KIZIL ARZU
Giriş: Kızıl Arzu İnsanlar altı aydır ölüyor, öldürülüyorlardı. Ve bizim bulduğumuz cesetler öylesine insan bedenleri değildi. Derileri topraklaşarak dökülmüş bedenlerin yanı sıra, uzun dişleri ve boynuzları vardı. Bunlar neydi? İsimleri, adları veya türlerinin bir ismi yok muydu? ⚜️KIZIL KRALİÇENİN LANETİ⚜️ Elimde tuttuğum silahı indirerek karşımdaki cesedi inceledim. Şimdiye kadar ki cesetlerin aksine insan bedenini taşıyordu. Boynuzları, pençeleri veya dişleri yoktu. Ama öylesine bir cinayet de olmadığı açıktı. Boynundaki diş izleri bizim haberdar olduğumuz ama adını henüz bilmediğimiz türlere aitti. Bir hayvana veya insana ait olamazdı. Lanet olsun ki bu tür ilgimi çekmeye başlıyordu. "Komiser Vitra. Araştırma ekibi geldi. Onlara bıraksak iyi olur." Yardımcım Van'ın sesini duymamla ayağa kalkarken silahımı da belime yerleştirmiştim. "Dikkatli olsunlar. Uzun zamandır takip ettiğimiz türlerin işleyeceği türden bir cinayete benziyor. "Emredersiniz komiser Vitra." Soyadımı tekrarlayıp durmasıyla sinirlenirken arkamı dönmüş dar sokakta ilerlemeye başlamıştım. Bu sırada da kim olduğumu veya bu cinayeti neden bu kadar çok umursadığımı düşünüyordum. Aslında cevap basitti. Annemin ölmeden önceki gördüğüm gözleri kırmızının çok farklı bir tonunu taşıyordu. Ve bulunduğumuz yıla rağmen arbaletle öldürülüşü unutabileceğim birşey değildi. Ve daha o zamanlar sadece yedi yaşında ufacık bir kızdım. O zamanlardan beri annemin neden öldürüldüğünü araştırıyordum. Sebepsizce bu adını bilmediğimiz türlere bağlamıştım annemin cinayetini. Eğer herşey tahmin ettiğim gibiyse o türlerin sonunu getirmeden de ölmeyecektim. Belki de hiç tahmin etmediğim şeyler olacaktı. Sinirle ilk sokağın ayrımını geçerken bir sonraki sokağı inceliyordum. Yerde buradan tam olarak anlayamadığım bedenlerden vardı. Ve hepsinin ölü birer hissizliğe hapsolduğunu anlayabilecek kadar da kendimdeydim. Elimdeki silahı kaldırarak geldiğim sokağı inceledim. Sokak sadece sağa ve sola açılıyordu. O yollar ise tel kapılarla kapatılmıştı. Silahı gözümün önüne getirerek çokta büyük olmayan çıkmaz sokağı incelerken bir adım geri atmıştım. Beklediğimin aksine burada bir katil yokken silahımı indirmiş ve cesetleri incelemeye başlamıştım. Ama hepsi ölüydü işte. Ve yine hepsinin boynunda aynı izler vardı. Sol tarafa doğru ilerleyerek neden böylesine bir yerde yalnız olduğumu düşündüm. Cevap yine çok basitti. Herşey bir plandan ibaretti. Ben Alisa Vitra. Planım için polis olmak istemiştim ve beni hedefime götürebilecek cinayetleri bulasıya kadar beş ülke gezmiştim. Birinci ülke İtalya'ydı. Ve ilk cinayet orada işlenmişti. Kurban ise Vanya Vitra, yani annemdi. Onun ölümü sırtından kalbine saplanan bir okken, nedeni kırmızı tonunu barındıran gözleriydi. İkinci ülke Fransa'ydı. Ve benim için ikinci cinayet orada gerçekleşmişti. Sebebini bilemediğimiz kadar çok mezarlığın üstünde kan bulunmuştu. Ve kanla boyanan tüm mezarlıklar kimsesizler mezarlığında bulunuyordu. Üçüncü ülke Amerika'ydı. Ve oraya gidiş sebebim çok farklıydı. Görevimi oraya taşımak istemiştim. Çünkü büyük bir ülkede cinayetler daha fazla olabilirdi. Dördüncü ülke Türkiye'ydi. Ve oraya gidiş sebebim çok komikti. Bu cinayetler haberlerde duyulmaya başlarken Türkiye çok sakindi. Çünkü bu cinayetlerin işlenmediği tek ülke orasıydı. Oraya giderek birkaç insanla röportaj yapmıştım. Ve sorduğum erkeklerin hepsinin dedikleri birbirine benzeyecek kadar da aynıydı. "Bizim burada o yarasamsı şeyler olsa kızlar bize bakmaz bacım." "Aman gelmesin onlar bize. Sırf insanları etkilemek için kendilerini ısıttırır bu hayvanlar." "Sen öyle misin? Kıtlasa beni bir kere." Eğlendiğim tek ülke Türkiye olabilirdi. Ve eğer olurda bu cinayetlerin sonunu getirirsem, tatil için gideceğim ülke de orası olurdu. Türkiye'den istemeyerek de olsa ayrılırken ki geldiğim yer Las Vegas'tı. Çünkü öldürülen insanların geneli mafya falan çıkıyordu. Yani eğer dönüşüm gibi birşey mümkünse insanlar bunu kullanmaya