygulayacaktım o göt lalesine. Kesinlikle fazla acılı bir öğle yemeğinden sonra maalesef cehennemin başlangıcı olan ders zili çaldı ve biz sınıfımıza girdik. Bizden hemen sonra öğretmen girdi ve aynı fasa fisolari anlatmaya başladı. Tam uyudum uyuyacağım derken kapı çalındı. Merakla başımı kaldırmıştım ki kaldırmaz olaydım, başım kopaydı da kaldırmayaydım of of. Bana öğlen çarpan göt lalesi tam karşımda duruyordu.

-"Evet arkadaşlar yeni arkadaşınız Toprak. Eminim onu da diğer arkadaşlarınız gibi hemen aranıza alacaksınız. Toprakçım boş biyere geç hemen ben de derse devam edeyim." diyen yalaka hocamız tarafından şutlanan göt lalesi tam olarak benim yanıma doğru geliyordu. Ama Allah'tan yanım dolu. Derken arkamın boş olduğu aklıma gelince benim sevinç balon gibi fıs etti. Ve o da o kadar boş yer varken geldi benim arkama oturdu. Hayattaki şansım bu işte ya of of.

-"La bu herif ne ayak neden Nebula'nın arkasına oturdu bu piç?"

-"Ne bilelim kardeşim ama öğreniriz sen sıkma canını. He şimdiden söylüyorum Nebulayı boş bırakmak yok ben de sevmedin bu herifi. Hayır sanki öğlen kızın omzunu çürüten o değilmiş gibi bir de gelmiş arka sırasına oturuyor."

-"Arkadaşlar sizi duyuyorum farkında mısınız acaba, hayır ben de sevmedin bu herifi ama ben kendimi koruyabilirim."

-"Canım hiç kendini boşuna yorma benim en başta Mert'e sözüm var. Yedi yirmi dört yanındayım knk."

-"Ulan Tuğra tamam anladık abimle çok iyisiniz de sen benim arkadaşımsın kendine gel lan!! Ve kesin bilgi işinize bakın benim canımı sıkmayın. okey?"

-"Eyvallah knk ama ters bir durumda direk uçur anlaştık mı?"

-"Merak etme 3P o iş bende."

Bok bende . Bu çocuk ne ayak ya öğlen gel omzumu kopar şimdiyse hiç bir şey olmamış gibi arka sırama otur. Neyse relax olacağız yakında çıkar kokusu. Dur lan koku dedim de burada bir şey kokuyor, hatta bir şey ölüyor.

-"Bu koku ne lan. Kim adam öldürdü?"

-"Bu ceset kokusundan bile daha kötü be. Lan 3P yine ne bok yedin? Söyle oğlum vallahi kızmayacağım bak!!"

-"Şimdi arkadaşlar önce kızmayacağınıza söz verin."

Aynı anda söz dedikten sonra Kuzey konuşmaya devam etti.

-"Şimdi canlar hani bizim okulun karşısında bir balık restoranı varya..."

-"EEEE"

-"Şey ben oranın çöpünden bir şey arakladım. Ama eğlence amacıyla canlarım vallahi bak."

-"Lan sen adam olmayacak mısın git ne aldıysan çöpe mi atıyorsun yiyor musun ne bok yersen ye sınıf sayende bok kokuyor."

-"Atamam lan ben bunu bunla güzel planlarım var benim:)"

-"Allah belanı versin 3P. Sınıftaki oksijeni yedin lan! Siktir git çantanı da al sayende sınıf bok kokuyor. Hadi knk lan yok et şu radyoaktif maddeyi."

Demir'in sert sesi ile hızlıca uzaklaşan Kuzey'in arkasından bakakalmıştım. Demek ki bu şerefsizin korkması için Demir'in kükremesi gerekiyormuş. Bunu öğrendiğim iyi oldu:) Tuvalete gitmek için kalmıştım ki Cemre'nin sesiyle durdum.

-"Nereye bebişim?"

-"Lavaboya gideceğim Yumuşum."

-"Benimde gelmemi ister misin ?"

