Skip to content
Kami

İskambil Adası

Akgül

NovelContinuesFantastic

Ah! benim şu zorlu araştırmalarım , her seferinde yanlış bölgeye odaklanmam normal mi ?. Neyse Ben Hera İstanbul'un en iyi şirketlerin'den birinde arkeoloğ olarak çalışıyorum, bulabiildiğim tek şey ise; kocaman bir hiç şirketten kovulmam an meselesi olabilir. Aklıma gelen her yeri araştırmama rağmen eli boş dönmemim nedenini bir türli anlamıyorum. Kafam o kadar dolu ki kapının zili'ni üçü'ncü çalışında duydum. Kapıya nasıl bir hızla koştuğumu bilseniz inanın çok gülerdiniz. Kapıya geldiğimde elimi siyah kapı'nın koluna uzattım ve kapıyı açtım. Karşımda duran ela gözlü, kumral ve bir atmış boylarındaki neşe bana gülümsüyordu "Oho! kızım en yine dalmışşın" Neşe yine formunda gibi duruyordu, asla neşesini kaybetmez gülücük saçar etrafa. Kafamla içeriye işaret ederek ,girmesini söyledim. Neşe içeri girerken ellerini havaya kaldırdı ve tırnak içinde işiareti yaptı "Ya kızım tırnak içinde söylüyorum, sen bir gün uykusuzluktan ölürsün" Neşe benim onun gibi gülücük saçıp mutlu olmamı istiyordu , ancak benim kaybet üzere olduğum bir işim vardı bu durumda mutlu olma mı nasıl beklerdi? şuan benim yerimde olsaydı, yinede gülücük saçardı. "İşimi kaybetmek üzereyim ve sen benim gülme mi istiyorsun öyle mi?" Dediğimde, kafasını evet şeklinde salladı. "ah! dostum hadi ama eninde sonunda bi keşif yapıcakın." Neşenin ağzında bir bakla olduğuna adım gibi emim ama bunu ne zaman açığa döker işte o muamma " Şu ağzında ki baklayı çıkarsana" dediğim an da ayağa kalktı ve etrafımda dönmeye başladı. "Sana desem ki bir ada buldum daha önce hiç kimse keşif yapmadı ne dersin o adaya gitmeye?" gözlerim irice açılmıştı bile çoktan. Bir ada ve daha önce keşfedilmedi bu nasıl olabilir? kafamda ik dakikalığına karışıklığa yol açtı. "Bu nasıl olur? nasıl kime bilemez ? yani demek istediğim bu adanın ayrıcalığı ne?" Neşe kollarını havaya kaldırdı ve "Bu adada en çok dinazorun yaşadığı ada olduğu söyleniyor. Ama ne kadar doğru bilmiyor bilin memesi'nin nedeni ; bir çok şirketin o ada dan korkuyor olması" . Bir çok şirketin bildiği ama korktuğu bir ada, tehlikeli mi ?yoksa lanetli mi? . "Ada'nın adı ne ben biraz araştırma yapıyim" dediğimde Neşe nefeini tuttu sonra geri bıraktı "Ya kızım ben araştırdım diyorum korkucak bir şey yok hem yanlız olmayacagız ki" kaşlarımı soru sorar şeklinde kaldırdım. "Tamam kim olduğuğunu söyliyim; Melis, Yavuz, Serdar ve Yiğit" Tanıdığım üç kişi ve tanımadığım bir kişi. Derin bir nefes aldım ve "Yiğit?" Dedim. Neşe kaşlarını kaldırdı ve "Ekibe yeni katıldı tam olarak bende tanımıyorum, ama bir sürü buluş yapmış." kafamı tamam anlamında aşağı yukarı salladım Neşe oturduğu siyah deri koltuktan ayağa fırladı" Yaşasın bu gidiyoruz demek eşyalarını topla Hera" Adanın ismini bile söylemeden koşarak evden çıkıp gitmişti o ada da bir şeyler olabilr mi? laptop'u elime alıp google ye girdim ve araştırmaya başladım o kaar çok arama yapmıştım ki laptop ısınmıştı benim bulduğum ise, kocaman