başlıyordu. Geceleri dışarıya çıkmak yasak dahi olsa çıkan bir sürü insan vardı. Türkiye'de ise şuan eylem faaliyetleri vardı. Yurt dışına çıkış orada yasaklanmıştı ve devlet hâliyle haklıydı. İnsanlar ısırılmak için çıkmak istiyordu. Ama bu istedikleri mümkün değildi. Korunaklı bir ülke olarak sakin kalmalılardı. Kendileri için dahi olmasa aileleri için bunu yapmalılardı. Hatırladıklarımı geriye iterken elimi tellere yaslamış ve hafifçe sallamıştım. Tırmanabilmek mümkündü ama birşey veya birşeyler kaçmalarına izin vermemiş olmalıydı. Bu ölümler öylesine bir sebepten değil, susuzluktandı. Acıya, vahşete susuzluktan. Bana şehveti veya romantizmi andırıyordu. Karanlık sokakta yalnız değildim, etrafımda bir sürü insan bedeni varken yalnız olmam imkansızdı. Yerdeki cesetlere bakarken neden öldüklerini anlamamak aptalca olurdu. Hepsinin ise ölüm nedeni aynıydı. Kanları boşaltılmıştı. Nedendi? Arkamdan gelen çarpma sesiyle yutkunarak yavaşça o tarafa döndüm. Büyük siyah kanatları, ellerinin üstündeki kemiksi dişler ve üst iki köpek dişinin uzunluğuyla ne olduğu tartışılırdı. Vampir değillerdi ama ağzından akan kanlar bir vampir'i andırıyordu. Derin nefeslerini buradan dahi duyuyordum. Nefeslerinin derinliği veya hızı yorgunluktan değildi. Dahasını istiyor olmalıydı. İlk olarak gözleri turunculaştı. Sanki bir yanardağını gözleriyle bana izletiyordu. Vahşeti andırıyordu gözleri, acıyı, kalpsizliği, acımasızlığı. Korkuyla bir adım geri çekildim. Karşımdaki şey hâlâ olduğu yerden beni izliyordu. Başını sağa yatırdı. Konuşmuyordu. "Nesin sen?" Korkumu içimde bir yerlere gizleyerek sorduğum soruya anlamsızca baktı. "Bilmem." verdiği cevapla kaşlarımı çattım. Kendide ne olduğunu bilmiyor muydu? Sağına döndü, ardından soluna. Bir şeyler onu rahatsız ediyor gibiydi. Ama sağında da solunda da cesetlerden başka birşey yoktu. Ama sanki... onun duyduklarını bende duyuyordum. Fısıltılar vardı. Kime ait olduğunu bilmediğim bir sürü fısıltı. Kaşlarını çattı. Kasıldı. Gözlerinin ateşi dindi. Artık sadece kırmızıydı. Aynı annemin ölmeden önceki gözlerini andırıyordu. Sırf bu yüzden istemsizce kasılan bedenim gevşedi. Bana odaklanmıştı. Nefesleri kesilmişti. Dişleri sanki normale göre uzun değilmişçesine daha da uzadı. Koştu. Bana sarıldı. Ben daha ne olduğunu anlayamadan uçtu. Çok yükseklere uçtu. Aşağıya baktığımda ise daha demin ki ölü bedenlerin hareketlendiği gördüm. Bir süre sonra durarak oda benim gibi aşağıya baktı. Kırmızı hareleri daha da koyulaşıyor keskinleşiyordu. Yutkundu. Boynuma baktı. Devamı ise sadece karanlıktı. Çünkü köprücük kemiğimin tam üstüne saplanan dişlerinin bana verdiği şey acı değildi. Planıma kavuşmanın verdiği şehvetti. 🩸 ⚜️BÖLÜM SONU⚜️ ÖNCELİKLE HEPİNİZE MERHABALAR. Yaklaşık bir aydır planladığım bir kurguydu. Diğer kurgum olan VII BENEK'e onuncu bölümde ara verecek ve bu kurgunun ilk bölümünü yayınlayacağım. Giriş bölümü erkenden gelecek çünkü görenlerin kurguyu merak etmesini veya konusunu az da olsa anlamasını istedim. Bir sonraki bölümün geleceği zaman takipçilere duyuru yapacağım. Panonuzu gözlemlemeyi unutmayın Kor Kızıllarım. Görüşmek üzereee 𓆝𓆟𓆞 Betül Sargın - Kızıl Arzu
- الفصل
- 1
- قراءات
- 0
- إعجابات
- 0
- التقييم
- —
الفصول
أعمال مشابهة
روايةELYSIAN
Merve Pınar Kılıç
4.6التصويت203.7 ألفالمشاهدات
روايةMimoza Çiçeğimin Katili
Fdnmzz
4.3التصويت107.6 ألفالمشاهدات
روايةIşıktan Ruhlar Diyarı
Destina Avcı
4.8التصويت97.6 ألفالمشاهدات
روايةTek Yumruk
Rabia
4.8التصويت29.7 ألفالمشاهدات
روايةKarşı Yakadaki Akrobat
Özlem Mutlu
4.7التصويت19.3 ألفالمشاهدات
روايةBÜYÜLÜ KILICIN ESARETİ
Melonis ✧
4.9التصويت15.5 ألفالمشاهدات
روايةURİEL
Üm
4.8التصويت13 ألفالمشاهدات
روايةMECBURİ MÜHÜR (Beş Diyarın Efendisi)
Cansever GÖRGÜLÜ
4.8التصويت11.6 ألفالمشاهدات
رسم4 Kardeş 4 Element
Mucize STUDİO
4.8التصويت9,984المشاهدات
روايةYansımasız
Regina ^ - ^
4.2التصويت9,460المشاهدات
روايةGökyüzündeki İnciler
Simge Işık
4.5التصويت8,448المشاهدات
روايةİmparatorluğun Kılıcı (Wisteria 3)
Adora Yağmur
4.7التصويت7,053المشاهدات