-"Yok güzellik, şurası topu topu. Hem sen bizimkilere göz kulak ol. Miraç sen de kalk lan bi Kuzey nerde onu bul. Yazık Demir kükreyince odu bokuna karıştı bebeğimin "

-"Allah çarpsın ben bile için için sıçtım Demir bağırınca çocuk ne yapsın? Tamam Neboşum o iş bende hadi sende git gel o zaman sınıf bir kere daha bok kokmasın:)"

Son dediğine cevap vermek yerine tuvalete gidip işimi gördüm hemen. Tuvalete girer girmez bir kız sürüsüyle karşılaştım. Aralarından sıyrılıp hemen kendimi kabine attım.

-"Kızlar gördünüz mü yeni çocuğu adı Toprak mı neymiş. Ama maşallah taş taş." Gülerek söyledikleri şeyin sözlü tacize girdiğini biliyorlar mı acaba diye bir an merak etmedim desem yalan olur. İşimi halledip hemen lavaboyu terk ettim. Gün geçtikçe değişik bir yer oluyor içerisi. Artık orayı gazinoya çevirseler ona bile şaşırmam. Kendi kendime konuşa konuşa gidiyordum ki birden hizmetli odasına çekilmem ile neye uğradığımı şaşırdım...

TOPRAKTAN:

Evet okula yeni gelmiş biri olarak demeliyim ki okulun imkanları gerçekten de güzelmiş. He benim asıl gelme amacım imkanlar olmadığı için beni hiç iplemiyor. Aslında yemekhaneye inip onu gördüğümde sadece koluna dokunacaktım ama ayağım takılınca resmen kızım omzundan geçtim. Tabiki hem utanç hem de sevdiğim insanın canını acıttığım için arkama bakmadan yemekhaneden çıktım. Mal Toprak, geri zekâlı bir az dikkat etsene lan. Of of nasıl da acımıştır can of of aptalım ben ya. Ay çok pardon şimdi siz diyorsunuz ki bu mal ne diyor? Sizi daha fazla merakta bırakmadan olayın en başına dönüyorum.

3 YIL ÖNCE

Şimdi bunlar benim trakamı öpecekler. Lan tek kişi beş adama dalmak nedir ya? Bu sefer öldüm galiba of of beynimi sikeyim ya. Kendi içimde kendime kızarak dövülmeyi beklerken bir ses ile gözlerimi açıp sesin geldiği tarafa doğru döndüm.

-"Çelik çomak için yaşınız büyük değil mi beyler!!"

O tarafa doğru döndüğümde benimle yaşıt beş kişilik bir grup gördüm. En önde ise bir kız duruyordu. Saçını rastgele at kuyruğu yapmış, üstünde beyaz tişört ve siyak eşofman ile alelade bir kız gibi duruyordu. Ben hala üstümdeki şoku atlatamamışken en öndeki kız tekrar konuştu.

-"Beş kişi bir insana dalmaya utanmıyor musunuz LAN!!!!"

-"Bak kızım gidin belanızı bizden bulmayın o çelik çomak oyununa sizi de almayalım."

-"Dumur bu piç bana kızım mı dedi ben mi yanlış duyuyorum."

-"Yok Neboşum vallahi kızım dedi."

-"Dumur senin ebeni ziyaret edeyim Neboşum ne lan? Angut herif! Neyse biz konumuza dönelim. 3P Cemre'nin yanından ayrılmıyorsun. Tuğra sen ne yapıyorsun lan?"

-"Deliceye haber verdim beş dakikaya burada olur."

-"İyi bok yedin abim gelsin de kavgaya karıştığım için benim bir ağzıma sıçsın demi. Oğlum şunu bir netleştirelim sen benim arkadaşımsın tamam mı?"

-"Kızım siz manyak mısınız ne anlatıyorsunuz lan"

Arkadan gelen bir ses hepimizin dikkatini o yöne çekti.

-"Heee manyaklar, ele başları da benim tanışalım mı?"

