تخطٍ إلى المحتوى

KATİL

الفصل 1 · قراءة 2 دقيقة

KATİL

الفصل 1

1. BÖLÜM

Yorgunca masadan kalktım ve her sabah olduğu gibi kahve makinesinin yolunu tuttum. Bir kahve bile beni uyandırırken ben yataktan kalkmamak için direniyorum. Evet, bu cidden komik.

Son bir kaç adım kala bir adam bana çarptı. Hemen rönüp ona bakmak istesemde... Yoktu. Sanırım sabah sabah işe geldiğimden ve uykusuzluğumdan halüsinasyonlar görmeye başladım. Ah tanrım bir doktor randevusu daha.

Kahve makinesinin önündeyken arkadaşlarıma bağırdım.

"Kahve almak isteyen?"

Arkadaşlarımın isteğiyle onlara da birer bardak kahve bırakıp tekrar koltuğuma oturdum.

~~~

Son 3 dakikadır telefonuım çalıyordu. Sessize aldığım için telefonla beraber masa da titriyordu ve yakında delirecektim. Sinirlendim ve telefonu alırken arayana baktım. Bu benim kardeşim Bruer'di.

"Ne istiyorsun Koca Adam?"

"Abla, yardım et."

"Bruer ne oluyor?"

"İyi misiniz?"

"Bruer!"

Kulağıma gelen bip sesiyle zaten artan endişem daha da şiddetlenince ofisten çıktım. Kimseye bir şey demeden çıktım ve otoparkta Sierra'yı aradım.

"Ne olu-"

"Sierra çabuk bizim evin önüne gel, bende orada olacağım!"

Sesini bile duymadan kapattım. Arabayı çok hızlı sürüyordum. Biraz daha bu hızla sürersem korkarım bir ağaca toslardım. Bu yüzden yavaşladım. Sakince nefes alıp kardeşlerimi düşünüp kendimi rahatlatmaya çalıştım.

Babam biz küçük yaştayken bir kalp krizi nedeniyle vefat etti. Annemde o gidince pek dayanamadı. Ama tek umutları bizdik bu yüzden bizi belli bir yaşa kadar büyüttü. Ben işe başladıktan birkaç gün sonra o da kendini saldı ve babam gibi bizi bırakıp gitti.

Daha sonrasında çocuklar benim sorumluluğumda kaldılar. Almanya'da ki teyzem ve arkadaşım Sierra dışında sığınacak kimsem yoktu. Bir şekilde çocuklar ile uğraştım.

11 yaşında olan Ellie benim küçük kardeşimdi. Bruer ise 16 yaşındaydı. İkiside sevimli iki çocuktu. Tamam, her ne kadar Bruer'den nefret etsemde onu seviyordum. Onlar benim hayatımda ki tek hazineydi.

Sonunda malikaneye ulaştıktan sonra bu düşünceleri attım ve asıl gündeme geldim.

Sierra malikanenin kapısında bana bakıyordu. Anahtarı aldım ve ona koştum. Bugün hizmetçiler izinde olduğundan kimse evde yoktu. Sierra beni bir soru yağmuruna tuttu.

Anahtarı açarken ona olanları atlatmaya devam ettim.

"Tuhaf olan şu ki-"

"Bruer senden asla yardım istemez."

Kapının gıcırdısını duyduktan sonra ikimizde birbirimize baktık. Ve hızlıca yukarı kata çıktık.

Bütün odaları yokladık ve son kapıya geldik. Biraz bekleme sonucu kapıyı ben açtım. Ve gördüklerimle beraber gözlerimin bulanıklaşması bir oldu.

"HAYIR!"

Neredeyse gökyüzünü inletecek bir çığlık attım. Yerde kardeşlerimin cesetleri duruyordu. Gözlerimden yaşlar akarken cesetleri incelemeye koyuldum.

Kardeşlerim o kadar şaşırmış ki gözleri açıktı. Ellerimle hafif bastırarak kapattım.

"Hayır, Sierra bu nasıl olur? Bu caniliği kim yapar?"

Biraz daha incelerken ikisininde karnında birer tane bıçak saplı olduğunu gördüm. Sinirim ikiye katlandı. Ancak Ellie'nin vücudunda bir kağıt parçası olduğunu görünce hemen aldım ve sesli bir şekilde okumaya başladım.

"Hayat senden nefret ediyor, Elisa Wincest."

O kadar çok sinirlendim ki bağırmaya başladım.

"Seni bulacağım ve kendi ellerimle öldüreceğim!"

Son sözümü söyledikten sonra etrafına baktım. Bir kapı olduğunu gördüm. Fakat sorun şuydu ki, bu kapı senin açtığın kapı değildi.

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.