Gökyüzü, bulutlarla kaplanmışken, Aden’in kalbinde bir fırtına kopuyordu. Yeni timdeki ilk gününde, etrafındaki yüzlerin tanıdık olmaması, içindeki yalnızlık duygusunu daha da derinleştiriyordu. Herkesin gözündeki yargı dolu bakışlar, daha önceki kayıplarının hatıralarını yeniden canlandırıyordu. Asaf Yüzbaşı'nın liderliği altında yeni bir başlangıç yapma umudu vardı ama bu umut, kayıpların gölgesinde sönmeye mahkum gibiydi. Aden, ilk gün toplantısına girdiğinde, oradaki gergin hava hemen dikkatini çekti. Herkes, sanki bir savaşa hazırlanıyormuş gibi düşünceli ve huysuz görünüyordu. Tim üyeleri arasında fısıldayan sesler, eski timin şehit olan arkadaşlarının anısını yaşatıyordu. “Onlar için savaşmalıyız,” dedi biri, sesinde hüzün ve öfke karışımı bir tonla. Aden, bu sözlerin ardındaki acıyı hissedebiliyordu. Ama burası, onun için yeni bir başlangıçtı; kalbini kapalı tutma sözü, şimdi daha da önemliydi. İlk konuşmayı Asaf yaptı. “Hepinizin acısını anlıyorum. Ama burada yeni bir aile olmalıyız. Birbirimizi koruyarak, geçmişin yükünden kurtulmalıyız.” Aden, Asaf’ın sesindeki kararlılığı dinlerken, kalbinde bir yerlerde bir şeylerin değişmeye başladığını hissetti. Ama bu aileye kabul edilmek, onun için imkânsız bir hayal gibiydi. Toplantı sonrasında, bir grup yeni arkadaşla tanışma fırsatı buldu. “Sen yeni misin?” diye sordu birisi, isminin Elif olduğunu öğrendiği genç kadın. Aden, başını eğerek, “Evet, bugün ilk günüm,” dedi. Elif’in yüzündeki gülümseme, Aden’in içindeki duygusal duvarları biraz olsun yıkmış gibiydi. Ancak, timin diğer üyeleri ona karşı soğuk kalmayı tercih ediyordu. “Bizim için savaşmak zorunda değilsin,” diyen bir ses, Aden’in kalbini sıkıştırdı. Kendini istenmeyen hissettiği bu an, ona eski günlerini anımsatıyordu. Asaf, Aden’in etrafındaki gerginliği fark etmişti. “Herkes, yeni üyeleri kucaklamalı,” dedi sert bir dille. “Aden, burada bir savaşçı olarak var. İhtiyacımız olan şey, birlikte savaşmak.” Asaf’ın gözleri, Aden’in içine işleyen bir sıcaklıkla doluydu. Ama Aden, bu sıcaklığın altında yatan duyguları sorgulamaktan kendini alıkoyamadı. “Savaşçı mı? Ben sadece bir yüküm,” düşüncesi, zihninde yankılanıyordu. Akşam, Aden ve Asaf yalnız kaldıklarında, Asaf ona dönerek, “Beni dinle, Aden. Seninle tanışmak benim için önemli. Sadece bir asker değil, aynı zamanda bir insan olduğuna inanıyorum,” dedi. Aden, Asaf’ın sözlerinden etkilendi ama yine de kendini korumak istiyordu. “İstemiyorum, kimseye ihtiyacım yok,” diye yanıtladı. İçindeki duygusal karmaşa, onu savunmaya itti. Asaf’ın yüzündeki ifade, hayal kırıklığı ve anlayış arasında gidip geliyordu. Sonunda, Aden’in içindeki savaş yalnızca dış düşmanlarla değil, kendi duygularıyla da olacaktı. Tanışma anları, istenmemiş hissettiği zamanlar, yeni bir timin parçası olmanın ağırlığı ve geçmişin hatıralarıyla yüzleşme zorunluluğu onu bekliyordu. Ancak, bu savaşta Asaf’ın varlığı, belki de kalbinin kapılarını açmak için bir fırsattı. Gece, yıldızların altında, savaşın soğuk rüzgârı yine yüzüne çarparken, Aden’in kalbinde yeni bir savaş başlıyordu: Aşk mı, intikam mı?
الفصل 2
İlk gün
نهاية الفصل
0 تعليق
لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.