Skip to content

Müphem

Chapter 32 · 3 min read

Müphem

Chapter 32

Bölüm 32: Gerilim Dolu Ev Yolculuğu ve Saklanan Sırlar

Alper’in parmakları Umay’ın bileğini sardığı an, zaman sanki kulübün o gürültülü ve bas sesli müziğiyle birlikte durdu. Alper’in sıcak teması, Umay’ın alkollü ve öfkeli zihninde bir kıvılcım çaktı. Gözlerini Alper’in gözlerine dikti, yüzündeki o meydan okuyan ifadeyle bileğini hızla ve sertçe çekti.

"Çek lan elini!" dedi Umay, sesi hırsla titreyerek.

Alper boşta kalan elini havada öylece asılı tuttu. Kızın bu ani ve keskin tepkisi, etraftakilerin bakışlarını üzerlerine topladı. Hakan araya girip gerginliği dindirmek için hemen kardeşinin koluna girdi. "Yeter artık Umay, burası yeri değil! Melis, hadi toparlanın, çıkıyoruz buradan."

Ece ise localardan inip yanlarına gelmiş, ne olduğunu anlamaya çalışan şaşkın bakışlarla Alper’e ve Umay’a bakıyordu. "Alper, iyi misin? Ne oluyor burada?" diye sordu Ece, sesindeki hafif rahatsızlığı gizlemeyerek.

"Bir şey yok Ece," dedi Alper, çenesi kasılmış bir halde. Gözlerini bir saniye bile Umay’dan ayırmıyordu. "Hadi, eve geçiyoruz."

Yarım saat sonra, Hakan’ın evinin salonu tam anlamıyla bir duruşma salonunu andırıyordu.

Umay hafif sarhoşluğun ve gerginliğin etkisiyle tekli koltuğa yayılmış, bacak bacak üstüne atmış, gözlerini karşı duvara dikmişti. Melis onun hemen yanında, endişeyle ellerini ovuşturuyordu. Ece, Alper’in ısrarıyla evine bırakılmış, Hakan ise kapıyı kapattığı gibi koltuğun ortasına dikilmişti. Alper, salonun diğer köşesinde kollarını göğsünde bağlamış, cam kenarında dikiliyordu.

Hakan ikisinin de yüzüne sertçe baktı. Bir aydır aralarındaki o tuhaf, buz gibi soğuk savaşı sezse de tam olarak anlam veremiyordu. Ama bu geceki patlama bardağı taşırmıştı.

"Evet," dedi Hakan, sesini yükselterek. "Dinliyorum sizi! Bir aydır ne oluyor lan size? Soğuk savaş açtınız resmen! Evde birbirinizin yüzüne bakmıyorsunuz, dışarıda birbirinizi görünce sinirden patlayacak gibi oluyorsunuz! Derdiniz ne sizin, adam gibi söyleyecek misiniz artık?!"

Salonda ölümcül bir sessizlik oldu.

Alper başını hafifçe kaldırdı, gözleri Umay’a kaydı. Eğer gerçeği söylerse; Umay’ın ona olan hislerini, o anonim mesajları ve aralarındaki o patlamaya hazır gerçeği Hakan öğrenirse, bu ev, bu dostluk, her şey mahvolurdu. Alper tam ağzını açıp durumu geçiştirecek bir yalan söyleyecekken, koltukta yayılan Umay kimseden beklemeyen o hamleyi yaptı.

Umay başını yavaşça kaldırıp abisine baktı. Alkolün verdiği cesaretle ama gözlerindeki o tehlikeli pırıltıyla gülümsedi.

"Abartma be abicim," dedi Umay, ellerini sallayarak. "Alt tarafı küçük bir kavga..."

Hakan kaşlarını çattı. "Küçük bir kavga mı? Kızım bir aydır konuşmuyorsunuz!"

"Çünkü haklıydı!" dedi Umay, lafı ustalıkla çevirerek doğrudan Alper’e hedef gösterdi. "Alper abi beni kampüste bir erkekle konuşurken gördü... Hani şu bizim sınıftan Can var ya, onunla proje konuşuyorduk. Alper abi de geldi beni fırçaladı, 'Abine söylerim, dikkat et' falan yaptı. Ben de sinirlendim, 'Sana ne be' dedim. O gün bugündürtripli işte!"

Alper şaşkınlıkla gözlerini açtı. Umay’ın bu kadar rahat, bu kadar inandırıcı bir yalanı anında uydurmasına ve bütün suçu kendisinin üzerine yıkmasına aklı ermiyordu. Ama Umay, hem kendini hem de Alper’i -özellikle de o gerçeğin abisinin kulağına gitmesinden korumak için Alper’i- ustalıkla kurtarıyordu.

Hakan derin bir nefes verip ellerini başına götürdü. "Can mı? Lan Can yüzünden mi bir aydır birbirinizi yiyorsunuz? Alper, sen de çocuk gibi netripleniyorsun kardeşime?"

Alper, Umay’ın ona baktığını gördü. Umay’ın gözlerinde *'Sus ve devam et'* diyen o iddialı parıltı vardı.

Alper yutkundu, çenesini sıkıp başını başka yöne çevirdi. "Uzatmak istemiyorum Hakan," dedi boğuk bir sesle. "Büyütülecek bir şey değilmiş, kapatalım konuyu."

Hakan sinirle başını sallayıp odada tur attı. "Siz ikiniz kesinlikle kafayı yemişsiniz! Neyse, geç oldu, herkes odasına! Umay, yarın sabah da bu sarhoşluğunla hesaplaşacağız seninle, yürü odana!"

Umay hiç istifini bozmadan ayağa kalktı. Abisinin yanından geçerken hafifçe omuz silkti, ardından odasına doğru yürürken kapının önünde durup arkasındaki Alper’e son bir kez baktı. Gözlerindeki o zafer ve hırs ateşi, aralarındaki savaşın henüz bitmediğini, aksine şimdi daha da alevleneceğini açıkça fısıldıyordu.

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.