Demesiyle adama kafayı gömmesi bir oldu. Bunu gören diğer kişiler de gruba saldıracaktı ki en öndeki kız, çevik bir hareketle önündeki adamın üstüne atladı ve onu yere düşürerek karnını tekmelemeye başladı. Diğerleri de boş durmuyordu tabiki ama ben nedense gözlerimi bu kızın üstünden alamıyordum. Alelade bir kız olmasına rağmen beni bu kadar etkilemesine ben bile şaşırıyorum doğrusu. Ben daha iç münakaşamı bitiremeden onlar adamları paket etmişlerdi bile. Karnına tekmeler attığı adamın sonunda yerden kalkamayacağına inanmış olmalı ki adama tekme atmayı bırakıp hemen benim yanıma gelip önümde diz çöktü.

-"İyi misin, bir şey yaptılar mı?"

Ben tam cevap vermek için ağzımı açmıştım ki arkamızdan gelen kükremeyle beraber önümde diz çöken kız ağzının içinde bir şey mırıldanmaya başladı ve yüzüne şimdiye kadar gördüğüm en güzel gülümsemeyi takınıp ayağa kalktı.

-"ELİN ADAMINDAN SANANE LANNN!!!!"

-"Abicim biz çocuğu kurtardık ya hani sormayım mı nasıl olduğunu? Hem sen nasıl bu kadar çabuk geldin?"

-"Buraya yakın bir yerdeydim zaten bir de Tuğra arayıp yine kavgaya gireceğini söyleyince ben de direkt Ahmetlere haber verdim ondan sonra da tabana kuvvet işte. Hatta Ahmetler 'in şimdiye kadar gelmeleri lazımdı.

-"Haklısın Delice de trafiğe takıldık be."

Ne zaman geldiğini bile fark etmediğim adam önce Delice dedikleri çocuğa bakıp, hemen sonrasında alelade kıza döndü.

-"Nebulam, kızım çok özledim be."

-"Ben de çok özledim yakışıklım. Geldiğin yok ki artık." deyip sarılınca içimde daha önce hiç hissetmediğim bir duygu baş gösterdi. Elimde olsa şimdi kalkıp Ahmet dedikleri çocuğun ağzını burnunu dağıtırdım. Bana neler oluyor böyle, sakin ol Toprak sakin ol. Benim ayırmama gerek kalmadan Delice dedikleri çocuk laf söyleyerek ikisini ayırdı. Delice ne değişik isim lan acaba lakabı falan mı?

-"Lan bana böyle sarılmıyorsun be. Yazıklar olsun sana. Bir de öz abin benim güya. Hem sen ona yakışıklım mı dedin. Ben kıçımı yırtsam bana öyle sarılıp yakışıklım demezsin, vay be!"

-"Ay abilerin gülü kıskanır mıymış. Abicim ben sana da öyle sarılırdım ama Ahmedim'i iki haftadır görmüyordum yoksa olur mu öyle şey sen benim ilk yakışıklımsın." deyip ona da sıkıca sarılıp kafasını göğsüne koyunca yine o tanımadığım duygu saklandığı yerden çıkıp bana selam verdi. Ve sanırım benim varlığımı unutmuşlardı demiştim ki,

-"Kalk lan anladık bir şeyin yok senin de." deyip beni arkalarında bırakıp yürümeye başladılar. Ama benim gözümün önünde hala o alelade toplanmış saçıyla Nebula dedikleri kız vardı. Ve uzun süre de gideceğini düşünmüyordum...

Evet sevgili okurlar. Bizim kitabımız klasik pısırık kız cesur oğlan kitabı değil. Ama tam tersi de değil. Sadece ne kızımız ezik olacak, oğlumuzsa beyaz atlı prens. Bu alelade bir mahalle kızıyla, bu kıza kendini aşık etmek için uğraşan bir oğlanın hikayesi. Aslında bu bizim hikayemiz. Ben sadece sıcak, komik ve sadece yorulduğunuzda kafa dağıtmanız için okuyabileceğiniz güzel bir hikaye yazmak istedim. Keyifli okumalar:)

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.