bir hiç. Sabaha kadar yaptığım araştırmadan hiç birşey çıkmadı. saat yedi olmuştu benim'se toplamam gereken bir valiz vardı. Dolabın üzerinden mavi valizi indirdim fermuar'ını açtım, içine attığım bir kaç pantolon ve kazağı katlayıp, düzgünce yerleştirdim. tam fermuarı kaptırken dolabın üzerinde duran ; annemle birikte çekildiğimiz son fotoğrafı gördüm. Siyah saçlarım rüzgarda uçuşuyor, koyu kahve gözlerim güneş ile birlikte açığa dönmüştü. Annem ise; siyah saçlarının üzerine taktığı turuncu bandana ve yeşil gözleri ile muhteşem görünüyordu. Fotoğrafı da valize atıp fermuarı kapattım. Neşe çoktan gelip kapının önünde bağırmaya başlamıştı bile "Hera hadi seni bekliyoruz." Valizi alıp kapıya yöneldim, eve son kez bakıp kapıdan çıktım karşımda duran Neşe yine adı gibi neşe saçıyordu. Melis tam karşıda durmuş kahverengi gözlerini kısmış bana bakıyordu. Yavuz ve Serdar ikiz oldukları için birbirlerine çok benzemeleri gerekirken çok farklıydılar tek bener yanları ikisinin de gözlerinin ela olması. Valizi alıp arabanın arka koltuğuna attım arabanın camından üzerimdeki siyah deri mont ve içindeki siyah kazak oldukca iyi görünüyordu. Kendime camdan bakarken bir anda arabanın camı açıldı. Camın arkasında; Siyah gözlü,siyah saçlı ve buğday tenli bir genç vardı. "Yardım lazım mı?" Alycı bir gülüş vardı suratın da. " Yardıma ihtiyacım yok teşekkürler ama benim arabam'da ne işin var bunu açıklamazsan senin bir doktor yardımına ihtiyacın olucak" dediğimde yüzünde ki alaylı gülüş büyümüştü . "Napmayı planlıyorsun mesela; gözümün üzerine okallı bir yumruk ya da saçlarımdan tutarak beni arabadan çıkarmak nasıl fikir" Benimle dalga geçiyordu hemde bunu açık açık yapıyor du. Sinirime hakim olarak, arabanın sağ koltuğuna geçip oturdum. "Çok cabuk teslim oldun!" dediğinde gözlerim irice açıldı. "Sen salak mısın? hem arabama biniyorsun hem bana laf atıyorsun" Dediğimde gülüşünü saklamıyor du benimle uğraşmak hoşuna gitmiş gibi görünüyordu. "Şuan sana anlatacak bir derdim yok Hera, ama adımı sorduğun için teşekkür ederim ben Yiğit" Dediğinde elini havaya uzatmış siyah gözleri ile bana bakıyor du, kollarındaki belirgin damarları spor hayatının aktif olduğunun kanıtıydı. "Vapur'a yetişmeliyiz!" Dediğimde, yüzündeki gülümseme silindi. Derin bir nefes alıp arabayı çalıştırdı, tam arkamızdan gelen Melis ve Neşe bizi sollarken Neşe'nin araba'nın camından kafasını çıkarıp bana dil çıkarması beni güldürmüştü. "Demekki sende gülebiliyorsun" Yiğit zafer gülüş'ü atıyordu bana bakıp gülüyordu. "Ben!" Diyip sustum dişimi damagıma geçirdiğimde neden utandığımı bilmiyorum bile. Yüzünü yüzüme çevirdi "Sen?" kaşlarını soru sorar şeklinde havaya kaldırdı. "Yani ben aslında çok fazla gülmem" dediğimde kafasını tekarar yola çevirdi. Yaklaşık on dakika yirmi saniye sonra iskeleye geldik. Vapur'a koşarak yetiştik ve bindik. Yiğit arkamdan gelip yanıma oturdu Neşe elinde pembe bir pamuk şekerle bize yaklaşıyordu. Serdar ise garip bir yüz ifadesi ile bize yaklaşıyordu Yiğite bakışları