تخطٍ إلى المحتوى

METEOR

الفصل 1 · قراءة 3 دقيقة

METEOR

الفصل 1

METEOR

Artık her şeyden umutsuzdu... her şeyden. Artık elindeki eski nimetler kum tozu gibi uçup gitmişti. Karısı daha on yıl önce akciğer kanserinden vefat etmiş,onu kimsenin bulamayacağı ıssız kumullara gömmüştü. Oraya kimse bulamazdı... hiç kimse. Çünkü merkez, o ıssız kum kıyılarına ihtiyacı yoktu ve onun on yıllık nimetiydi.

Yıkık dökük taşlar ve tahtalar ile yapılı küçük evinden çıkan ihtiyar; upuzun gökdelenli, şehir merkezine baktı. Dünyadaki tek şehir merkezine... Bu lanet merkez aynı zamanda oğullarına mal olmuş hatta yaslarını tutulacak bedenleri bile kül etmişlerdi! Tek dertleri her karış toprağa totalitercilik oyununu oynamaktı. Yakında beş ay bile geçmeden Sibirya'yı alarak hedeflerini başaracaklardı. Kendisi de ölerek başaracaktı.

Yakınındaki kum kıyısına bir kova ve bir olta ile birlikte gitti. Cebindeki kutuyu açarak onlarca solucandan bir tanesini alıp oltanın iğnesine sapladı, yeni bir ölüyü daha kattı. Her zamanki yaptığı gibi uzun süre bekleyecekti. Kum kıyısında en az bir balık çıksa da iki balık çıkarabildiği oluyordu. Üçüncüsü çıksa balıkların tanrısı ona büyük bir hediye verirdi ama o, balıkları avlayan birisi olarak balıkların tanrısı ona böyle lütuf vermesi saçma olurdu.

"Lanet olsun!" diye bağırdı ihtiyar. Hala bir balık gelmiyordu. Bunun üzerine iyice düşündü, sonra kendi kendine konuşmaya başladı. Sesi öfkeli ve sert değildi, aksine yumuşaktı; kırılganlığı ve umutsuzluğu hissediliyordu.

"Neden gelsinler ki? Neden? Niçin? Hangi amaçla? Ben onları on yıldır avlayan birisi olarak, ki her gün yapıyorum bunu... Onlardan hangisi yüreğinden gelen cesaretle gelsinler ki bana, hangisi yüreğinden gelen sevgiyle gelsinler ki bana? Ben onların gözünde bir canavarım!" diyen ihtiyarın beynine şimşek çaktı, eski öfkesi geri geldi "Ama bazı canavarlar var ki... yine de saygı gösterilip seviliyorlar!"

İhtiyarın yüzü tekrar kırılgan ve umutsuz haline geri döndü ama bu sefer daha ağlamaklıydı.

"Ben umutsuz bir insan olabilirim, her şeyden umudum kesmiş olabilirim! Ama yaşıyorum, ve tek istediğim bu lanet şehir merkezinin yıkılması!"

Sonra elinde tuttuğu oltanın çekiştiğini hissetti. Yeni bir balığın geldiğini fark edince bütün düşüncelerden kurtulmasını sağladı. Oltayı kuvvetli ve hızlı şekilde çekti, amma da güçlüydü bu balık. Nerdeyse derisi soyulacaktı.

Ama buna değdi ve sonunda çıkarmayı başardı ancak adeta büyük olması onun gözlerini korkuttu.

Çok ama çok büyüktü.

ihtiyarı geriden tökezleyip iki gerileyip düştü, sırtını kötü vurdu. Bir süre inledi, acısını fazlasıyla dindirmeye çalışıyordu lakin nafileydi. Sadece sırtını tutarak yetindi. yarım saat sonra aklına büyük balık gelince, zorlana zorlana bedenini ters çevirdi. Gözleri ihtiyarın gözlerine bakıyordu. Korkunç!

Büyüklüğüne bakarsak balıklardan beş kat büyüktü. Ama simsiyah pulları cezbediciydi. Metal yapıya sahip görünümündeydiler.

Bu etki uzun sürse de ihtiyarın beynine yine şimşek çaktı

Balıklar hakkında kitaplar okurken eski toplumlarda eğer siyah balığın birisi tarafından zorla çıkartılıp onu yeryüzünde susuz bırakırsa Dünya'nın sonunu getirecek bir olayın patlak verileceğine inanılırmış.

Baktığı balığın pullarında turuncu ışınlar parıldamaya başladı. Gökyüzüne baktı. Onlarca, yüzlerce büyük meteorlar şehir merkezine doğru geliyordu!

İhtiyar, ağzı açık, öylece kalakaldı. Elinde ki isteksizce yere düşürdü. Gözleri sadece ama sadece yeryüzüne düşen meteorlara.

İsteksizce gülmeye başladı.

Ne kadar kötü bir rastlantıydı, bitaz sonra tam üzerine meteor çarpacaktı. Ne kadar güzel bir rastlantıydı, şehir merkezi bunun yaşanmaması adına ölümün ayaklarını milyonlarca kez öpmeye hazırdılar, ölüm; onlara yaklaşıyordu.

Ama ihtiyar istediği şeyi gerçekleştirebilmişti: şehir merkezinin yıkılmasını. Gözlerini meteordan ayrımadan hayatı film şeridi gibi geçiyordu, tıpkı meteorunda geçtiği gibi...

"Başardım, başardım! Tekrardan karımı ve oğullarımı görebileceğim" diyen ihtiyarın sesi duygusal bir mutluluğa sahipti. Son sözleriyle de sessizleşti.

"Teşekkür ederim, siyah balık."

Ve istediği gibi olur, meteor ihtiyarın bedenini ezdiği gibi, atomlara dönüştürene dek parçaladı. Bu gerçekleşmeden önce başka bir meteor, şehir merkezine çarptı. Masum insanların yüksek çığlıkları duyuluyordu, ancak domuzların sesleri resmen uzayı inletiyordu.

Böylece ihtiyar, her ne kadar masum insanların çığlıklarını üzülse de domuzların seslerinden haz alarak öldü. Umutlu ölüm de yaşama zamanıydı!

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.