تخطٍ إلى المحتوى

KAÇ

الفصل 1 · قراءة 5 دقيقة

KAÇ

الفصل 1

1.BÖLÜM-Anne Kız Günü

"Bebeğim hadi kalk kahvaltı hazırladım." dediğinde annem yüzümü ekşittim. " 5 gün daha..." dedim huysuzlanarak. "Olmaz.. Hem bugün anne kız günümüz kalk bakalım." huysuzlanarak gözlerimi açtığımda gülümseyen annemi gördüm. Onu böyle neşeli görmek beni de güldürüyordu.

Bu arada ben Ayris, Ayris Marsis. 17 yaşında sayılırım 11. sınıfa geçeceğim, annemle yaşıyorum, babam yok. Kitap okumaya, müzik dinlemeye, buz pateni sürmeyi severim. Bu kadar.

Yataktan kalktığımda annem odamdan çıktı. Aynanın karşısına geçip bayağı uzamış olan perçemlerimi düzelttim. Notalı pijamamla ömür boyu durabilirdim ama annemin izin vereceğini sanmıyorum. Kafamı pencere tarafına çevirdiğimde havanın güneşli olduğunu gördüm. Dolabıma gidip kot şort ve beyaz crop aldım. Kıyafetlerimi değiştirdiğimde lavaboya gidip günlük işlerimi halettim.

Koşarak aşağı inmeye başladım. Koşmaya hıza, bayılıyorum. Mutfağa girdiğimde annemin kahvaltıyı hazırladığını gördüm. Tezgahtan tabak alıp masaya koydum. Sofrada her şey tamamdı. Sofraya oturduğumda yemeği yemeye başladım. "Bugün neler yapıyoruz?" bana soru yönelttiğinde annem, ağzımdaki lokmayı yutup konuşmaya başladım "Önce alışveriş merkezine gidebilir miyiz? Alacağım kitaplar var da." dedim. Annem tebessüm etti "Tabi ki gideriz tatlım.. Hem şöyle güzelde bir alışveriş yapar, sinemaya girer sonra da yemek yeriz ha?" Başımı olumlu anlamda salladım.

Annemle hiç anne-kız ilişkimiz olmadı hep arkadaş gibiydik. Bunda sanırım annemin beni 18 yaşındayken doğurması nedeninden kaynaklı. Annem 17 yaşında biyolojik babamla evlenmiş, ailesi onay vermeyince kaçmış, 18 yaşında bana hamile kaldığında da babam annemi terk etmiş. Evine geri dönmek istemiş ama anneannem ile dedem kabul etmemiş... Annemde tutunabileceği tek dala tutunmuş bana. Bende ona tutunuyorum... Üzerime ilk iftira attıklarında anneme tutunmuştum, dostlarım beni sattığında da, zorbalığa uğradığımda, dışlandığımda, ağladığımda, düştüğümde, anneme tutundum. Çünkü o beni hiç yalnız bırakmadı hep bir yardım eli uzattı beni güçlü olmak zorunda bırakmadı.

"Hadi bakalım kalk, kalk, kalk, kalk. Gitme vakti, saçını makyajını yap gel." Annemi yanaklarından öpüp koşarak odama çıktım.

Üzerime üşürsem diye oversize bir gömlek geçirdim ve makyaj masama oturdum. Makyaj yapmayı severdim ama aşırıya kaçmadan. Yeşil gözlerimi ortaya çıkaran göz makyajımdan sonra dudağıma açık tonlarda bir nemlendirici sürdüm. Dışarı çıkarken ruj da sürerdim ama yemek yerken bulaşmasın diye nemlendirici sürdüm. Tırnaklarım zaten hazırdı. Saçım kendiliğinden düz olduğu için sadece taradım. Küçük bir sırt çantasına, kitabımı, kulaklığımı, peçete ve su atıp çıktım.

Yine koşarak aşağı indiğimde annem kapıda beni bekliyordu. Ayağıma konverslerimi geçirip annemle birlikte çıktık.

Annem arabaya doğru yürüdüğünde bende onun peşinden gittim. Öne bindiğimde annem şoför koltuğuna geçmişti. Arabayı sürmeye başladığında arkada şarkı listem açılmıştı. "Evet kartlar açık oynayalım" annemle bu bizim bulduğumuz bir şeydi. 'Kartlar açık oynayalım' demek birbirimize sorular sorup onlara dürüstçe cevap veriyorduk ve en önemli madde asla yargılamıyorduk. "İlk soruyu ben soracağım, hayatında biri var mı?" diye soru yönelttiğimde annem biraz şaşırdı. "Cevabını biliyorsun ama yine de söyleyeyim hayatımda biri yok tatlım, hayatım mükemmel gidiyor. Güzeller güzeli bir kızım ve harika bir işim var. Bu yüzden bir erkeğe ya da eşe ihtiyacım yok." anneme bayılıyorum ya. "Peki ya senin var mı? Hoşlandığın biri, sevgilin?" soruyu sorduğunda kıkırdadım. "Bir sürü var aslında" diye cevap verdiğimde annemde hafifçe güldü. "Kitap karakterlerinden bahsetmiyorum koca gözlü." annem bana arada koca gözlü derdi.. "Hayır yok, olmayacak da. Bir erkek bulup ne yapacağım." dedim kendimden emin bir sesle. "Peki tamam sıra bende, en büyük hayalin ne?" büyük bir heyecanla sordum soruyu. "Yaşamak." dedi annem duyamayacağımı sandığı bir tonla. Nasıl yani? Yaşamak annemin en büyük hayali miydi? Sanmıyorum annem böyle felsefe işlerine falan girmez. "Anne, en büyük hayalin ne?" diye sordum tekrardan. Sanki daha demin hiçbir şey dememiş, somurtmamış gibi tekrar gülümsedi "Güvende olmak tatlım." dedi huzursuzca. Evet, yine başladık. Annemin son zamanlarda değiştiğini ve huzursuzca hareket ettiğini anlamam hiç zor değildi. Benden bir şey saklıyor ve bu şey onu içten içe kemiriyordu.