garipti. "Melis ve Yavuz nerde?" Sorum üzerine vapur'un girişinde beliren Yavuz ve Melis yanımıza gelip tam karşımıza oturdular ,Neşe ise elindeki pamuk şekeri yemeye devam ediyordu. Ortamda ki tek garip Serdar dı eskisi gibi davranmıyordu aksine garip bir yüz ifadesi vardı. Ela gözleri bir başka bakıyordu. kaşları çoktan havaya kalkmıştı bile bu ada işinden hoşlanmadığı her halinden belliydi ama Neşe üzlmesin diye susuyordu Yarım saatlik bir deniz yolu sonrası vapur durdu, hep birlikte vapurdan inerken Neşe çoktan kusmaya başlamıştı "Ya size dedim ki bir uçakla gelelim vapur beni tutuyor" bir yandan söylenip bir yandan kusmaya devam ediyordu. "Haklısın Neşec'im ya biz zaten para sıçıyoruz" Melis Neşe'ye söylenirken, Sedar ve Yavuz arkadan geliyordu Yiğit ise ortada yoktu. "Ya abi ben vapur da başka hayaller kurdum ama siz beni kusturuyorsunuz." Serdar'ın yüzüne tekrar gülümseme gelmişti "Ne hayali kuruyordun acaba?" Serdan yüzünü ciddi bir tınıya bürüdü ve tek kaşını havaya kaldırdı "İkizim bence Neşe bir erkeğin kolların vapurda kusmayı hayal ediyordu" attığım büyük kahkaha ile kendimden geçmiştim. "Şey yeni çocuk nerde?" Melis bu soruyu sorduğu anda herkes etrafına baktı "Burdayım!" sesi biraz garip geliyor du sanki kusuyormuş gibi kafasını ağacın arkasından çıkardı "Biraz kusuyorum da" Neşe kafasını kaldırdığında şaşkınlık dolu ela gözleri parlıyordu adeta "Ay bir ortak yönümüz var bende kusuyorum Aşkım" dediğinde herkes şaşkınlıkla Neşeye baktı. "Niye şaşırıyorsunuz Yiğit benim sevgilim bu yüzden ekibe katıldı " Serdar kafasını Yiğite çevirdiğin de yavuz elini Melisin omzuna koydu ve "Ne çok ortak yönümüz var Melis" dedi ve dişlerini göstererek sırıttı "Ne gibi?" Melis şaşkın bir bakışla sorduğu sorunun cevabını bekliyordu "Ben şıçıyorum sende şıçıyorsun çok büyük bence evlenip şıçan çocuklar yapabiliriz" dediğinde kahkaha attı. Melis ani bir refleks ile elini omzun atıp yavuzun elni ittirdi "Gerizekalı ya bu uzak tutun şunu benden mallık filan bulaşmasın bana" dediğinde herkes "ooo!" diyordu. Kafamı yukarıya kaldırdığımda adanın girşindeki tabelaya baktım, İSKAMBİL ADA'SI na hoş geldiniz yazıyordu. Bu beni en önemli keşifim olabilirdi ama bu ada'da bir gariplik vardı nedenini çözemediğim büyük bir gariplik. Yarım saatlik bir yürüyüş ve ardından, benim yorgun düşmem sonucunda bir ağacın kenarına oturdum. Saatlerce burada kalabilir ve uyuyabilir'dim. Ama ayağa kalkıp bizimkilerin peşinden gidecekken yeşil ağaçların arasında bir yüz gördüm bizi izliyordu. Oraya dalmış bir şekilde bakarken Serdar bana seslendi. "Hera!" kafamı çevirdim ona bakıp gülümsedim. "Orada biri var, bizi izliyor!" Dediğimde hepsi parmağımla işaret ettiğim yere baktı. "Hera sen bence uykusuzluktan hayal görüyorsun çünkü orada kimse yok!" Kafamı aniden çevirdim, kimse yoktu kaybolmuştu az önce bizi izleyen adam saniyeler içinde yok olmuştu. Bu adada garip olan birşeyler vardı hemde çok garip olan birşeyler... ♣️

Chapter
0
reads
0
Likes
0
Rating
—
Rate

Similar works