Skip to content

Mutlu değildim.

Chapter 2 · 2 min read

Mutlu değildim.

Chapter 2

Bir kızın hayatı.

"tünaydın" öğleden sonraydı ve yine şu lanet olası okula gelmişti. Aslında geçen hafta annesi çalıştığı için her gün yarım gün devamsızlığı vardı. Fakat bunu hiç düşünememişti tabii. Geçen sene olsaydı okula gelmeyi isterdi, arkadaşlarını görmek isterdi. Böyle diyince geçen senenin daha iyi olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat sadece akademik başarısıne odaklanması bazı şeyleri görmesini engelliyordu. Bu sene de tam bunu farketmişti.

"Sen, yanıma gelebilir misin?" Aptal hocada onu çağırmıştı işte. Devamsızlık evrağını alıp hocanın yanına gitti.

Piper.

Buyrun, diyerek masaya bıraktım. "Rehberlik hocası seni çağırıyor. İkinci ders ona ineceksin." Nedendi? Okula gelmememin sebebini herkese 'hasta' olduğumu söylemiştim. Bunun hakkında görüşecek bir şey olduğunu sanmıyordum.

"Anladım" Diyerek yanıma oturdum.

"O ne?"

"Devamsızlık evrağı." Sıra arkadaşımdan nefret ederdim. Akademik başarısına takmış, embesil beyinli bi' kızdı. Yani düşünün, arkasından konuştuğu kişilerle konuşacak kadar fahişe.

"Baksam yaa."

"Boşver, önemli bir şey değil." 2. Uyarı gelirse tutanak imzalıyordum. Annem zaten beni dün akşam sikmişti evde. 'Nasıl benden habersiz devamsızlık yaparsın' diye. Hocaların istediği neydi acaba. Anlayamamıştım.

Ders bitmişti, herkes son derse girerken ben aşağı iniyordum. Rehberle konuşmak için. Hasta olmanın nedeni mi olurdu ya? Neyi konuşacaktı amk. Odaya gelmiştim.

"Benim hocam."

"Hoşgeldin, otur karşıma." Bıkmıştım, kelimenin tam anlamıyla bıkmıştım artık. Sadece okulu asmıştım, bu kadar abartılmasını istemiyordum. Keşke hocalar benle uğraşmayı kesse, annem evde sürekli "piper, telefonu bırak. Ders çalıştınmı bu gün?" Demese. Maalesef, dememeleri imkansız. Yinede bu hayata alışmış gibiydim.

"Otursana kızım." Ah, tabii. Rehberliği unuttum lan. Oturdum.

"Devamsızlıkların nedenini öğrenebilirmiyim?"

"Hastaydım."

"Rapor?" biraz düşündüm. Aklıma gelmemişti.

"Babam evde değildi, annem de çalıştığı için alamadık."

"Anlıyorum, peki geçen seneyle ilgili ne düşünüyorsun, Geçen seneden bu yana ne değiştide böyle oldun?" SSöyleyemezdim. Tahmin edersiniz ki pek anlayışlı bi' ailem yok. Bu yüzden internetten beni anlayan kişiler buldum. Sizin anlayacağınız, 'sanal arkadaşlar' bana daha çok değer veriyorlardı. Aslında bu yüzden telefona çok bakıyordum. Aslında durum şu ki; annemlere bunu söylesem anlayışla karşılamıyacaklarını bildiğim için telefon bağımlılığımın oyun yüzünden olduğunu söylüyorum. Tabii artık telefonumada el koymaya başladılar. Beni anlamıyorlar. Rehberliğede güvenmem. O tırrekler benden aldığı bilgileri anneme söylüyor. Bundan eminim. O yüzden şimdi de gerçeği söyleyemem.

"Bilmiyorum. Geçen seneki arkadaş ortamım artık yok. Bu olabilir." Dedim. Yalan değildi, geçen seneki arkadaş grubumla bu sene dağılmıştık. Çok değişikti, herkes birbirinin arkasından konuşuyordu. Ayrıca bu seneye kıyasla geçen seneki hareketlerimi çirkin buluyorum. Tabi hocaların tek derdi 'enayi' öğrencilerin akademik başarısı. Ergenliğe saygı duydukları yok. Hepsi öyle, maalesef.

"Bunun yanı sıra telefonunda etkisi olabiliceğini düşünüyor musun?" Yalan yok, düşünüyordum. Ama pişman mısın diye sorsanız, elbette hayır. Eğer telefonla tanışmasaydım, yani ordaki insanlarla. Kendi değerimi bilmezdim. Çünkü o zamana kadar yaptığım herşey sanki başka bi' varlıkmışım gibi eleştirilmişti. Kendimi tanıyamıyordum. Gelen geçen laf atıyor gibiydi. Sonra kendimin farkıns varmaya başladım. Ama bunu ailemden değil, başkalarından öğrendim. Çok acı, değil mi?

"Olabilir."

...

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.