Neden huzursuzsun, neden tedirgin, mutsuz, emin olamadığın adımlar atıyorsun? Benden ne saklıyorsun anne?

İçimden geçenleri annemi daha fazla tedirgin etmemek için sustum. Ama bende Ayris isem bu olayı bulurum.

Fazla tepki vermedin mi? diyenler olacaktır ama annem bu son birkaç aydır bu şekilde. Sorduğumda beni geçiştiren cevaplar veriyor bende iş ile alakalıdır diye üstelemiyordum.

"Ayris.. İyi misin canım?" Annemin sesini duyduğumda kendime geldim. "İyiyim anne... İyiyim." yavaşça ağzımdan dökülen kelimeler ruhumu emip akmış gibiydiler.

Annem yine o gülümsemesini getirdi suratına "Hadi geldik kitapçıya gidiyoruz". Kitap almak umarım bir tek beni heyecanlandırmıyordur. Hızla arabadan indim ve çantamı sırtıma taktım. Yavaş adımlar ama hızlı geçen zamanla hemen kitapçıya girmiştik. İçeri girdiğimizde derin bir nefes alıp gülümsedim. Bu halimi gören annemde gülümsedi. "4 kitap" dedim anneme bakarak, annem başını eğdi ve "6 kitap" dedi. Hızla başımla onu onayladım. Haftada en az 1 kere gelirdik kitapçıya ve annemle kaç kitap bitirebileceğimi tartışırdık. Hemen Kurgu bölümünü bulup kendime 2 kitap aldım. Korku-Gerilim kısmına geldiğimizde de elimde 2 kitap vardı 1 tane de klasik aldım. Çantamda ki kitapla birlikte 6 kitap olmuştu.

Hızla kapının orada ki telefonla konuşan annemin yanına gidiyordum ki konuşmasını duyup rafın arkasına geçtim. "Hayır, Ayris'in kılına zarar gelirse size bu Dünya'yı dar ederim... Bulacaksınız o adamları birimize bir şey olmadan önce." annem otoriter sesi ile konuştuğuna göre şirketteki biriyle konuşuyor olmalıydı. Böyle durduğuna bakmayın annem işte baya otoriter ve disiplinli bir kadındır. Kospirta şirketin CEO'suydu annem. Bana, bize iyi bakabilmek için çok çalışmıştı ve şuan hakkıyla çalışıyordu. Ama asıl önemli olan kim bize zarar verebilirdi? Ve neden tehlikedeymişiz gibi hissediyorum. Anne her ne oluyorsa bana da söylemen gerekiyor, bunun ne zaman farkına varacaksın?

Annem beni fark ettiğinde tekrar adımladım. "Tamam kapatıyorum" dedi hızlıca ve telefonu kapattı. "O kimdi?" diye sordum bir şey duymamış gibi, "Hiç... İş ile ilgili. Bakayım kitaplarına" elimden kitapları aldı ve olumlu yönde olan birkaç mırıltı çıkardı. Kasaya dönüp parayı ödedikten sonra sinema için film seçmeye gittik. Ortak film bulduğumuzda seansın 1 saat sonra olduğunu fark ettik. "Önce yemek yiyelim sonra gireriz olur mu?" diye sorduğumda "Tabiki nasıl istersen tatlım." dedi. Birlikte yürüyen merdivenlere çıktığımızda ikimizde sustuk. Sanki olanları anlamak için gözlerimizin konuşmasını bekliyor gibi...

Annemin gözlerinden tek bir şey okunuyordu 'çaresizim'. Seni çaresiz kılan, tedirgin eden, güvende kılmayan şey ne anne? Bana işte bunu söylemen gerekiyor. İnsanlar söyleyemediği şeyleri birinin gelip onu anlamasını ve anlatmasına zorlamasını ister, çünkü başka türlü anlatamaz... Sende böyleysen niye sorduğumda anlatmadın? Niye her derin konularda yüzün düşüyor ve dalıyorsun anne? Derdini söyle bana...

نهاية الفصل

0 تعليق

لا توجد تعليقات على هذا الفصل بعد. اكتب أول تعليق.