Mila Victoria
Sabah sabah ablamın söylenmeleri ve yorganı üstümden çekmesi ile gözlerimi araladım. Sabahın köründe derdi ne bu kızın? Bir türlü uyutmadı "kalk artık Mila, teyzemlere gideceğiz." Tamam diye mırıldandım. Ablam odadan çıkar çıkmaz araladığım göz kapaklarim tekrar kapanmaya başlarken arkamı dönmemle kafama çarpan bir yastık hissederek uyanmam bir oldu. "Çok tembelsin biraz ablanı örnek al." Ablamdan aldığım gereksiz tavsiyeden sonra yorganımı üstümden tamamen atarak doğruldum. "Bir kerede doğru düzgün uyandırın şu evde ya!" Sinir bozukluğuyla telefonu elime alırken ablamın içerden seslenişini duydum. "Kahvaltı hazır bu arada" saçımı geri atarak burnumdan bir nefes verdim. Saat sabahın dokuzu, beni uykumdan uyandıracak kadar önemli olan neydi acaba? Bir yandan bunu sorgularken bir yandan da elimi yüzümü yıkayıp saçımı başımı düzelterek tavşanlı pijamalarımla kahvaltı için annemlerin yanına gittim. Hâlâ çok uykum vardı ve babamın çay karıştırma sesi gerçekten beynimi sallıyordu. Zar zor birşeyler yemeye çalışırken annem gözlerindeki heyecanı gizleyemedi bir yandan yemek yerken dinliyormuş gibi yaptım. "Gün boyu umarım bu kadar somurtkan olmazsın çünkü bazen insanın arkadaşa ihtiyacı olur değil mi?" Başımla onaylarken masadaki ekmeğe uzandığım sırada annem önümden aldı. "Ne?" Der gibi baktım yüzüne "çocukluğundan beri doğru düzgün arkadaşın yok Mila, sende herkes gibi gençliğini yaşamalısın. Ve insanları geçiştirmek çok kaba bir davranıştır." Lafını bitirince ekmeği bana uzatarak gülümsedi "değil mi?" Başımla onayladım tekrardan "haklısın anne" haklı falan değilsin, neden herkes gibi olayımki? Herkes arkadaşlarıyla gezip eğleniyor diye buna mecbur muyum gerçekten? Saçmalık ya.
Kısa süre sonra kahvaltımı bitirip hazırlanmak için odama çıktım masamın önünde saçıma şekil verirken aslında fazla uğraşmasamda güzel duracağını fark ederek kendimle bakıştım daha sonra masamdan kalkarak dolabımı açtım ve giyecek birşeyler baktım. Boy aynamın karşısında kıyafetleri üstüme tutup kendimce podyum yaparken annemin kapımın önünde telefon konuşmasına kulak misafiri oldum. "Haklısın Freya, hem Mila ile Mark da kaynaşmış olurlar. Evde değil mi? Çocuğu ilk günlerden dışarı mı yolladın babasıyla? Umarım doğru olanı yapmışsındır sonra görüşürüz." Hey. Mark da kim ve neden kaynaşıyormuşuz? Kapıya kulağım dayalıyken kapının açılmasıyla geri sendeledim. "Duydun sanırım? Yanına birkaç kıyafet al teyzen yatılı kalmamızı istiyormuş." Daha kötü bir haber olamazdı cidden, hayatımda kaç kere teyzemde yatıya kaldım sanki? Annem odadan çıkarken kolunu tuttum. "Anne, ben evde kalsam Mila hastaydı falan desen olmaz mı?" Annem bıkmış gibi nefes vererek başını onaylamazca salladı. Elleriyle yanaklarımı şevkatle tuttu "biraz sosyalleşmeni istiyorum. Benim için yapabilir misin?" Bakışlarımı kaçırarak sessizce bi nefes verdim. "Yaparım" annem son kez gülümsedi ve gözleri kahkülümün köşesine kaydı "toka yakışmış..." elimi başıma atarken yüzümü yıkarken taktığım tavşanlı tokamı çıkarmayı unuttuğumu fark ederek biraz mahcup olarak çıkardım. Annem gülerek odamdan çıkarken seslendi "hazır olunca arabanın oraya gelirsin." Kendime bir sırt çantası hazırlayıp üstüme siyah askılı badi ve altıma bol bir gri pantolon giyerek üstüme belimin az aşağısında biten kapşonlu siyah ceketimi giydim. Muhtemelen annem takı, aksesuar falanda takmamı isterdi ama öyle bir düşüncem kesinlikle yok.

(Temsili resim)
Fazla oyalanmadan evin önündeki arabaya geldim. Bir süre sonra ablamda geldi herkesin işi bitince ise araba çalıştı, uzun yol boyu ilerlemeye başladık. Bu anı fırsat bilip bende kafamı cama yaslayıp biraz kestirdim. Bir süre sonra gözlerimi araladığımda benzinlikteydik tahminimce arabanın benzini bitmişti çünkü babam arabada değildi o sıra annem ablamla beni dürttü ablamda kulaklığını çıkarıp anneme döndü "markete girip birşeyler almak ister misiniz? Hem lavaboya girip elini yüzünü yıkarsın Mila şişik gözlerle gitmek istemezsin değil mi?" Başımla onaylayıp ablama baktım "gel" diyerek arabadan çıkınca peşinden çıktım. Benzinliğe girdiğimizde ablam en sevdiği kurabiyelerinin olduğu reyona ilerledi "ben biraz burada takılacağım, keyfine bak." Etrafa bakındım lavabonun olduğu tarafa ilerlerken kuyruk olan sırayı görünce gözlerimi devirdim. Beni mi buldun ya?
Sabırla nefes verirken ablamın yanına gidiyordumki yanlışlıkla önümdeki çocuğa çarptım. "Pardon" diyerek elinden düşen süt kutularını yerden alıp uzattığım sırada gözgöze geldik kumral, simsiyah kapşonlu pantolonlu birşeydi. Gözlerini kaçırarak "sağol" dedi ve elimdeki sütleri alıp gitti. Dikkat etsene falan demesini beklemiştim gitmesini izlerken biraz şaşırdım. Tekrar lavabonun olduğu tarafa gittim sırada iki kişi kaldığı için sıraya girdim az bir süre sonra elimi yüzümü yıkayıp saç baş falan düzeltip çıktım. Ablamın yanına gittiğim reyonda göremeyince kasanın o tarafa baktım çoktan çıkıyordu beni görünce seslendi "Mila gel gidiyoruz!" İsmimi söyleyince ablamın arkasındaki çocuk bu tarafa baktı bir an için ona bakma fırsatı bulamadım ablamın yanına giderken seslendim "geliyorum!" Ablamın yanına gittikten sonra birkaç poşet birşey vardı ablam poşetleri taşıyamadığı için gözüyle yerdeki diğer iki poşedi gösterdi "şunlarıda sen alsana, çok ağırlar ne almışım ki bu kadar" poşetleri yerden alırken arabaya doğru gittik "kesinlikle alışveriş yapmayı seviyorsun" yürürken yemin edebilirim ki arkamdan izleniyordum. Omzumun üstünden dönüp baktığımda yine o çocukla gözgöze geldik, ama tekrar gözlerini kaçırarak arkası dönük bir adamın yanına gittiğini gördüm.



