Skip to content

KADER

Chapter 2 · 2 min read

KADER

Chapter 2

İLK KARŞILAŞMA

Köy evine adımımı attığım an, içimde bir huzur dalgası yayıldı. Derin bir nefes aldım; Ilıman Köyü’nün o toprak kokusu, temiz havası, kuş sesleri... Her şey tam da hayalini kurduğum gibiydi. İç Anadolu’nun ortasında, kalabalıktan uzak, kalbimi ısıtan bir yerdi burası.Arabadan inince ilk işim anneanneme ve teyzeme sarılmak oldu. Anneannemin yüzü hâlâ sıcaktı, elleri hâlâ nasırlı ama güven doluydu. Teyzemin gözleri sevinçten parlıyordu. Onlara sımsıkı sarıldım. Uzun zamandır böylesine güzel bir karşılaşma yaşamamıştım. Sonra evdeki herkesle hasret giderdik.Birlikte sofrayı kurduk. Herkes gülüyor, konuşuyor, yemekler sıcacık sofraya diziliyordu. Çatal kaşık seslerine karışan muhabbetler içimi ısıttı. Yemekten sonra klasik çayımızı demledik, tatlımızı yedik. Herkes yavaş yavaş odalarına çekildi.Ertesi sabah, babam erkenden, saat daha yedi olmadan, Ankara’ya dönmek zorunda kaldı. İşlerinin patronu olduğu için çok yoğundu. O giderken içim buruklaştı. Çünkü babam bizsiz yapamazdı. Bir yumurta bile kıramazdı. Genelde akşamları babaanneme uğrar, yemeğini yer, sonra evine çekilirdi. İçim üzülse de, “babaannem ona sahip çıkar,” diyerek kendimi rahatlatmaya çalıştım.O gün herkes kendi işine dağıldı. Annem ve teyzem mutfakta bulaşıklarla uğraşıyordu. Dayım tarlaya gitmişti. Dedem televizyon izliyordu. Ben ise telefonumdan “Bir Garip Aşk” dizisini izlemeye başladım. Ah, Arnav Singh Raizada… Çocukluk aşkım. Khushi ve Arnav’ın bakışmaları, o sahneler... Kalbim kıpır kıpırdı.Birkaç bölüm izledikten sonra kalktım, yemek için mutfağa geçtim. Sofra hazırlanmıştı ama dayım henüz gelmemişti. Tam o sırada kapı çaldı.Kapıya yürürken içimde garip bir heyecan vardı. Kapıyı açtığımda kalbim sanki bir anlığına durdu. Sonra deli gibi atmaya başladı. Karşımda 1.80 boylarında, esmer, uzun kirpikli, gözleriyle insanı içine çeken bir çocuk duruyordu. Yanında dayım vardı.Çocuk gülümsedi, elini uzattı:— Selam canım, nasılsın? Ben dayının arkadaşı Baran. 22 yaşındayım, yani dayından iki yaş büyüğüm, dedi.O an ne diyeceğimi bilemedim, hafif utangaç bir şekilde:— Merhaba abi, dedim.Baran içeri girdi. Ona bir bardak ayran ikram ettik. Sessizce içti. Sofrada kalmadı, yemek yemedi. Kısa bir sohbetin ardından teşekkür ederek kalktı ve evine gitti. Dayım onunla birlikte çıkmadı, içeride kaldı.Baran gider gitmez, kalbimde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. İçimde kelebekler uçuşuyordu. O gözler, o gülümseme... Daha şimdiden aklıma kazınmıştı.O günden sonra Baran’la ilgili ne varsa öğrenmeye çalıştım. Anneannemin ağzını arayarak yavaş yavaş her şeyi öğrendim. Meğer Baran’ın bir ablası ve bir kız kardeşi varmış. Ama kız kardeşi, annesinin üzerine kuma getirildiği için başka bir kadındanmış ama sonra başka bir beldeye taşınmış. Üvey annesi Kız kardeşini yanına almış,. Baran da zaman zaman onu ziyaret ediyormuş.Anneannesi hâlâ yaşıyormuş. 73 yaşındaymış ama annesine çok çektirmiş, biraz huysuz biriymiş. Baran’ın ailesi aynı bahçede üç ayrı gecekondu evde yaşıyormuş: Babası ve iki amcası, kendi aileleriyle birlikte.En ilginç olanıysa, Baran’ın mesleğiydi: Hayvancılıkla uğraşıyordu ve tam 150 koyunu vardı. Bu bana rüyalarımı hatırlatıyordu. Sessiz, derin, sade ama dolu bir hayat…---

End of chapter

0 comments

No comments on this chapter yet. Write the first one.